Category Archives: Maneviyat

Dostları, Islah Olmuş Olarak Görürseniz

Soru: Dostları, tamamen ıslah olmuş olarak gördüğümüz koşul nedir? Bu koşulda, onlar gibi olmak,  onlara yakınlaşmak için, çalışma gücü vardır. Burada ne tür bir çalışma gereklidir?

Cevap: İhtiyacımız olan en önemli şey, başımıza gelen her şeyin, birbirimizden uzak olmamızdan, bir arada olamayıp birbirimizi destekleyemememizden kaynaklandığını ifşa etmektir. Kendi içimizdeki ıslah ihtiyacını uyandırmak, yani aramızdaki yakınlaşma ihtiyacını uyandırmak dışında, ıslah olmuş koşula yaklaşmanın başka bir yolu yoktur. O zaman başarılı oluruz.

Soru: Peki,  dostlarımızı zaten ıslah olmuş olarak gördüğümüzde, bizden ne tür bir çalışma talep edilir?

Cevap: Bu, bize sadece ıslah olmuşuz gibi geliyor. Kökümüze, Yaradan’a kıyasla ne ölçüde hala ıslah olmamış olduğumuzu belirlemeliyiz. O zaman tam olarak neyi ıslah etmemiz gerektiğine dair net bir anlayış kazanacağız.

Nesiller Boyu Dostlar Toplantısı

Soru: Rabaş, dostlar toplantısından sonra herkesin mükemmellik koşulunda olduklarını hissetmeleri gerektiğini yazar. Peki, ya ben bunu hissetmezsem?

Cevap: Eğer dostlar toplantısından sonra mükemmelliği hissetmiyorsanız, bu doğru sonucu elde edemediğin anlamına gelir çünkü bağ, Yaradan hissiyatını getirmelidir. Yaradan, ortak bir merkeze yönelik paylaşılan özlemlerin toplamıdır.

Soru: Kişi dostlarıyla ne sıklıkta toplanmalı?

Cevap: Rabaş bunu haftada bir olarak tanımlamıştır. Ona yeni öğrenciler getirmeden önce, yeni ay şerefine ayda bir kez yemek sırasında toplantılar yapılırdı. Ülkenin her yanından öğrenciler gelirdi. Genellikle yarım saatten fazla toplanmazdık.

Soru: Baal HaSulam zamanında da böyle toplantılar yapılır mıydı?

Cevap: O zamanlar durum biraz farklıydı, çünkü insanlar birbirine çok yakın küçük kasabalarda yaşıyorlardı. Bugünkü gibi zorluklar yoktu.

Soru: Bir kural olarak, dostlar toplantısı, öğretmen olmadan mı gerçekleşir?

Cevap: Evet, elbette. Toplananlar, aralarında birleşmeye ihtiyaç duyan dostlardır. Öğretmenin pratik olarak araya girmeye hakkı yoktur, ancak dostlar kabul ederse, bir dost olarak toplantıya katılabilir.

Soru: “bir dost olarak” ne anlama gelmaktedir?

Cevap: Kendini dost seviyesine indirebilir. Sorun, öğrencilerin onu bu rolde algılayıp algılayamayacaklarıdır.

Açıklama: Bugün bir dost olarak, yarın bir öğretmen olarak… Elbette bu bir insan için kolay değildir.

Cevap: Gerçekten, bu zor olabilir.

Son Kapılar

“Gözyaşı kapıları hariç tüm kapılar kilitlidir.” 

Tüm kapılar kilitliyken, o zaman gözyaşı kapıları için yer vardır ve o zaman onların kilitli olmadığını görürüz. “Ruhum gizlice ağlayacak” sözlerinin anlamı budur, yani kişi gizlilik koşuluna geldiği zaman, “Ruhum ağlayacak” tır, çünkü başka bir seçeneği yoktur. “Edinebilmek için elinizin ve gücünüzün yapabileceği her şeyi yapın” sözlerinin anlamına budur. (Baal HaSulam – Şamati 18)

Ve sonra gözyaşı kapılarına geleceksiniz ve onu açmak için zorlayacaksınız.  Yaradan’ın sarayına, üst dünyaya bu şekilde gireriz;  sadece kendi gücünüzden tamamen umudunuzu kestiğinizde ve hiçbir şeyin size yardımcı olamayacağını, ancak hedefe ulaşmanız gerektiğini bildiğinizde, gözyaşı kapılarından geçersiniz. Bu, büyük bir çalışmanın sonucudur.

Ekleyecek hiçbir şeye sahip olmadığınızdan yüzde yüz eminsinizdir ve o zaman maneviyata giriş size açılır. Yavaş yavaş, “gözyaşı kapıları” denen bu durumu oluştururuz.

Kapılar nedir? Bir şeyler yapabileceğinizi düşündüğünüz sürece, önünüzde bir duvar görürsünüz. Sonra birden duvarda bir açıklık, bir geçit, bir giriş fark edersiniz ve içeri girersiniz.

Maneviyatta da durum böyledir: Önünüzde giderek güçlenen ve yükselen, aşılmaz bir duvar durur. Yine de onu aşmaya çalışırsınız, ama duvarda hiçbir kapı bulamazsınız ya da bütün kapılar kilitlidir.

Önünüzde bir duvar görmek, çok ileri bir safhadır. Ama sonra bu duvar açılır ve aniden içinden bir geçit belirir. Öğretmenim Rabaş, bir keresinde bana maneviyatta işlerin böyle yürüdüğünü söylemişti: ya bir duvar ya da bir giriş vardır ve duvarda girişin nerede olacağını önceden görmek imkânsızdır.

Bu, kalbinin etrafındaki duvardır. Kalbinizin duvarlarında bir delik açamazsınız ki böylelikle Yaradan’ın niteliği, ihsan etme niteliği oraya girebilsin. Kalp kapalıdır, mühürlüdür ve aşılmaz, sert bir kabukla kaplıdır. Geriye kalan tek şey duadır, gruptan gelen dua.

Onluda birlikte birleşmek ve talep etmek gerekir; herkes için talep etmek, sonra bir kişi için Talep etmek. Bugün bir dost için, yarın bir başkası için, sırayla her biri için dua ederiz. İşte bu şekilde, Yaradan’dan dostlarla ilgilenmesini talep etmeye alışmaya başlayacağız.

Yaradan’ın Arzusuna Göre Çalışmak

Bizler, kendi duygularımızı dikkate almadan, “yükü çeken bir öküz, yükü taşıyan bir eşek gibi.” mantık ötesi inançla çalışmalıyız. Bir zamanlar öküz ve eşek gibi evcil hayvanlar özgürdü, kendi aileleriyle, sürüleriyle doğada kendi hayatlarını yaşıyorlardı. Ama şimdi tüm hayatları efendilerinin isteklerini yerine getirmeye adanmış durumda. Kendilerini bir kap yem karşılığında sattılar ve efendilerinin istediği her işi yapmaya hazırlar.

Aynı şekilde, bizler de Yaradan’ın arzusuna göre tüm işi yapmayı kabul etmeliyiz, “yükü çeken bir öküz ve yükü taşıyan bir eşek gibi”. Peki, ama hangi ödül için? Var olmak için gereken en asgari düzeyde bir şeyden başka bir şey için değil. Kendim için hiçbir şey istemiyorum, sadece var olmak istiyorum, peki ne amaçla? Sadece Efendimin arzusunu yerine getirmek için, böylece O beni öküzü veya eşeği gibi sevsin.

Efendi neden hayvanlarını besler ve temizler? Çünkü onlar çalışırlar. Benim istediğim de tam olarak budur, daha fazlası değil. Kendimi saf niyete alçaltmam gerekir.

Tüm Dünya İçin Işığın Öğretisi

Adem’den başlayarak, bir Kabalist ne kadar eski bir zamanda yaşamışsa, köke o kadar yakın ve o kadar yüksek bir konumda olmuştur. Ondan sonra gelenler ışığı onun aracılığıyla almıştır.

Fakat sonsuzluktan gelen ışık demetiyle bağ kurmak isteyenler için, en son, en yakın Kabalist her zaman daha önemlidir, çünkü bizi ışıkla, Yaradan ile bağlayan ve birleştiren odur. Bizim için bu Kabalist, Baal HaSulam’dır.

O, bize Kabala bilgeliğini aktarmakla onurlandırıldığını yazıyor. Ve biz de, Kabala metodunu bize getiren, Yaradan’ı ifşa edebilmemizi sağlayan böyle bir ruhun bize ifşa olmasıyla onurlandırıldık.

Baal HaSulam’ın yazıları, günümüzde manevi hedefe ulaşmak için uygun olan tek yazılardır. Sadece Baal HaSulam’ın yazıları, ıslah olmamız için gereken ışığı taşır. Onlara hazırlanmak için ise Rabaş’ın makaleleri gereklidir.

Yaradan’ın yaratılanlara ifşası yani manevi kurtuluş, herkes için tam anlamıyla gerçekleşmelidir, yani onların öğretisi tüm dünya için bir öğretidir.

Birliğin İçinden Ne Doğar?

Soru: Genellikle insanlar kongrelerimizde ve birlik gecelerimizde şarkı söyler ve dans ederler. İnsanların yaklaşık %50’si içtenlikle katılmaya heveslidir, %50’si ise bunun için çaba sarf eder. Metodumuzdan haz mı almalısınız, yoksa çaba göstererek mi yapmalı ve bu yolla ışığı mı çekmelisiniz?

Cevap: Her ikisi de.

Kitlesel festivallerin, pop gruplarının, şarkıcıların ve dünyanın “Madonnalarının” insanlara nasıl ilham verdiğine bakın. Siz ne yapabilirsiniz? Kitleler bu şekilde ortak bir düşünceyi, bir birlik duygusunu ifade etmenin yolunu bulurlar. Her şey bu yolla yapılır. Başka bir şey icat edemeyiz. En önemli şey genel ortak izlenimdir.

Elbette bana sorarsanız, birliği en çok hepimiz birlikte öğrenirken, tek bir fikri özümserken, tek bir bütün olarak bunun içindeyken hissediyorum. Umarım yeni bir düşüncenin, yeni bir fikrin, yeni bir duygunun birliğimizde nasıl doğduğunu hissedebileceğimiz bir koşula ulaşırız. Bu, tam olarak aramızdaki bağda, tutunmada ortaya çıkacak ve bu düşünce, bizim tarafımızdan üçüncü bir güç, Yaradan olarak hissedilecek. Tabii bu noktaya yavaş yavaş ulaşacağız.

Doğal olarak, çalışma sırasında, dans ederken olduğundan daha fazla ortaya çıkacaktır. Ancak her ikisi de gereklidir.

Sonuç olarak, insanlar birkaç gün süren bir kongre boyunca; dersler, soru-cevaplar, çalıştaylar ve kültürel etkinlikler gibi her şeyin bir araya gelmesinden doğan belirli bir izlenim edinirler.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 81

Yaradan İle İlişkimiz Bireysel İse, Nasıl Gruptan Güç Alabiliriz?

Grup davranış kuralları, tam bir metodoloji, bir tekniktir. Kabalistler her zaman gruplar halinde çalışmışlardır, örneğin Rabbi Şimon Bar Yohai, ARİ, Maymonides, Baal Şem Tov ve diğerleri. Onlar, eksiksiz bir metodoloji ve grup davranış kurallarına dair birkaç örnek aktardılar.

RABAŞ’ın toplumla ilgili makaleleri, bir grupta nasıl davranılacağını, grubun doğru bir şekilde nasıl inşa edileceğini, gruptan nasıl güç alınacağını ve grubun nasıl güç sağlaması gerektiğini açıklar. Bir grup olmadan hiçbir şey başaramayız.

Grup kurmak neden gereklidir? Grup, manevi bir meseledir. Manevi ilerleme için gerekli gücü elde etmek için, bir grup kurmak çok önemlidir.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 80

Özgür Seçimimiz Nasıl İfade Edilir?

Baal HaSulam, “Özgürlük” makalesinde şöyle yazar: “Bu nedenle, sürekli olarak daha iyi bir çevre seçmeye çalışan kişi övgü ve ödüle layıktır.” Tek bir seçeneğimiz vardır: sürekli olarak daha iyi bir çevre seçmek. Buna, “kitaplar ve yazarlar”, olumlu düşüncelere ilham veren, bizi amaca doğru yönlendiren ve devam etmemiz için bize güç veren bir çalışma ve grup, yani “yakıt” da dahildir.

Başka bir seçenek yoktur, çünkü 1. Koşul ve 3. Koşul içinde, hepimiz “tek kalpte tek adam” olarak, tek bir ruhta birbirimize bağlıyız. Bu ruh şu anda 600.000 parçaya bölünmüştür, ancak mükemmel olan koşulda hepimiz birleşmiş durumdayızdır. Bu birlikten, yukarıdan, ek arzular ve güç alabiliriz. Bunu nasıl yapacağımızı bize sadece toplum gösterebilir.

Neden toplum? Bu dünyada, toplumda olan ama biz bireylerde olmayan şey nedir? Biz kökümüzde, ruhlar olarak, doğuştan birbirimize bağlıyız; çevremizdekilerle iç içe yaşıyoruz. Bu dünyada, dostlarımızla bağ kurarak, ek arzular ve güçler elde ederek kuvvet alabiliriz. Düşüş halindeyken, grubun kolektif güçlerinden, kuvvet alma fırsatımız vardır.

Bu nedenle, sahip olduğumuz tek gerçek seçim, toplum seçimidir. Baal HaSulam, bir kişinin özgür seçimini ancak sürekli olarak daha iyi ve daha uygun bir çevre bulmak için çaba göstererek gerçekleştirebileceğini yazar. Hayatta yapılacak tek şey, “küçümseyenlerin yeri” olarak adlandırılan toplumdan sürekli kaçmak ve bilge kişilerin toplumunu aramaktır.

Kudüs Sendromu

Soru: Kudüs’ün benzersiz özelliklerinden biri, sadece bu şehirde görülen bir psikolojik bozukluktur. Buna “Kudüs Sendromu” denir. Her yıl, dini ne olursa olsun, yaklaşık 50 yabancı turist bu durumdan muzdarip olur. Kudüs’ün insanlar üzerinde gizemli bir etkisi olabilir mi?

Cevap: Elbette, Kudüs çoğumuzda silinmez bir iz bırakan özel bir şehirdir. Antik çağın havasını solur ve insanlık tarihi bu şehirden geçer.

Bununla birlikte, Kudüs sendromu yalnızca psikolojik bir fenomendir, tamamen anlaşılabilir ve açıklanabilir. Sonuçta, benzer etkiler dünyaca ünlü diğer simge yapılarında da görülür.

Üç dinin başkenti olan Kudüs’ün içsel titreşimleri, Tanrı tarafından seçilmiş olmasının eşsiz aurası, tüm bunlar insanlar tarafından yaratılmıştır ve yukarıdan gönderilmemiştir. Taşlarda kutsallık yoktur. Manevi nitelikler, maddi fiziksel dünyamızda kıyafetlenmez.

Gerçek ruh, yalnızca insanlar ihsan etmeye ve sevgiye yönelik ortak bir arzuda birleştiği zaman yaratılır.

Gerçek Kudüs kalpte olandır, tüm dünyanın manevi başkentidir. O sadece bir şehir değil, insan bağının özel bir derecesidir. Yaratılışın Yaradan ile bağ kurma arzusu ve O’nun cevabının bir bütün halinde birleştiği bir seviyedir.

Tora’nın Gizli Gücü

Soru: Yaradan ile yaratılış arasındaki bağı kuran ve bizim için kitaplar yazan büyük Kabalistlerin, “Tora” adı verilen bir metod yarattıklarını söyleyebilir miyiz?

Cevap: Bu büyük Kabalistler bizim için kitaplar yazdılar. Ama gerçekte bunlar kitap değil, Yaradan ile aralarındaki bağın bir ifşasıdır. Bize kâğıtlara yazılmış harfler ve kelimeler aracılığıyla, bu bağı kavramamız için bir fırsat verdiler ve bu şekilde biz de bu bağa katılabiliriz.

Sonuçta, kitap ve içinde yazan kelimeler nedir? Ben ne olduğunu bilmiyorum. Bu, bir bebeğin bir şeye dokunması gibidir. Kabalistler öyle bir düzen kurdular ki, bir kitaba temas ettiğimde ve onun aracılığıyla onlara bağlanmak istediğimde, onların birbirleriyle bağ kurarak yarattıkları bu gücü zaten kullanmaya başlıyorum.

Bunu yaparak Tora’yı yarattıkları doğrudur. Sonuçta, gerçekte Tora, tam da bu Kabalistler ve bizim için bu fırsatı hazırlayan özel ruhlar aracılığıyla, yani aralarındaki bağ sayesinde egoizmi ıslah etmek için verilmiştir. Eğer onlar harekete geçmemiş olsalardı, ıslahı başaramazdık, birbirimizle bağ kuramazdık, kaynağa dönen ışığı uyandıramazdık.

Sonuçta, basit bir fiziksel yasa işler: Eğer ihsan etme niteliğine sahipseniz, ışık üzerinize parlar; ihsan etme niteliğine sahip değilseniz, içinizde ışık yoktur.

Bu nedenle, Kabala bilgeliğini kitaplarda ifşa etmeden, onu çalışmadan, kişinin kaynağa geri dönen ışığı uyandıramayacağını anlamak gerekir. Kişi, güzel dünyasını inşa etmek isterken diğer insanlarla bağ kurabilir, ancak ışığın gücünü, ıslahın gücünü alamayacaktır. Kabalistlerin tavsiyelerine göre gerçek kitapları kullanan bir sisteme, bir grubu, anlayışı ve bir bağa bağlı olmalıdır. Aksi takdirde, ıslahı başarmak imkânsızdır.