Category Archives: Egoizm

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 108

Soru: Bir dostun manevi çalışmayı bırakmasını önlemek için, ona nasıl yardım edebilirsiniz?

Cevap: Ona daha yakın olun, onunla konuşun ve ona danışın ve onu manevi çalışmalara daha fazla dahil edin.

Soru: “Bir Mitzva (emir) bir Mitzva’ya neden olur” nedir?

Cevap: Bir kişi Yaradan’ın arzularından bir şeyi yerine getirmek için çabaladığında, buna emir denir. Ve eğer bunu fark ederse, buna dahil olur ve bir sonraki emri yerine getirir, sonra bir sonrakini ve bu böyle devam eder.

Soru: Ne yaparsanız yapın ve ne kadar uğraşırsanız uğraşın yine de yeterli olmadığını hissettiğinizde ne yapabilirsiniz? Bu egoizmin bir tezahürü müdür?

Cevap: Evet, bu egoizmin bir tezahürüdür. Öte yandan, bu iyi bir şeydir çünkü Yaradan’a yakınlaşmanızı güçlendirmeniz gerekir.

Soru: Bir önceki derecedeki inancın düşerek kontrol edildiği söyleniyor. Bu ne tür bir testtir?

Cevap: Test, Yaradan’dan ne kadar kopuk olduğunuz hissiyatını aldığınız zamandır.

Soru: İhsan etme Kelim’i nasıl verilir? Herkese eylemlerine göre mi yoksa tüm gruba mı?

Cevap: Herkese şu anda yaşaması gerekenler verilmiştir.

Yaradan’la Bağ Uğruna

Soru: Onluda çalışırken kişiliğimin hangi bölümünü feda etmeli, hangi bölümünü korumalıyım?

Cevap: Dostlarınızla daha büyük bir birliğe ulaşmak için içinizdeki her şeyi feda etmelisiniz.

Birlikte egoizminizin üzerine çıkmak, birbirinizle ve Yaradan’la bağda olmak için kesinlikle her şeyi feda etmeye hazır olmalısınız.

Soru: Bazı hayvani tezahürlerimizi, görüşlerimizi ve ideolojilerimizi de feda etmeli miyiz?

Cevap: Hayır, henüz gerek yok, daha sonra onların kendilerini düzelttiklerini göreceksiniz.

Özgür Seçim Orta Çizgidedir

Soru: Eğer Yaradan Şeytan’a (kötü ruhlara) yardım ederse ve onun etkisi artarsa, benim özgür seçimim nedir?

Cevap: Doğa, iki karşıt güçten oluşur. Özgür seçim her zaman ortadadır, böylece sağda ya da solda değil, orta çizgide yürürsünüz.

Şeytan, egoizmdir; Yaradan ona yardım etmez ya da sadece olumlu özelliklerinizi dengelemek için gerekli olduğu ölçüde yardım eder. Bu durumda O, arzunuzu doğanın her iki tarafında da doğru ve dengeli hale getirir.

 

Birbirinizi Kelimeler Olmadan Anlayın

Soru: Bir ailedeki eşlerden biri, diğerinin kendi egoizmi üzerinde nasıl çalıştığını fark ederse, onu bunun için övmeli mi?

Cevap: Hayır, övmenize veya bunun hakkında konuşmanıza gerek yok; aksi takdirde bu her şeyi karıştırır. En iyisi birbirimizi kelimeler olmadan anlamaya çalışmaktır. Bu çok daha güçlü, çok daha etkileyicidir ve herkesin kendi üzerinde daha derin çalışmasını sağlar.

Kendiniz üzerinde çalıştığınızı ve bir şekilde değişmeye çalıştığınızı hissediyorsanız, ancak bunu eşinizden göremiyorsanız, o zaman ona şunu veya bunu yapmasını, örneğin kendini biraz alçaltarak burada bir fırsatı olduğunu bir şekilde ima etmeniz gerekir.

Herkesin kendi egoizmi vardır ve herkes bunun üzerinde çalışır. Eşinize bu çalışmada yardımcı olmak için örnek olmanız gerekir.

 

 

Kalbi Nasıl Koruyabilirsiniz?

Soru: Kalbi bencil hazlardan nasıl korursunuz?

Cevap: Kalbinizin ne hissettiğini takip etmeye başlamalısınız. Tam olarak ne istiyor? Yaradan ile nasıl bağ kurmaya çalışıyor? Bu doğru bir bağ mı?

Yorum: Doğru niyet kaybolur ve “kendin için”e dönüşür.

Cevabım: Bahane yok, bunu kontrol etmelisiniz.

Yaradan’dan ruhunuzu açmasını, ıslah etmesini ve doldurmasını istemekten başka amacınız yok. İhtiyacımız olan şey bu; üç eylem: açmak, ıslah etmek, doldurmak. Yaradan’dan bunu istemelisiniz.

 

Tüm Korkuların Üstesinden Gelin

Soru: Bütün korkularım, alma arzumun tatmin edilmemesinden kaynaklanıyor ve bu da kaygıya neden oluyor. Ancak endişemi Yaradan’a memnuniyet verip veremeyeceğime ve bunu doğru yapıp yapmadığıma yönlendirmek istiyorum. Bu geçişte her birimiz için en önemli destek nedir? Bunun gücünü nerede bulabiliriz?

Cevap: Genellikle başka çarenin olmadığını, yanımızda aynı düşünen, aynı durumda olan dostlarımızın olduğunu anlamaktan güç alırız. Bizi hedefimize giden yoldan alıkoyan bu korkuların, belirsizliklerin ve şüphelerin üstesinden gelmeliyiz. Bunları kesinlikle aşmalıyız.

Soru: Bu engelleri aşıp sevgiyi uyandırmak mümkün mü?

Cevap: Hayır, tüm bu engellerin bizi ıslah etmek için tasarlandığını anlamalısınız. Bunları hissetmeden, onları ıslah edemeyiz ve dünya bir denge hissine ulaşamaz.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 88

Soru: Kutsal Şehina ile Adam HaRishon arasındaki bağlantı nedir?

Cevap: Aralarında önemli bir fark vardır. Şehina Yaradan’ın bir parçasıdır, Adam HaRishon ise tüm yaratılmış varlıkların genel formudur.

Soru: Emirleri yerine getirmeye her zaman biraz günahla başlıyoruz. Bu emre, niyet ekleme imkânımız olduğunda ne değişir?

Cevap: Eyleme karşı tavrınız değişir, niyetin ıslahı olur ve sonra da eylem bir emir haline gelir.

Soru: Uygulamada üst bolluğu edinmek ne anlama geliyor?

Cevap: Üst bolluk, Yaradan’ın ifşasıdır. Eğer diğer ruhların bunu sizin aracılığınızla almasını istiyorsanız, onlar bunu sizin Yaradan’dan aldığınız ışıkla yaparlar.

Soru: Maneviyatta iyi ve kötü güçlerinin karşı karşıya geldiğini ve bir şekilde eşit olduğunu söyleyebilir miyiz?

Cevap: Hayır, çünkü egoizmin en küçük zerresi bile her şeyi tamamen bozar.

Soru: Eğer Yaradan yarattıklarını memnun etmek istiyorsa, neden kaynaklarda O’nun gerçek farkındalığa ihtiyacı olmadığını söyleniyor?

Cevap: Yaradan’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, bizi tamamlamaya bile. Yaradan gibi olabilmek için, buna bizim ihtiyacımız var.

Mutluluğun Sizi Takip Etmesini Nasıl Sağlayabilirsiniz?

Yorum: Mutluluğu bir çukurda otururken gören üç kardeş hakkında küçük bir kıssa vardır. Biri gelip Mutluluktan para istemiş ve almış. Diğeri güzel bir eş istemiş ve o da almış.

Üçüncüsü çukurun üzerine eğilmiş. “Neye ihtiyacın var?” diye sormuş Mutluluk.

Adam sormuş, “Senin neye ihtiyacın var?”

“Kardeşim, beni buradan çıkar,” diye rica etmiş Mutluluk.

Kardeş elini uzatmış, Mutluluğu çukurdan çıkarmış, arkasını dönmüş ve uzaklaşmış. Mutluluk da onu takip etmiş.

Bir insan mutluluğun onu takip etmesi için ne yapmalı? Daha doğrusu o kardeş ne yaptı?

Cevabım: O hiçbir şey talep etmedi. Aksine, iyi bir iş yaptı; Mutluluğa bir hizmet sağladı.

Soru: Mutluluğun sizi takip ettiği koşul bu mudur?

Cevap: Bilmiyorum.

Soru: Hiçbir şey talep etmemeliyiz vs. diye genelleyemez miyiz?

Cevap: Hayır.

Soru: Bu kıssada olduğu gibi mutluluk istediğinizde, bir parça para veya bir eş alırsınız. Daha sonra her şey değişebilir. Boşanabilir, iflas edebilir ve benzeri şeyler yaşayabilirsiniz. Ama bunu bir başkasına vermek istediğinizde, işin sırrı bu mudur?

Cevap: İnsanlara mutluluğu nasıl verebileceğinizi, mutluluğu nasıl aktarabileceğinizi veya mutluluğu nasıl alabileceğinizi hayal edemiyorum. Bence bu kişiye bağlı değil.

Soru: Bu neye bağlıdır?

Cevap: Bence bu kadere bağlı.

Soru: Bu, size verilene göre davranacağınız anlamına mı geliyor? Mutluluğu ya verirsiniz ya da kendiniz için talep edersiniz.

Cevap: Evet ve asıl önemli olan bununla hemfikir olmaktır.

Soru: Asıl soru bu mu?

Cevap: Evet.

Soru: Peki, ben değişebilir miyim?

Cevap: Pratik olarak değişemem. Belki Yaradan bunu bazen bizim samimi isteğimiz üzerine yapabilir. Ama ben kişisel olarak hiçbir şeyi değiştiremem.

Soru: Ama kendimi olduğum halimle sevmediğim bir duruma gelebilir miyim? “Nefret” demiyorum. Sadece kendim için mutluluk talep ettiğimde kendimi sevmiyorum. Bu duruma gelebilir miyim?

Cevap: Bu duruma gelmek kolay değildir ama mümkündür.

Soru: Bu, bana bir şekilde mutluluk verme fırsatı verilmesini istediğimde başlangıç noktası olabilir mi?

Cevap: Ne için? İnsanlara mutluluk mu vereceksiniz? Böyle bir misyon mu üstleniyorsunuz?

Yorum: Anlıyorum. Mutluluk yerine başka bir şey vereceğim: mutsuzluk.

Cevabım: Evet.

Soru: Sizin sorunuz: “Ne için?” Eğer egoistçe cevap verirsem: “Mutluluğun bana gelmesi için, onu vermem gerektiğini anlıyorum.” Böyle bir formül mümkün mü?

Cevap: Hayır, bu zaten egoistçe.

Soru: Buna hala “Bana mutluluk ver” mi deniyor?

Cevap: Evet.

Soru: Bunun bir çıkmaz sokak olduğu ortaya çıkıyor. Bir insan bundan nasıl çıkabilir?

Cevap: Hiçbir yolu yok. Yaradan nasıl öngörmüş ve karar vermişse öyle olacaktır.

Soru: Her şeye rağmen mutluluğu aramak gerekli mi değil mi? Yoksa bu da mı Yaradan’ın elinde?

Cevap: Mutluluğun bulunabileceğini sanmıyorum. Mutluluğu yaratmanız gerekir. Yani, kendinizi onu ortaya çıkarmak için nasıl zorlayacağınızı tam olarak bildiğiniz bir duruma sokmanız gerekir. O zaman onu göreceksiniz.

Soru: O zaman çok önemli bir soru şu: “mutluluk” kelimesiyle neyi kastediyorsunuz?

Cevap: Mutluluk derken, bir kişinin hayatının başarılı olduğunu hissetmesini kastediyorum. Bu bir başarıydı.

Soru: Kişi hayatının sonuna doğru mu bu duyguya kapılır, yoksa hayatı boyunca mı bu duyguya sahiptir: “Ben doğru hayatı yaşıyorum, hayatım bir başarıydı”?

Cevap: Hayır, bence sona daha yakın.

Soru: Peki yaşam boyunca sürekli bir çalışma var mı? Size göre hayatımız sürekli bir çalışma mı?

Cevap: Evet. Bu, bir kişinin hayatını tekrar tekrar yeniden inşa etmenin yollarını aramasıdır, böylece hayat, hayal ettiği mutluluğu, diyelim ki insanları mutlu etmek, akrabalarını mutlu etmek, hayal edebileceği her şeyi, getirir.

Soru: Ama şimdi hala vektörü “benden” şuraya yönlendiriyorsunuz: başkalarını mutlu etmek. Bu şekilde kendim için yaşamın anlamını mı buluyorum? Bu yolla bu durumda mutlu olduğum sonucuna mı varıyorum?

Cevap: Evet.

Soru: Bu sürekli bir çalışma mı?

Cevap: Bu sürekli bir çalışmadır ve durması mümkün değildir. Kişi bunu nasıl yapacağını açıkça anlamalıdır.

Yorum: Ama yol boyunca hayal kırıklığına uğramalı, tekrar ayağa kalkmalı ve bu böyle devam etmeli.

Cevabım: Hayal kırıklığına uğraması gerekip gerekmediğini bilmiyorum. Sadece yolunu hayal etmelidir. Ve sonra “Yol, onu yürüyene teslim olur.”

Yorum: Yani, mutluluk sizi takip ediyorsa, bu sizin mutlu olduğunuz anlamına gelmez; başkalarını mutlu etmek için her zaman çalışmanız gerekir. Ve anladığımız kadarıyla bu hiç de kolay değil.

Cevabım: Kolay olmaması önemli değil. Hayatta kolay olan nedir? Kolay olan hiçbir şey yoktur.

Soru: Ama yol bu mu? Yol tam olarak bu mu?

Cevap: Evet.

Soru: “Işığın yolu” ve “karanlığın yolu” dediğinizde, bununla ne demek istiyorsunuz?

Cevap: Işığın yolu insanlara ışık getirdiğiniz zamandır. Karanlığın yolu ise bunu yapamadığınız zamandır.

Soru: Yapamam mı, yapmayacağım mı?

Cevap: Bence yapamazsınız ve yapmak istemezsiniz aynı şeydir.

 

Karakterler Eşleştiğinde

Soru: Bir dostun çabasında manevi niteliklerini görüyoruz ve onları takdir ediyoruz. Ancak onun egoistik nitelikleri de benimkilerle aynı ve bu birbirimize yakınlaşmamıza izin vermiyor. Manevi bağımızı engellememesi için, bununla nasıl çalışabiliriz?

Cevap: Onunla olan çelişkilerinin üstesinde gelmeli, onun tutumunu kendi davranışlarınla zorlamalısın ve sonra bunun nasıl yapıldığını anlayacaksın ve doğru şekilde hareket edeceksin.

Soru: Peki ya egomun üstesinden gelemezsem?

Cevap: Onun sana yardım etmesini iste.

Tamamen Islah Olmuş Bir Dünya Görün

Soru: Bir dostumuzun kusurlarından bahsettiğimizde onun içsel niteliklerinden mi, yoksa bazı dışsal davranışlarından mı bahsediyoruz? Mesela derse zamanında gelme sözü verdik ama dostum gelmiyor ve tabii ki bunu görüyorum. Bu kusuru haklı çıkarmalı mıyım?

Cevap: Aslında Kabalistler, başkalarında yanlış olarak gördüğüm her şeyin sadece benim içimde olmasından dolayı olduğunu söylerler. Yani başka bir insanda, kendi kötü niteliklerimin bir yansımasını görürüm.

Yorum: Evet ama…

Cevabım: Tepkin tamamen haklı ve bu genel olarak doğru. Islah olmuş bir kişi, en iğrenç ve bariz egoist özelliklerle karşı karşıya kalsa bile, hiçbir şeyde veya hiçbir yerde kötü nitelikler görmeyecektir! Çünkü o bu özelliklere benzemez.

Soru: Diyelim ki siz ve ben aynı gruptayız. Sabah dersinde olmadığımı fark eder misiniz? Benim için mazeret üretir misiniz? Derse katılmamamın sizin hatanız olduğunu düşünür müsünüz?

Cevap: Evet, ben de suçluyum.

Soru: Bana karşı herhangi bir şikâyetiniz olur mu?

Cevap: Hayır. Sadece kendimle ilgili. Ama burada çok yüksek bir seviyeden bahsediyoruz.

Soru: Bu seviyeye ulaşana kadar, bir dostumuzun gruba zarar verdiğini gördüğümüzde nasıl tepki vermeliyiz? Herkes haklı çıkarmak zorunda mı?

Cevap: Tüm dünyanın ıslah olduğunu görene kadar kendinizi ıslah etmelisiniz.

Soru: Ben tek başıma bir dostumda bir kusur görsem, yine bu bendedir diyebilirim ama bütün dostların bu kusuru görmesi bambaşka bir koşul. Değil mi?

Cevap: Fark etmez. Dünyanın ıslah olduğunu ve orada yalnızca Yaradan’ın ifşa olduğunu göreceğimiz bir koşula ulaşmalıyız. Bu durumla ilgili olarak kendimizi bir şekilde hala ıslah olmamış olarak görüyoruz. Dolayısıyla dünyamızda haklı çıkarılamayacak hiçbir durum yoktur.