Category Archives: Uncategorized

Korkular Duayı Şekillendirir

Korku kişiye geldiğinde, O’ndan başkasının olmadığını bilmelidir. (Baal HaSulam, Şamati 138, “Bazen Kişiye Gelen Korkuya Dair”).

Soru: Korkunun pek çok türü var. Bu makalede bahsedilenler nelerdir?

Cevap: Onlardan herhangi biri! Bazen tamamen aptalca bir korkuyla, bazen daha ciddi bir korkuyla, bazen de aranızdaki sorunlara dayanan korkularla vb. dolarsınız. Bu önemli değil. Önemli olan, Yaradan’la bağ kurmakla meşgul olmanız ve bu bağı bir düzene koymak istemenizdir.

Soru: Onluda çalışırken bu korku nasıl ortaya çıkabilir?

Cevap: Bu çok basittir. Korkularınız Yaradan’a yönelmenizi sağlayan bir dua oluşturur. Sadece dua etmek, başka hiçbir şeye ihtiyaç yok.

Tüm korkular içimizden geçmelidir. Onları tanımlamalı ve onlar aracılığıyla Yaradan’la bağ kurmalıyız. Korku, bizi yaratılışın amacına doğru bir şekilde yönlendiren şeydir.

 

Şans Bir Islah Mıdır?

Soru: Şansın (Mazal) kendisi bir ıslah mıdır? Ve bu ıslah nelerden oluşur?

Cevap: Mazal sizin başarınız değildir. Bu bizim çalışmamızın, çabalarımızın sonucu mudur? – Evet.

Ancak prensip olarak bu bir insan eylemi değil, üzerimize yukarıdan inen bir eylemdir.

Soru: Zohar Kitabı, Yaradan’ın gözyaşlarının denize düşmesinden ve onu ıslah etmesinden söz eder. Bunun Mazal kavramıyla nasıl bir ilişkisi var?

Cevap: Bu, yansıyan ışığın kıvılcımlarının (Nitzutzin) denize (Malhut) düştüğü anlamına gelir. Böylece Malhut yavaş yavaş yükselir ve ıslah olur.

İyilik Talep Etmek Küçültücüdür

Size bir kez iyilik yapan kişi, iyilik yapmak zorunda bıraktığınız birine göre daha fazlasını yapmaya hazır olacaktır. (Benjamin Franklin).

Cevap: Bu iyi, bu doğru.

Soru: Bu, “İyilik yaptığınız birinden iyilik beklemeyin” demenin başka bir şekli midir?

Cevap: Evet.

Yorum: Ama ben gizlice iyi şeyler beklerim.

Cevabım: Evet, sanki ödeme yapmışsın ve şimdi geri istiyormuşsun gibi.

Soru: Evet, ben sana iyilik yaptım, sen de bana iyilik yap. Bu yanlış mı?

Cevap: Bu yanlış değil, bu küçültücü.

Soru: Peki bu bizim doğamızda var, değil mi? Pis bir doğamız var.

Cevap: Kesinlikle.

Soru: Peki eğer birine iyilik yaparsam, Franklin’e göre bu bulaşıcı mı olur ve bunu tekrar tekrar yapabilir miyim?

Cevap: Evet, genellikle alışkanlık olur. Ve kişi hali hazırda iyilik yapma ihtiyacını geliştirir.

Soru: Peki onu bir kas gibi geliştirebilir misiniz? Basitçe egzersiz yaparak?

Cevap: Evet.

Soru: Bir kişiye bunu yapmasını tavsiye eder misiniz?

Cevap: Elbette, neden olmasın?

Soru: “İyi” dediğinizde bu ne anlama geliyor? Bir başkasına iyilik yapmak, onun için iyi olan nedir?

Cevap: Onun için neyin iyi olduğunu bilmiyorum! Onun için iyi olan ne ise onu yapmalıyım.

Soru: Ama bunu yapmadan önce, onun için neyin iyi olduğunu bulmam gerekir mi? Yoksa algıma göre mi karar veriyorum?

Cevap: Yine de öğrenmeniz gerekiyor. Karşınızdaki kişiyi tanımanız ve kendinizi onun yerine koymanız gerekiyor. Ve o kadar iyi bir şey yapmanız gerekiyor ki, öylesine iyi bir eylem ki, tam olarak uysun.

 

 

Bir Kabalistin Seçimi

Soru: Yaratan veya yok eden ne tür bir araçtır?

Cevap: Bunlar düşüncelerimizdir.

Düşünceleri doğru kullanmak, hepsinin Yaradan’dan geldiğini ve dostlarımızda ve bizde kıyafetlendiklerini anlamaktır. Tüm düşüncelerimiz arasında hangilerinin ilerlememize yardımcı olacağını ve hangilerinin ilerlememize izin vermeyeceğini belirlemeliyiz. Bu bizim seçimimizdir.

Soru: Düşüncelerimizde, alma arzusunun ötesine nasıl geçebiliriz?

Cevap: Herhangi bir düşünce kendini kişinin içsel niteliklerinde açığa vurur. Dolayısıyla bizim işimiz bu nitelikleri üst ışığın etkisi altında ihsan etme niteliklerine dönüştürmektir.

Korkmadan Yaşamak Mümkün Mü?

Soru: Sevgi, neşenin bir niteliğidir. Buna inanç demek mümkün mü?

Cevap: Hayır, bunlar tamamen farklı kategorilerdir.

Soru: Etrafınızdaki her şeyin sevgi olduğuna ve korkacak hiçbir şeyin olmadığına inanıp bundan keyif alırsanız, korkmadan yaşamak mümkün müdür?

Cevap: Evet, ancak bunu neden yaptığınızı anlamalısınız. Bu, acaba korkudan kaçmak için mi?

Fedakarlık Hakkında Sorular

Soru: Fedakarlığı narsisizmden nasıl ayırt ederiz?

Cevap: Kendine aklı başında bir şekilde yaklaşmalısın, tüm eksikliklerine bakmalı, güçlü yönlerini tartmalı ve kendi başına bu eksiklerin üstünden nasıl geleceğini değerlendirmelisin.

Soru: Fedakarlık yapmak için ne kadar çaba sarf edersek, ızdırap o kadar artıyor. Bu neden oluyor?

Cevap: Şu anda bu şekilde hissediyorsun. Büyük bir sevinç ve Yaradan’a bağlılık hissedeceğimiz yer özveridir.

Soru: Tek seferlik bir hareket olduğunda fedakarlık kolay görünür. Ancak bu oldukça uzun ve ciddi bir süreç. Bunu nasıl hissedeceğim? Bir kez kılıcınızı çektiğinizde ayağa fırlamak kolaydır. Kişi fedakarlığın içinde nasıl yaşar?

Cevap: Her saniye, her dakika, içsel düşmanlarına karşı kılıçla fırla.

Soru: Fedakarlık kişisel mi yoksa grubun koşulu mu?

Cevap: Bu kişisel bir koşul.

Soru: Yaradan’a bağlanmak için her şeyimi feda etmem ile dostlarımın bunu yapması için her şeyimi feda etmem arasında bir fark var mı?

Cevap: Burada büyük bir fark var. Dostların uğruna kendini feda ettiğinde, bu gerçekten de büyük bir fedakarlık ve büyük bir eylemdir.

Soru: Fedakarlık hayali olabilir mi? Sonuçta yaptığımız her şey bir oyun.

Cevap: Hayır, fedakarlık bir oyun değil. Nispeten senin için değerli olan bir şeyi gerçekten feda ediyorsun.

Soru: Gerçek sevgi, fedakarlıktır diyebilir miyiz? Dostlarım için hiçbir fedakarlıkta bulunmuyorsam, bu onları gerçekten sevmiyorum anlamına mı gelir?

Cevap: Onları sevmediğin gibi onlardan nefret de ediyorsun zira onlara sevgiyle yaklaşma fırsatın var ama sen bu fırsatı elinin tersiyle itiyorsun.

Neden İçimizde Korku Geliştiririz?

Soru: Eğer Yaradan korkusunun olduğunu ama korkudan titremenin olmadığını anlarsak, bu hayvansal korkuyu Yaradan’a memnuniyet getirememe korkusuna ne çevirebilir?

Cevap: Huşu, Yaradan’a her şeyi ihsan edemeyeceğim, dostlarımla Yaradan’la bağ kurabilecek kadar bağ içinde olmadığım korkusu, kontrol etmemiz ve geliştirmemiz gereken budur.

Soru: Dostlarla olan bağınız yeterliymiş gibi hissederseniz, her şey otomatik olarak hallolur mu?

Cevap: Bu kasıtlı olarak gerçekleşir, böylece dostlarına ve Yaradan’a karşı doğru tutuma sahip olamayacağına dair daha da büyük bir korku ve endişe geliştirirsin.

Yuvarlak Masada Her Şey Çözülür

Soru: Kabalistik kaynakları incelerken, başkalarını ikna etme ve fikrimizi savunma arzusu ortaya çıktığında içsel ve dışsal olarak nasıl çalışmalıyız?

Cevap: Bu doğru değildir ve böyle olmamalıdır. Bu tür konulara hiç karışmamaya çalışın.

Bırakın herkes fikrini ifade etsin ve sonra neden bu şekilde veya farklı şekilde olduğunu öğrenin. Ancak her şey bir yuvarlak masada, tercihen onlu tam olduğunda kararlaştırılmalıdır.

Soru: Neyin ardından ne gelir: onludaki çalışmadan bireysel çalışma mı, yoksa içsel çalışmanın bireysel kazanımından onludaki çalışma mı?

Cevap: Birbiriyle bağlantılıdırlar. Parametrelerden birini belirleyemezsiniz. Her zaman birbirlerini etkilerler ve karşılıklı olarak birbirlerini belirlerler.

Süt ve Bal Akan Topraklar

Soru: “Süt ve bal akan topraklar” nedir? Bunun bir tür manevi temeli olması lazım, bu nedir?

Cevap: Süt ve bal akan topraklar, temelimizden (olduğumuz yerden), bağlarında birbirlerini tamamlayan Hasadim ve Hohma ışığının olduğu anlamına gelir ve bunda hiçbir sıkıntı yaşamayacağız.

Hayal Kırıklığına Uğrayamam

Amir soruyor:

Michael, birlik ve iyi ilişkiler çağrısı yaptıkça işler daha da kötüye gidiyor. Ancak yine de sen devam ediyorsun. Hiçbir şeyin işe yaramadığını görmüyor musun?

Cevap: Ne yapabilirim? Ben de Amir’e sormak istiyorum: “Ne yapılmalı?”.

Yorum: Amir size ne söyleyecek bilemiyorum; ben şunu söylerdim: “Yorulun, yeter artık.”

Cevabım: Hayır, yorulamam. Her gün kötülüğün geliştiğini görüyorum.

Soru: Peki neden şöyle demiyorsunuz: “Bu gelişmeye devam ediyor, hadi bu nesli kendi haline bırakalım.” Bir keresinde “nesil layık değil” denmişti.

Cevap: Evet ama bu ondan uzaklaşıyorum ve her şeyi bırakıyorum demek değil.

Soru: Ama daha kötüye gittiğini görebiliyorsunuz.

Cevabım: Ben iyi ya da kötü, daha iyi ya da daha kötü değerlendirmesi yapmam. Sadece bunu yapmam gerektiğini biliyorum ve hepsi bu kadar. Hayal kırıklığına uğrama, bırakıp gitme ve benzeri bir ihtimal yok. Ne olursa olsun – hayır!

Soru: Yani devam etmelisiniz?

Cevap: Evet.

Yorum: Amir şunu düşünüyor, siz bunu söylüyorsunuz ama insanların kulakları ve kalpleri kapalı. O yüzden inandığı kadarıyla, bir yerde kuma gömülüyor.

Cevabım: Her şeyin bir tarihi, başlangıcı ve sonu vardır. O yüzden umuyorum ki bunun da bir sonu olacak.

Soru: Yani prensip olarak dedikleri gibi: Su, taşı aşındırır. Tıpkı böyle, damla damla. Siz de böyle devam ediyorsunuz, değil mi?

Cevap: Bunu yapmalıyım!

Soru: Buna mantık ötesi denir mi denmez mi?

Cevap: Evet, mantığa karşı.

Soru: Onlar duyacaklar mı?

Cevap: Yakında zamanda değil.