Soru: Rabaş ile çalıştığınızda size kesinlikle şöyle dedi: “Soru sorma. Zamanı gelecek ve her şeyi kendin anlayacaksın.” O zamanda, manevi edinime ulaşabileceğinize inanıyor muydunuz?
Cevap: Bir kişinin üst dünyayı edinmiş olanlara güvenmekten başka seçeneğinin olmadığı bir “bilgelere inanç” konsepti vardır. Buna inanmayabilirsiniz ve gidip başkalarına danışabilir veya kendiniz bir şeyler yapmaya çalışabilirsiniz; bu sizin seçiminizdir.
Bizim dünyamızda, askıya alınmış bir durumdasınız. Şu soru ortaya çıkıyor: nasıl ilerleyeceksiniz? Kendi aklınızla mı? O zaman tüm hayatınızı sürekli hareket eden bir makine icat ederek, herkes gibi ya da çeşitli mucitler, meraklılar ve deneyciler gibi darbeden darbeye giderek geçireceksiniz.
Kalbinize güvenmekten başka seçeneğiniz yok: o ne öneriyor ve kendinizi neye bağlamalısınız? Dünya bilgelerle dolu, hepsi birbirine karşı ve hepsi haklı ve hepsi sizden daha zeki. Siz ne yapabilirsiniz? Elinizde tek bir şey var, kalbiniz. Zihniniz kim bilir nelerle dolu! Kalbinizin de kafası karışık!
Bu nedenle, gerçeğin nerede olduğunu ve neye ihtiyacınız olduğunu kalbinizin en gizli köşeleriyle, tüm benliğinizle hissetmeye çalışmanız gerekir. Ama aynı zamanda, kendinizi hayatın dayattığı her türlü katmandan arındırmaya çalışın ve içinizden hissedin: benimki nerede?
Belki meditasyona, Scientology’ye, yeni psikosomatik buluşlara ya da her neyse ona ihtiyacınız olduğunu göreceksiniz. Ya da belki kendinizi burada Kabala’da denemeniz gerekir. Bir kişiye yerini göstermesi gereken kalptir. Başka bir şey değil.
Kimseyi hesaba katmayın. Dünyamız zaten dahi olmadığını öğrendi. Herhangi bir zeki insanla konuşursunuz ve aynı gün olmasa bile birkaç gün sonra ve aynı sohbette, hepsinin sınırlı olduğunu ve yarı aldatma, yarı tahminler ve yarı inançlar üzerine inşa edilmiş bazı kaynaklardan türetildiğini anlamaya başlarsınız.
İnsan zihninin icat ettiği birine ya da bir şeye neden güvenesiniz ki? Yalnızca kalbinize güvenmelisiniz.
Ne de olsa kalbin ötesinde ne Kabalistler, ne filozoflar, ne Budistler, hiç kimse yoktur; onun derinliğinde yatana güvenin.
Filed under: Kabala, Kabalistler, Maneviyat, Yaradan -
Kalbinizin Gizli Köşeleri için yorumlar kapalı