Monthly Archives: Ağustos 2021

Geçişi Korumak

Soru: İsrail topraklarına gittiklerinde neden önce önderler girmediler? Tüm ordu geçene kadar beklediler ve ardından geçişi tamamladılar.

Cevap: Onlar için en önemli şey sınırı korumaktır çünkü tüm insanların kurak topraktan geçmesi gerekir. Kızıldeniz’i geçmek nasılsa, burada Ürdün nehrini geçerken de aynıdır. Herkes geçtikten sonra önderlerin görevleri o anda tamamlanmış ve sular tekrar kapanmıştır.

Yorum: Bazı açılardan bu, Musa’nın Firavun’a herkesi alacağını ve herkes dışarı çıkana kadar bekleyeceğini söylemesine benziyor.

Benim Cevabım: Ama orada Malhut’tan Bina’ya Zer Anpin üzerinden bir çıkış vardı – “çöl”ün ara durumuna. Burada Bina’ya, ihsan etme niteliğine geçiş vardır.

Kadın ve Erkek Birbirini Tamamlar

Soru: Kabala’da kadın sezgisi diye bir şey var mı? Eğer öyleyse, Kabala onu nasıl etkiler ve gelişmesine nasıl yardımcı olur?

Cevap: Elbette var. Bizim dünyamızda kadın doğaya çok daha yakındır. O her şey hakkında, hayatının sonuna kadar çocuk kalan bir adamdan daha gerçekçidir.

Bir kadının çocukları doğurması ve eğitmesi gerektiğinden, bir şekilde daha yüksek sistemden, Yaradan’dan, O’nun işlevlerini alır: doğurmak, doğanın bir sonraki seviyesini, gelecek nesli geliştirmek.

Bu nedenle dünyamızda bir kadın bir erkekten daha olgun ve daha gerçekçidir. Ama diğer yandan, bu, erkeklerde kadınların sahip olmadığı niteliklerle telafi edilir.

İnanıyorum ki var olan ayrı erkek ve kadın grupları esasen birbirini tamamlar. Bu nedenle,  özgürce gelişmesine izin vermek dışında,  kimseye baskı yapmak gerekli değildir.

Bizler dünyada Kabala’nın serbest gelişiminin ilk nesliyiz. Ve bu nedenle, bu olguyu önce kendimiz üzerinde çalışmalıyız, o zaman kendini gösterecek ve nasıl ilerleyeceğimizi öğreneceğiz.

Üst Dünyayı Yönetmek Mümkün Mü?

Soru: Neden üst dünyayı yönetmeye ihtiyacımız var ve kendimizi bile yönetemezsek bunu nasıl yapabiliriz?

Cevap: Gerçekten de insan kendini ve hatta üst dünyayı kontrol edemez.

Ancak, ihsan etme ve sevgi nitelikleriyle üst güçle bağ kurmaya çalışırsanız, her ikisi üzerinde de kontrol sahibi olabilirsiniz. O zaman üst dünyaları kontrol edebilirsiniz.

Soru: Kişi kelimenin tam anlamıyla sıfır noktasından mı başlar?

Cevap: Çok iyi bir halden, üst kuvvetin tam tersinden başlar. Bu muhalefet, onun doğru hareketinin temeli, taahhüdü, koşuludur.

Yemek Sırasında Sessizlik

Soru: Sessizlik unsuru Kabalistik yemeklerde sıklıkla kullanılır. Bunun anlamı nedir?

Cevap: Anlam sessizlikte değil, niyettedir. Manevi yolda dostlarınızla yemek yerken, amaca doğru nasıl birlikte çabalayacağınıza, nasıl birleşeceğinize, şimdi ve sonra Yaradan ile bu bağdan ne kadar daha büyük bir bağ geliştirmek istediğinize dair çok güçlü içsel niyetleri derinlemesine araştırırsınız.

Bu nedenle, insanların sessizce oturmaları çok önemlidir.

Not: Kabalistik melodiler de yemeklerde sıklıkla kullanılır.

Cevap: Evet, İnsanların birlikte söylediği, genellikle sözsüz belirli melodiler vardır.

Tüm bu unsurlar, manevi kaynağa, Yaradan’a olan ortak içsel bağa yükseltmek için, onların içsel olarak bir araya gelmelerine yardımcı olur.

“Dünya Olarak Nerede Yanlış Yaptık?” (Quora)

Ego sayesinde uyumlu ve huzurlu bir hayata kavuşabileceğimizi düşünerek yanıldık.

Yaklaşık 5.000 yıldır, eski Babil zamanından beri bencilce gelişiyoruz. Teknoloji, ekonomi, kültür ve eğitimdeki gelişmelerle mutluluğa ulaşacağımızı düşünüyoruz. Ancak, böyle bir düşüncede büyük ölçüde yanılıyoruz ve zamanımızda, inşa ettiğimiz şeyin çökmekte olduğunu görüyoruz. Yakında, bizi olumlu olan her şeye götüren teknik gelişmeyi hayal etmekten vazgeçeceğimiz bir duruma geleceğiz.

O halde kendimizi nasıl durdurabilir ve büyük felaketlere varmaktan nasıl kaçınabiliriz? Çözüm, insan bilincinin gelişmesinde yatmaktadır. Egoist gelişimin sonu ve bunun olumsuz tezahürlerine dair artan anlayışla birlikte, onlar hakkında felsefe yapmadan veya teorileştirmeden doğa yasalarının ne olduğunu da öğrenmemiz gerekiyor. Özünde, insanlığın kurtuluşunun, genel doğa yasasının bilgisinde, kullanımında ve gerçekleştirilmesinde yattığını anlamamız gerekir

Sünnet—Egoist Arzuların Reddi

Prophets, Joshua, 5:4: Joshua’nın sünnet olmasının nedeni de budur: Mısır’dan çıkan bütün halk, yani erkek olan, bütün savaş adamları, Mısır’dan çıktıktan sonra yolda çölde ölmüşlerdi.

Sünnet olmak, egoist arzularınızı kullanmayı reddetmek demektir. Kullanımlarının durdurulması Mısır’dan göçle başladı ve çölde sadece 40 yıl sürdü. Bu nedenle 40 yıl boyunca sünnetsiz nesiller doğdu.

Çünkü dışarı çıkanların hepsi sünnetliydi ama yolda, Mısır’dan çıktıktan sonra çölde doğanların tümü sünnet edilmemişti.

Bu insanlar, Mısır dışında doğdukları için Mısır’da yaşayanların sünnet etmesi gereken egoist arzuları kullanmadılar. Çölde, nitelik içinde, alacak hiçbir yerleri olmadığında, sadece gökten gelen manna denilen, Bina’dan kendilerine düşen MAN ile yaşadılar. İsrail topraklarına girme durumuna ulaşmak için kendilerini besleyerek bunca yıl bu şekilde yürüdüler.

Islah edemediğimiz en önemli egoist arzu sünnete tabidir. Onu sadece reddedebilirsiniz ve kullanamazsınız.

Eğer manevi nitelik olan Bina niteliğine ulaşmak istiyorsak, o zaman egoizmimizi kendi iyiliğimiz için kullanma hakkımız yoktur ve “sünnet derisi” olarak adlandırılan şey budur.

Üst Dünyayı Anlamak Mümkün Mü?

Soru: Akıl, üst evreni nasıl yöneteceğini anlayamıyor. Bu sadece hissedilebilir, ancak muhtemelen öğretmek imkansızdır. Üst dünyayı anlamak mümkün mü?

Cevap: Üst dünya, görmediğimiz ve hissetmediğimiz elektronları ve atomları hayal ettiğimiz gibi tamamen dıştan incelenebilir ve anlaşılabilir. Bu şekilde, manevi öz ve manevi eylemler hakkında bilgi sahibi olabiliriz.

Üst dünyayı ancak egoist alma arzusundan özgecil ihsan etme arzusuna geçişimiz ölçüsünde anlamak mümkündür.

Böyle bir değişiklik, Kabala bilimini çalışmanın etkisi altında yavaş yavaş içimizde meydana gelir.

Soru: Bir Kabalist ilerleme için hangi araçlara sahiptir?

Cevap: Kalbinizde hissetmek ve aklınızla anlamaktan başka bir şey yoktur.

“Dünyadaki Yiyeceklerin Çoğu Neden Kötü Kalitede?” (Quora)

Yiyeceklerimiz iyi ve doğal türden olamaz çünkü tüm dünyayı, milyarlarca insanı beslemeye çalışıyoruz. Sonuç olarak, yiyeceklerimizin çabuk bozulmaması ve doğadan ayrılmamıza rağmen tatlarının doğal yiyeceklere yakın olması için farklı genetik biçimler geliştirmek zorunda kalıyoruz. Bu nedenle gıdalarımızın çoğu, türlü genetik katkı maddeleri içerir ve tatlarıyla kokularının çoğu yapaydır.

Bunun bir sonucu olarak, yeni neslin de hızlı bir şekilde büyüdüğünü gözlemliyoruz. Farklı sapmalarla beraber, neden bu kadar hızlı büyüyorlar ve önceki nesilden bu kadar farklılar? Bunun nedeni, çeşitli genetik katkı maddeleri ve değişiklikler içeren gıdalar yememizdir. Öte yandan, ne yazık ki başka bir çözümümüz de yok. Milyarlarca insanı beslemek ve bozulmamış gıdayı insanlara ulaştırmak için böyle davranmak zorundayız.

İnsanlık hayata yaklaşımını değiştirene kadar; bunca faaliyetle kazancımızı nasıl artıracağımızın peşinden koşmak yerine kendimize, hayatımızın değerine daha fazla dikkat göstermemize kadar, hiçbir çıkış yolumuz yok. Genetiğin yemeklerimizin hazırlanışına katılmasını ancak o zaman durdurabileceğiz. İnsan bilincinin, bencillikten toplumun genel yararına kesin olarak dönüşmesi, lezzetli ve sağlıklı yemek hazırlama alanında da değişikliklere yol açacaktır. Her zamanki gibi, yediğimiz yiyecekler ve birçoğumuzun birbirimize reklamını yaptığımız sağlıksız, zararlı ve zehirleyici ürünler açısından, sorunun kökü insan egosudur. Bu tür faaliyetlerin arkasında, başkalarının pahasına kâr etme arzusu vardır.

Yaradan’a Dönün!

Soru: Doğal olarak Yaradan’a tabi olduğumu anlarsam, nasıl doğru bir şekilde komşumu kendim gibi sevebilirim?

Cevap: Sadece kendinizi sevdiğiniz için komşunuzu her hangi bir şekilde sevmenin imkansız olduğunu ve size her şeyi Yaradan’ın verdiğini anlarsanız, o zaman O’na dönmelisiniz. Hepsi bu.

Ülkenizde ve genel olarak tüm dünyada olup bitenlerden sadece Yaradan sorumludur. O, bütün bunları, O’na yönelmemiz ve O’ndan doğamızı değiştirmesini istememiz için yapar.

Sonuçta, kendi isteğimizle Yaradan tarafından doğamızın değişmesi ile birlikte, tüm sinyallerin indiği en yüksek yönetim derecesine bir erişim vardır. Böylece, giderek O’nun yönetim düzeyine yükseliriz. Yaradan, evrensel bir yasadır, doğanın küresel gücüdür, her şeyi kendi içinde içerir, mutlak olarak her şeyi üretir ve kontrol eder.

O’na yükselerek, kendi içimizde üzerine çıktığımız alt katmanları hissedebiliriz. Bu yüzden her şeyi O ayarladı. Denilen şey şudur: “Kötü bir eğilim yarattım ve onun nereden geldiğini ve onu kimin düzeltebileceğini anlayacaksınız.” Herhangi bir kötülük, herhangi bir kötü tezahür, O’na dönmeye başlamamız için sadece Yaradan’dan gelir.

Bu çok basittir. Sadece bir araya gelip uygulamaya başlamamız gerekiyor.

Üstelik bunu bir kişinin yapması çok zor; kişi kendisi gibi düşünen insanlardan oluşan bir grubun içinde olmalı. Ne de olsa grubun desteğiyle herkes birbirini Yaradan’a doğru itip doğru yönlendirdiğinde, onlu içinde toplandığında ve aranızda ortak bir sistem oluşturduğunuzda; Yaradan’a, O’nu size karşı tutumunu değiştirmeye zorlayacak bir yakarışta bulunabileceksiniz.

Yaradan, O’ndan bizi değiştirmesini istememiz için sorunları bize özellikle verir. Ve O, Kendisi değişemez, O mutlaktır. O’nun doğasını ve bize karşı olan iyi ve nazik tutumunu anlamaya başlamamız için bizi O değiştirebilir.

Egoist doğamız özgecil bir yapıya dönüştüğü ölçüde, dünyayı, kendimizi ve çevremizdeki herkesi nazik, hoş ve birleşmiş olarak görmeye başlarız. Ama her şeyden önce, yalnızca O’nun bizi ıslah etmesi için Yaradan’a dönerken birbirimize destek olmalıyız.

Genellikle, Yaradan’dan Kendisini değiştirmesi ve bize daha iyi davranması istenir. Ve Kabala bize, O’nun bizi ıslah etmesi için Yaradan’a nasıl döneceğimizi öğretir. O zaman O’nun bize doğru ve iyi davrandığını anlayacağız. Biz değiştikçe, bunu hissetmeye başlayacağız.

Örneğin, bir çocuk, her zaman onu sınırlandıran ve eğiten ebeveynlerinin ona nasıl davrandıklarından hoşlanmaz. Ama daha akıllanınca bunun kendi iyiliği için olduğunu anlar ve her şeyi doğru şekilde kabul eder. Öyleyse iyi çocuklar olmaya çalışalım.

Gezegenler Kaderimizi Kontrol Eder Mi?

Soru: Geleceği planlamak için astroloji ve Ay’ın etkisi gibi bilimleri çalışmalı mıyım?

Cevap: Kabala, gök cisimlerinin ve diğer birçok şeyin sadece üst güçlerin üzerimizdeki etkisinin göstergeleri olduğunu öğretir.

Belirli güçler gezegenlerin hareketini kontrol eder ve böylece kaderimizi etkiler. Ve biz, gezegenlerin hareketiyle aslında, diyelim ki Ay’ın bizi etkileyen kuvvet olduğunu sanırız. Hayır. Ay’ı kontrol eden üst güçtür.

Bu nedenle, Kabala çalışarak, cansız gök cisimlerine değil, kaderimizi yöneten gerçek üst güce erişim kazanırız. Onlar kendi başlarına  hiçbir şey yapmazlar.

Kabalistlerin yıldızların üzerinde olduğu söylenir. Yani ışığın kaynağıyla, göksel ve dünyevi eylemleri, nesneleri ve olguları yöneten üst güçle ilgilenirler ve bu yüzden bize kaderimizi onlar belirliyormuş gibi gelir. Bu hata geçmişten kaynaklanır ve piramitleri ve rahipleriyle Firavunlara kadar uzanır.