Daily Archives: Eylül 12, 2024

Neşe İçinde Olun

Soru: Yaradan’a hizmet eden kişi neşeli olmalıdır deniyor. Bu içsel neşe koşulu nedir?

Cevap: Eğer Yaradan’a doğru çaba sarf ediyorsam, o zaman sadece bundan bile neşe duymalıyım.

Her ne kadar ona yaklaşmaya hala çok uzak olsam da, sürekli O’nun hakkında düşünmeli, O’nunla bir bağım olduğunu hayal etmeli, her zaman O’na dönmeli ve mutlu olmalıyım.

Süt ve Bal Akan Topraklar

Soru: “Süt ve bal akan topraklar” nedir? Bunun bir tür manevi temeli olması lazım, bu nedir?

Cevap: Süt ve bal akan topraklar, temelimizden (olduğumuz yerden), bağlarında birbirlerini tamamlayan Hasadim ve Hohma ışığının olduğu anlamına gelir ve bunda hiçbir sıkıntı yaşamayacağız.

Karakterler Eşleştiğinde

Soru: Bir dostun çabasında manevi niteliklerini görüyoruz ve onları takdir ediyoruz. Ancak onun egoistik nitelikleri de benimkilerle aynı ve bu birbirimize yakınlaşmamıza izin vermiyor. Manevi bağımızı engellememesi için, bununla nasıl çalışabiliriz?

Cevap: Onunla olan çelişkilerinin üstesinde gelmeli, onun tutumunu kendi davranışlarınla zorlamalısın ve sonra bunun nasıl yapıldığını anlayacaksın ve doğru şekilde hareket edeceksin.

Soru: Peki ya egomun üstesinden gelemezsem?

Cevap: Onun sana yardım etmesini iste.

Maneviyatta Su Niteliği

Soru: Manevi dünyada su niteliği nedir?

Cevap: Su, ihsan etme niteliğini belirtir; hatta buna sevgi de denebilir. Tüm insanlık sudan gelmiştir.

Annenin içinde gelişen bir çocuk da suyun içindedir. Su yaşamın temelidir.

Hayal Kırıklığına Uğrayamam

Amir soruyor:

Michael, birlik ve iyi ilişkiler çağrısı yaptıkça işler daha da kötüye gidiyor. Ancak yine de sen devam ediyorsun. Hiçbir şeyin işe yaramadığını görmüyor musun?

Cevap: Ne yapabilirim? Ben de Amir’e sormak istiyorum: “Ne yapılmalı?”.

Yorum: Amir size ne söyleyecek bilemiyorum; ben şunu söylerdim: “Yorulun, yeter artık.”

Cevabım: Hayır, yorulamam. Her gün kötülüğün geliştiğini görüyorum.

Soru: Peki neden şöyle demiyorsunuz: “Bu gelişmeye devam ediyor, hadi bu nesli kendi haline bırakalım.” Bir keresinde “nesil layık değil” denmişti.

Cevap: Evet ama bu ondan uzaklaşıyorum ve her şeyi bırakıyorum demek değil.

Soru: Ama daha kötüye gittiğini görebiliyorsunuz.

Cevabım: Ben iyi ya da kötü, daha iyi ya da daha kötü değerlendirmesi yapmam. Sadece bunu yapmam gerektiğini biliyorum ve hepsi bu kadar. Hayal kırıklığına uğrama, bırakıp gitme ve benzeri bir ihtimal yok. Ne olursa olsun – hayır!

Soru: Yani devam etmelisiniz?

Cevap: Evet.

Yorum: Amir şunu düşünüyor, siz bunu söylüyorsunuz ama insanların kulakları ve kalpleri kapalı. O yüzden inandığı kadarıyla, bir yerde kuma gömülüyor.

Cevabım: Her şeyin bir tarihi, başlangıcı ve sonu vardır. O yüzden umuyorum ki bunun da bir sonu olacak.

Soru: Yani prensip olarak dedikleri gibi: Su, taşı aşındırır. Tıpkı böyle, damla damla. Siz de böyle devam ediyorsunuz, değil mi?

Cevap: Bunu yapmalıyım!

Soru: Buna mantık ötesi denir mi denmez mi?

Cevap: Evet, mantığa karşı.

Soru: Onlar duyacaklar mı?

Cevap: Yakında zamanda değil.

Dostlarla Bir Çemberin İçinde

Soru: Dostlarla aynı çemberde olmak ne demek?

Cevap: Birlikte çalışmak, çalıştaylar yapmak ve sizi birbirinize yaklaştıran ve sizi Yaradan’a doğru ilerleten çeşitli aktivitelere katılmak, dostlarla aynı çemberde olduğunuz anlamına gelir.

Onlara yardım edin ve onlar da onludaki diğer kişilere yardım edecek. Bu şekilde hep birlikte yükseleceksiniz çünkü kişi grubunun yükseltmesi aracılığıyla manevi derecelerde yükselebilir.

Soru: Onludan gelen övgüleri kabul etmeyi ve utanç hissetmemeyi nasıl öğrenebiliriz?

Cevap: Hayır, onluyu övmeli ve sayesinde ilerleyebildiğimiz dostları bize verdiği için Yaradan’ı övmeliyiz. Çevreden aldığımız her şeyi Yaradan’a atfederiz çünkü dostlara tüm onluyu yükseltme arzusunu veren O’dur.

Bir Kabalistin Acısı

Soru: Bir Kabalist olarak dünyayı sıradan bir insandan farklı bir şekilde algılıyorsunuz. Dünyada bir şey olduğunda genel acıyı hissediyor musunuz?

Cevap: Ve ben her gün ne yapıyorum? Herkese ve her yerde, daha iyi bir hayata trajik bir şekilde değil ama nazik, sorunsuz, hızlı ve rahat bir şekilde nasıl ulaşılacağını anlatıyorum.

Tüm insanlığın deneyimleyebileceği acıyı hissediyorum.

Soru: Ama şu ankini değil?

Cevap: Şu anki acı, olabileceklerle karşılaştırıldığında acı sayılmaz. O kadar küçük ki hakkında konuşmaya bile değmez.

Tabii ki ıstırap. Tabii ki büyük bir eziyet. Ekrana bakıyorsunuz ve yemeksiz, içeceksiz, ilaçsız, bulaşıcı hastalıklardan ölen iskelet gibi çocuklar görüyorsunuz. Madde bağımlılarını ve depresyonda olan insanları görüyorsunuz. Peki, geri kalanlar daha mı iyi bir halde? Ne ile uğraştıklarına bakın, genel olarak ne yapıyorlar?

Ama ıslahın iyi bir şekilde değil de kötü bir şekilde gerçekleştiği bu dönemde olabileceklerle kıyaslandığında… İnsanlığın kendini ıslah etmesi, farkındalığa, farkındalıktan rızaya, rızadan idrake dönüşmesi için ne kadar hırpalanması gerektiğini düşünebiliyor musunuz?

Ama işte, hemen alın ve uygulayın. Kolay. Ne de olsa çoğunluk bir aradaysa her şey kolaydır.