Category Archives: Global Kriz

Avrupa Yol Ayrımında, Bölüm 1

Soru: Büyük Avrupa medeniyeti çağının bittiği ve yeni bir zaman başladığı Avrupa krizinden anlaşılmakta. Gelecekte Avrupa’nın dünyadaki konumunu siz nasıl görüyorsunuz?

Cevap: Özgürlük, eşitlik ve Fransız Devrimi’nin bütün şu güzel sloganları karşın hiçbir hakiki gelişme göremiyorum. Tabiî ki, Avrupa medeniyetinin dünya medeniyetinin gelişimine katkısını inkâr edemeyiz. Ancak, tüm bu başarılarının sadece maddi bu dünyanın işleri çerçevesi içinde ve insan egoizmine dayalı olduğunu anlamak gerek.

Bu nedenle egoizmin güzel yaldızı, demokrasi ve özgürlük modası aslında insanda hiçbir şey değiştirmedi. Uygar Avrupalıları Hitler’in nasıl da vahşilere çevirebildiği bunun ispatıdır.

Eğer daha zekice davranarak ülkeleri fethetmek yerine onları fikirleri etrafında birleştirseydi bütün Avrupa’yı kendi müttefikine dönüştürebilirdi. Onun için neredeyse hiç direnç görmeden Avrupa’yı fethetmek çok kolay olurdu. Bu özel yüksek kültürü ile meşhur ‘aydınlanmış Avrupa’ imajının dünyanın geri kalanı ile kıyaslandığında, içselleşmiş içerikten yoksun sadece dışsal olduğunun göstergesidir.

Kültürel imaj ve iyi terbiye Almanları insanları hayvan seviyesine indirgeyerek öldürmekten alıkoyamadı. Buna göre insanların kendi egoizmleri içinde sonsuza kadar barbarlar olarak kalacakları açıktır. Onun içinde geliştikçe daha kötüleşecek fakat egoist niyetlerini gizlemeyi öğrenecek, iyi politikacıların yaptığı gibi ikiyüzlüleşeceklerdir.

İnsanlık, egoizmin üzerinde bağlantı ve birlik kurma konusunda İsrail halkının Kabala bilgeliğindeki enternasyonal fikrini benimsemedikçe bir geleceği olmayacak. Şimdiye kadar insanlık kendini bu düşüncenin dışında sınırlayarak bozuk olarak algılanacak şekilde gelişti.

Avrupa’da egoizm diğer ülkeler ve kıtalarda olduğundan çok daha büyük ve gelişmiş olduğundan bu metodu ilk Avrupa uygulamalı. Ve eğer Avrupa bu metodu uygulamazsa dünyanın diğer taraflarından daha fazla acı çekecek. Avrupa’nın geleceği hakkında pek iyimser değilim.

Kabala, Avrupa’ya insanın özünü etkilemez halede slogan olarak kalmış Fransız Devriminin güzel fikirlerini pratiğe geçirmeyi öneriyor. Herkes birlik eşitlik ve kardeşliği hayal eder, Rusya ve Avrupa’da haklarında konuşulurdu fakat uygulanamazdı. Bu fırsatı sadece Kabala bilgeliği sunabilir.

Bu sebeple şimdi ortaya çıkarılıyor tam Avrupa ideallerini fark etme konusunda güçsüzlük ve kabiliyetsizlik içinde olduğunu benimsemişken. Ve tam da bu zaman Avrupa ideallerine tamamen yabancı, karanlık orta vahşeti düşünceleri ortaya çıkmakta.

Kabala Bilgeliği Avrupalıların çok gurur duyduğu eşitlik ve özgürlük kavramlarını patikte uygulama gücüne sahiptir. Her şeyden evvel, doğanın üst gücünü nasıl çekeceğini bilir.

Soru: Dini inanca geri mi çekiliyoruz?.

Cevap: Bu metodun dinle hiçbir ilgisi yok. Doğada gizli olarak bulunan birliğin gücünü kullanma becerisi ile ilgili. Kabala bu kuvveti ortaya çıkarmayı ve birleştirmek amacıyla kullanmayı mümkün kılar.

Europe At A Crossroads, Part 1

Gençler Arasında Depresyon

Bugün çocuklarının depresif durumları hakkında şikâyetçi olan aileler ile konuştum. Kafaları karışmış ve ne yapacaklarını bilmiyorlar. Depresyon sıklıkla gençleri aptalca şeyler yapmaya iter; çünkü onlar yaptıkları her şeyi depresyonu bulanıklaştırmak ve mümkün olduğunca derine bastırmak için yaparlar.
Gençler arasındaki depresyon, uluslararası bir sorundur. Aşağı yukarı gençlerin %15 i depresiftir ve bazı ülkelerde bu rakam %15 den daha yüksektir.
Çocuklarınızı veya torunlarınızı böyle bir durumda görmek çok acı verici. Bu yüzden onlara anlamlı bir varoluş sağlamaya çalışmak bize bağlı, çünkü hayat renkli, karmaşık ve çok derindir.
Eğer biz hayatın yüzeyinde “yüzer” ve kayarsak, sanki hayatın kanalizasyon girdabında yüzeriz. Ama eğer bunun içine dalar ve özellikle de derinliklerine ulaşırsak, onun içinde varoluşun anlamını, yaratılışın gelişme planını ve aslında evrende en eşsiz yaratılanlar olduğumuzu fark ederiz.
Hayatlarımızın büyük bir anlamı vardır. “Yıldızların üzerine yükselebiliriz” yani zaman ve mekânı aşabilir ve sınırsızlık koşula ulaşabiliriz.
Kendimiz için değil ama çocuklarımız ve torunlarımız için keşfetmek ve bununla ilgili bilgileri yaymak bize bağlıdır, böylece onlar kendi mutluluklarına ulaşabilirler. Hadi bugün bunu düşünün!
http://laitman.com/2016/07/depression-among-youth/

Dünya Nüfusunun Yüzde Onu Depresyondan Müzdarip

Haberler: “12 Nisan’da Dünya Sağlık Örgütü dünyada depresyonda olan insanların sayısı hakkında bir rapor yayınladı.  Rapora göre, nüfusun onda biri, o ya da bu şekilde depresyonda. 
Hatta bugün, Amerika’da hastaneye yatırılma için ikinci, İsveç’te ise birinci neden.
2020’de depresyonun bir numaralı öldürücü olacağı öngörülüyor. WHO’nun ( Dünya Sağlık Örgütü’nün ) notuna göre dünyadaki intiharların %45-60 arasındaki oranı, depresyondaki hastalarca gerçekleştiriliyor. 
YORUMUM: Bizler alma arzusuyuz. Dahası bu arzu ve egoizm, içimizde giderek büyüyor. Bu bizi ilerlemeye zorluyor ve memnuniyetsizlik bize baskı yapıyor. Zamanımızda zevki bulmak gittikçe daha da zorlaşıyor. Böylece depresyon ve tatminsizlik büyümeye devam ediyor. 
Gelecekte, zevk kaybolacak ve kendimizi herhangi bir şeyle tatmin etmemiz mümkün olmayacak. Sonra, kendi doğamızı değiştirmemiz gerektiğini; almaktan ziyade ihsan etmenin hazzını kabul edeceğiz. Kabala Bilgeliği bunun için tasarlanmıştır. 

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN GELECEĞİ

SORU: İngiltere’de Avrupa Birliği’ni bırakma konusunda keskin tartışmalar oluyor. Ünlü fizikçi Stephen Hawking ve 150 başka bilim adamı Avrupa Birliği’nden ayrılma konusunda sert muhalefetlerini dile getirdiler. Onlar, İngiltere’deki bilime yapılan parasal desteğin büyümesi ve araştırmaların sayısının da artmış olması dolayısıyla Avrupa Birliği üyeliğine teşekkür edilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Sizce İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması gerekiyor mu?

CEVAP: Avrupa Birliği’nden ayrılmanın artık hiçbir anlamı yok çünkü Avrupa Birliği nasılsa yakın zamanda parçalanacak.
Bunlar bir şey belirlemeyen yapay uluslararası topluluklardır.
Aralarında karşılıklı sorumluluk yok , sınırlar kapanıyor ve anlaşmazlıklar, çatışmalar, imalar artıyor. Geçmişte, Avrupa Ortak Pazarı hatta daha açığı borsa Avrupa Birliği’ne bağlı olmasına rağmen, daha önce Avrupa’da ortaya çıkan birliğe yönelik hareket ortadan kayboldu.

Bu yüzden, ne yaparlarsa yapsınlar bu oluşumun zaten yıkılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü içsel birliğe ve insanları birbirine yakınlaştıran ön eğitime değil fakat tam aksine, bu birlikten zengin olmak isteyenlerin ve dahası bunu başkalarına rağmen yapmak isteyenlerin arzusuna dayanıyor .

O halde bu nasıl bir birlik? 25 ek ülkenin kendileri ve harcamaları için daha fazla sermaye yaratmaları için beş ülke tarafından kabul edilmiş ne tür bir ortak Pazar bu? Bu basitçe başkalarının
sömürülmesidir üstelik en kaba haliyle.

Bu şekildeki bir sistem çökmek zorundadır. Doğa onları kasten bu duruma itiyor ki, önceki nesillerde insanları fethetmek mümkünken bu çeşit bir birliğin dünyada var olamayacağını fark etsinler. Hatta Sovyetler Birliği bile Sosyalist Cumhuriyetleri Avrupa Birliği’nin denediği gibi benzer biçimde bir arada tutamadı. Avrupa Birliği de dağılacak çünkü kimin kuruluşu egoya dayanıyorsa tamamiyle aynı sistemdir.

Bir birlik sadece insanlar o birliğe hasret duyarlarsa başarılı olur. Tabandan gelmeyen bir birliğe dayalı tüm kurumlar parçalanır. İhtiyaç hissi, birliğin yararlı olacağına dair duygu aşağıdan gelmelidir. Böylece daha yüksek , manevi bir derece açığa çıkar ve birlik dünyaya daha çok ışık getirir.

İnsanları eğitmek zorundaydılar. Ama bunun için insanlara bir şekilde öğretmek ve taban seviyesinden hiç olmazsa birazcık eğitmek için Kabala Bilgeliği’ni keşfetmek gereklidir aksi halde her şey başarısızlığa mahkumdur.

Bu nedenle İngiltere sessizce Avrupa Birliği içinde kalabilir çünkü yakında tamamen sona erecek.

İÇİMİZDEKİ TERÖRİST

SORU : Araplara karşı tutumunuz nedir?

CEVAP: Özel bir şekilde kimseyle ya da herhangi bir şeyle ilgili değilim. Herkesi kuklalar olarak görüyorum. Bana bıçak çeken kişi bile üst güçler tarafından yönetiliyor. Biri sizi öldürmekle tehdit ettiğinde önce siz onu öldürmelisiniz ve böylece  onu etkisiz hale getirmek için başka çarem yoktur.

Ne var ki, onu bir kere yakalayıp bağladığımda nasıl bağ kuracağımı ve Yahudilerle birliği düşünmem gerekir. O zaman Arap’ın bağını çözebileceğim ve o bizimle dans edip sevinecek.

SORU: Bu şu mu demek, onu öldürürseniz sorunu çözmezsiniz?

CEVAP: Öldürmek hiçbir zaman hiçbir problemi çözmez. Ama hayatınız tehlikede ise TORA’da şöyle denir; “ Biri sizi ölümle tehdit ediyorsa siz onu önce öldürmelisiniz”.

SORU: Bu çatışma ne kadar daha devam edecek sizce?

CEVAP: Aramızdaki bağ ve birlik ile biz ıslah olana kadar devam edecek .

Dışımızdaki çatışma içimizdeki çatışmayı gösterir. Teröristler ve sabotajcılar içimizde. Onlar aramızdaki bağı yok etmek isteyen kendi arzularımız. İçimizdeki içsel zarar vericileri yok edersek dışımızda da yok olacaklar.

KANLI HABERLER

YORUM: Ünlü bir bloger dünyada olan bitenler hakkında insanları şaşırtmanın giderek daha zor olmaya başladığını yazdı. İnsanlar terörle ilgili ya da genç bir adamın bir adamı bıçakla deldiği  sık görülen kanlı haberleri sindiriyor ve insanlar artık kayıplar hakkında yas tutmuyor. Çünkü yas tutarlarsa bunu her gün yapmak zorunda kalacaklar.

CEVAP:                Bizler,eski zamanlardan bu yana insanları öldürmeye, insanları sakatlamaya, savaş sahnelerine vs. alıştıklarından beri bu tür görüntülere açlık duyuyoruz. İnsanlık onlarsız yapamaz. Bu sadece modern insanın ihtiyacı değildir insanın kana olan ihtiyacıdır.

Bizler ciddi bir bilinç krizinden geçiyoruz ve gittikçe “sefil hiçler” olduğumuz daha net hale geliyor. Ve bir şekilde bunun kırılmak zorunda. Bu nedenle, internet, farklı problemler, İŞİD ve radikal İslam organizasyonları dünyayı ileriye doğru hızla itiyor. Bunlar evrimin hayati güçleridir. Değişiklikler çok yoğun biçimde ortaya çıkıyor ve biz her şeyi çok hızlı biçimde algılayıp fark ediyoruz. Geçmişte insanlar herhangi bir noktada çağlar boyu saplanıp kaldıysa bugünkü nesil döneminde çok şeye katlanırlar.

SORU: Bu duygu neye yol açacak?

CEVAP: Bu varlığımızın anlamsızlığının kabulünden kaynaklanan büyük bir haykırışa yol açacaktır. Yaşamayı ve ölmeyi , bu hayatı yaşamayı ya da yaşamamayı bile seçebilecek durumda olmayacağız ve böylece egoist doğamız tarafından kontrol ediliyoruz. Var olduğumuz gerçeği yanında bize çaresiz ve değersiz olduğumuzu, nedensiz ve amaçsız var olduğumuzu anlayacak bir akıl da verildi.

Bu belirsiz haykırış insanlıkta ortaya çıkacak ve sonra Kabalistler şunu söyleyebilecek : “Bu durumda ne yapılması gerektiğini biz biliyoruz. Bunu yaklaşık 6000 yıldır bekliyorduk ve bugün bu karanlıktan nasıl çıkılacağını , korkunç umutsuz bir feryadın sevinç nefesine ve sınırı olmayan bir neşeye nasıl  dönüşebileceğini söyleyebiliriz. Bu mümkün. Bu fırsatı sizinle paylaşmaktan çok mutlu olacağız…”

İŞİD’İN GÜCÜ

YORUM : (Tamim Ansary): İŞİD’in gerçek gücü bombaları ve silahları veya korkunç kararlılığında değil. Bu organizasyon, oldukça zeki biçimde , dünya görüşlerini formüle edip bir silah oluşturuyor:  Bu silah,  İslam ve Batı Dünyası arasında süregelen  vahiysel, kıyametsel karşılaşmadır… Kendilerince satanik olan “diğerlerini” silecek ve dünyayı İslam şemsiyesi altında birleştirecekler.

YORUMUM : Modern İslam’ı ne olarak adlandırırsanız adlandırın, dünyada ürettiği ve yaydığı kargaşayı şimdiden görüyoruz. Gerçek İslam’ın ne olduğu da hiçbir değişiklik yaratmaz tıpkı gerçek Yahudilik veya gerçek Hristiyanlıkta olduğu gibi, muhtemelen  gerçek İslam da dünyamızda  hiçbir zaman var olamaz.

İnsanlık herhangi bir fikri zorla empoze etmeden ama tek bir fikri de takdir ederek bir arada yaşamayı öğrenmek zorundadır – bu fikir; tüm farklılıkların ve çelişkilerin üzerinde kapsayıcı bir bağ ve birliktir…

Yeni Dünyaya Doğru Akılcı Bir Yol

SORU : İnsanlık sadece tembel tembel oturursa ne olacak?

YANIT : Elimiz kolumuz bağlı şekilde oturursak üçüncü dünya savaşı başlayacak. Dünya nüfusunun çok azı geride kalacak ve hayatta kalabilen insanların küçük bir yüzdesi, tüm insanlığın yükseleceği yeni gelişim seviyesine ulaşmalarını sağlayacak, aralarında karşılıklı ve doğru işbirliğini kurma metodunu kabul etmeye zorlanacak.

Biz zaten Dünya üzerinde bize cansız, bitkisel ve hayvansal doğada verilenlerden yorulmuş haldeyiz ve şimdi ADAM (İnsan) seviyesine yükselmeye ihtiyaç duyuyoruz.  Adam denen üst dünyaya benzer güç (Domeh) bir sonraki var oluş seviyemizdir.

Görüyoruz ki, bilimde, kültürde, ilişkilerde, ailede ve aramızdaki karşılıklı işbirliğinde bir çıkmazdayız. Dünya boşluk hissi ve var oluşun anlamsızlığı duygusuyla ilaçların içine düşmüş halde. Geçerli paradigma takatsiz halde ve yeni bir değerler dizisi ile yer değiştirmek zorunda.

SORU: Üçüncü dünya savaşı gerçekten “yeniden başlatma sürecini” gerçekleştirmek için gerekli olabilir mi?

YANIT: Neden? Sonuçta bu savaşsız da yapılabilir. Örneğin yaramaz bir çocuk darbeler yoluyla öğrenir. Oysa iyi bir çocuk her şeyi yapmanın en iyi , en hızlı  ve tercih edilebilir yollarını anlar.

Kabala Bilgeliği bu iki olasılık hakkında konuşur. Çünkü bizim için bir sonraki seviyeye ulaşmak, binlerce yıldır sürdüğü gibi otomatik olarak evrimin parçası olan darbelerle  değil, doğru bir idrakin  mantıklı yoluyla da olabilir.

İŞİD’İN HAZİNESİNİ BOMBALAMAK

thumbs_laitman_552_03YORUM: U.S.A. savunma görevlileri; CNN’e Amerika’nın Musul’da İŞİD’e ait milyonlarca doların stoklandığı binayı bombaladığını açıkladılar ve bunun terörizmle savaşta bir dönüm noktası olduğunu söylediler.

CEVAP:  Tabi ki her şey parayla ilgilidir. Savaş ekonomisi hakkındaki bütün kitaplar bir savaşın maliyetinin ne kadar olduğunu ve bir savaş başlatmanın mümkün olup olmadığını tartışır. Bu nedenle bu hamleden kurtulmak zordur. Yeni bağlantılar ve para akışları kurulmak zorundadır, sonuçta milyonlarca dolardan bahsediliyor!

Bu olayın savaşta bir dönüm noktası olması mümkündür ama bu dönüm noktası, Şiiler ve Sünniler arasında, İran’a karşı Suudi Arabistan’da ve tüm geri kalan alanda  geniş ölçekli kargaşanın başlamasıdır. Sonuçta bu hamle sessiz olmayacak.

SORU: İŞİD’in bu şekilde bertaraf edilebileceğini düşünüyor musunuz?

YANIT : Prensipte herhangi bir şekilde kazanmak mümkün değil. Eski Roma’dan başlayarak tarih bunu kanıtlıyor. Roma ateş ve kılıçla, Yunanistan ise felsefesiyle hareket etti. Bütün bunlar yenilemez.

Tarih boyunca gördüğümüz gibi yapabileceğimiz tek şey, o zamandan beri birleşmektir aksi halde yenilen, daha sonra sizi yener… Buradaki problem basittir, ihtiyaç duydukları parayı elde ettikleri an tekrar savaşmaya başlayacaklar ve savaşı Avrupa’ya götürecekler. Bu tabi ki çok para tutacaktır ama bu ideoloji arkasında çok güçlü insanlar var ve para İŞİD’e hizmet edecektir.

Amerika’nın bu ve benzeri eylemlerinin herhangi bir şeye nokta koyacağını düşünmüyorum. Problemin manevi kökeni dikkate alınmazsa, sorun şimdiki formunda olmasa da başka bir formda devam edecektir.

İŞİD’in manevi kökleri; fetih ve yıkım uğruna birliktir. Bunun karşısına MANEVİYAT UĞRUNA GELİŞİM dikilmelidir. Çünkü egoistik olarak gelişebileceğimiz başka hiç bir yer  yoktur.

Tüm İnsanoğlu İçin Izdırap

thumbs_laitman_538“Son Nesil” makalesi ilgi çekicidir, çünkü bu makalede Baal HaSulam öğrencilerine ya da çağdaşı olan Kabalistlere değil, sıradan halka hitap eder. Pragmatik bir görüş açısı ile onlara döner ve tüm insanlığı bir köprüye doğru hızlanan bir trende bulunan yolcularla karşılaştırır, ancak ileride köprü yerine kaygan bir yokuş onları bekler ve Baal HaSulam bize bu kaygan yokuşa düşmememiz için ne yapmamız gerektiği konusunda öğütler verir.

Aynı zamanda Baal HaSulam’ın insanlık için ne kadar endişeli olduğunu da hissederiz, çünkü o ileride insanlığın yok olabileceğini görür. Bize yaradılışın ne pahasına olursa olsun yerine getirmesi gereken bir planı olduğunu anlatır. İnsanlığı mümkün olan en iyi duruma getirmeden önce korkunç ızdıraplı bir yoldan geçirecektir. Baal HaSulam bize insanlığın bu acılardan nasıl sakınacağını anlatır.

“Son Nesil” makalesi onun yazmaya niyetlendiği birkaç çok önemli metinden oluşmuştu, ancak sonra bu görevin onun nesli için olmadığını fark etti. Şüphesiz ki, bu onun için hiç de kolay olmadı. Dünyadaki tüm insanları kendi çocuğuymuş gibi, hatta daha da yakın hisseden, çünkü onları manevi sevgiyle seven ve onların başlarına gelecekleri gören bir insanın içsel dünyasını bizim hayal etmemiz imkânsız. Dünyevi sevgi bencildir, manevi sevgi bencil sevginin tutsağı değildir ve bu nedenle de milyarlarca defa daha güçlüdür.

KabTV, “Hayatımıza Dair”, 18.05.15