Tanrı Bizden Ne İstiyor?
Bunu bir seferde açıklamak mümkün değildir. İnsana hazır bir bilgi gibi verilebilecek bir şey değildir. Bu sorunun cevabı, ancak kişinin kendi üzerinde yaptığı yoğun bir içsel çalışma sonucunda gelir. Ancak o zaman, Tanrı’nın bize yönelttiği sevgi dolu, karşılıksız ve verici tutumuyla dolarız ve bu bizim için en değerli şey hâline gelir.
Hayatta bilgece planlar yapmaya veya yüce bir amacın peşine düşmeye değip değmeyeceğini sorarsanız, sıradan bir insana bunu önermem. İnsanlar bu sorunun cevabını düşünerek veya spekülasyonlar yaparak bulamazlar. Bunun yerine hayatı basit bir şekilde yaşamaları, yani “yaşamak için yaşamaları” daha iyidir. Tam da bu basit ve mütevazı yaklaşım sayesinde, üst gücün kendileriyle olan ilişkisini daha çabuk anlamaya başlarlar. İlginçtir ki, sürekli felsefe yapan, anlam arayışında kendini parçalayan kişilerden daha hızlı bu noktaya ulaşırlar.
Peki insan, kaderin bütün dönemeçlerini kabul etmeyi nasıl öğrenir? Bu dönemeçler, özellikle günümüzde çok keskin ve beklenmedik olabiliyor.
Bunun için hayata bir oyun gibi bakmaya başlamak gerekir; ama yüzeysel bir şekilde değil, içten gelen bir heyecanla. Tıpkı satrançta olduğu gibi: rakibiniz bir hamle yapar, bir taş oynatır ve siz de kendi hamlenizi yaparsınız. Ya da bir iskambil oyununda olduğu gibi; masaya yeni bir kâğıt açılır ve şimdi düşünmeniz, duruma uyum sağlamanız ve karşılık vermeniz gerekir. Bu etkileşimin içinde olmaktan keyif duymalısınız. Hayatta yaşadığınız her olay da aslında size doğru yapılmış bir hamle gibidir.
Hayatı bu şekilde algılamaya başladığınızda, verdiğiniz her karşılık sizin için içsel bir maceraya dönüşür. Zihniniz sürekli şu sorularla meşgul olur: “Buna nasıl karşılık vermeliyim? Şu anda benden ne isteniyor?” Zamanla, bunu kelimelerle ifade edebilseniz de edemeseniz de, bu hamleler aracılığıyla üst güçle bir bağ içinde olduğunuzu hissetmeye başlarsınız. Yolculuğun yönü budur: üst gücü bu etkileşimin içinde ifşa etmek.
Varılması gereken yer, üst güçle kurulan bu bağdır… ve aslına bakarsanız bu bağın bir sonu yoktur. Bu ne anlama gelir? Bu şu anlama gelir: ulaşacağınız son bir durak, “İşte başardım, artık vardım” diyebileceğiniz bir nokta yoktur. Üst gücün ifşası, sonsuzca derinleşir. Bu nedenle yaşayın ve bu sonsuzluğun verdiği mutluluğu hissedin.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

