Daily Archives: Eylül 25, 2024

Aynı Nesneler, Farklı Algılar

Soru: Manevi fenomenlerin, kişinin içinde bulunduğu koşula göre değiştiği ve kişinin hayal gücüne ve duyu organlarına göre her zaman başka bir form deneyimlediği söyleniyor. Bizler, duyulara göre yine 5 parçaya bölünmüş olan altıncı duyu organını oluşturuyoruz. Manevi fenomenleri ve nesneleri farklı algılamamızın sebebi bu mu?

Cevap: Hepimiz ortak bir benzerlikte yaratıldık ve aynı duyulara sahibiz: görme, işitme, tat alma, koklama ve dokunma. Bununla birlikte, onlar her bir kişi için eşsiz yansımalarını ve algılarını verirler.

Diyelim ki ağzına bir şeker attın ve nasıl olduğunu tarif ediyorsun: tatlı, hoş, canlandırıcı vb. Ancak ben bunu anlamıyorum çünkü bu ancak benim de bu şekeri duyu organlarımda aynı şekilde algılayabilmemle mümkün olur.

Bir kişinin duyumlarını diğer bir kişinin duyumlarıyla karşılaştırmanın başka bir yolu yoktur.

Bu yüzden, edindiğimiz yani aldığımız ve ifşa ettiğimiz her şeyin sadece bizim niteliklerimizle ilişkili olarak gerçekleştiği söylenir.

Soru: Aynı zamanda, bir edinim safhasında olan büyük Kabalistler, manevi nesneleri ve olguları aynı şekilde algılamışlardır. Bu, Kabalistlerin ulaştığı hissiyatın aynısına asla ulaşamayacağız mı demek oluyor?

Cevap: Her birimiz kendi algımızın içinde olduğumuz sürece, evet. Ancak biz geliştikçe, algılayışımızın sınırlarını anlamaya başlayacağız, duygularımızı daha çok geliştirmeye başlayacağız ve böylece yakınlaşacağız ve birbirimizi daha çok anlayacağız.

Bunun ne zaman olacağını söylemek zor. Gelecekte, duygularımızın eşit olacağı ve tamamen aynı algılara sahip olacağımız bir koşula ulaşacağız.

Araç ve Etki

Soru: Üst dünyanın edinimi hangi noktada gerçekleşir?

Cevap: Maneviyatın edinimi, Yaradan bunun kişiye ifşa olmasını istediği zaman gerçekleşir. Belirli bir an yoktur.

Soru: Ne için daha çok çabalamalıyız: doğamızı ıslah etmek için mi yoksa edinmek için mi?

Cevap: İkisi de aynı şeydir. Islah araçtır ve edinim de sonuçtur. Edinimin derecesi sadece kişiye bağlıdır: ne kadar yükselmek ve Yaradan gibi olmak istediğine.

Soru: Yaradan ile bağ kurduğumuzda ne ediniriz?

Cevap: Ortak Kli’mizi, Yaradan’ın onun üzerindeki etkisini ve ortak Kli’mizin de Yaradan’ı nasıl etkilediğini ediniriz.

Yaradan Uzaklaştığında

Soru: Bazen öyle görünüyor ki çok fazla çaba sarf ediyorsunuz ama Yaradan tam tersine sizden uzaklaşıyor. Bu ne anlama geliyor? Bu Yaradan’ın daha çok çaba sarf etmeni istediği ya da belki de çabalarının yanlış olduğu anlamına mı geliyor?

Cevap: Hayır, Yaradan’ın eylemleri, kaçan bir geyiğin hareketine benzer, söylendiği gibi: “Sevgilim bir ceylan gibidir.”

Bize Yaradan bizden uzaklaşıyormuş gibi görünür ama bu bir geyiğin avcıdan kaçmasına ve avcının onu kovalayıp kovalamadığını görmek için geriye bakmasına benzer.

Küçüklük Koşulu, Yaradan’ın Eylemlerini Haklı Çıkartmaktır

Soru: Büyüklük (Gadlut) koşulu sadece bir eklemeyken, küçüklük koşulu (Katnut) derecelerin temeliyse ve sürekli olmalıysa, kişi küçüklük koşulu için nasıl sürekli olarak hazırlanmalı?

Cevap: Her şeyden önce Yaradan’ın bize karşı olan bütün eylemlerini haklı çıkarmamız gerektiğini anlayarak, küçüklük koşulunu ediniyoruz. Sonra büyüklük (Gadlut) koşulu için çabalamalıyız.

Doğru küçüklük koşuluna, Yaradan’ı tüm eylemlerinde haklı çıkarmak için ihtiyaç duyduğumuzdan fazlasını istemediğimizde ulaşılır.

Soru: Şükür duası bu koşulun doğru sonucu olabilir mi?

Cevap: Evet.

Dua Bir Çabadır

Soru: Kişinin Yaradan’dan merhamet görmesi için dua nasıl olmalıdır?

Cevap: Dua kalpten gelmelidir.

Yorum: Ama biz her zaman kalpten dua ediyoruz.

Yanıtım: Tam olarak bu “her zaman” her şeyi öldürür. Duanın kalitesi sadece kalbinize, Yaradan’a nasıl döneceğinizi düşünüp düşünmemenize bağlıdır.

Dua bir çabadır. Ama ne zaman ve ne için olduğuna bağlıdır.