Category Archives: Dost

Dostları, Islah Olmuş Olarak Görürseniz

Soru: Dostları, tamamen ıslah olmuş olarak gördüğümüz koşul nedir? Bu koşulda, onlar gibi olmak,  onlara yakınlaşmak için, çalışma gücü vardır. Burada ne tür bir çalışma gereklidir?

Cevap: İhtiyacımız olan en önemli şey, başımıza gelen her şeyin, birbirimizden uzak olmamızdan, bir arada olamayıp birbirimizi destekleyemememizden kaynaklandığını ifşa etmektir. Kendi içimizdeki ıslah ihtiyacını uyandırmak, yani aramızdaki yakınlaşma ihtiyacını uyandırmak dışında, ıslah olmuş koşula yaklaşmanın başka bir yolu yoktur. O zaman başarılı oluruz.

Soru: Peki,  dostlarımızı zaten ıslah olmuş olarak gördüğümüzde, bizden ne tür bir çalışma talep edilir?

Cevap: Bu, bize sadece ıslah olmuşuz gibi geliyor. Kökümüze, Yaradan’a kıyasla ne ölçüde hala ıslah olmamış olduğumuzu belirlemeliyiz. O zaman tam olarak neyi ıslah etmemiz gerektiğine dair net bir anlayış kazanacağız.

Dua Kapıları Kilitli Değildir

Maddesellikte kapıyı, açıklığı gördüğün gibi görürsün. Oysa maneviyatta sadece açıklığı görürsün. Fakat açıklığı bütün ve saf bir inanç olmadan göremezsin. Sonra kapıyı görürsün ve o anda kapı açılır çünkü O birdir ve O’nun adı “Birdir.” (Baal HaSulam, Mektup 26)

Öyle ki, önümde, içinden geçmenin, etrafından dolaşmanın veya üzerinden atlamanın imkânsız olduğu bir duvar durduğunu görürüm. Fakat inanç niteliğini ifşa ettiğim anda, bu nitelik duvarda bir giriş oluşturur ve ben geçerim. Bunu hepimiz için diliyorum.

Dua kapıları kilitli değildir. Dostlarımızla birlikte, sürekli olarak Yaradan’a dua etmeye çalışmalı, O’ndan birleşmemize yardım etmesini, ihsan etme gücünün ne olduğunu bize netleştirmesi ve bu ihsan etme gücüyle O’na ulaşmamızı sağlamasını dilemeliyiz.

Böyle bir duruma ulaşmakla yükümlüyüz; gözyaşı kapısına varmak için gerekli olan tüm nicelik ve nitelikteki çabayı vermeliyiz. Kişi ancak gözyaşı kapısından geçerek üst dünyaya, maneviyata girebilir.

Gruptaki her dostumuzun gözyaşı kapısına, manevi dünyaya, her şeye ulaşabilmesi için dua etmeliyiz. “Dostu için dua eden, ilk önce cevaplanır.” Bu, insanları büyük ölçüde ilerletir.

Ama bu, sözlerle ilgili değildir; dua “kalpteki çalışma” olarak adlandırılır.

Gözyaşı kapısı, yalnızca kişinin en küçük bir ihsan etme eylemini bile gerçekleştirecek hiçbir gücünün olmadığını anladığında açılan özel bir kapıdır. Ancak aynı zamanda, ne olursa olsun bu ihsan etme eylemlerine ulaşmalıdır. Her şeyi feda etmeye hazırdır, yeter ki ihsan eden biri olabilsin. İşte o zaman bu kapılar açılır.

İnanç, Bilgiden Üstündür

Soru: Dostların sözde eksikliklerini kabul etmekle kalmayıp, bunu dostlara karşı doğal bir sevgiye yol açan bir ıslah çalışması haline getirdiğimizde, mantık ötesi inançla nasıl doğru bir şekilde çalışabiliriz?

Cevap: Söylediğiniz şekilde çalışmaya devam edin, o noktaya varacaksınız. Son basamağa bir anda atlayamazsınız.

Soru: Mantık ötesi inancı, bir perdeye sahip olduğumuzda ediniriz. Şu anda bir nevi oynuyor ve bu koşula girmeye çalışıyor ve bu bizi amaca yaklaştırıyor. Peki, mantık ötesi inançta nasıl “oynayabiliriz”?

Cevap: Elinizden geldiği kadar oynamaya devam edin. Eskiden bebeklerle oynadığınız gibi oynayın, o zaman bunun sizi nasıl şekillendirdiğini göreceksiniz.

Tüm Arzular Tek Bir Arzuya Dönüşene Dek

O insanların, dost sevgisiyle uğraşan tek bir grup olarak birleşmeye hemfikir olmalarındaki neden, her birinin düşüncelerini birleştirebilecek bir arzuya sahip olduklarını hissetmeleridir ki böylece başkalarını sevme gücünü edinebilsinler. Meşhur bir atasözü vardır, “Yüzleri farklı olduğu gibi, görüşleri de farklıdır.” (RABAŞ, “Kendin İçin Bir Öğretmen Yap ve Kendine Bir Dost Satın Al – 2”).

Soru: Bu pasajın ilk bölümünde, başta yüzlerinin birbirine benzemediği, sonra da dostlarını sevmeye çalıştıkları yazıyor. Peki, bir dostun diğerlerine olan sevgisi de kişiden kişiye farklılık gösterir mi?

Cevap: Evet, farklıdır. Gerçek şu ki, birbirimizle olan ilişkilerimiz de farklıdır. Bir kişiye bir şekilde, başkasına farklı şekilde, bir başkasına ise daha farklı bir şekilde davranırım. Tüm bunlar dostlarla bağ kurmak ve ortak bir arzu içinde birleşmek içindir.

Soru: Her dost, ortak arzuyla ilgili kendi duygularına sahip midir yoksa bu genel bir şey mi?

Cevap: İlk başta bu herkesin kişisel arzusudur, sonra yavaş yavaş diğer arzularla bağ kurar, giderek daha genel hale gelir ta ki tüm arzular tek bir arzuya dönüşene dek.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 241

Soru: Dostların eksikliklerini doğrudan değil de sadece soyut olarak, duygulardan değil de akıldan konuşuyorsak, nasıl hissedebilirim?

Cevap: Bu önemli değil. Önemli olan ne düşündüğün, ne hayal ettiğin ve neye karar verdiğindir. Kararın doğrultusunda pratik olarak hareket etmek istemendir.

Soru: Eğer belirli ihtiyaçlar hissediyorsam, dostların da aynı şeye ihtiyaç duyduğunu söyleyebilir ve Yaradan’dan onlara da vermesini için dua edebilir miyim?

Cevap: Hayır, dostları kendine göre ölçmemelisin.

Soru: Onluda hangi ihsan seviyesine ulaştığımızı nasıl kontrol ederiz?

Cevap: Yaradan’a benzeyen bir ihsan seviyesine ulaşmalıyız. Ama bu, elbette çok yüksek bir seviyedir. Ondan önceki seviyeler ise on kat, hatta yüz kat daha düşüktür.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular — 240

Soru: Sonuçta kötü eğilimle savaşan biz miyiz, yoksa Yaradan mı?

Cevap: Yaradan’dır; biz ise O’nu bunu yapmaya zorlayarak, sürekli bağımızla O’nu destekleyerek yardımcı oluruz. Tek yol budur.

Soru: Gün içinde insan, gerçek bir savaş içinde olmadığını, dostlarına dahil olma ve onlara yardım etme yönünde samimi bir duası olmadığını fark ederse, o zaman zihninde bu duayı geliştirmeye başlamalıdır.

Fark ettim ki kötü eğilim bu düşüncenin karşısında çalışıyor, onu değersizleştiriyor ve “eğer bu samimi bir dua değilse, başlamamak daha iyidir” diyor. Bu bana anlamsız geliyor, gerçek bir savaş değil. Dostları düşünmek onlara savaşma gücünü nasıl verir?

Cevap: Burada, böyle birkaç durumu ele alıp birbirleriyle karşılaştırmalısınız, o zaman onları nasıl ayırt edeceğinizi anlarsınız.

Soru: Yaradan’ın üzerimizdeki güçlü etkisini hissettiğimizde, çabamız grubun gücünü kullanarak içsel huzura ulaşmak, onu tutmak mıdır, yoksa bu çabalarda Yaradan’ın sevindiğini hissetmek midir? Çünkü yazıldığı gibi, kalbimiz O’nda sevinç bulacaktır.

Cevap: Kalplerimiz neyin içinde sevinç bulur? Sadece niteliklerinizin Yaradan’ın nitelikleriyle birleştiği noktada.

Soru: Dostlarımızdan ne tür bir yardıma ihtiyacımız var?

Cevap: Desteğe ihtiyacımız var. Sadece dostlarımdan edindiğim ve uygulamak istediğim bir örnek ve eylemde desteğe ihtiyacımız var.

Herkesle Tek Bir Düşüncede

Soru: Bir dost sabah dersine gelmezse, ona mantık ötesi inançla yaklaşıp bizimle birlikte savaştığını mı düşünmeliyim, yoksa ona başka şekilde mi yaklaşmalıyım?

Cevap: Derslere gelmeyen biri sizinle nasıl savaşabilir?

Ders, bir savaş alanı gibidir. Fiziksel ya da sanal olarak tek bir yerde toplandığımızda, kendimizi başkalarıyla birleşmiş olarak hayal etmeye çalışırız. Ve ortaya çıkar ki, asıl mesele herkesle aynı düşüncede olmaktır.

Sanal olarak savaş alanında olmak, uyuyup dostlarımla birlikte olmayı hayal etmek değildir. Bu, ekranda hem kendimi hem onları görmem ve şu anda hepimizin birlikte savaşa girmemiz demektir.

Onlu’da Olmaktan Daha İyisi Yoktur

Soru: Yakın zamanda aramıza yeni bir dost katıldı. Onun onlunun bir parçası olmasını içtenlikle istedik. Ancak bir süre sonra çalışmamızı eleştirmeye başladı. İşlerin “doğru” şekilde nasıl yapılması gerektiğini söylemeye başladı ve sonunda ayrılmak istediğini açıkladı. Ne yapmalıyız? Onu tutmaya çalışmalı mıyız?

Cevap: Onu tutmaya çalışmanız gerektiğini düşünmüyorum. Eğer çalışmanızı eleştiriyor ve ayrılmak istiyorsa, bırakın gitsin.

Yine de, kendi aranızda durumu netleştirmeli ve onluda olmaktan, onlu ile birlikte sürekli yükselmekten daha iyisi olmadığını anlamalısınız. Hangi yolu izlediğiniz veya hangi soruları tartıştığınız o kadar önemli değil. Önemli olan, aranızda ve onunla birlik yönünde ortak bir niyete sahip olmanız ve bu şekilde birlikte ilerlemenizdir.

Yaradan’a İhsan Etmeye Çabalamak

Soru: Yaradan ile bağın derinliği, dostlarla bağın derinliğiyle orantılı mıdır?

Cevap: Dostlarla ne ölçüde bağ içindeysek, derinliği de o ölçüde hissederiz ve aynı ölçüde onu Yaradan’a yönlendirebiliriz.

O zaman O’nunla aynı “dalga boyunda” oluruz: biz alanlar, O ise ihsan eden olarak.

Soru: Onlu aracılığıyla Yaradan’a ihsan etmeye çabalamamız gerektiğini söylediniz. Hangi eylemlerin ihsan etme, hangilerinin ise Yaradan’dan alma olduğunu nasıl ayırt edebiliriz?

Cevap: Anladığınız şekilde hareket edin. Bu yine de sizi ,sizinle Yaradan arasındaki doğru bağa götürecektir.

Dostlarınızın Hisaron’unu Nasıl Doldurabilirsiniz?

Soru: Dostlarımın Hisaron’unu (eksiklik) nasıl doldurabilirim?

Cevap: Onlara, eylemlerinizle yardımcı olarak. Ne istediklerini öğrenin ve o konuda onlarla birlikte olmaya çalışın.

Siz bir verici olursunuz çünkü dostunuzun neye ihtiyacı olduğunu görür ve onun bunu başarmasına yardım edersiniz. İşte böyle işler.