Category Archives: Maneviyat

Kartal Kanatlarında Yükselin

Bazen insanlar manevi yolun çok uzun bir zaman – yıllar aldığından şikayet ediyorlar. Ancak tek tavsiye sabırlı olmak ve tam olarak neyin gerekli olduğunu incelemeye devam etmektir ve sonuç ortaya çıkacaktır. Tekrar ve tekrar, dostlarla bağ kurmaya çalışmalı ve bir kez daha talep etmek için Yaradan’a dönmeliyiz.

Kişi tek başına fazla bir şey yapamaz; zamanın hızlanması sadece gruba bağlıdır. Eğer birleşirsek, zamanı hızlandırabiliriz.

Bu nedenle, kişi sakinleşmelidir. Eğer kişi doğasını kendi çabalarıyla değiştirmenin imkânsız olduğunu ve bunun sadece Yaradan’dan alınabileceğini zaten anlamışsa, o zaman kendisini amaca götürecek doğru araçları aramalıdır. Sonra Kabala’nın bilgeliğine gelir, Kabalistler tarafından tavsiye edilen eylemleri gerçekleştirir ve böylece aşıp gider.

Sanırım çok yakında hepimiz bir kartalın kanatlarında nasıl yükseldiğimizi hissedeceğiz.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 129

Soru: Yaradan neden ruhumuz olmadan fiziksel bir bedende doğmamıza izin verdi? Sonuçta, eğer beden olmasaydı, kötülük eğilimi de olmazdı.

Cevap: Hayır, kötü eğilim bedenimizle, etimizle ilgili değildir. Kötü eğilim bizim egoist arzularımızdır.

Soru: Bu ne anlama geliyor: “Ruhumu şefkatle geri verdiğin için sana şükrediyorum”?

Cevap: Her koşulda sizi ilerletmek istediği için Yaradan’a teşekkür etmek anlamına geliyor.

Soru: Yaradan’ın bize verdiği çalışmayı nasıl kaybetmeyiz?

Cevap: Her zaman onunla meşgul olun ve ilerlemeye çalışın.

Soru: Eğer Yaradan bana bir ihsan eylemi yapmam için bir şans ve hediye verdiyse ve sonra boşluk gelirse, benim çalışmam ne olmalıdır?

Cevap: Yaradan’dan size daha fazla böyle koşullar vermesini isteyin.

Soru: Yaradan’a otomatik şükran kalpten olabilir mi ve bu nasıl meydana gelir?

Cevap: Bu nasıl olur, bilmiyorum, ama bu olabilir.

Maneviyatta Ölüm Koşulu

Soru: Maneviyatta ölüm koşulu nedir?

Cevap: Yaradan ile ayrılmaktır.

Soru: Manevi ölüm her aşamada kaçınılmaz mıdır yoksa bunu önleyebilir miyiz?

Cevap: Kişinin manevi yükselişinin her aşamasında, kişi bir an için ölüm koşulunu deneyimlemelidir. Sonra, bir sonraki aşama kişinin önünde açılır ve kişi ona girer. Bu bizim gelişimimiz için gereklidir.

Soru: “Ölüm koşulundayken” mantık ötesi inanç çalışmasını üstlenmek ne demektir? Bu nasıl yapılır?

Cevap: Ölüm koşulundayken kendimizi bulamayız. Ancak yoldan, Yaradan’dan kopukluk olarak gördüğümüz şeyin ölüme benzediğini söyleriz. Kendimizi bu tür koşullara alıştırmalı ve manevi yaşamımızın bundan çok daha yüksek olduğunu fark etmeliyiz.

Yaradan Her Şeyi Not Eder

İnancının az olması, kişinin sadece ihsan etmek istemediği anlamına gelir. “Dua ederken sesini duyuran kişi, inancı az olanlardan biridir.” (Rabaş, Notlar 606, “İnancı Az Olanlar”).

Soru: Bu, sesimizde duyulmaması için alma arzusunu bastırmamız gerektiği anlamına mı gelir?

Cevap: Hayır, buna hiç gerek yoktur. Bağırabilir veya kendi kendinize konuşabilirsiniz, Yaradan yine de her şeyi anlayacak, duyacak ve not alacaktır.

Soru: Yüksek sesle dua etmek ile sessiz dua etmek arasındaki fark nedir?

Cevap: Fısıltıyla edilen dua daha etkili olabilir çünkü kişi bunu kendi içinde formüle eder ve Yaradan’la bağ kurmaya çalışır.

Soru: Yaradan’dan yardım istediğimde, bu dua benim inanç eksikliğimden kaynaklanıyor, yani inancım yok ve Yaradan’dan bana yardım etmesini istiyorum. İhsan etme yeteneğini istediğimde duam neleri içerir?

Cevap: İhsan etme, Yaradan’ın bir niteliğidir. İhsan etme yeteneği istediğinizde, O’ndan size bu yeteneği vermesini istersiniz. Bu şekilde, O’na yaklaşmaya, O’nun gibi olmaya çalışırsınız.

Yaradan’ın Koşullarına Uyum Sağlayın

Soru: Bizim için ödül ve cezayı neyin oluşturduğunu nasıl algılayabilir ve grup içinde bununla nasıl doğru bir şekilde çalışabiliriz?

Cevap: Ödül ve ceza, Yaradan’ın koşullarını yerine getirme fırsatlarıdır. Böyle bir fırsatın olmaması da “ödül ve ceza” kategorisine girer.

Soru: Bu alanın herhangi bir biçimini hayal etmek zorunda mıyız? Yoksa bunu düşünmediğim gerçeğine dayanarak, mantık ötesi inanç mı doğar?

Cevap: Hayır, mantık ötesi inanç bizde öylece ortaya çıkamaz. Yaradan’ın yasalarının, yüksek doğanın kanunlarının etkisi altında olduğumuzu ve bu nedenle onlara uyum sağlamamız gerektiğini anlamalıyız.

Öfkeyi Kutsallığa Nasıl Aktarırız?

Yaradan nasıl davranacağımızı sınamak için bize öfke ve hiddet gönderir.

Ancak bu nitelikler hakkındaki izlenimlerimizi düzeltmeli ve onları iyilik yoluna aktarmalıyız. Öfkelendiğimizde, kendimizi Yaradan’ın niteliklerinden koparırız, çünkü bunlar O’nda mevcut değildir. Sonuç olarak, kutsallıktan ayrı kalırız.

Eğer kutsallık, ihsan etme, sevgi ve bağın bizi terk etmesini engellemeye çalışır ve kendimizi bu durumda tutmaya çalışırsak, o zaman bu niteliklerle kademeli bir yakınlaşma olur ve böylece kendimizi ıslah ederiz.

Öfkenin üzerine çıkalım ve onun nasıl dönüştüğünü ve kutsallığa aktığını görelim.

Hem Sevinç Hem Istırap

Soru: Dostlarımla yaptığım toplantılardan sürekli olarak doyum alıyorsam, gelmemiz gereken gerçek dua ile haykırmama ne yol açacak? Bana öyle geliyor ki toplantılardan sonra yaşadığım bu sevinç ve tatmin beni amaçtan uzaklaştırıyor.

Cevap: Yaradan’a götüren bir dua vardır ve kişiyi Yaradan’dan uzaklaştıran bir dua vardır, bu da kişinin ne istediğine bağlıdır. Bu nedenle, ilk başta, bizi Kendisine yaklaştırması için Yaradan’la aramızda nasıl bir bağ kuracağımızı anlamak isteriz. Bu en önemli şeydir. Her şeyden önce başarmak istediğimiz şey budur.

Soru: Peki Yaradan’ı nasıl zorlayabilirim?

Cevap: Kelimeler aracılığıyla, dua ederek.

Soru: Ama Yaradan bizim sözlerimizi duymuyor.

Cevap: O sizin sözlerinizi değil, kalbinizi duyar. Hangi dilde konuştuğumuz önemli değildir, önemli olan doğru duyguları deneyimlememizdir.

Soru: Ama benim kalbim, dolum ve hazla meşgul, içinde ağlamaya, dua etmeye yer yok.

Cevap: Düşünmeniz ve sizin için hangisinin daha önemli olduğuna karar vermeniz gereken şey budur, kalbinizin doluluğunu mu yoksa boşluğunu mu hissetmek. Kalbin gerçek durumunu, yani boşluğunu hissetmek istediğiniz anda, o size nasıl ilerleyeceğinizi söyleyecektir.

Soru: Yani her toplantıdan sonra, sizin Rabaş’la çalıştığınızda ve hiçbir şey anlamadığınız için kendinizi boş ve sinirli hissettiğinizde yaptığınız gibi tatminsizlik mi hissetmeliyim?

Cevap: Hem ıstırap hem de neşe hissetmeliyiz.

Bir Düşünceyi Onlu Aracılığıyla Kanalize Edin

Soru: Bir düşünceyi onlu üzerinden kanalize etmek ne anlama gelir ve bu nasıl uygulanır?

Cevap: Bir düşünceyi onlu aracılığıyla kanalize etmek, dostlarımla ciddi, sağlam ve sürekli bir bağ içinde olmam gerektiği anlamına gelir.

Ve içimdeki her şeyi, düşüncelerimi, planlarımı ve eylemlerimi kendim aracılığıyla değil, bizim aracılığımızla kanalize ediyorum. Bu durumda birleşiriz ve herhangi bir sınırlama olmaksızın pratik olarak hareket edebiliriz.

Soru: Bir öğrenci dostlarını öfkelendirmemek, onlarda olumsuz koşullara yol açmamak konusunda endişe duymalı mıdır, yoksa bu sadece bu şekilde tepki veren kişinin endişesi midir?

Cevap: Bu herkesi ilgilendirir çünkü bu koşul tüm grubu, tüm onluyu engeller.

Birlik Duygusunu Artırın

Soru: Bir makaleyi birlikte dinlediğimizde, makale duygularımızın içinden müzik gibi geçiyor. Ama tek başımıza olduğumuzda okumayı durdurmak istiyoruz. Neden?

Cevap: Çünkü birlik koşulundan çıktığınızda dostlarınızın desteğini kaybediyorsunuz.

Bu nedenle onlu içindeki birlik koşulunu ısrarla artırmanız gerekiyor.

Ortak Bağdan Dua

Soru: Birbirimizle yaptığımız toplantılara dayanarak, Yaradan’ı ifşa etmek bizim için önemli görünüyor çünkü biz bunun için seçildik.

Bunu basitçe bir gerçek olarak kabul etmeli ve bu koşuldan bir dua oluşturmalıyız. Böyle bir duayı özel yapan nedir?

Cevap: Gerçek şu ki, bu Yaradan’la iletişim kurmak ve sadece bu iletişim aracılığıyla O’nunla bağ kurmak istemenizdir.

Soru: Eğer her sabah tüm dostlarımın kalplerini tek bir kalpte birleştirdikten sonra Yaradan’a bir dua gönderirsem, bu duada onlunun gücü var mıdır? Bunu tek başıma yapsam bile bu dua ne kadar güçlüdür?

Cevap: İdeal olarak, onludaki ortak bağınızda Yaradan’ın cevabını hissetmeye çalışmalısınız. Bunu ısrarla yapmaya çalışırsanız, hissetmeye başlayacaksınız.