Category Archives: Global Kriz

Doğa Bize Öğretmeye Başlıyor

Soru: Şimdi bizlere bağımız aracılığıyla bilinçli olarak tüm dünya için dua etme fırsatı mı verildi?

Cevap: İnsanlara, Yaradan’a bir kişiymiş gibi hitap edilirse, o zaman her şey iyi olacak gibi geliyor. Aslında durum böyle değil.

Bizler, doğa sistemine hitap ederiz; her bir kişinin ve herkesin mikrosistemleriyle birlikte bunun içine dahil olmak isteriz. Bunun içine dahil olarak ve onunla dengede olmaya çalışarak, üzerinde olumlu bir etki yaratırız. Bu olumlu ilişki tüm sistemi dengeye getirir.

Bu aslında bir duadır; bu sistem üzerindeki etkimizdir. Birbirimiz için ve herkes için böyle dua etmemiz gerekir çünkü bugün dünyada, muazzam genel dengenin ihlali nedeniyle, birbirimize çok bağımlıyız.

Koronavirüs adı verilen bu rahatsızlıktan az ya da çok etkilenen insanlar birbirlerine yardım etmelidir.

Rahatsızlık herkes için ortaktır. Sistem herkes için ortaktır. Hepimiz onun içindeyiz. Bu nedenle, birbirimizi ne kadar etkilediğimizi ve birbirimize bağımlı olduğumuzu fark edelim. Bu sistem bize, Dünya gezegeni adı verilen, küçük bir küre üzerinde küçük bir tek organizma olduğumuzu, oldukça ciddi bir şekilde öğretmeye başlıyor, bizler de bunu düşünmeli ve dikkat etmeliyiz.

Koronavirüs Bizi Nereye Götürüyor?

Tüm dünyayı, hepimizi birlikte etkileyen güç bizi nereye götürüyor? Daha önce, üst güç her bir milleti, her bir grubu, her bir kişiyi farklı şekilde etkileyerek daima seçici bir şekilde hareket etmişti.

Fakat şimdi görüyoruz ki, hiç bir kimsenin kaçmasına izin vermeden herkesle aynı tutumla çalışmakta ve kararlı bir tutumla bizi yeni bir ilişki biçimine, aramızdaki özel bir bağa doğru yönlendirmektedir.

Umarım Koronavirüs bizi egoizmimizi iptal etmeye zorlar ve tüm dünya onun üzerinde yükselebilir. Dünya bu tür değişikliklere, egoistten özgecil sisteme dönüşüme olan ihtiyacın henüz farkına varmamakta ve anlamamaktadır.

Üst güç, Yaradan, Koronavirüs yardımıyla dünyayı ıslah etmekte. Virüs, bir akla, duygulara veya hareket özgürlüğüne sahip değildir. Fakat üst güç, tek bir hareketle, herkesle, tek bir sistem, tek bir bedenle ilgili tüm gerçekliği, tüm insanlığı ters yüz etmeye başlar. Bu harika bir eylemdir. Harika zamanlarda yaşıyoruz.

Bu süreci tam olarak ifşa eder ve bizi şimdiki durumumuzdan nihai hedefe götürdüğünü görürsek, bizi birleştirmeyi ve bizi tek bir sisteme, tek bir insanlığa, tek kalpte tek adama dönüştürmeyi amaçladığını ve aramızdaki bağda Yaradan’ı ve üst dünyayı ifşa etmemize imkan verdiğini göreceğiz.

Eğer birbirimizle ilişkilerimiz egoistse, buna bu dünyada yaşam denir. Ve bunlar sevgi, birlik, karşılıklı ihsan etme üzerine kurulan sisteme geçtiklerinde, o zaman bunlara manevi, üst sistem, bir sonraki dünya olarak adlandırılacaktır.

Artık kimse diğerlerinden ve doğum ile ölüm arasındaki yaşamdan ayrı hissetmeyecek. Çünkü hepimiz sonsuz ve sınırsız bir şekilde bağlı olacağız, bu bağlamda sonsuz manevi yaşamı anında hissedeceğiz.

Bu durum yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar. Bizler böyle bir gerçeğe yaklaşıyoruz. Sadece var olan duruma karşı duyarlılığımızı arttırmamız gerekiyor. Bu, sadece birliğimizin gücüyle onu ne kadar ifşa etmek istediğimize bağlıdır.

Egoist dünyada bile, bunu diğerlerinden daha iyi anlayan insanlar var. Ve şimdi gelecek yeni durumu anlamak için elimizden geleni yapmalıyız, bu yüzden buna bir sonraki dünya denir. Doğa bizlere, kendi içindeki herkes de dahil olmak üzere tek bir insan gibi davranır ve bizim de onunla bu şekilde ilişki kurmamız gerekir.

En sonunda, insan toplumunda, son nesile, Mashiach’in (Mesih) nesline ait olduğumuzu bizlere gösteren böylesi değişikliklere geldik. Mesih bizi egoizmimizden birliğe, Yaradan’dan ayrı olmaktan Yaradan’a, sonsuz yaşamdan ayrı olmaktan sonsuz hayata doğru çeken güçtür.

Bu bir hayal değil, yakında tam olarak ortaya çıkacak bir gerçekliktir. Program önceden ayarlanmıştır ve yürürlüktedir, ancak gerçekleşme hızı bize bağlıdır.

Eğer grubumuz herkesin önünde ilerlemek için özlem duyarsa, o zaman gelişmeyi hızlandırabileceğiz ve tüm insanlığı yeni dünyanın ifşasına yönlendireceğiz. Her gün, insanlık giderek bu mesajı almaya hazır hale gelmektedir.

Twitter’da Düşüncelerim / 20 Mayıs 2020

Onluyla, orada olan Yaradan’ı hayal ederek ne kadar bağlanırsam, ruhumu o kadar çok akort ederim, diğer yaylarla karşısında bir müzik yayı gibi. Grup kendini bir keman gibi akort etmeli ki böylece herkes tek kalpli tek bir adam olacak. Sonra Yaradan ifşa olacaktır.

İşsizlik dünyada yeni bir gerçeklik haline geliyor. Hükümetlerin en büyük kaygısı, dünya çapında kabul görmüş uluslar arası bir eğitim programına katılma karşılığında, evrensel olarak kabul edilmiş, garanti gelirli bir biçiminde nüfus için sosyal destek oluşturmak olacaktır.

Twitter’da Düşüncelerim / 18 Mayıs 2020

Doğadan gelen darbe, bizi tüm gereksiz işlerden uzaklaştırmayı ve böylece çevreyi temizlemeyi amaçlamaktadır. Toplumu gereksiz faaliyetlerden ve düşüncelerden kurtarır, bizi doğanın istediği, yani ruhsal gelişimimiz için serbest bırakarak.

Yaradan, Işığını içinde ifşa etmek için birliği arzu eder.

Doğanın darbeleri bizi, egoizmin bizi ittiği manevi gelişime karşı çıkan faaliyetlerden ayırır. Sadece gerekli işlere döneceğiz. Önceki TÜM işleri geri yüklemeye çalışmamalıyız. Onların nesli tükeniyor.

Dünya uluslarının Yaradan’ı ifşa etmesi için bir ihtiyaç vardır. Bu, İsrail ulusu Kabala’yı dünya uluslarına ifşa ettiğinde olur. Ondan, Yaradan’ın bilgisi herkes için netleşecektir. (Mesih’in Borozanı)

Önceki ekonomik yapıya dönerek, krize devamlı bir çözüm olmadığı giderek anlaşılacaktır. Eşitsizlik sorunlarına yeni bir çözümle yeni bir ekonomi yaratmalıyız. Eskiyi yakmak değil, yeni bir toplum, ekonomi, ilişkiler yaratmak.

Yetiştirilme tarzı ile yan yana!

Herkes İçin Yeri Olan Yeni Bir Ev

Şu anda doğa içimizde, bütün dünyayı kapsayan mükemmel bir değişim yapıyor. Bizler bunu az çok anlayabiliriz, ancak hiç şüphesiz tarihte ilk kez gördüğümüz gibi istisnasız tüm insanlığı etkileyen küresel doğanın programıyla,  Yaradan’ın programıyla karşı karşıyayız.

Koronavirüs olarak adlandırılan bu eylem vasıtasıyla doğa, Yeryüzündeki bütün nüfusunu, tüm insanlığı, tek bir grup olarak düzenlemek istiyor.

Virüs bizleri, en küçükten en büyüğe herkesin doğanın üst gücünü bilmesi ve tüm ulusların ortak bir dua evinde toplanması için, bağ kurmaya yol açan değişikliklere hazırlanıyor yani herkes, Yaradan’ın evi olarak adlandırılan ortak bir arzuda, karşılıklı bağda birleşecektir.

Kabala bilgeliği bizlere, bu süreçten nasıl geçtiğimizi anlamamıza ve kendimizi yeni bir hayata, yeni bir yaklaşıma nasıl adapte etmemiz gerektiğini anlamamıza yardım etmektedir. Şimdiye kadar, her bir kişi bireysel olarak, hayatı egoistçe algılıyorduk. Ancak, yeni yaklaşım bizleri, kendim ve diğerleri arasındaki farkı hissetmemek için, yavaş yavaş birleşik ve karşılıklı ortak bir algıya doğru hareket etmeye zorunlu kılmaktadır.

Bugün hepimiz içinde yaşadığımız egoistik dünyayı, hayata karşı egoist tavrı hissediyoruz. Yeni dünyada herkes diğerlerini kendi içinden gibi hissedecek ve o zaman dünya algımız önemli ölçüde değişecektir: Maddesel  dünya yerine manevi , sonsuz ve ışıkla dolu mükemmel bir dünya hissedeceğiz.

Bizler, yeni bir dünyanın, yeni bir koşula girişin, aramızdaki bağda, karşılıklı, sınırsız ve egoizmden bağımsız ilişkiler içinde ifşa olması gereken yeni bir realitenin tam eşiğindeyiz. Üst yönetim bizim bu kapıyı açmamızı, yeni dünyaya girmemizi ve tüm insanlığı yeni bir varoluşa, yaratılışın amacına, yaşamımızın hedefine, doğanın üst gücüne götürmemizi istiyor.

Eski Dünya Öldü, Yaşasın Yeni Dünya!

Koronavirüs, insanlığı, tam bir denetim/hesaplama yapmaları için uyandıran bir kuvvettir.

Tüm egoistik gelişimimiz, mağaradan ayrıldığı andan itibaren insanın tüm evrimi, ağaçlardan aşağı indi ve sadece egoizmin içinde olan bir maymundan farklı oldu. Ve şimdi, tarihte ilk kez, evrimimizin seyrini değiştiriyoruz.

Egoist metot kendini tüketti; o bizi Mısır’a getirdi ve haz alma arzusunun tam kölelerini yaptı. Ve şimdi, insanlık niyetini ihsan etmeye kaydırmalı, yani Mısır’ı İsrail toprakları için terk etmeli.

Şimdi tam değişimden önce bir dönüm noktasındayız. Bu tarihsel bir andır; ilk kez insanlık içinde manevi bir devrim var. İnsanlığın yüzünü değiştirecek, kaynağa geri döndürecek ışığı (ıslah eden ışığı) çekmek için çalışmalıyız. Sayesinde tüm insanlığın ilerlemeye başlayacağı, ışığı çeken o grup, o araç, bizler olmalıyız.

Yaradan’ı hedefleyen o kadar çok insan olmayabilir. Ama asıl mesele, söylendiği gibi, bağın temelini oluşturmaktır: “Benim için bir iğnenin ucu kadar bir yer açın ve ben sizin için üst kapıları açacağım.” Başka bir şeye gerek yoktur. İnsanlık tarafından, Yaradan için aramızdaki tüm alanda, sadece iğnenin ucundaki bir delik gibi küçük bir delik açmak gerekir ve bu sayede her türlü bağ açılmaya ve gelişmeye başlayacak ve ihsan etmenin manevi sistemine gireceğiz.

Geçmişe dönmeyeceğiz. Eski dünya öldü; o yok! Yeni bir dünyaya geleceğiz ve yeni insanlar olacağız. Tabii ki, bu bir kerede değil aşamalar halinde gerçekleşecek. Mısır’dan Çıkış’ın hikayesinde anlatıldığı gibi, Musa birçok kez Firavun’a gitti ve geri döndü. Bu kolay bir süreç değil ama çoktan başladı. Ve bu, Koronavirüs gerçek bir taca, Keter’e dönüşene kadar durmayacak ve bizi Yaradan ile tüm seviyelerde birden çok biçimde bağa getirecek. O bunu kesinlikle yapacak.

Bu nedenle, içinde bulunduğumuz zamanı anlamalı/değer vermeliyiz. İnsanlık bunu algılayamıyor çünkü bu süreci dünyanın yaratılışından gelişiminin sonuna kadar tarihin bütününde dikkate almıyor. Fakat görüyoruz ki her şey Kabalistik kitaplarda anlatıldığı gibi gelişiyor.

Yüz yıl önce, Baal HaSulam, Mesih günlerine yani devasa bir manevi gücün harekete geçmeye ve ilerlemeye başladığı zamana girdiğimizi yazdı.

Koronavirüs — Tek Bir Sorunun Etrafında Bir Araya Gelme Fırsatı

Her zaman hatırlamalıyız – bize olan her şey Yaratıcı tarafından gönderilir ve kendi iyiliğimiz için işler. Ancak Koronavirüs’le ilgili son olaylarda, Yaradan’ın elinin etkisi özellikle belirgindir. Yaradan ile bağ, sadece yaratılanların O’ndan bir şey istemesi veya O’nun kendisine yaptıklarından dolayı şükretmesi şartıyla mümkündür, ikisinden biri: istek ya da şükran. Aksi takdirde, yaratılışın daha yüksek bir güçle bağlantısı olmayacaktır. Bizler sadece bekleyiş koşulunda var olma fırsatı veren,  minimum aydınlatmayı alırız. Ancak böyle bir koşul ne yaratılanlar ne de Yaradan için arzu edilmez.

Bu nedenle, bizi Koronavirüs yardımıyla uyandırarak Yaradan’ın, örgütlenmemize ve O’na dönmemize yardımcı olduğunu anlamalıyız. Şimdi tüm insanlık Yaradan’a bilinçli veya bilinçsiz olarak dönüyor.

Yaratılışın alma arzusu ile Yaradan’ın ihsan etme arzusu arasındaki bağlantı bu şekilde güçlenir. Bu bağlantıyı en üst düzeye çıkarmamız, büyütmemiz, derinleştirmemiz ve en önemlisi bunu birlikte yapmamız ve ortak bir dua haline getirmemiz gerekiyor. Böyle bir dua tüm engelleri aşar ve Yaradan ile doğru ve gerçek bağı açar.

Daha önce var olan ancak, annesinin kollarında duran ve bunun farkında olmayan bir bebek gibi, hissedilmeyen bağı ifşa ederiz. Bu bilinçsiz doğal bir bağdır. Ancak çocuk büyüdüğünde, bağın kesilebileceğini fark ederek bu bağı güçlendirmeye başlar. Bir çocuk böyle büyür.

Manevi basamaklar boyunca, tüm gelişimimiz ve yükselişimiz, birbirimizle yakınlaşmamız, kendimizi giderek Yaradan’a dua, yakarış ve şükran için düzenlememiz gerçeğinde yatmaktadır. Bizim için en önemli şey olan bağımızı bu şekilde güçlendiririz.

Tüm hayatım, sadece Yaradan’la olan bağımın derecesine göre, az çok O’na ne kadar güçlü tutunduğumla belirlenir.   Hayatımda en değerli olan bu tek parametre etrafında dönmeye devam ederim.

Tüm nesillerin Kabalistleri tarafından, her şeye sadece dua gücüyle ulaşıldığı ve bir insanın bütün gün dua etmesinin iyi olacağı söylenmiştir. Neticede onlar, bağımızdan gelen anlayışla/uzlaşmayla, Yaradan’a bilinçli olarak dönmenin ne kadar önemli olduğunu ifşa ettiler. Tüm eylemlerimiz, kapsam açısından tartılmalıdır, bu da Yaradan’a dönmemize yardımcı olur. Bu, çalışmamızın tek sonucudur.

Sadece iki güç vardır: Yaradan ve yaratılanlar. Yaratılanlar, Yaradan’a her zaman ve tüm güçleriyle ulaşmalı, O’na dönmeli, talep etmeli ve teşekkür etmelidir. Şimdi Yaradan, Koronavirüsü uyandırıyor, Yaradan’a olan yakarışımıza daha fazla konsantre olabilmemiz için, kilit altında tutulmamızı, durmamızı, evde sessizce oturmamızı istiyor.

Bu yakarış, tüm gerçeklik, tüm dünyalar, tek bir Yaradan’a tek adam olarak yalvaran bu noktaya gelinceye kadar gittikçe daha fazla büyütmemiz gereken,  en merkezi yaratılış noktasıdır. Ancak o zaman aramızdaki bağa ve yapışmaya ulaştığımızı söyleyebiliriz. Yaradan’ın beklediği en önemli şey, birleşmiş yakarışımızdır. Bir milyar insan Yaradan’a bireysel olarak haykırsa veya bu milyar birbiriyle birleşip Yaradan’a yakarsa, o zaman bu iki yakarış arasındaki fark, bu dünya ve gelecekteki son ıslah dünyası gibidir. Ana şey ortak duadır.

Bu nedenle, bizlere, tek bir problemin etrafında birleşip, bununla Yaradan’a dönmek için yukarıdan bir fırsat verilir. Bu, yukarıdan uyandırılış sayesinde, birbirimizle ve Yaradan ile bağ kurmamızı sağlar. Bu bağ, yaratılanların kendileri pahasına ortaya çıkmamış olmasına rağmen yine de dikkate alınır ve genel ıslaha dahil edilir.

Geçmiş Dünyaya Dönüş Yok

Koronavirüs, insanlığın ne satın alacağını ve nasıl eğleneceğini düşünmek yerine, geleceği hakkında düşünmeye başlamasına yardımcı olacaktır. Aslında virüs zaten işini yaptı ve düşüncelerimizi temizledi.

Şimdi sadece nereye gittiğimizi bulmamız gerekiyor. Bugün, kimseye hayatımızın hiçbir değeri olmadığını açıklamamız gerekmiyor, virüs zaten her şeyi bize açıkladı. Ancak soru hala devam ediyor: Bu yaşam neyi hedeflemeli?

Bir grup, manevi bir Partzuf inşa etmek, içinde ihsan etme niteliğinin, bizi bir araya getiren sevginin gücünün yani üst gücün bulunabildiği tapınağın, Yaradan’ın evinin inşa edilmesiyle aynıdır.

Ama görüyorum ki dün böyle bir tavır için çabaladım ve düşündüm ve bugün hiçbir şey istemiyorum. Sabah kimseyi görme arzusu olmadan uyanıyorum. Öğlen arkadaşlarımızla bir toplantımız var ve onlarla buluşmak istemiyorum. Ne yapmalıyım?

Tapınağı her gün yeniden inşa etmemiz gerektiği yazılıdır. Kaybolması iyi bir şeydir; dünkü başarıların hepsi kumdaki su gibi kayboluyorsa ve her gün baştan başlamanız gerekiyorsa, bu bir ilerleme işaretidir.

O zaman herkesin karşılıklı ihsan etme ve sevgi içinde hareket ettiği, tüm dünyayı olabildiğince dahil etmek için tapınağı, onluyu, tekrar tekrar inşa etmeye çalışırm. Bu tapınakta, Yaradan olarak adlandırılan,sevgi ve ihsan etme gücü hüküm sürecek ve sevgiyle birleşmiş tüm arzuları dolduracaktır.

Bunun bizden çok uzakta olduğunu düşünmeyin. Koronavirüsün gelip tüm dünyamızı, tüm yaşamımızı değiştireceğini kim hayal edebilirdi? Büyük fabrikalar, bankalar, şirketler, milyarlarca dolar, ordular, insanlığın binlerce yıldır inşa ettiği her şey artık yok oluyor. Hiçbir şey kalmayacak. Virüs yok olduktan sonra çalışmaya devam edemeyecekler. Virüs tüm hayatımızı değiştirecek ve eski olan her şeyi silecektir.

Böylece, virüs insanlık içinde, birbirimize karşı sevgi ve özenle, aramızda ortaya çıkan ihsan etme gücünün edinilmesiyle, doldurmamız gereken boş bir alan yaratır. Bunu yapamayacağımızı düşünebiliriz ama yapabiliriz. Tek yapmamız gereken, iğne deliği büyüklüğünde küçük bir delik açmaktır ve Yaradan bizim için yeni bir dünyanın kapısını açacaktır.

Yavaş yavaş, tüm dünyanın onluya dahil olduğunu hissedeceğiz. Dünyayı onlu ile ne kadar etkilemeye çalışırsak, tüm güçler onlu içinde o kadar yoğunlaşır. Sonuç olarak, onlu, Yaradan da dahil olmak üzere tüm gerçekliği içerecektir.

Her şeyden önce, olan her şeyi unutmanızı tavsiye ederim. Finansal krizler ve diğer sorunlar geçmişte kaldı ve geri dönüş yok. Eski dünyanın geri dönmeyeceğini anlamalıyız! Yeni dünya nasıl olacak? Bizim inşa edeceğimiz şekilde.

Bu nedenle, kesin olarak geçmişle ilgili ağıt yakmayı bırakmalıyız; eski dünya artık doğada var olamaz. Kriz öncesi duruma dönmemize ve eskisi gibi çalışmamıza izin verecek hiçbir sistem yok. Dahası, bu sistemlerden herhangi biri hala kalırsa, onlardan kurtulmamız, alanı temizlememiz gerekir.

Dünya tamamen yeni olacak, Yaradan eski formu korumayı yasakladı. Sonuçta, eski form tam bir çöküşle karşı karşıya kaldı, dünya savaşı ve çevre felaketlerinin eşiğinde idi. Öyleyse neden pişmanım? Bizler yeni bir dünya inşa etmeliyiz!

Her durumda, bu inşa edilecek, ancak arzumuza göre inşa edilmesi daha iyidir, böylece bu inşayı isteyeceğiz ve biz de yardımcı olacağız. Buna “arzunuzu Yaradan’ın arzusu gibi yapmak” denir. Yapmamız gereken budur ve sonra başaracağız. Eğer yapmazsak, kötü alışkanlıklara düşüp aynı hataları tekrar mı yapacağız?

Dünyamızda sadece kendimizi allak bullak ettiğimiz bir sistem kurduk. Sistem, dünyanın bir ucundan diğer ucuna uçmamızı, sürekli çalışmamızı ve çocuklarımızı, ebeveynleri evde olmadıklarından dolayı acı çekmesinler diye farklı etkinliklere göndermemizi gerektiriyordu.

Bizi aldatan, yaşadığımız ilüzyonu yaratan bir sistem kurduk. Bu sistemin köleleri haline geldik: bunu biz başlattık ama o bizi engelledi. Bu yeterli değil mi?

Sistem artık çalışmaya devam edemezdi. “Birleşik Avrupa” haline gelen şeyin, yabancılarla karşılaştıklarında ne kadar korkunç hatalar yaptıklarına bakın. Daha birçok örnek var: Amerika liberaller ve muhafazakarlar arasındaki anlaşmazlıklar yüzünden ayrıldı, düşman haline gelen Rusya ve Ukrayna, İsrail-Arap çatışması, yalnızca ne hale geldiğimize bakın.

Yeni bir dünya düşünmeliyiz. Virüs bize bu fırsatı veriyor ama biz de yardım etmek zorundayız. Eski dünyaya dönmeyi hayal edemeyiz, sadece yenisini dört gözle bekleyebiliriz. Yeni dünya ihsan etme, sevgi ve karşılıklı özen gösterme dünyası olmalı. Gerçekten virüsün iz bırakmadan geçmemesini ve bizi yeni bir dünyaya götüreceğini umuyorum. Bu ancak bizler,  yeni dünyayı  istersek ve bunun olmasını talep edersek mümkündür.

Dualarımız çok önemlidir çünkü Bney Baruh grubumuzun dışında, Yaradan’dan ihsan etme güçlerini güçlendirmesini isteyen kimse yoktur. Bu tam olarak: “Ve İsrail’in çocukları çalışmaktan iç çekti ve ağladılar ve haykırışları çalışmaktan Yaradan’a yükseldi” zamanındaki Pesah koşuludur. Bunun gerçekleşeceğini umalım.

Koronavirüs Toplumu

Facebook Sayfamdan, Michael Laitman, 4/7/20

Dünya liderleri, doğal olarak Koronavirüs’ten önce sahip olduğumuz medeniyetin geri gelmesini istiyorlar çünkü onlar zirvede olanlardı. Güce, kontrole ve zenginliğe sahiptiler, bu yüzden elbette onu geri getirmek istiyorlar. Ancak COVID-19 hepimizin hayatını değiştirdi ve onlar oldukları şeye geri dönmeyecekler. Şok bittiğinde, hayatlarımızın çok daha iyi hale geldiğini keşfedeceğiz.

Bugüne kadar acımasız rekabetçilik tarafından yönlendirildik; birbirimizin boğazına sarıldık ve ondan kazananlar sadece zengin ve güçlü olanlardı. Koronavirüs hepimizi durmaya ve her şeyi yeniden düşünmeye zorladı. Örneğin, ekonominin, sadece gerçekten ihtiyacımız olanı alır almaz çökmesi tuhaf değil mi? Tam tersi olması gerekmez miydi,  ki gerçekten ihtiyacımız olanı satın almak sağlıklı bir pazar yaratır?

Virüs bizi temel ögelere, normale dönmeye zorladı. Eski yöntemlerimize geri dönersek, doğanın deposunda daha birçok virüsleri var. Gönderdiği mesaj basit: “Kıran kırana rekabet günleriniz bitti. Eğer birbiriniz için yaşamayı öğrenmezseniz, hiç yaşamayacaksınız.”

Virüs Neyi Ortaya Çıkarmakta?

Soru: Aktör ve müzisyen Arkady Dukhin, IAC televizyonunda konuştu ve şöyle dedi: “Biz aktörler, büyük bir mesafede uzaktık. Şimdi, iki metre yaklaşırsak, yeni bir şey olacak, yeni müzik, yeni sanat ortaya çıkacak, hayatta bir tür atılım hissedeceğiz. ”

Doğanın üst gücü neden iletişime geçti ve insanların şimdi konuşmaya başladıkları, mesafeye bağlı olarak farkı hissettikleri konusunda yeni bir dürtü verdi?

Cevap: Korona virüsü bize birbirimize nasıl davrandığımızı ifşa ediyor. “Birbirinizi sevmiyor musunuz? Yaklaşmayın, aksi takdirde kendinizi kötü hissedersiniz. ” diyor.

Bu, egoizmimizin daha keskin bir biçimde tezahürüdür. “Virüs” kelimesi “avera” kelimesinden, yani insanlar arasındaki iyi bağlantının ihlali anlamına gelir. Virüs budur.

Umarım insanlar bağımızı nasıl eski haline getireceklerini anlamaya başlarlar ve sonra virüs iyi bir şeye dönüşür. Dünyada kötü bir şey yoktur, hepsi onu uygulama şeklimize bağlıdır. Diyelim ki, atomik veya artıları ve eksileri olan, prensipte, uygulama olasılıklarında eşdeğer olan herhangi bir enerjiye benzer.

Kendimizi, bu virüsün olumlu bir niteliğe dönüşmesi ölçüsünde ıslah ettiğimizde, bunun yardımı ile birbirimize çok yakın olabileceğimizi ve aramızda bir üst dünya hissinin ortaya çıkacağını göreceğiz, yani  bedenin dışında var olabileceğimiz bir sonraki koşulu. Temelde,  virüsün bize verdiği ipucu budur.