En Gerçek Dil

Kabalistler açıklamaları için neden “dalların dilini” seçtiler?

Diyelim ki ben kök ile dal arasındaki bağı en ilk derecede edindim; bir başkası bunu daha yüksek bir derecede anlıyor, üçüncü bir kişi ise daha da yüksek bir derecede. Bu önemli değildir; dal yine aynı daldır.

Bir çocuk, fişi prize takarsanız oyuncağın çalışacağını bilir. Ben, prizde eve kablolar aracılığıyla gelen elektrik olduğunu bilirim. Teknik olarak daha eğitimli bir kişi ise bir yerlerde bir elektrik santrali olduğunu da bilir, vb. Fakat her birimiz ne kadar anladığımıza ve her birimizin “köke ne kadar derin baktığına” bakılmaksızın, aynı süreçten söz ediyoruz.

Kökler, üst kaynaklarına doğru aynı doğrultuda devam ederler; fakat bizim dünyamızda dal, bir dal olarak kalır. “Dalların dili” gerçekliğin kendisinden alınmıştır; başka bir dil icat etmek imkânsızdır. Zaten buna gerek de yoktur. Ortaya çıkıyor ki bu dil, doğa tarafından, kendi içimizde, aramızda ve Yaradan ile iletişim kurmamız için bizim için hazırlanmıştır.

Musa, Tora adlı kitabında, manevi yükselişin tüm yolunu, her derecede, bu dilde ilk kez tanımlamıştır. Zohar Kitabı, Musa’nın dilini kendi diliyle yorumlar ve tamamlar.

Rabbi Şimon, her insanın geçmek zorunda olduğu aynı derecelerden Musa gibi geçti ve kendi anlatımında dal ile kök arasındaki bağı daha da güçlendirdi. Bu nedenle Zohar, saran ışığı (Or Makif), kökten dala (bize) çekme konusunda bu kadar etkilidir.

Baal Hasulam kök ile dal arasındaki bağı, Kabalisttik tanımları ve üç çizgideki bağı ekleyerek daha ayrıntılı biçimde açıkladı.

Onların hepsi aynı görünen resme ve köklerine dair konuşur, fakat her Kabalist, kök ile dal arasındaki bağın açıklamasını kendi yoluyla ekler. Böylece yükselişin gücünü (yukarıdan inen saran ışığı, Or Makif’i) artırır ve aynı zamanda üst dünyanın derecelerinden geçmemiz bize bir yol açar.

Ne yazık ki, bu ögeye yorum yapma özelliği kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed