Tora Ve Mitzvot’u Yerine Getirmek İçin Dört Tür Motivasyon

İnsanların Tora ve Mitzvot’u yerine getirirken geçtiği dört koşul vardır.

Tora ve Mitzvot’u yerine getirmek ne anlama gelir? Dindar insanlar için bu, küçük yaşta kendilerine öğretilen şeyleri yapmak demektir: belirli eylemleri yerine getirirler ve onları uygularlar. Eğer kendilerine başka eylemler öğretilmiş olsaydı, onları da yerine getirirlerdi.

Bu durumda, Rabaş’ın yazdığı gibi, Tora ve Mitzvot’u yerine getirmenin nedeni ve motivasyonu dışsal etkidir. Bu, emirleri insanların korkusundan dolayı yerine getirdiğim ya da onların gözünde büyük, iyi ve doğru biri, saygın bir kişi olarak görülmek istediğim anlamına gelmez. Başka ne tür sebepler olursa olsun önemli değildir; önemli olan, bana öğretileni yapmamdır, bundan fazlası değil. Genel olarak, ben başkalarının arzularını yerine getiririm

Çocukluğundan beri bunu yapmaya alışmış birisi için bu, onun ikinci doğası hâline gelir; aksi takdirde kendini kötü hisseder ve alıştığı eylemleri yaptığında kendini iyi hisseder. Bir insan ister bu şekilde yetiştirilmiş olsun, isterse daha ileri bir yaşta dine yönelmiş olsun, çevresine bakar ve o çevre onu belirli eylemleri yerine getirmeye mecbur kılar.

Gerçekten de çevrenin harika yasaları vardır. Sinagoga gitmek zorundasınız. Dua etmek için oraya gitmemek doğru değildir. Bayramları belirli kurallara göre kutlamak ve belirli bir şekilde giyinmek zorundasınız. Mecbursunuz. Toplum sizin için binlerce kural koyar. Bu da şu anlama gelir: Tora’yı ve emirleri kendi özgür iradenizle değil, dışarıdaki insanların etkisi altında yerine getirirsiniz.

Oysa biz kişinin arzusunu ıslah etmesinden söz ediyoruz. Bu durumdaysa kişi kendi arzusunu bir kenara bırakır; sanki onu kendisinden çıkarır, yerine başka birinin arzusunu koyar ve onu yerine getirir. Buna, bedenini kullanan ve komutanın arzusunu onun içine yerleştirerek emirlerine itaat eden ‘iyi bir asker’ denir. Dindar kitleler için emirleri yerine getirmenin bu biçimi kabul edilebilir ve bu çok iyidir. Aksi takdirde her şey bir karmaşa, bir kaos olurdu.

Tora ve Mitzvot’u yerine getirmenin ikinci tür motivasyonu, dış insanlarla yani Tora ve Mitzvot’u yerine getirilmesini teşvik eden ve zorlayan kişilerle, Yaradan’ın birlikte etkisidir. Başka bir deyişle kişi, önceki hesaplarına belirli bir karışım katmaya başlar; sanki onları biraz ‘kirletir’. Artık yalnızca çevreyi değil, aynı zamanda Yaradan’ı da hesaba katmaya başlar.

Yaradan ile birlikte olmak ne anlama gelir? Bu, kişinin içinde bir tür çatışmanın, içsel bir çelişkinin ortaya çıkması demektir. Bu henüz iki karşıt tarafın çarpışması değildir; henüz iki kutup değildir.

İçimde aynı anda iki karşıt otorite var olamaz; aksi takdirde kimi dinleyeceğimi ya da kime öncelik vereceğimi bilemeyerek parçalanırım. Aynı anda iki yöne birden yönelmem mümkün değildir. Benim yalnızca tek bir arzum vardır. İkisine birden ayarlanamam; bu yüzden bir sorun ortaya çıkar. İşte bu, yolun başlangıcıdır.

Üçüncü durum ise, ‘kişiyi Tora’yı ve emirleri yerine getirmeye zorlayan yalnızca Yaradan’dır; dış insanlar değil, fakat kişinin kendisi de Tora’yı ve emirleri yerine getirmenin sebebidir’ denilen durumdur. Bu, üçüncü tür motivasyondur: Yaradan insanı Tora’yı ve emirleri yerine getirmeye mecbur eder ve Rabaş’ın yazdığı gibi, kişinin kendisi de ‘sebep’ olur. Ben ise şöyle derdim: kişi buna katkı da bulunur.

Dördüncü tür motivasyon türü ise, Tora’yı ve emirleri yerine getirmenin sebebinin yalnızca Yaradan olmasıdır ve buna katkıda bulunan başka hiç kimse yoktur. Buna ‘karışık kalabalığın Keduşa’ya girişi’ denir. Bu durumda katkıda bulunan ya da hatta destekleyen başka hiçbir etken yoktur; yani kişinin yol boyunca kendini güçlendirdiğini ve sanki kendi başına bir şeyler yaptığını söyleyemeyiz. Hayır, her şey yalnızca Yaradan tarafından yapılır. Ancak bu, Yaradan ile tam yapışma seviyesidir.

Sonuç olarak, kişiye, bütün bunların Yaradan’ın yönetim yolları olduğu ifşa olur. İlerlerken benim bir şekilde ya da başka şekilde hareket ettiğim için değil; ama gayret gösterdikçe, beni hareket etmeye zorlayan çeşitli etkenleri ifşa ederim.

Başta bu etkenler dış insanlar gibi görünür; sonra hem dış insanlar hem de Yaradan, ardından ben ve Yaradan ve en sonunda yalnızca Yaradan olarak ortaya çıkar. Öyle ki, kişi gelişim sürecinde, varoluşunun nedenini ve varoluşunun kaynağının kim olduğunu ifşa etmeye başlar.

Ne yazık ki, bu ögeye yorum yapma özelliği kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed