Soru: Manevi haz, kaçmak istediğiniz bir özlem ya da psikolojik baskı biçimi değildir de günlük yaşamda bir şeyden aldığımız haz ile aynı türden midir?
Cevap: Tüm evrenle birlik olmanın verdiği hazdır. Bizler öyle bir şekilde tasarlandık ki, kişi bu koşulda tüm yaratılışın mükemmelliğini hisseder. Bu mükemmellik duygusu en yüksek tatmin, en yüksek zevktir!
Soru: Dünyevi zevklerimizle karşılaştırılabilir değil midir?
Cevap: Hiç de değil! Kesinlikle kıyaslanamaz! Başka hiçbir şey onun yerini tutamaz. Bu bizim en yüksek, en büyük ve en güçlü arzumuzdur ve sonsuzluk, mükemmellik ve uyumla doludur. Tüm karşıt unsurların birbirine bağlılığını ve birbirlerini nasıl tamamladıklarını ve rezonans halinde olduklarını hissedersiniz.
Bu sonsuz, ahenkli senfoni sizi öylesine tamamen doldurur ki, neredeyse sadece ne kadar engin ve mükemmel olduğunu anlamak için biraz düşünecek kadar kapasiteniz vardır.
Soru: Bunu uyurken bile algılıyor musunuz?
Cevap: Bazen.
Yorum: Böyle bir dünyada yaşamak ilginç.
Yanıtım: Böyle bir dünyada yaşamanın sürekli bir nirvana halinde olmak anlamına geldiğini düşünmeyin. Sürekli olarak içinizde tutmanız, yükselmeniz, analiz etmeniz ve kendinizi yükseltmeniz gereken bir dünyadır. Kolay bir dünya değil, hayır. Ancak elbette mükemmellikle bağda olmanın verdiği inanılmaz bir zevktir.
Soru: Tüm bunların sonucu nedir?
Cevap: Sonuç, herkese karşı sorumluluğunuzu, Kabala bilgeliğini özenle çalışma ve herkesin bu duruma ulaşmasını sağlamak için mümkün olan her şeyi yapma ihtiyacını hissetmeye başlamanızdır! Başkaları bundan keyif almıyorsa siz de keyif alamazsınız. Onlara inmeli ve bu hazdan en azından küçük bir kaşık tadabilmeleri için bir şeyler yapmalısınız!
Filed under: Kabala, Maneviyat -
Evrenin Ahenkli Senfonisi için yorumlar kapalı