Category Archives: Kabala

Basit Bir Fikir

Kabala ilminin kendisi çok basittir. Onu uygulamak zordur, ancak fikri oldukça basittir.

Yaradan milyarlarca parçaya böldüğü tek bir arzu yaratmıştır. Egoizm tarafından ayrılmış olan bu parçalar, egoya rağmen aynı sistem içinde yeniden birleştirilmelidir.

Aynı zamanda egoizm onlara müdahale etmemelidir. Aksine, bağ kurmalarına yardımcı olur. O zaman bağları geçmişe kıyasla 620 kat daha güçlü olacak ve bu arzular parçalanmadan önce sadece kendilerini hissettikleri durumu hissetmeyecekler, ama kendilerini Yaradan seviyesinde hissetmeye başlayacaklardır.

Bu, parçalanmanın ve onu takip eden düzeltmenin hareketidir. Her şey sadece yakınlaşma yöntemine ve kırılan parçaların bağına, yani aramızdaki bağa göre gerçekleşir.

Kaynakları Araştırın

Soru: Kaynakları daha derinlemesine araştırmak ve onları daha içsel olarak ifşa etmek için ne yapabiliriz?

Cevap: Manevi kullanıma hazır hale gelene kadar, okuduklarınızı arzularla çoğaltmanız gereken bir grubunuz var.

Çoğaltmak, tüm bu koşullara nasıl yavaş yavaş daldığınızı hissetmek için okumak ve arzulamak anlamına gelir ve bunlarla nasıl değiştiğinizi görmeye başlarsınız. O zaman arzularınıza karşı daha ciddi bir tutum geliştireceksiniz.

Gerçeğin Yolu

Soru: Gerçeğin yolu nedir?

Cevap: Gerçeğin yolu, bizi egoizmden iyileştirmesi talebiyle sürekli olarak Yaradan’a yönelmemizdir. Gerçeği arayan kişiye erdemli kişi denir.

Soru: Peki tüm kalbinle görmek nedir?

Cevap: Hissetmek demektir.

Yaşlı Ruhlar

Soru: Yaradan, insanları uzun bir yol üzerinden Mısır’dan çıkardı. Bu, Mısır’dan çıktıktan sonra bizim de uzun bir yoldan geçmemiz gerektiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Mısır’dan çıktıktan sonra da dünyanın her yerinde dolaşmaya devam ediyoruz.

Soru: Eğer hala dolaşıyorsak, o zaman her birimiz zaten geçmişte Yaradan’a ulaşmak ve O’nun yasalarını çalışmakla meşgul olmuşuz demektir, öyle mi?

Cevap: Evet. Bugün dünyada hiç yeni ruh yoktur. Islahın son, nihai aşamasına girmemiz için her şeyin hazır olduğunu anlamalıyız.

Sadece ait olduğumuz manevi kökle bağ kurmamız gerekiyor. Bu, Son Islah (Gimar Tikkun) adı verilen bir koşula girmek için yeterlidir.

Biz Feda Ederek Kazanırız

Soru: Her dostun, komşusunun ihtiyaçlarını karşılamak ve kendini eksik bırakmak zorunda olduğu söylenir. Dostlarımızın iyiliği için onluda neyi feda ediyoruz?

Cevap: Onluda dostlarımıza yaklaşmak ve onlarla birlik olmak için kendimizi feda etmeliyiz.

Prensipte hiçbir şeyi feda etmiyoruz, çünkü sonuçta, daha önce bize bir kazanım gibi görünen şeyin aslında şimdi bir hapishane gibi olduğunu anlamaya başlıyoruz. Bu nedenle, yalnızca birliğimiz uğruna fedakârlık yaparak kazanıyoruz.

Yaratılışın Yedinci Günü

Soru: Yaratılışın yedinci gününde Yaradan dinlenir. Prensip olarak, bu günde çalışmak yasaktır. Bunun anlamı nedir?

Cevap: Kişi dünyanın çalışmak ve bir şeyler üretmek amacıyla yaratılmadığını anlamalıdır. Sadece yaratması gereken belirli bir dönem vardır (bu yüzden buna yaratılış denir) ve sonra Yaradan Kendisi gibi davranır.

Yani, kişi altı gün boyunca kendi üzerinde belirli bir çalışma yapar ve yedinci gün doluma ulaşır. Bu da zaten Yaradan’ın çalışmasıdır.

Özel Bir İlişki

Soru: Kongre her bir dostu, onun kıvılcımını ve yükünü gerçekten hissedebildiğimiz bir koşuldur. Bu koşulda dostu on Sefirot olarak, direkt ve yansıyan ışık olarak hissetmek için eksik olan nedir?

Cevap: Direkt ve yansıyan ışık, sadece aramızdaki ilişkiyi ifade eder.

Aramızda ve dolayısıyla onludaki herkes arasında “Ben dostum için ve dostum da benim için” ilişkisi ortaya çıkar çıkmaz, derhal bizden Yaradan’a ve Yaradan’dan bize doğru olan ihsanı hissettiğimiz bir koşul oluştururuz.

O zaman yaratılışın tamamen farklı bir seviyesine gireriz ve bu dünyada ve üst dünyada neler olduğunu anlamaya başlarız. Bu dünya bir üst dünya haline gelecektir. Orada her şeyin farklı işlediğini hissetmeye başlayacağız.

Öyle de olmalı. Konuşma tarzımdan, size ne kadar kolay bilgi aktarabildiğimi görebiliyorum. Bu hazır olduğunuzun bir işaretidir. Öyleyse devam edin.

Onlunun On Sefirot İle Bağı

Soru: “Onlu” kavramı, On Sefirot ile nasıl ilişkilidir? Bu bilgi içsel açıklamalar için kullanılabilir mi?

Cevap: Manevi onlu ile fiziksel onlu arasında bağlantı kurmakta zorlanıyorsanız, her birimizin bir arzu olduğunu düşünün, birbirine bağlandığında tam bir özgecil niyet oluşturmanıza izin veren, on ayrı egoist arzu.

Direkt ışığın dört safhasını inceliyoruz: sıfır, bir, iki, üç ve dört. Yalnızca beş safha vardır. Ancak kural olarak dört safhadan bahsederiz çünkü sıfır safhası sayılmaz – o kaynaktır.

Işığın beş safhası, on Sefirot’a dönüşür çünkü bu Sefirot’lardan biri olan Tifferet altı parçadan oluşur.

Işıktan arzuya giden yol, tam olarak on parça boyunca ilerler. Daha az veya daha fazla olamaz. Rabaş bazı makalelerinde ve Baal HaSulam da On Sefirot Çalışması adlı kitabında bu konu hakkında yazmıştır.

Işıktan, ışığın yarattığı arzuya kadar, en yüksek safhanın, ışığın kendisi ve en düşük safhanın arzunun kendisi olduğu on safha olmalıdır. Böylece, yukarıdan kademeli olarak inen ışık, kendi içinde bir arzu yaratır.

Ve sonra arzunun yavaş yavaş ışık gibi olmaya başladığı, tam tersi bir durum ortaya çıkar. Direkt ışığın on Sefirot’unun, ışık, Keter’den Malhut’a arzu oluşturduğunda ve tersinde Malhut’un, Malhut’tan Keter’e ışığa benzemeyi dilediğinde meydana geldiği ortaya çıkar.

Manevi Sonucu Ne Getirir?

Soru: Eğer kendimi dostların sorularına dahil etmem önemliyse, her kişinin bir soru sorduğu bir çalıştay mı yapmalıyız ki ben de onunla bütünleşebileyim?

Bir dostumun sorusuna zihinsel olarak nasıl yanıt vereceğimi anlamadığımda, Yaradan’a bir talepte bulunabilecek miyim?

Cevap: Çalıştaylar sırasında kesinlikle birbirimize dahil olabiliriz, ancak birbirimize yardım ettiğimizde daha da iyi olur.

Her zaman birlikte çalışma fırsatınız var. Eylemler önemsiz olsa bile, bir şeye birlikte katılmanıza olanak tanıyan bu tür kolektif çalışmalar bulmaya çalışın. Kolektif fiziksel çalışma saf bir kazançtır. Size tavsiyem budur.

Sorular, cevaplar ve benzeri entelektüel egzersizler nadiren ciddi manevi sonuçlar verir.

Kabalist Araştırmacının Dili

Soru: İbraniceniz sınırlı bir kelime dağarcığına mı dayanıyor?

Cevap: Evet, gerçekten de öyle ama daha fazlasına gerek yok.

Geçen yüzyılda iki büyük Kabalistik bilge vardı: büyük öğretmenimiz Baal HaSulam ve büyük Kabalist Rav Kook. Rav Kook, Baal HaSulam’a her zaman onun devasa bilgi, his ve içgörü katmanlarını aktarabildiği, küçük kelime dağarcığına gıpta ettiğini söylerdi.

Rav Kook’un kendisi, deyim yerindeyse, manevi sözün, edebi dilin ustasıydı. Onun dili çok süslü, ayrıntılı, karmaşık ve kafa karıştırıcıdır. Leo Tolstoy gibi bir buçuk sayfa uzunluğunda tek bir cümleyi okuduğunuz sürece, neredeyse hiçbir şey anlayamazsınız. Ancak o kendini böyle ifade ediyordu. Bu aynı zamanda kişinin karakterine de bağlıdır.

Bana gelince, özümde hala bir araştırmacı, bilim adamı ve sistematikçi olduğum için, gereksiz hiçbir şeye tahammülüm yok. Bu nedenle konuşmalarımda, açıklamalarımda her şeyi somutlaştırmaya çalışıyorum.

İnsan eğitiminde en önemli şeyin bu olduğuna inanıyorum. Ve duygular zaten kişinin içsel çalışmasına bağlıdır.