Daily Archives: Temmuz 12, 2013

Kongrenin Tacı

Soru: Zohar kitabında, ”Gelinin gecesinde” bizler  gelinin (ilahilik) güveyi (Yaradan) ile buluşmadan önce kendisini nasıl süslediğini okuruz. Grup içinde, yaklaşan kongre adına bizler kendimiz için hangi mücevherleri süslenmek için hazırladık?

Cevap: Gelinin süsü nikahın tacıdır, Keter. Bu diğer Sefirot ile alakası olmayan üst Sefira olup ve aslında onların kaynağıdır. Keter (taç) terimi ihsan etmek anlamına gelir ve belli bir şekli veya özelliği yoktur. Bu bizim ihsan etmek konusunda bilmemiz gereken şeyin tümü olup, kalan diğer her şey Keter‘in Sefira‘sının ifadesi olarak Malhut‘un aldığı şeydir.

Taç belli bir şekli olmayan ihsandır. Bu aslında arzu etmemiz gereken şeydir; söylendiği üzere: ”haktan olan başın üzerindeki.” Haktan olan Yesot‘un Sefira‘sı (temel) olup, içinde diğer Sefirot‘ları birleştirir. Bizler eğer bağ kurmak istiyorsak, bizler haktan bir başın üzerindeki bir taç ihtiyacını, düşüncelerinde, arzularında ve planlarında hissederiz. Bu tacın nerede olması gerektiği ve nerede olduğu yerdir.

Haktan biri, Yesot‘un Sefira‘sı Işığın eşleştiği yerdedir. İkinci sınırlamadan sonra yalnızca Yesot‘un dışında, Malhut‘un kendi içindeki eşleşme için yer yoktur (Bu öyledir, çünkü İsrail’in çocukları Yesot’un Sefira’sında eşleşmeyi istememişlerdi ve bu yüzden Mısır’a inmişlerdi). Haktan olanlar beraber çalışma yapabilecekleri, Malhut dışındaki kendi içlerinde bütün idrakı bir araya toplayanlardır. Bütün bu aydınlanmalar Yesot‘un içinde birleşir. Malhut‘un Bina‘ya yükselmesine Yesot adı verilir.

Bütün çalışmamız, grubun içinde her şekilde bütün kalbimiz ile dahil olmak üzerinedir. Kongre öncesinde ben kendimi bütünüyle sıfırlamak üzere hazırlarım. Bu, bütün düşüncelerim ve arzularımla, hareketlerimin herkes ile beraber olduğunu hissetmem anlamına gelir.

Yalnızca kişisel bir dua ile Yaradan’a dönemeyeceğimi hatırlamalıyım! Kişisel duayı yükselten kişi ruhunu mahveder. Yaradan’a memnuniyet getirmek istese bile, aslında o her şeyi mahveder. Yani grup içine dahil olma her hareketin öncesinde gerçekleşir. Buna Yesot denir; nitekim bu çalışmanın temelidir, çünkü Malhut yerine Yesot‘un Sefira‘sı ile çalışmamızı yaparız.

8.7.2013 tarihli Kabala dersinin 3. bölümünden, Zohar

Eksiklik Hissiyatı Ödüldür

Soru: St. Petersburg kongresine olan hazırlığımı nasıl ölçebilirim?

Cevap: Hissettiğiniz ızdırapların seviyesine göre. Sonuçta, ben önemli bir şeyin eksikliğini hisssedersem ızdırap duyarım.

Ben bir mağazanın camekanında, şık bir araba, parlayan ve bir milyon dolar fiyatındaki bir Rolls Royce görürüm. Bu tarz bir araba herkesin dikkatini çeker ve trafiği durdurur. Bu benim önümdedir ve beni cezbederek yaşamımın onsuz anlamsız olacağını hissettirir. Bir milyon dolar biriktirebilmem için, ben insanlara bana yardım etmeleri için talepte bulunurum. Yapabilecekleri kadar yardımı mümkünse yapmaları için onlardan dilenirim.

Ben geceleri uyumam, yemem, içemem veya rahatlayam. Çünkü devamlı o parlak araç gözümün önüne gelir; ”Rolls Royce” olmazsa ölmem daha iyi olur. Camekanın benim bu hayalimdeki arabayı benden ayırdığını gördükçe devamlı ızdırap duyarım.

O zaman ne yapmalıyım? Camı kırmalı mıyım? Devrime başlayıp herkesin mal varlığını dağıtmalı mıyım? Ben bende eksik olanı elde edebilmek için farklı çözümler ararım. Nitekim bende eksik olan tek şeyin bu olduğuna dair güçlü bir hissiyatım vardır.

Böyle bir endişeye göre bizler kongreye hazırlığımızı ölçeriz. Fakat bu durumda bu yeterli değildir. Benim aynı zamanda bir kalp noktasına itiyacım vardır. Egodaki kıvılcıma ilişkin şekilde, dostlarımın arzuladığı ve benim arzuladığım amacın derecesini ölçeriz.  Kıvılcım narin ve muhteşem amacı aydınlatır ve aslında ben bunu arzulamasam da, bunu bulandırmak veya silmek istemem. Aksi yandan bu benim olacaktır ve ben onu edinirim. Bu nedenle ben içimdeki endişe ile birlikte sevinç ile doluyumdur.

Endişe ve sevinç benim oluşturmam gereken orta çizgidedir. Yani ben hazırlığımı endişe seviyeme göre, istediğimi edinip edinmeme sonucuma göre ölçerim. Kalbimde, egomda, kalp içindeki noktamdan endişe hissiyatımı kontrol ederim.

Yani St. Petersburg kongresi öncesinde bizler amacın yüceliği konusunu önemli şekilde vurgularız; fakat ödülü belirleyen hazırlığın üzerinde bunu yaparız. Kongreye nasıl hazırlandıysanız tamamıyla o kadar şekilde geriye alacaksınızdır.

Normal yaşamda bizler kabı su kaynağına getirir ve onu doldururuz. Maneviyatta bu farklıdır; orada hazırlık yaptığınız kadarını alırsınız. Kabınız dolanı alır ve siz başka bir şey talep etmezsiniz. Arzu, eksiklik ve amaca özlem duymak sizi doldurur. Dışarıda başka değişiklikler yoktur ve hiç bir şey size dışarıdan geçmez; eksiklik sizin ödülünüz haline gelir. Hazırlık, eksiklik hissiyatını öyle şekilden şekle sokar ki, o kaba dolan şey haline gelir.

Nedir bu marifetler? Çabalarımızın karşılığı olarak boş bir kap mı?

Hayır, artık boş değildir, aslında doludur… Bu ihsan etmektir.

Baal HaSulam 19. mektubunda şöyle der: ”Hazırlık esnasında, kişinin özlem duyduğu ve arzuladığı mükemmelliğin özü, güzellik ve merhamet belirginleşir. Fakat ıslah zamanında, ‘yeryüzü Yaradan’ın bilgisi ile dolduğunda’, o zaman, ‘ben zıt bir dünyayı göreceğim,’ çünkü duyacağımız korku ve özlem hissiyatı yalnızca arzulanan mükemmellik niteliği üzerine olacaktır. Daha sonra da hazırlık zamanı esnasında, kişi fark eder ki meğer kendisine yalan söylemiş..”

8.7.2013 tarihli Kabala dersinin 3. bölümünden, ”Küçüğünden büyüğüne kadar herkes beni bilmeli” 

Kim Hakimiyete Doğru Yükselecek?

Şamati #225, ”Bireyin kendisini yükseltmesi”: Birey kendisini grubunun üzerinde yükseltemez. Bundan dolayı, birey bu gücü çevresinden kendisine doğru çekmelidir. Çok çalışma yapmak ve Tora çalışması dışında kişinin başka gayesi yoktur. Bu nedenle, kişi kendisi için iyi bir çevre seçerse, zaman ve çaba kaybetmez; nitekim kişi kendi çevresine göre oluşur ve ondan etkilenir.

Bu insanın gücü içindedir: ya o kendisini çevrenin gücüne kendini verir, ya da doğa, Yaradan onu yönetir. Bunlardan ya biri ya da diğeri gerçekleşir.

Çevrenin gücünü seçersem eğer, bana niçin insan denir? Çünkü bütün karşılaştıklarımın içinde bu benim kendi seçimim olup, içsel tepkim, sorunlar ve zorluklar esnasında ben, içimde neyin hakim olacağını tayin ederim.

Nitekim ben yalnızca içimde hareket edecek kuvveti seçerim ve bunun üzerinde kontrolüm yoktur. Ya ben Yaradan tarafından, bireysel kuvvet ile idare edilirim veya iyi bir çevre vasıtasıyla, bütünsel kuvvet ile arkasında O’nun olduğu şekilde idare edilirim. Daha sonra bütünsel kuvvet Partsuf‘un (yüz) başı haline gelir; çizimde ”araba” olarak tanımlamıştık.

Gerçekte kişi bu seçimin dışında başka bir şeyin farkına varmaz. Şayet doğru şekilde seçimini yaparsa, grup onu etkiler. Eğer doğru şekilde seçimini yapamazsa, ”beden” kendi üzerinde hakimiyetini kurar. Bu demektir ki, Yaradan doğrudan emreder. Şöyle ya da böyle, Yaradan her şeyde rol alır; ya çevre vasıtasıyla ya da şahsen..

7.7.2013 tarihli Kabala dersinin 3. bölümünden, ”Daha iyi bir çevre inşa edebilmek için kurallar”