Category Archives: Dost

“Ben” Yerine “Grup”

Aramızdaki bağ nedir? Birbirimizle bir bağımız olduğu ve bunu koruduğumuz ölçüde, bu bağın içinden sonrasında dışarıdan biriyle bağ kurarız. Dahası, aramızdan sadece biri dışarıdan biriyle bağ kurar, ancak bunu tüm grubun oluşturduğu bağın içinden yapar.

Dostlar arasındaki bağın içinden bağ kurmak, her dostun kendini bu şekilde hissetmesi, tüm grubun temsilcisi olarak kendini sunması ve tüm grup olarak biriyle bağ kurması anlamına gelir.

Soru: Kendimi tüm grup gibi hissetmek ne anlama gelir?

Cevap: Bunlar zaten içsel hislerdir. Ancak grupta dostlar arasında bir bağ varsa, o zaman her birinde, “ben” yerine “grup” kavramı vardır ve “ben” yok olur. “Ben” silinir ve yerine “grup” ortaya çıkarsa, o zaman “grup” olarak adlandırılan bu nitelikle, dışardan biriyle bağ kurmuş olur.

Üzerimize Düşen Tek Şey

Kişi, dostlarını Yaradan’ın kendisi için bir araya getirdiği, kendi Kli’sinin parçaları olarak görmelidir. Ona, tam da yanında bulunan kişilerle bu eylemi gerçekleştirme fırsatı verilmiştir ve onlar gerçekten de onun çalışma alanıdır.

Onlarla bağ kurarsa, her bir dostu dünyadaki milyonlarca veya milyarlarca insanın temsilcisi gibidir. Bunu görmüyoruz, ancak bu açık hale geldiğinde, durumun gerçekten böyle olduğunu anlayacağız.

Bu nedenle, dostlara, gruba, dostların bir araya gelmesinin önemine bu şekilde yaklaşmalıyız. Kendimizden ve inşa ettiğimiz çevreden tam da bunu talep etmeliyiz.

Kendimi, sahip olduğum her şeyi almış ve hiçbir şeyim eksik değilmiş gibi görmeliyim. Çünkü “komşunu sev” kuralına göre dostlarımla olan bağımı gerçekten fark edersem, o zaman form eşitliği yasasına göre ışığın hemen görüneceği ve her şeyin ifşa olacağı bir Kli’ye sahip olacağım.

Yani, her şey sadece inşa etmem gereken Kli’ye bağlıdır. Üzerime düşen tek şey budur.

Dost Seçerken Dikkat Edilmesi Gereken İki Faktör

Soru: Bir dostu, bana verdiği amacın yüceliğine göre seçersem, bu yolda ona güvenebilir miyim?

Cevap: Bizler tek bir kritere göre birleşiriz: Yaradan ile bir olma arzusunda birbirimizi ne kadar anladığımız. Senden hiçbir talebim yok. Görünüşüne, eğitimine ve diğer her şeye rağmen seni seçiyorum.

Grubu, yalnızca Yaradan’a olan arzularına göre seçiyorum. Bu arzunun da çeşitli dışsal ifadeleri vardır. Bunları görmezden gelip yalnızca Yaradan’a olan saf arzuyu dikkate alırsak, grubun hepsi benim için aynı olabilir mi? Hayır!

Aslında, her insanın dışa farklı şekillerde yansıyan belirli bir karakteri vardır. Biri kendini daha sakin, diğeri daha rahat, üçüncüsü öfkeyle, dördüncüsü sevinçle ve hatta kahkahayla ifade eder.

Ancak, sadece Yaradan’a özlem duyan değil, aynı zamanda bu özlemin bana yakın bir şekilde ortaya çıktığı dostlar bulmalıyım, çünkü yolun başında, onlarla bağ kurmaya yeni başlıyorum. Dışsal kalıpları kırıp dostumun sıcak kalbini göremem.

Yani, Yaradan’a duyulan özlem ve bunun ifade biçimi, dost seçiminde etkili olan iki faktördür.

Hasta Bir Dostu Ziyaret Etmek

Soru: Dostlarınız olduğunda, kişisel talihsizliklere katlanmak neden daha kolaydır?

Cevap: Dostlarımla bağ kurduğumda, kişisel sorunum aramızda paylaşılır. Aramızda gerçekten güçlü bir bağ varsa ve onlar benim üzüntümü paylaşarak bana destek olurlarsa, o zaman bu üzüntü hepimiz arasında paylaşılır.

Hasta ziyaretinin anlamı da tam olarak budur. İnsanlar hastaları sadece durumlarını kontrol etmek, onlarla konuşmak, onlara elma ve portakal getirmek için ziyaret ederler diye düşünürüz, ama bunun çok daha derin bir anlamı vardır. Böyle bir ziyaret aslında dostumuzun acısını paylaşıp ona gücümüzü verdiğimiz için hastalığını hafifletebilir.

Her birimiz ayrı bir bedende var olsak da hepimiz tek bir sistemde birbirimize bağlıyız. Eğer birbirimize bağlıysak, o zaman tüm sistemlerimiz de birbirine bağlanır: zihinsel, duygusal ve henüz bilmediğimiz birçok diğer sistem.

Sonuç olarak, insanlar arasında ortak bir bağ sistemi oluştururuz ve gerçekte bu, hayal ettiğimizden çok daha büyüktür. Hastalık, kişisel sistemimde beni hasta hissettiren bir tür arızadır. Ancak benimle bağda olan dostlarım, bağı derinleştirmek amacıyla ziyarete geldiklerinde, benim hasarlı sistemime girerler ve onun bir parçası olurlar.

Eğer iki dostum beni ziyarete gelirse, rahatsızlığım üçümüz arasında bölünür. Henüz eşit olarak bölünmez, ancak güçlü, uygun ve doğru bir şekilde bağdaysak bölünmelidir. Diğerinin acısını nasıl üstlendiğimizi ve karşılığında hasta kişiye kendi neşe ve mutluluğumuzu verdiğimizi açıkça hissedeceğiz.

Soru: Peki, biri bana sorununu anlatırsa, bu durumu kolaylaştırır mı?

Cevap: Eğer aranızda bir bağ yoksa, bunun pratikte hiçbir etkisi olmaz. Yine de, iyi ya da kötü haberlerin kişiyi güçlü bir şekilde etkileyebileceğini, ruh halini iyileştirebileceğini ya da depresyona sokabileceğini biliyoruz.

Ama bu kişi benim dostumsa, sanki tek bir beden içinde var oluyormuşuz gibi birbirimize bağlıyız. Bu nedenle, hastalık sırasında beni ziyarete geldiğinde, sistemimdeki kusur ona da geçer ve benim için daha kolay hale gelir.

Tamamen bedenlerimizle birbirimizden ayrılmış olmamıza rağmen, duyusal düzeyde bağ kurabilmemiz sayesinde, bir dost hastalığımı iyileştirmeye yardımcı olabilir, sanki onun bir parçasını kendi içine alıyor gibi. O, benim sistemimdeki dengesizliğin bir kısmını alır ve kendi sistemi içinde dengeler.

O, sadece iyi ve doğru bir eylemde bulunarak benim acımı hafifletir ve bu dengesiz kısmı sevgiyle kendi üzerine alır. Bunun yanı sıra, onun sağlıklı sistemi, başka birinin hastalığının bu parçasını, doğası gereği kendisine ait olmadığı için tam olarak emebilir. Hastalığın bir kısmını alır, kendi içinde izole eder ve kendi alt sisteminde iyileştirir.

Soru: Bu bilinçsizce mi olur?

Cevap: Genellikle bilinçsizce olur, ancak bunun nasıl gerçekleştiğini görebilen daha yüksek seviyede insanlar vardır.

Dostlara Özlem

Soru: Ders bittikten sonra dostlarınızı özlemeye başladığınızda, onları bedeninizin vazgeçilmez bir parçası gibi hissettiğinizde, yani sürekli onlarla bir olmak istediğinizde hissettiğiniz bu duygu nedir?

Cevap: Bu doğru bir duygudur. Çalışmaya devam edin, gruplar için verilen tüm görevleri tamamlayın ve kendinizi bu koşuldan yukarı doğru yükselirken göreceksiniz.

Bir Dostunuzla Mutluluğu Paylaşın

Soru: Bir dostun hastalığını, onun bir kısmını üzerine alarak hafifletmek mümkün mü? Ve mutluluk duygusunu bir dosta nasıl aktarabilirim?

Cevap: Eğer benim sistemim sizinkinden daha yüksekse, yaşamın ve dengenin daha yüksek bir seviyesinde bulunduğu için daha fazla mutlulukla doludur. Bu yüzden, siz umutsuzluk içindeyken, aramızdaki içsel bağ ölçüsünde size bir miktar enerji, bir ölçüde mutluluk aktarabilir.

Daha yüksek olan bu sistemden bakıldığında, siz küçük bir çocuk gibi görünürsünüz; o sistem sizden daha büyüktür çünkü mutluluk, farkındalık ve değer açısından memnuniyetsizliği üzerinde bir seviyededir. Bir kişiyi mutlu eden şeyin ne olduğu bile önemli değildir; çok basit bir şey bile olabilir.

Soru: Mutluluğu gerçekte birbirimize nasıl aktarırız: sözlerle mi, duygularla mı, düşüncelerle mi?

Cevap: Bunların hiçbirine ihtiyaç duymadan da mutluluk aktarabiliriz; her şey aramızdaki bağın seviyesine bağlıdır: cansız, bitkisel, hayvansal veya insan seviyesine. Mutluluk, bağımızın kalitesine ve o anda dostumun önünde kendimi ne kadar iptal edebildiğime bağlı olarak, daha yüksek bir sistemden daha düşük bir sisteme akar.

Tüm insanlar herkesle bağlıdır. Bu bağı kurmamız ya da kesmemiz gerekmez. Zaten beyin nöronları veya tek bir bedendeki hücreler gibi tek bir ağ içinde birbirimize bağlıyız.

Tüm evren, tek bir sistemdir. Tek soru, biz insanların bunu ne kadar fark ettiği ve bu bağı aramızda ve yaratılışın tüm parçalarıyla ne kadar ortaya çıkarmak, canlandırmak ve güçlendirmek istediğimizdir. Ancak bağ zaten mevcuttur. Bu bağın farkına varma derecemiz, dostluğumuzun ölçüsünü belirler.

Soru: Dostumun mutluluğunun bana akıp akmayacağı kime bağlıdır – ona mı yoksa bana mı?

Cevap: Bu karşılıklılık gerektirir; tek taraflı yapılamaz. Dostunuzla ilgili olarak bu tür bir aktarım için en azından kendinizi biraz açmalısınız. Diyelim ki kederiniz o kadar büyük ki tamamen içinize kapanıyor ve başkalarından kopuyorsunuz; o zaman onlardan hiçbir şey alamazsınız.

Soru: Kendimizi bir dostun etkisine açmak ne demektir?

Cevap: Onu kendiniz gibi sevmek demektir. Bu, gerçek bir kalpten kalbe bağdır; kendimizi ayrı bedenler veya yabancı sistemler olarak değil, sanki tek bir bütünmüşüz gibi birbirimize bu kadar yakın hissettiğimiz bir bağdır.

İki sistemimiz öyle iç içe geçer ki tek bir sistem gibi çalışırlar. Bağımız sınırsızdır; aramızda sonsuz miktarda bilgi, his ve düşünce akışı olur. Bunlar iki ayrı sistemdir ama mümkün olan en yakın şekilde birbirine bağlanmıştır.

Soru: Bir dostun olumlu etkisine kendimi nasıl açmalıyım?

Cevap: Bir bebeğin annesinin kucağında davrandığı gibi; tamamen onun önünde kendini iptal ederek. Bebek kendisi hakkında bir şey bilmez ve hiçbir şey anlamaz; sadece annesinden gelen her şeyi almaya ayarlıdır. Bu yüzden bebekler çok hızlı gelişir; sahip olduğumuz her şeyi onlara aktarırız.

Biz sadece nazik sözleri ve gülümsemeleri değil, enerjiyi, tutumumuzu da aktarırız. Bir bebek bu enerjiyi, sahip olduğu binlerce algılayıcı aracılığıyla emer.

Tıpkı bebekler gibi olmalıyız; tüm sorunlarımızla birlikte, dostlarımızın etkisi karşısında kendimizi tamamen iptal etmeliyiz. O zaman onlar diledikleri kadar mutluluklarını bize aktarabilirler. Mutsuzluğun aksine, mutluluk paylaşıldığında azalmaz; yalnızca artar. Ne kadar çok kişiyi mutlu edersek, o kadar mutlu oluruz.

Mutluluk enerjisinin sınırı yoktur. Başkalarına ne ölçüde verebilir ve onları doldurabilirsek, kendimizde bunu yapma arzusunu ve kapasitesini daha da büyük hissederiz. Sonuçta, bu şekilde Büyük Patlama’nın enerjisinin kaynağına ve tüm evreni yaratan, sürdüren üst güce bağlanırız.

Soru: O hâlde buna göre, başkalarına hizmet eden insanların çok mutlu olmaları gerekir. Neden bunu görmüyoruz?

Cevap: Çünkü onlar iradelerine karşı veriyorlar ve bu yüzden sürekli tükenmiş hissediyorlar. Oysa bebeğini seven bir anne, fiziksel olarak yorulabilir ama ona bakmaktan ya da onu sevmekten asla yorulmaz.

Yaradan’la Konuşmak

Soru: Bazen dostlarımızdan talep ettiğimizde, talebimizin egoistçe olduğunu ve onları istemek için hiçbir arzu duymadığımızı fark ettiğimiz durumlar olur. Ama isteriz çünkü kişinin her zaman Tora ve emirleri, hatta Lo Lişma’yı uygulaması gerektiği yazılmıştır. Bu doğru bir çalışma şekli midir?

Cevap: Gerçekten de Yaradan’la her zaman “Lo Lişma” ve ardından “Lişma” koşulu içnde iletişim kurmaya çalıştığımız bir durumda olmamız gerekir.

Soru: Bu koşullara bir şey eklemek mümkün mü?

Cevap: Her insan kendisi için gerekli gördüğü şeyi ekleyecektir.

Dostlarıma Karşı Tutumum

Birbirimize karşı tutumumuzu doğrudan ölçemeyiz. Birbirimizi ne kadar sevdiğimizi veya nefret ettiğimizi ancak dışsal bir nesneye göre ölçebiliriz.

Diyelim ki siz bir şeyi seviyorsunuz ve ben ondan nefret ediyorum veya siz benden daha çok seviyorsunuz; bu sevgi de görecelidir. Ve ancak bu şekilde ölçülebilir.

Bu, insanlar arasındaki bağın hassas içsel, manevi ölçüm tekniğinin temelidir, çünkü bu sayede onlar da Yaradan’la bağ kurarlar. Bu ölçüm çok kişisel olmalıdır çünkü hepimizin tamamen farklı arzuları vardır. Bu bağı ne ölçüde ayırt edebildiğimizi incelememiz gerekir. Ama şüphesiz ki ben sizin nefret ettiğinizi ben seviyorsam, birleşemeyiz.

Birbirimize karşı tutumumuzu bu şekilde test edebiliriz. Dünyada milyarlarca farklı olgu var ve eğer birbirimizi sevmek istiyorsak, tutumlarımızın her birine uyumlu olması gerekir. Buna yapışma denir.

Başka nasıl sizi, siz de beni inceleyebilirsiniz? Bu, ancak hem sizin hem de benim dışımızda olan bir ölçüt ile mümkündür. Kendimizi onunla karşılaştırarak, uyumlu olup olmadığımızı belirleriz. Yaradan’a karşı tutumuzu kontrol ettiğimiz ölçüt, gruptur; çünkü O’nunla birlikte olduğumuz yer burasıdır.

Grupla doğru bir ilişki kurarsam, Yaradan’ın en başından beri orada, dostlarla birlik içinde olduğunu keşfederim. Denildiği gibi: “Yaradan, halkının arasında yaşar.” O zaten grubun içindedir. Tek sorun, benim orada olmamamdır. Bu nedenle tüm çalışmam, kendimi dokuz dosta bağlamak ve onları tam bir onluya tamamlamaktan ibarettir.

Gruba bağlandığım ölçüde Yaradan ile bütünleşirim. Başka bir referans çerçevesi yoktur. Grup, kendimi ayarlayacağım ölçüt, standart, diyapazondur. Dostlardan hiçbir şey talep edilmez, hatta onların aynı fikirde olmaları bile.

Onlara koşulsuz katılır ve kendimi her şeyde iptal edersem, beni tüm kalpleri ve ruhlarıyla kabul ettiklerini ve Yaradan’ın aralarında yaşadığını keşfederim. Grup son ıslah koşulundadır.

Adım Adım İlerleyen Bir Süreç

Soru: Kusursuz kolektif dua, tüm dostların yüreklerinden aynı anda yükselen bir haykırışla mı elde edilir, yoksa adım adım ilerleyen bir süreç midir?

Cevap: Kolektif dua, adım adım ilerleyen bir süreçtir. Sonuçta, her grubun, her onlunun veya her bireyin gerçek çalışmasının ne olduğunu bilmiyoruz. Bu nedenle, hedefi seçerken ve onu edinmeye gayret ederken, mümkün olan her çabayı göstermeliyiz.

Her Şeyi Düzeltmeye Çalışın

Yorum: Birçok dostumun kongreye içsel olarak hazırlıksız olduğunu görüyorum çünkü her biri hâlâ sadece kendini hissediyor. Nerede olduğumuzu bile anlayamadığımız bir durumdayız.

Cevabım: Bu, görevinizin, ne olursa olsun, aranızdaki bağa uyum sağlamak olduğu anlamına geliyor!

Bununla kongreye hazır olacaksınız. Sizi temin ederim. Ama bunu hemen şimdi yapmalısınız! Tüm bunları düzeltmeye çalışın, tek bir büyük grup halinde birleşin, her şey yoluna girecektir.