Kongreden Üç Gün Önce

Soru: Aralık kongresinden önceki son üç günün önemi hakkında konuştunuz. Bu üç gün boyunca hazırlığı organize etmenin en iyi yolu nedir?

Cevap: Bir koşuldan diğer koşula geçişin üç gün diye bilinen bir nosyonu vardır. Bu üç gün boyunca kişi, önceki koşulundan ayrılmalı ve tarafsız bir koşuldan yavaş yavaş yeni koşula doğru geçmeli.

İşte bu yüzden bizler kongrede (özellikle kongre, kongre bizim birleşmemizdir) gerçek bir şekilde bağ kurmak isteyen insanlara tavsiyede bulunuyoruz, bu düşünceyi, bu duyguyu tutmaya çalışın, genel birliğin öngörüsünde olun özellikle bu üç gün içerisinde. Bu onların daha yoğun birliği tecrübe etmelerine ve kendilerine üst dünyanın en azından bir parçasını ifşa etmelerine yardımcı olacaktır. Bu ortak aksiyonumuzdan tam olarak ümit ettiğimiz budur.

Kongrede hep biraraya toplandığımızda, şarkılar söylediğimizde, dans ettiğimizde ve dostlar toplantısına katıldığımızda, tüm bunlar sıradan şeyler değildir. Kongre ortak ihsan etmek arzusuna girmek için bizlerin birliğinin birincil ve en önemli olayıdır. Bu arzuyu oluşturduğumuz an aniden içinde bulunduğumuz gelişimin bu dünyanın ötesinde var olan bir sonraki seviyesini hissedeceğiz. İstediğimiz şey özellikle budur.

20.11.2011 Tarihli Pazar Sanal Dersleri Serisinden

“Yaratan’ın Mutfağında” Yeni Tatlar

Soru: Aralık Kongresinden önce birbirimizle nasıl birlik olmaya ihtiyacımız var? Herşeyi doğru bir şekilde tercübe etmek için buna nasıl hazırlanmalıyız?

Cevap: Farklı birşey yapmıyoruz: Aynı makaleleri okuyoruz, aynı şeyleri duyuyoruz ancak yine de şöyle yazılır: ‘gözlerinizde bu durum yeni gibi olmalıdır’. Neden denir ki ”yeni gibi”? Çünkü sen kendi Aviut’unu (bayağılık), kendi algının yeni detaylarını daha ve daha fazla ifşa ederek bunu yeniliyorsun.

Bize yeni bir tabak servis edildiği zaman buna nasıl yaklaşacağımız hakkında hiçbir fikrimiz olmadığını biliyoruz. Ancak bunun birçok defalar tadına bakmışsak ve buna ”annemizin yemeği” gibi çocukluğumuzdan beri alışkın isek o zaman bundan maksimum zevk alırız.

Manevi Partzufim‘de de aynı şey geçerlidir. Işık ilk geldiği zaman Nefeş Işığından başka birşey değildir. İkinci gelişinde yeni aynı eski Reşimot’a giren bu defa Ruah Işığıdır, üçüncü kez ise Neşema Işığı ve böyle devam eder.

Diğer bir ifade ile, insan her defasında ilerler, daha önce tecrübe ettiğine döner ve daha büyük bir derinliği keşfeder, bunun içinde daha fazla tat hisseder, yazıldığı gibi: ”Senin için depoda bekleyeni yiyeceksin”. Bizim içinde aynısı geçerlidir. Her zaman aynı yerde, ancak daha ve daha derin birbirimizle bağ kurmalı daha fazla birlik olmalı ve gerçek bir bağa doğru yönelmeliyiz.

Bunu ümit edelim ve duamızı ortak sorumluluğun içinde ”Çoğun duası” olması için yükseltelim.

23.11.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 2. bölümünden, Zohar

Saldırıdan Önce

Bizim asıl işimiz arzu ve düşüncelerin üzerine yükselmek, onlardan ayrılmayı başarmak ve hepimizin hep bir arada var olduğu yüksekliğe, ruha çıkmaktır. Dünyada sadece tek bir ruh vardır.

Bu yüzden Tora’yı (Işık) almadan önce İsrailoğullarının (kalpteki noktası olanlar, Yaratana doğru arzusu olanlar) üç gün için kendilerini sakınmaları gerektiği yazılır. Herkes daha yüksek bir amaca kendilerini adamak için kendi maddesel ilişkilerinin, düşüncelerinin, arzularının ve hesaplarının üzerine çıkmaya çalışıyorlar.

Bu çok zor, özverili ve titiz çalışma gerektirir, bu küçük tanelerin hepsini birer birer toplamaya ve egoistik hesaplamalarımızı bitirmeye benzer; kişinin içinde uyanan onu farklı yönlere iten yararsız düşünceleri ve arzuları durdurana dek. O zaman kişi çevrenin arzuları ve düşünceleri içine kendini az veya çok dâhil edecektir.

Bu tasarruf ve kaçınma, bu büyük çaba kişinin kendisini hazırlar, kolay bir iş değildir. Bir kişi kendi egosunu kırmalı, kendinin dışına çıkmalı, gerçek fiziksel çaba ile birlikte kendini kendi koşulundan çekmeli ve diğerlerine fiziksel olarak ta dâhil hale gelmelidir. Daha sonra kişi başını eğmeye çalışmalı ve onu etkileyecek olan onların ruhunu onlardan almayı kabul etmelidir. Kendi düşüncelerine hiçbir özgürlüğe izin veremez çünkü bu düşünceler onu tekrar toplumun, grubun sınırlarının dışına fırlatabilirler.

Kişi kendisini hem fiziksel hem de içsel anlamda, ruhsal olarak düşüncelerinde ve arzularında eğmeli ve konsantre olmaya zorlamalıdır öyle ki her şeyi grubun gücü altında alabilsin. Kişi kendisini kaybetmeli! Kişi kendi içinde ne kalp ne de akıl var olmayacak şekilde kendisini grubun etkisi altına bırakmalı ve kendisini kontrol eden şey sadece grubun varlığı olmalıdır.

Bir diğerinin içine dâhil olmak için bu durum hazırlığın ilk safhasıdır. Eğer bunu başarabilirsek, grubun gücünü,  üst gücün etkisini konuşmaya başlayabiliriz.

Grup hayal ettiğimiz gibi fiziksel biçimlenim değildir; fiziksel bedenlerden oluşan bir grup değildir. Grubun içsel gücü, grubun içinde var olan Islah Eden Işık’la beraber bizleri etkileyecek, herkese kutsallık verecek ve herkesin kendisinin üzerine yükselmesini sağlayacaktır. O zaman bu yükselişin içinde kişi tüm evreni dolduran genel gücü hissetmeye başlayacak ve kitaplarda yazılmış olanı anlayabilecektir.

Bu sebepten dolayı kongre boyunca ve kongreden en az üç gün önce (ve kongre gününe kendimizi hazırlamaya başlamalıyız) bizim için en önemli şey tüm yabancı düşüncelerin ve hesaplamaların üzerinde olmak ve bize hiçbir seçim bırakmayan kendimizi gerekliliğe sınırlamaktır. Her derecede mantık ötesi ile hareket edin.

Özellikle kongreden önceki üç gün boyunca, gerçek bir saldırıya başlamalıyız, kaçınmanın günleri, hem fiziksel hem de düşünce ve arzularda öyle ki tek bir isteğimiz olmalı ve sorunları en az etkide hissetmeliyiz.

11.11.2011 Tarihli İsrail Arvut Kongresinin 1. Dersinden

İfşa Burada Ve Şimdi Olmalıdır

Kongre salonuna girdiğimiz an, hemen büyük ve kolektif arzuyla birleşmeli, bağ için hazır olmalı ve bu durumun burada ve şimdi olacağını ümit etmeliyiz! İfşa’nın burada ve şimdi gerçekleşmesinin gerekliliğini düşünmeliyiz (Bunun hakkında söylendiği gibi; her gün Mesih’in gelişini beklemek). Bu durum aksiyonu ilerletir ve gerçekten gerçekleşir.

Sadece kongreye gelmek yeterli değildir – bunun için hazırlık yapmalıyız. Kongre materyalini çalışmak iyi bir fikir, orada yeni düşüncelerle şaşırmış olmanız planımın parçası değildir. Bilakis, materyal ile daha içli dışlı olacaksınız, ben daha fazla bilinen şeyleri konuşuyor olacağım bunun karşılığında arzunuz okuduğunuza, duymuş ve çalışmış olduğunuza yönlenir, gerçek anlamda yeni açıklamalar getirebileceğim.

Kongre’de materyali anlayan, hisseden ve ne söyleyeceğimi ilerlemek için bilen insanları görmek isterim. Derslerin konusu ve kaynaklar kongreye hazırlık materyallerinde bulunabilir. Bunu çalışmak zorundayız zira hiçbir sürpriz olmamalı. Tüm ilerleyişimiz içsel olmalı, yeni seviyeleri ifşa ederek ve onlara bağlanarak.

Buna ilerleyiş denir. Materyalin sözleri aynı olabilir ancak bıraktığı izlenim, ifşalarının derinliği yeni olacaktır. Onları yeni bir şekilde ve yeni bir seviyede hissedeceğiz.

Bu yüzden, materyali ve şarkıları kalben çalışmalıyız ki böylece bunlar hepimize alışkın hale gelsin. Bu çok önemli. Eğer bir şeylerin tadına bakmışsak daha sonra tekrar bakarız, bize hoş ve yeni görünür. Ancak bir şeyi ilk kez tattığımız zaman, tadını güç bela ancak hissederiz.

Bir günah hakkında bu aynı şey söylenir: ilk ihlal günah olarak kabul edilmez çünkü kişi ne olacağını bilmedi ve sadece bunu denedi. Ancak tadına bakar bakmaz ve devam etmesi ister, Bilgelik Ağacının meyvesi hakkında konuşan Hz. Âdem gibi: “Yedim ve daha fazla yiyeceğim!”, o zaman işte bu problem.

Böylece, kongrenin materyalini ilerlemek için ‘tatmalıyız’ öyle ki kongrenin kendisinde ‘yemeye devam’ edeceğiz ve gerçek tadı keşfedeceğiz. Yarım sayfa okumak ve hazır olduğumuzu düşünmek yeterli değildir. Kapları, algımızın araçlarını inşa etmeliyiz ve onları hamuru yoğurur ve ısıtır gibi düzenlemeliyiz. Kalbimizi bu şekilde ısıtmalıyız. Bir şeyleri hissedeceğimizi ve hissetmeyeceğimizi genel hazırlığımız belirler.

Daha fazla hazırlanırsak, kalpte ve akılda daha hızlı edinebileceğiz. Eğer kalp ve akıl her ikisi de doğru bir şekilde çalışırsa ifşayı edineceğiz.

02.11.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 2. bölümünden, ‘Yaratan İçin Sevgi ve Yaratılanlar İçin Sevgi’

Gücün Kaynağı

Soru: Yeni bir seviyeye yükselmek için ihtiyacım olan hayatın göstergesi için yorgun olunur mu? Bu yorgunluk hissiyatı nereden geliyor?

Cevap: Yorgunluk amacın öneminin eksikliğinden gelir. Bu senin gruptan yeteri kadar olumlu uyarıcı alan olmadığın gerçeği yüzündendir. Eğer almış olsaydın aydınlatırdın.

Kendi her üyesini yükseltmek grubun görevidir. Zira grup herkesi kapsar, hepiniz tek bir ortak arzu ve istek üzerine hep beraber çalışmalısınız. O zaman herkes ilerlemek için güç alacaktır. Yaratılışın amacını edinmek için birbirimize güç vererek hep beraber bağlandığımız zaman buna karşılıklı garanti denir.

30.10.2011 Tarihli Kabala’nın Kökleri adlı dersten

Kongreye Yanan Bir Kalple Gelin

Soru: İçimizdeki kıvılcımları Aralık kongresinde pratik olarak nasıl birleştirebiliriz?

Cevap: Kongreye vardığınızda kalpteki noktaları zaten birleştirmiş olmalısınız. Hazırlıktan kastedilen budur.

Neden kongreye gidiyorum? Çeşitli dışsal aksiyonlar vasıtasıyla diğerleriyle içsel birliği uyandırmak için, Yaratan’ın ifşasını beklediğimiz yer olan manevi kaba dâhil olmak için. Tüm hazırlığımız bu kıvılcımların birliğine hedeflenmelidir.

Tüm arzularım ve düşüncelerim amaca, manevi dünyanın ifşasına, üst dereceye, sonsuzluk ve mükemmelliğe, yüce ve sınırsız bir şeylere hedeflenir. Tüm umutlarımı seçmeli ve bunları diğerleriyle olan birliğe getirmeliyim. Daha üst derece için hep beraber özlemlerimizi birleştirmek suretiyle ancak bu bireysel uyarıcılardan yaratılmış olan ortak kabı hissedeceğiz ve bu durumda Işık bu kabı doldurur.

Hazırlık budur: kongreye daha önceden oluşturulmuş, arınmış ve içsel olarak yanan arzu ile gelmek.

10.11.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 4. bölümünden, ‘‘Matan Torah (Tora’nın Verilmesi)’’

Kongre İçimizde Hayatı Uyandırır

Reşimot (gen bilgisi) aktif hale gelir ve içimde arzu ve hayatı uyandırır. Öyleyse neden birçok öğrenci ders esnasında ilgilerini kaybedip uykuya dalıyorlar? Arzuları nerede? Her şey arzumuza bağlı ve arzumuzda Işığa bağlı.

Işık uzaklaştığında şöyle yazılır: ‘Yüzünü benden uzağa gizleme’. Ve Işığın geri çekildiği kadar kişi aşama aşama uykuya dalar ta ki nihayetinde ölene dek. Her şey Işığın uzaklaşması ölçüsüne bağlıdır. Bizler sadece Işığın etkisinin sonucuyuz

Bu yüzden bizi etkileyebilecek tek eylem ve ifade vardır: doğru çevre. Çevre vasıtasıyla, Işığı uyandırırız. O zaman onun etkisine hazır olacağız ve ilerleyişimiz hızlanacak, hoş ve güzel hale gelecektir.

O’nunla, O’nun nitelikleriyle kaynaştığımızda ve O’na benzer hale geldiğimiz noktaya göre olan tüm her zaman ihsan etmeye kendimizi yakınlaştırıyoruz. Eğer bizler bilinçsiz bir şekilde egoizmin içerisinde olursak ve herhangi bir hazırlığımız olmazsa, bizi ihsan etmeye doğru ilerletecek olan Işığın etkisini, gelişimimizin tüm safhalarını ızdırap vasıtasıyla almamız gerekecek.

Hayatımız ara sıra, çocukluk safhasında az biraz tatlandırılır, ilerleyişimizde yolda darbeler olmadığı zaman. Bu esnada doğa bize yardım eder ve Hassadim (Merhamet) Işığı vasıtasıyla ilerlememizi sağlar. Ancak genellikle bizler ilerleyişe yönelik arkadan darbeler ve ızdıraplar vasıtasıyla itiliyoruz.

Eğer gelişimin gelecek formlarını arzulanan şekilde almaya kendinizi hazırlarsanız (zira her derece daha büyük ihsan etme durumudur) o zaman bu önünüzdeki formlar size karanlık olarak görünmeyecektir. Bu sizin düşüşte olduğunuzda hissettiğiniz karanlıkla benzerdir.

Ancak karanlıkta bile bunu bir düşüş olarak kabul etmeyeceksiniz. Gece (Aramikçede ‘Orta’)

Işığın ( Ohr ) zıt tarafıdır ki buradan sağ tarafa hareket ederim, yazıldığı gibi: ‘Gece gün gibi parlayacak’ Her şey hazırlığınıza bağlıdır. O zaman aynı safhaları anlayış, farkındalık ve arzuyla karşılarsınız ve bunların arasından daha hızlı bir şekilde geçersiniz.

Bu safhaları çabucak kavrarsınız. Her durumda o safhayı bir sonrakine aktarmanız için o safhayı anlayana ve hissedene kadar kalmanız gerekir. Bir sonraki seviyenin Reşimosu sizi uyandırmaya başlayacaktır. Gelişim bu şekildedir.

Kongreye hazırlığa ve kongrenin kendisine şükretmeliyiz, çok büyük Işığı edineceğiz, birçok Reşimodan geçeceğiz ve manevi seviyenin Kabını inşa edeceğiz. Bu gerçekten bizim elimizde.

06.11.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 3. bölümünden, TES

Işık’la Buluşmayı Özlemlemek

Neyi çalıştığımızı bilmeyi özlemlemeye ihtiyacımız olduğu yazılır. Bilmek, birleşmektir, yazıldığı gibi : ”Ve Adem kendi eşi Havva’yı bildi” Bizler Zohar’ın bahsettiği bağlantıyı yerleştirmek için gerekli olan güçleri ve durumları keşfetmek istiyoruz. Bunların içinde olmak istiyoruz.

Bunların içinde veya kendilerinde nelerin olduğunu bilmiyoruz fakat bunların içinde kendimizi keşfetmek istiyoruz zira bunlar bağımızın ilerlemiş koşulları, genel Kabın (kap veya arzu) bilgisi.

Ve o zaman, genel ilhamın ölçüsüne göre, arzunun dışında bu güçler ve durumlarla bağ kurmak için, Islah Eden Işığı keşfederiz. Bu Işık bize bizim onu özlemlediğimiz ölçüde yakınlaşır.

01.11.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 2. bölümünden, Zohar

Kalpte Biriken Bilgi

Soru: Hissediyorum ki The Study of the Ten Sefirot‘u (Işığın On İzlenimi) mutlak olarak anlamıyor, algılamıyor veya hissetmiyorum. Bunun için ne yapmalıyım?

Cevap: 1982 yılında yazdığım kitaplarımdan birinde çalıştığım bölümde Atzilutdünyasının yapısı hakkında (ki aynı zamanda ilk defa değildi) idi. Neredeyse yaklaşık 30 yıl önceydi ve ben halen mutlak olarak herşeyi anlamıyorum…

Atzilut ıslah dünyasıdır. Bu sistemin ne kadar karmaşık olduğunu anlayamazsınız zira bu dünyanın ötesini görmüyorsunuz. Tüm dünyaları ve sonsuzluğu içine alan Yaratılışın ne kadar büyük ve devasa olduğunu hissetmiyorsunuz! Bunun ne olduğunu realize edemiyoruz zira bizler küçük döngümüzün içerisinde hareket etmeye alışmışız ve bizler herşey hakkında bu ölçülere göre karar veririz.

Bizler The Study of the Ten Sefirot‘u Üst Işığı çekmek için çalışıyoruz. Bunun hakkında daha fazla konuşarak hemen sonra bu aynı parçaların bizde de var olduğunu anlayacağız. Bu durum Işığı çektiğimize ve doğru yolda olduğumuza yardımcı olur. Yükselişler, düşüşler, talepler ( MAN ) ve Yukarıdan yanıtlar ( MAD ) vasıtasıyla ilerleriz.

Bütün bu çalışmadaki anahtar ise size bu ağı, üst sistemi ifşa edecek olan Islah Eden Işığa olan ihtiyacınız için basit bir çözüme varmaktır. Ve sadece o zaman neler olduğunu anlayabileceksiniz. Aksi halde, mekanik olarak sözcükleri ezberlersiniz.

Eğer sadece aklınızda bilgi biriktirmek için çalışıyorsanız o zaman boşa vakit geçiriyorsunuz. Kelimelerle oynayabilir akıllı biri olmak için taklit edebilirsiniz fakat bizler çalışmamız esnasında birliğimiz ve bağımız hakkında düşünmek için çalışıyor ve bize hayatı verecek olan Işığı araştırıyoruz.

Şimdi manevi embriyo’yu öğrendiğim zaman, bir embriyo olmak istiyorum! Tüm ihtiyacım bu. Aksi halde, okuma ne demektir: ”İhsan eden SAG” İhsan etmenin ne olduğunu bilmeden veya ”dördüncü seviyenin perdesi” perdeyi algılamadan. Eğer Işığı çekmezsek bu boş bir okumadır. Hatta bu seni ”doğru”dan çok daha fazla uzaklaştırır çünkü büyümüş olduğunu ve herşeyi anlıyor olduğunu düşüneceksin.

31.10.2011 tarihli Günlük Kabala Dersinin 3. bölümünden, TES

Eğer Kapı Hemen Orada İse Neden Duvarı Kırıp İçeri Giriyoruz

Soru: Eğer bir kişi Işığın yolu vasıtasıyla ilerliyorsa, kişinin bunu hissetmek, anlamak, hatırlamak ve içinde yaşamak için olan eksikliği nedir?

Cevap: Işığı hatırlamak için ortak (karşılıklı) yardım eksikliği vardır! Bizler sürekli bunu unutuyoruz ve herkes, grup vasıtasıyla çekeceğimiz ve bizi ilerletecek olan Işık yerine kendi başına, kendi arzusu vasıtasıyla ilerleyebileceğini düşünüyor.

Bizler bu arzulanmayan olayların dönüşünü unutuyoruz. Bu durum egomuza iğrenç geliyor ve işte bu yüzden bunu hatırlamayı istemiyoruz. Ben daha sıkı çalışarak, daha fazla anlayarak, daha fazla dua ederek, haykırarak, kendi üzerime baskı uygulayarak ve ağlayarak herşeyi yaparım diye düşünüyorum ancak Işığı çekmek grup içindeki birleşme vasıtasıyla olur ve Işık beni geliştirir.

Ve işte bu yüzden yıllar ardı sıra bu şekilde geçiyor ve insanlar hemen yanı başındaki açık kapı dururken duvarı yıkmak için çaba sarf etmek yanlışına düşüyorlar. Bu kapıyı görmüyorlar! Onlar bu yöne bakmak istemiyorlar çünkü bu yola bir bağlantı inşası vasıtasıyla gidilir.

Fiziksel hayata yaklaştığımız gibi ruhaniyete yaklaşıyoruz ve aklımızla, elimiz ve kolumuzla bu işi yapabileceğimizi düşünüyoruz. Tüm tarihimiz boyunca herşeyi aklımızın gücü, elimiz ve kolumuzun kuvveti ile yaratarak geliştik – bu şekil tüm yaşamlarımızı inşa etmiş olduğumuz durumdur. Öyleyse aynı yoldan neden devam edemiyoruz?

Anlıyorum ki herşey için çaba gerekir ve ben de anlamak, edinmek, hissetmek ve gelişmek için herşeyi bırakmaya hazırım. Ben aynı yolu, aynı yönü takip ediyorum ve her zamanki gibi aynı metotları kullanıyorum. Ancak bunlar manevi edinim için mutlak olarak uygun değiller!.

Bu böyledir zira manevi ilerleyiş sadece Işığı çekmenin yardımıyla olur ve bunun dışında hiç bir şey yardımcı olamaz. Bu gereklilik grup vasıtasıyla çalışır, Yaratan’a bir taleple dönmek (MAN (dua) yükseltmek), AB-SAG ıslah Işığı, Islah Eden Işık, tüm bunlar Işığın yolu olarak adlandırılır. Hayvani, dünyevi yola benzemez.

Ve burada en önemli engel ise bu yoldaki bağlılığın eksikliğidir. Tutarsızım çünkü çevre bana yeteri derecede destek sağlamıyor. Ve işte bu yüzden benim için gelişimin tek yolunun bu olduğunu her zaman hatırlayamıyor ve realize edemiyorum. Bizim için gerçek, uygun gelişime hizmet eden ve beni kendi doğrultumda tutan bu en önemli noktayı unutuyorum.

İşte bu dinlerin, farklı inanışların ve yeni dalga hareketlerinin, tek bir gerçek doğrultuya yönlenmeyen herşeyin ortaya çıkışının sebebidir. Eğer siz bu tek noktayı tutmazsanız kendinizi bir hayvanın boş bir tarlada özgürce hareket etmesi gibi binlerce farklı yöne fırlatırsınız.

Seçim yok, çevrenizle, karşılıklı garanti veya ortak sorumluluk diye adlandırılan bir anlaşma yapmak zorundasınız. Birbirinize bu noktayı unutmaya izin vermemek ve bu bağlantıdan Işığı çekmek için herkesin birleşeceği üzerine hemfikir olmalısınız.

Ve Işığın nasıl üzerimizde işleyeceği bizim işimiz değildir. Bu bizi hiç ilgilendirmez. Işık neyi yapması gerektiğini bilir – bizler sadece Işığın kendi üzerimizdeki etkisini hızlandırırız, ne yapması gerektiği yönünde yol göstermeyiz.

Işık bizi kendi kaynağına geri götürür, kendi bildiği kutsallığa. Ancak ben bu kutsallığın ne olduğunu bilmiyorum çünkü benim kaynağım hayvani egoizmdir.

30.10.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 1. bölümünden, Rabaş’ın Yazıları