Monthly Archives: Aralık 2024

Yaradan’ın Sizi Sevmesini Nasıl Sağlayabilirsiniz?

Soru: Nasıl hata yapmayız ve sadece Yaradan’ın verdiklerini seçeriz?

Cevap: Her zaman bir arada kalın, Yaradan için çaba sarf edin ve O’ndan bizi yönetmesini isteyin.

Soru: O’na nasıl memnuniyet getirebiliriz?

Cevap: Yaradan sizi eylemlerinize göre seçer. O başka hiçbir şey tarafından yönlendirilmez.

 

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 100

Soru: Yaradan’dan başka hiç kimsenin olmadığını düşünmek neden bu kadar zor?

Cevap: Çünkü bu sizin elinizi kolunuzu bağlar.

Soru: Tora’nın talimatlarını izlediğimizde dış dünya ile nasıl çalışırız?

Cevap: Dış dünya bunu hissetmez. Bu kesimin içinde değildir.

Soru: Sorularımı dile getirmeli miyim yoksa sessizce çalışabilir miyim?

Cevap: Sessizce çalışabilirsiniz ama dostlarınızla birlikte çalışıyorsanız bunu herkesin bilmesi gerekir.

Soru: Bize yardım etmesi, bizim için dua etmesi ve bizi tutması için ruhumuzla nasıl anlaşabiliriz?

Cevap: Onunla her zaman konuşun, ona hitap edin ve Yaradan’dan bunu isteyin.

Yaradan Bizden Ne Bekler?

Soru: Bir insan için çaba göstermenin hiç de zor olmadığı ve çalışmanın, kendisinin ona neşe verdiği koşullar vardır. Ancak arzu artar artmaz, daha önce yaptıklarının bir gramını bile yapamaz. Manevi çalışma neden onun için ağır bir yük haline gelir?

Cevap: Yaradan’dan yardım istemeli ve size neden böyle ağır koşullar verildiğini öğrenmelisiniz. Bunlara binlerce sorun neden olabilir.

Soru: Yaradan bize görevler gönderirken ve koşullar koyarken bizden nasıl bir tepki bekliyor?

Cevap: Yaradan birbirinizle mutlak bir bağ içinde olmanızı ve bunun içinde Kendisini ifşa edebilmeyi diler. O zaman O’nu hissedecek, tüm yasalarını net bir şekilde yerine getirecek ve bunların uygulanmasına doğrultusunda Sefirot’un ve dünyaların basamaklarında daha da yükseleceksiniz.

Gerçeklik Farklı Olabilir

Yorum: Anladığım kadarıyla, ıstırap yolu insan gelişiminin doğal bir sürecidir.

Yanıtım: Bu yolun doğal olduğunu düşünen bizleriz çünkü biz böyle davranıyoruz. Ancak neden bu doğal olsun ki?

Soru: Gerçekliğimiz farklı olabilir mi?

Cevap: Elbette. Neden Yaradan’ın gözünde ve duygularımızda kabul edilebilir olanı yapmıyoruz?

Yorum: Ama sekiz milyar insanın her biri “Yaradan’ın gözlerini” kendi şeklinde anlıyor.

Yanıtım: Yaradan’ın arzusunun ihsan etmek, aramızda bir bağ ve iyi eylemler olduğunu anlamalı ve kabul etmeliyiz. Başkalarından aldığımız iyiliği takdir etmeyi ve karşılığında aynısını yapmayı öğrenmeliyiz.

Bunu yaparsak, gelişimimizi doğru yolda ilerletmeye başlayacağız. Aksi takdirde, gelişimimiz kırbaç altında, darbelerle gerçekleşecektir.

 

Özgür Seçim Orta Çizgidedir

Soru: Eğer Yaradan Şeytan’a (kötü ruhlara) yardım ederse ve onun etkisi artarsa, benim özgür seçimim nedir?

Cevap: Doğa, iki karşıt güçten oluşur. Özgür seçim her zaman ortadadır, böylece sağda ya da solda değil, orta çizgide yürürsünüz.

Şeytan, egoizmdir; Yaradan ona yardım etmez ya da sadece olumlu özelliklerinizi dengelemek için gerekli olduğu ölçüde yardım eder. Bu durumda O, arzunuzu doğanın her iki tarafında da doğru ve dengeli hale getirir.

 

Kişi Neyi Hak Ediyorsa Onu Alır

Soru: Çalışmaya her zaman Lo Lişma’da (almak uğruna) başlarız ve sonra Lişma niteliği (ihsan etmek uğruna) bize verilir. Bu noktada suçlayıcı, “Neden onlara uğruna çalışmadıkları veya umut etmedikleri bu yüce şeyler veriliyor?” diye sorar. Bu durumda suçlamanın kurnazlığı nedir?

Cevap: Suçlayan yanılıyor çünkü yanlış koşullardan geçmeden, doğru koşula ulaşmanın imkansız olduğu varsayılır. Şöyle düşünür: Günahkâr olmadığı ve kendisi için erdemliliği hak etmediği halde, bir kimseye erdemli bir kişinin koşulunun verilmesi nasıl mümkün olabilir?

Soru: Yani biz bunu hak etmediğimiz için mi kafamızı karıştırıyor?

Cevap: Evet, gerçek şu ki, bir kişi neyi hak ediyorsa onu alır.

Aranızda Anlaşın Ve Harekete Geçin!

Soru: Sürekli olarak Tora çalışmasıyla meşgul olmak ne anlama gelir?

Cevap: Bu ancak birbirinize bağlı olursanız, birbirinize ilham verirseniz ve örnek olursanız mümkündür.

O zaman, Tora’nın ıslahı ile “dışarıdan içeriye”, “dışarıdan içeriye” koşullarında bağ kurabileceksiniz. Böyle bir koşul için sürekli çaba göstermelisiniz.

RAMHAL’ın grubunda olduğu gibi, her bir kişinin manevi çalışma için günün belirli bir saatini seçtiği, kaynaklardan veya Tora’dan alıntılar çalıştığı ve sürekli olarak dostlarını düşündüğü gibi, aranızda anlaşın. Bu şekilde onlar sürekli olarak ilerlediler.

Soru: Tüm onlu bu sorumluluklarını belirli aralıklarla yenileyebilir mi? Bunu en iyi nasıl yapabilirler?

Cevap: Düzenli bir şekilde, bir programa göre, böylece onludan biri her zaman bu işle meşgul olur. Kendi aranızda anlaşın ve harekete geçin.

Kilit, Kısıtlama Ve Perde

Soru: Kilidin (Manula), kısıtlama (Tzimtzum) ve perdeden (Masach) farkı nedir?

Cevap: Kilit, kısıtlama ve perde bize gelen ışığı kısıtlamanın üç yoludur. Her durumda, bunları nasıl kullanacağımızı bilmeliyiz.

Manula, ışığı önceden alamayan aşağıdaki kaplara (Kelim) ışığın geçmesine izin verir.

Böylece aşağıdaki Sefirot, ışığı alma yeteneği kazanır.

Kısıtlama ışığı tamamen engellerken, perde ışığın az ya da çok geçmesine izin verebilir ya da onu tamamen engelleyebilir.

Kalple Çalışın

Soru: Nasıl bir dostuma tam olarak dahil olabilirim? Onların kalbiyle nasıl bağ kurabilirim?

Cevap: Kalbinizi giderek daha fazla işin içine koyun. Eğer bu işe yaramazsa, ağlamayı deneyin.

Soru: Kalbimdeki acıyı, örneğin egoizmimi, bulabilir ve onu ihsan etmeye dönüştürebilir miyim? Bunun için ağlayabilir ve bu acının gücünü dostuma yönlendirebilir miyim?

Cevap: Evet, kalbinizle çalışmayı denemelisiniz. O zaman ne yapmanız gerektiğini hissedeceksiniz.

Soru: Şu anda kalbimde ıslah için hazır olan yeri nasıl bulabilirim?

Cevap: O acının içinde, o talebin içinde olacak. Kalbinize batıyor olacak.

Yalnızlık Yaradan’ın Bir Hediyesi Midir?

Soru: Kibirli tavşan evini koruması için bir tilki istedi. Bir kulübe inşa etti ve içine bir tilki davet etti. O zamandan beri tavşan evine girmedi. Tilki onu içeri almadı.

Bu bizim hayatlarımıza çok benzer. Kendi aleyhimize olacak şekilde, bizi koruması için her türden tilkiyi seçeriz ve sonra onlar bizi evimizden kovarlar. Bizi soyarlar ve benzeri şeyler yaparlar. Sonra da kaderimiz bu olduğu için üzülürüz. Evi korumaları için onları biz seçtik. Neden biz tavşanlar, onların tilki olduğunu görmüyoruz?

Cevap: Bu tilkileri arzuluyorsunuz ve onlara karşı koyamıyorsunuz. Kendi durumunuzun diğerlerinden daha iyi olacağını sanıyorsunuz.

Soru: Bu tilki beni koruyacak mı demek istiyorsunuz?

Cevap: Evet.

Soru: Çok ilginç bir şekilde “Kibirli tavşan onu istedi” diyor. Yani bende hala bir sorun mu var?

Cevap: Tavşanın normalde olduğundan daha fazlasına ihtiyacı vardır.

Soru: Belirli bir tilkiyi seçmekten kaçınmak için kibirli olmayı bırakmalıyım. Peki, kendimiz üzerinde biraz çalışırsak kimi seçeriz?

Cevap: Gururlu, basit yalnızlığı.

Soru: Neden bu yalnızlıktan bahsettiniz ve “Gururlu, basit yalnızlık” dediniz?

Cevap: Çünkü genellikle sahip olduğumuz şey budur. Hem bu yaşamda hem de bu yaşamdan sonra her zaman yalnızız.

Soru: Ailelerimiz ve çocuklarımız olmasına rağmen mi?

Cevap: Bunun bir önemi yok. Siz hala kendi içinizdesiniz.

Soru: O zaman bir Kabalist olarak size soruyorum, Yaradan burada nerede? Ben kendi başımayım; Yaradan nerede?

Cevap: Bu, Yaradan’ın sizin için hazırladığı şeydir.

Soru: Bu iyi bir şey, bir hediye olarak kabul edilebilir mi?

Cevap: Evet. Bütün bu dünyanın önünüzde olduğunu ve ona ihtiyacınız olmadığını hissetmeye başladığınızda mutluluğu görürsünüz.

Soru: Bu dünyaya ihtiyacım yok. Neye ihtiyacım var?

Cevap: Hiçbir şeye, her şeye sahipsiniz -olmuş ve olacak her şeye- ve hiçbir şeye ihtiyacınız yok.

Soru: Yalnızlık dediğiniz şey bu mu?

Cevap: Ben buna mutluluk diyorum.

Soru: Hiçbir şeye ihtiyacım yok, her şeyim var mı?

Cevap: Evet.

Soru: Tüm bunları bana Yaradan’ın sağladığını söyleyebilir miyiz?

Cevap: Evet, buna Yaradan ile bağ denir.

Soru: Yalnızlık dediğiniz durum bu mu?

Cevap: Bu bir yalnızlık halidir. Ama sizin için tatlı, iyi ve huzurludur.

Yorum: Biz yalnızlıkla başa çıkmaya alışkınız. İngiltere’de bir Yalnızlık Bakanı bile seçildi. Aynı durum diğer yalnız ülkelerde de geçerli.

Yanıtım: Bunlar onların sorunları.

Yorum: İnsanlar bir tür temas arıyorlar. Bakmıyorlar bile; yalnızlar. Onlar için, onların başkalarıyla bağ kurmaları için, organize bir irtibat arayışı var.

Yanıtım: Bu tamamen gereksiz!

Soru: Yaradan’la olan iç diyaloğunuzun bu yüksek güç olması sizin için anlaşılabilir bir şey. Peki ya sıradan bir insan?

Cevap: Sıradan bir insanın da buna ihtiyacı vardır. Bunu öğretmemiz gerekiyor.

Soru: Şunu ifade eden mektuplar aldık: “Ben yalnızım. Bu yalnızlık içinde nasıl yaşayabilirim?”

Cevap: Başkalarından ne istiyorsunuz? Ağlayacak birilerinizin olması için önünüzde bir şeylerin oynanmasını mı istiyorsunuz? Bunların hiçbirine ihtiyacınız yok.

Soru: Bu üzücü değil mi?

Cevap: Hiç de değil.

Soru: Bunun neresinde neşe var? Az önce mutluluktan bile bahsettiniz.

Cevap: Sevinç ve mutluluk, kendimle var olabilmem ve başka kimseye ihtiyaç duymamamdır.

Soru: Yani siz prensip olarak bir insanı bu yalnızlık içinde kendini bulmaya teşvik ediyorsunuz?

Cevap: Bir insan genellikle yalnızdır.

Soru: Bu sizin için bir formül mü?

Cevap: Evet, kişi kendi içinde var olmalıdır ve o zaman iyi olacaktır. Kimseden bir şey talep etmemeli veya beklememelidir.

Soru: Kişi ihtiyacı olan her şeye zaten sahip olduğu hissiyle mi yaşamalı?

Cevap: Kesinlikle. Önceden hazırlanmıştır. İçsel neşesi ve mutluluğu.

Yorum: Nedense bu konuda pek rahat değilim. Hep iyi bağlardan ve başkalarıyla sıcak ilişkilerden bahsediyoruz.

Yanıtım: Eğer başka bir seviyeye yükselirseniz, bu tamamen farklıdır. Zaten dünyayı ıslah etmek için bir metottan bahsediyorsunuz.

Yorum: Önce iç huzur. Bu şekilde ortaya çıkıyor.

Yanıtım: Kendi içinde huzur.

Yorum: Lütfen bu iki dünyayı birbirine bağlayın.

Yanıtım: Herkes için her şeyin olduğu, kimsenin hiçbir şeye ihtiyaç duymadığı ve herkesin sadece sahip olduklarından memnun olduğu bir dünya hayal ettiğinizde, gerçekten mutlu bir dünyaya sahip olursunuz.

Soru: Yani bu çok sayıda yalnızlıktan oluşmuyor mu?

Cevap: Hayır, küçük nişlerinde oturan ve kendilerini iyi hisseden birçok mutlu insandan oluşur. Her şeyden önce, Yaradan vardır.

Soru: Yani, herhangi bir şeyi ele geçirmek, birinin dairesini vb. istemiyor. O olduğu yerde mutlu. Kulağa doğru geliyor ama buna nasıl ulaşırız?

Cevap: Bütün bunlar çok daha yüksek bir seviyede. Ama genel olarak evet.

Soru: Bunu bir seviye daha yukarı taşıyabilir ya da açıklayabilir misiniz?

Cevap: Biz kimseyi karanlık bir köşeye ya da bir fare deliğine sürüklemiyoruz. Aksine, bir kişinin kafasını, omuzlarını ve aklını düzeltmek istiyoruz.

Soru: Herkesin zaten her şeye sahip olduğunu söylemek doğru mudur? Bu mesaj doğru mudur?

Cevap: Evet.

Yorum: Yani, uğruna yaşadığınız şey, her şeye sahip olmanızdır. Mutluluk ve neşe…

Cevap: Her şey!

Yorum: Ve Yaradan sizinle.

Cevap: Sadece O’nu keşfedin.