Geçmişi Değil, Geleceği Düşünün

Yorum: Manevi çalışmanın, tüm koşullarımızın içinden hızlanarak geçmemize yardımcı olduğunu anlıyorum. Eğer bir koşulda bir saniye oyalanırsak, bu sadece zaman kaybıdır.

Yanıtım: Bunun hakkında düşünmenize gerek yok. Harekete geçseniz daha iyi olur. Aksi takdirde, yaşadığınız saniyelere ve ihtiyacınız olanı neden yapmadığınıza her zaman pişman olacaksınız.

Buna odaklanmanıza gerek yok. Geçmişi değil, geleceği düşünün.

Ruhun Bedenle Hiçbir İlişkisi Yoktur

Soru: İnsan bedeni, her bir hücrenin tüm organizmayı beslemek ve ona bakmak için çalıştığı, doğanın yarattığı bütünsel bir sistemdir. İnsan bedeni ve ruhu arasındaki bağlantı, doğanın ayrılmaz bir sistemi olarak nasıl ifade edilir?

Cevap: Hiçbir bağlantı yoktur ve bu bağlantıyı icat etmeye de gerek yoktur. Bu basitçe mevcut değildir! Kafanızı karıştırmak istemem ama beden bile mevcut değildir. Onu kendi haline bırakmalıyız.

Neyle uğraştığımızı anlamaya başlamak için, ruhumuzun yansıması algısına sahibiz. Ama biz bedenle hiç ilgilenmeyiz! Eğer bedenle ilgili bir sorun varsa, doktora gidin. Ancak ruh kendi başınadır.

Huzuru Nerede Bulabilirim?

Soru: Çaba göstermek her zaman sinirsel gerginlik ve duygusal çalkantı gerektirir mi, yoksa bu sakin bir koşulda da yapılabilir mi?

Cevap: Hayır, sakin bir koşulda herhangi bir şey yapmak mümkün değildir çünkü bizden istenen tek şey, Yaradan’a doğru ilerlemektir. Bu ilerlemede kendimizi, duygularımızı, hislerimizi bir araya getiririz. Bu nedenle, bu her zaman çabalarımızın gerilimini içerir.

Soru: Yani, iç huzur için çabalamak yanlış yöne gitmek anlamına mı gelir?

Cevap: Hayır, eğer iç huzur için çabalamak yukarı ile bağlı ise, o zaman doğrudur. Ama yukarı ile bağdan kopuksa, o zaman yanlış bir istektir. Huzur ancak bir üst dereceye dâhil olduğumuzda elde edilebilir.

Geçmiş Koşulların Yeniden Canlanması

Soru: Rabaş, çalışma ve çaba için yer olmadığında, kişinin çaba göstermesi ve geçmişten yücelik alması gerektiğini yazar. Kişi bu yücelik duygusunu nereden alır?

Cevap: Üzerinde çalışılmış ve ıslah olmuş olan geçmiş koşullarından; kişi bunları kendisinde yeniden canlandırabilir. O zaman kişi kendini aşmak ve Yaradan’a yaklaşmak için başka bir fırsata sahip olacaktır.

Soru: Bu koşuları kendi içinde nasıl canlandırır?

Cevap: Daha önce sahip olduğu ve şimdi sahip olduğu koşulları hisseder ve böylece onlarla ilerler.

Soru: Şimdi çaba göstermeme yardımcı olması gereken koşuluma geri döndüğümde, geçmişte yaptıklarımı aynen tekrarlıyor muyum?

Cevap: Hayır, pek çok farklı bileşen vardır ve bunların hepsi şimdi, diyelim ki sizinle benim aramdaki bağ denklemine dâhil edilmiştir. Bu bağ, tüm sistemi ıslah eder.

Örtülü Niyet

Soru: Kişi hazzı egoistçe, kurtulamadığı zararlı bir alışkanlık gibi algılarsa ve kendisi için haz alma ihtiyacından acı çeker ve bu acıdan kurtulmak isterse, bu yine de kendi acısını hafifletmek için kendi yararını mı hedefler?

Cevap: Her şey niyete bağlıdır. Neden almaktan kurtulmak istiyorum? Kendimi daha güzel, hoş, daha sıcak veya daha rahat hissetmek için mi? Yoksa Yaradan’a daha yakın olmak için mi almayı bırakmak istiyorum?

Ve burada da birkaç soru var. Yaradan’a yaklaşma arzunuz ne kadar egoist? Belki de gerçekten O’na dikkat etmek ve aynı zamanda bir iyilik yapmak istiyorsunuz.

Dostun Kalbini Hissedin

Bir dostun kalbini hissetmek, kendi kalbimi değil, onun kalbini hissettiğim anlamına gelir. Onun düşünceleri, arzuları ve niyetleriyle yaşıyorum, öyle ki içimde sadece onlar konuşuyor.

Ve kendime ait hiçbir şeyim yoktur. Tek bir arzum vardır, o da onların arzularını hissetmek.

Bu, ilk dokuz Sefirot‘tan her şeyi aldığı için, ana Sefira olarak adlandırılan Malchut‘un niteliğidir. Dostlarımızla olan ilişkilerimizde her birimiz Malchut‘uz.

Gerçeği Yalanlardan Daha Değerli Kılın

Soru: Gerçek, Yaradan’ın hissettiklerini hissetmek ve dünyayı Yaradan’ın gördüğü gibi görmek midir?

Cevap: Elbette.

Soru: Kişi kendini böyle bir duyarlılığa nasıl yaklaştırabilir?

Cevap: Bu yüzden çalışıyoruz. Bunca zamandır okuduklarımızı bir şekilde içimizde özümsememiz ve gerçekliği egoizmimizin üzerinde, ona karşı algılamaya çalışmamız gerekiyor ki gerçek her zaman yalanlardan daha değerli olsun.

Egonun sizin üzerinizde yükselmemesini sürekli olarak izlemeniz gerekir. Onun ne kadar üstünde olduğunuzu kontrol etmekten daha önemli bir şey yoktur.

Yaradan İle Bağ Kurun

Soru: Yakında evlenmek üzereyim ve öyle bir sevinç içindeyim ki, bu armağan için Yaradan’a sürekli şükrediyorum. O’nu memnun etmek için başka ne yapabilirim?

Cevap: O’na sorun. Ben O’nun sekreteri ya da O’na özellikle yakın biri değilim. O’na neşe ve memnuniyet getirmek için neler yapabileceğinizi O’ndan öğrenin. Bunu sadece O’na sorun.

Soru: O’nunla doğrudan bir bağ kurmayı mı kastediyorsunuz?

Cevap: Evet, tabii ki.

Bir Aksiyomdan Çıkan Sonuçlar

Soru: Yaradan’ın alma arzusu yoktur; O yoktan var etmiştir. Yaradan sadece alma arzusu içinde olan yaratılışı nasıl hissedebilir? Bir yaratılan O’nu alma arzusuna nasıl davet edebilir?

Cevap: Aksiyomdan başlarız ve sonra şunu keşfederiz: kişinin Yaradan’la ilgili yaptığı her şey, O’nunla bağlantılı olarak ifşa olur. Burada gizlenecek hiçbir şey yoktur.

Soru: Yani Yaradan yaratılışı hem almakta hem de ihsan etmekte %100 hisseder mi?

Cevap: Elbette, çünkü biz O’nun içinde varız.

Gerçeğe Doğru Nasıl İlerlenir?

Soru: Eğer yalan tatlılıkla, gerçek ise acılıkla sarmalanmışsa, neden bu duygulara dayanarak ilerleyemiyoruz?

Cevap: Nasıl ilerleyeceksiniz? Sizi ileriye ne çekecek? Kendi nitelikleriniz ve duygularınızla acıya doğru ilerleyemezsiniz.

Soru: Ama tatlılığa doğru da ilerleyemiyorum. Bu, duygular aracılığıyla gerçeği yalandan tam olarak ayırt edemeyeceğimiz anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet ayırt edebiliriz. Eğer gerçeğin tatlı olduğunu hissederseniz, o zaman ona doğru ilerleyebilirsiniz. Ancak acı ise hiçbir şey gerçeğe doğru ilerlemenize yardımcı olmaz, ilerleyemezsiniz.