Her Şey Manevi Bir Köke Sahiptir

Soru: Dış gebelik veya düşük yapma gibi olgular manevi köklere sahip midir?

Cevap: Her şeyin manevi bir kökü vardır. Henüz bu şeyleri araştıramıyoruz ama bu olguları manevi seviyede iyileştirebiliriz ve insanların bunu yapabilecekleri zamanlar gelecektir. Tüm hastalıkların kökü, bizim dünyamızda değil tabi ki. Hastalıklar, ruhun ıslah olmamasının bir sonucudur.

http://laitman.com/2016/09/everything-has-a-spiritual-root/

Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Olasılıklar

Soru: Siz elbette bir politikacı değilsiniz. Ama sizin görüşünüze göre Kabala Bilgeliği her şeyle ilgilenmekte, tüm bir dünyanın bilimi olarak. Uluslar nasıl gelişir?

Cevap: Egoist gelişmenin zamanı geçti. Bu nedenle birbirlerine üstün gelmeye çalışan, uluslararasındaki çatışmaların zamanı da geçti. Tüm çevremizdeki yüksek integral doğal ağ, tüm evren de dâhil olmak üzere, dünyanın yönetiminde giderek daha belirgin hale geliyor.

Yani mutlaka, yavaş yavaş karşılıklı egoist faydacılıktan, paylaşımcı karşılıklı yarara doğru özlem duyma gereği ortaya çıkacak ve burada değiş tokuşu ilkesi bir amaç olmaktan çıkacak ve birleşmek için bir araç haline gelecektir.

http://laitman.com/2016/09/prospects-for-developing-nations/

Feminizmin Kökleri

Soru: Feminizmin kökleri nelerdir? Yaradan neden böyle bir olgu yarattı?

Cevap: Feminizm, eğer erkek bu arzuyu vaktinde ıslah edemezse ortaya çıkan, doğanı her bölümünde yer alan dişi arzusunun bir çeşit aşırı büyümesi durumudur. Söyleyebileceğimiz tek şey, erkek arzusunun, kadının tüm yanlış ve sağlıksız davranışlarından sorumlu olduğudur çünkü o büyüyen kadın arzusuna vaktinde cevap vermez ve ıslah etmez.

Bu, her şey için erkekleri suçladıklarında, dünyamızdaki kadınların haklı oldukları anlamına gelir.

Modern ailelerle ilgili konuşmuyorum, normal sağlıklı, dengeli aileler hakkında konuşuyorum orada kadın erkekten bir şey istediğinde erkek yanlış bir şeyler yapmış ve rolünü yerine getirmemiştir ve bu yüzden bu rol kadın tarafından devralınmıştır.

http://laitman.com/2016/09/the-roots-of-feminism/

Erkek Ve Kadın –Üstünlüğün Manevi Kökü

Soru: Erkekler neden kaba fiziksel hareketlerle, çok sık kendi üstünlüklerini ifade ederler? Bunun manevi kökü nedir?

Cevap: Erkek, temelde bir kadın üzerindeki üstünlüğünü göstermek zorundadır ve kadın erkeğin bu şekilde davranmasını bekler ama sadece doğru nedenle. Bir yandan, erkeğe itaat etmek kadının doğasıdır. Öte yandan, kadın doğru güce itaat etme arzusuna sahiptir, böylece, ona rehberlik edecek ve bu arada birlikte doğru amaca, Yaradan’a ulaşacaklardır.

http://laitman.com/2016/09/a-man-and-a-woman-the-spiritual-root-of-supremacy/

Eğer Yaradan’ın Suretinde Yaratıldıysa Adamı Neden Islah Etmemiz Gerekiyor?

Yaradan, “Adem” denilen manevi bir erkeğin prototipini yarattı. O, ihsan etme ve sevgi vb. niteliğinin derecesindeydi, Yaradan ile form eşitliğindeydi.

Bizler “Adem’in oğulları” olarak adlandırılırız ve her birimizin içinde onun bir parçası vardır. Bugün bizler Yaradan’a tamamen zıttız ve görevimiz aramızdaki bağda ihsan etme ve sevgi niteliğini yeniden keşfetmek ve üst gücün seviyesine yükselmektir.

http://laitman.com/2016/09/why-do-we-need-to-correct-a-man-if-he-was-created-in-the-image-of-the-creator/

Dünyanın Islahı: Arzuların Piramidi

Soru: Üç yıldır bizler Kabala İlminin genel dağıtımı ile meşgul olmaktaydık ama sonra onu Yahudiler arasında dağıtmaya başladık, genel dağıtımdan ayrıldık. Bu güç eksikliğini kapatmak nasıl mümkün olur?

Cevap: “Zohar Kitabına Giriş”e göre, dünyada ıslah metodunun, Kabala İlmi’nin yaygınlaştırılması, arzular piramidine göre gerçekleştirmelidir:

  1. Yaratılışın amacı için özlem duyanlara

  2. Geçmiş manevi durumlardan Reşimot (izlenimler) taşıyan Yahudilere ve

  3. İnsanlığın geri kalanına

http://laitman.com/2016/09/correction-of-the-world-a-pyramid-of-desires/

Çok Şanslıyım

Soru: Siz, Kabaliste egoizminden kendini ayırmasına yardımcı olmak amacıyla büyük korkular ve endişeler verildiğini aksi takdirde egoizmden kurtulamayacağını söylemiştiniz. Başka ne hissediyorsunuz?

Cevap: Buna ek olarak, aynı zamanda ne kadar şanslı olduğumu da hissediyorum.

http://laitman.com/2016/09/i-am-very-lucky/

Yargı (Din) Ve Merhamet (Hesed) Arasındaki Denge

Soru: Dünyanın sadece yargı (Din) niteliği ile var olamayacağı ve bu nedenle Yaradan’ın merhamet (Hesed) niteliğini eklediğini ve böylece bunlar arasındaki dengeyle dünyada yaratılan varlıkların, ruhsal ilerleme için kendilerine bu özellikleri uygulamalarının mümkün olacağı yazılmıştır.

Sevgi ve ihsan etme niteliği doğanın kanunudur. Yargı ve merhamet arasındaki dengenin ifade ettiği şey bu mudur?

Cevap: Evet, bunu ifade eder; ancak biz bu koşulu yeniden inşa etmek ve yerleştirmek zorundayız.

http://laitman.com/2016/09/the-balance-between-din-judgment-and-mercy/

Yüzyıllarca Süren Istıraba Ne Gerek Vardır ?

Soru: Asırlarca ıstıraba dayalı bir dünya tarihine ve manevi mutluluk yolunda her gün sonsuz ıstıraplar çeken milyarlarca insana niçin gerek duyarız ?

Cevap: Bizim şimdiki durumumuzun üzerine yükselebilmeye ilişkin yöntemi bulabilmemiz gerekir. İçinde bulunduğumuz bencilce her bir seviyenin içerisinde, bencilce seviyeyi özgeci seviyeye dönüştürebilmeye başlayabilmek adına, derece derece, yavaş yavaş ve bilinçli olarak gelişmemiz gerekir. Bu nedenle, bugüne kadar içinden geçmiş olduğumuz bütün bencilce gelişimimizin hepsi zaruriydi. Bu 15-20 sene kadar büyümesi gereken küçük bir çocuğun ta ki yetişkin olana ve bağımsızca kendini idare edinceye kadar olduğundaki gibidir.

Onun buna niçin ihtiyacı olduğunu sorabilirsiniz. Bizler şayet bilge, olgun şekilde doğmuş olsaydık, yani bencillik yerine özgecilik içinde, sevgi ve ihsan içerisinde, birbirimiz arasında sürekli olarak bağ içinde olabilseydik daha iyi olurdu. Vaziyet böyle olsaydı, o zaman insanlar herhangi bir şey edinemezdi. Bizler Adam HaRişon (İlk Adam) adı verilen gelişimimizin safhalarının içerisinden zaten geçmiştik. Bu demektir ki, aramızda mümkün olabilecek en mükemmel bağa dair tüm tertibe ”Cennet Bahçesi” adı verildiğidir.

Bizim ”Adam” olarak adlandırdığımız, hepimizin bütünüyle birlik ve bağ içinde olduğu zamanda, o seviyedeyken mevcut idi. Mesele şu ki, o seviyede bizler, Adam HaRişon sistemi içindeki, bilinçsiz mevcudiyetimize göre bu sebeple melek olarak adlandırılanın dışındaki başka bir şeyi keşfedememiştik.

Melek kötü bir seviyedir, manevi kötü bir seviye.. ve bizim daha fazla edinimde bulunmamız, Yaradan’a benzer hale gelebilmeye ulaşabilmemiz gerekir. Bu bizim melek seviyesinden, adam seviyesine yükselmemiz gerektiği anlamına gelir. İnsan, ”Adam” kelimesi, ”Dome” (benzer) kelimesinden gelir, bizim yükselmemiz gereken seviye, Yaradan’a benzeme seviyesidir.

Bizim Yaradan gibi aynı şekildeki düşüncelere ve hissiyata sahip olmamız gerekir. Bu da, hayvansal seviye ve insan seviyesinin arasındaki boşluğun üstesinden kendi başımıza gelmemiz anlamına gelir. Bu yüzden bizler çok yavaş ve zahmetli bir şekilde gelişiriz. Bizim karşı karşıya kaldığımız gelişim seviyesi budur.
[193783]

Rusça Kabala Dersinden, 19.06.2016

Dr. Laitman’ın bloğunda 13 Ekim 2016, saat 9:17’de yayınlanmıştır

 

Kimden Ve Ne İçin Af Dilemeliyim ? 3. Bölüm

Soru: Yeni sene (Roş Aşana) öncesinde niçin bir af geleneği bulunur ? Yaradan’ın tüm hareketlerimizi kaydettiği ve bize bir hesaplaşma olarak önümüze sunduğuna dair, bilgeler neden bizi uyarır ? Kötü hareketlerimize ilişkin O’nun bize cezalar hazırladığı anlamına mı gelir bu ?

Cevap: Bunun açıklaması çok basittir. Hepimiz tek bir sistemde birbirimize bağlıyız ve bu şekilde milyarlarca kordon ile birbirimizle birleşiriz: insanların tümüne, taşlara, bitkilere ve hayvanlara. Her şey birbiri ile bağlıdır; bu sebeple, ”ceza kitabı” aslında bu ağ örgüsünün ta kendisidir.

Her seferinde biraz hareket ettiğimde; kollarımla veya bacaklarımla hareket ettiğim gibi dışsal bir harekette olduğu gibi değil, fakat aramızdaki bağa ilişkin içsel bir hareket yaptığım zaman, insanlara yaklaştığım veya onlardan uzaklaştığım zaman, bağımızın içerisinde bu hemen fark edilir. Bu demektir ki, sağladığım yarar veya yol açtığım zarar doğa kitabına kaydedilmiş olur. Benim sistemi nasıl etkilediğime dair, genel bir muhasebe mevcuttur. Nitekim o bütünleşmiş ve kapalı bir sistemdir.

Vücuttaki hücreler gibi, her birinin tüm diğerleri ile ilişkili olduğu şekildedir. Böylece benim sisteme ilişkin tüm hareketlerim ve etkilerim onun içerisinde kaydedilir ve bir nevi de değişime sebep olur.

Buna ilâveten, ben sistemdeki tek bir nokta değilimdir ama onun her tarafına, milyarlarca insanın arasında, hayvanların, bitkilerin ve durağanın arasında saçılmışımdır ve onların hepsini etkilerim. Ben mutlak surette her birinin içerisindeyimdir ve onları ya birliğe, ya da ayrışmaya doğru götürürüm. Bu, benim kitabın içerisine kaydedilmiş olduğum anlamına gelir.

Bizim bencilce arzumuz her an gittikçe büyür. Çünkü gelişim sürekli olarak ileriye doğru hareket eder. Bizler nesilden nesile ve bütün yaşamımız boyunca gelişiriz. Bu nedenle, benim tek bir sisteme doğru bağ kurabilmeme dair, kaçırılan tüm fırsatlarıma ilişkin her gün endişe duymam gerekir.

Ben şayet görevlerimi ihmal edersem, o zaman genel ayrışmaya hizmet ederim. Benim vurdumduymazlığım dahi, cezalandırılmaktan beni kurtaramaz. Ben bağa yönelik katkıda bulunmadığım için, ahenksizliğe doğru hareket etmiş olurum.

Ben sabahları kalktığımda, bütün dünyayı birleştirmeye ilişkin şekilde hareket etmezsem eğer veya en azından İsrail’in tümünü tek bir aile haline getiremiyorsam, buna sisteme zarar veren bir davranış adı verilir. Neticede, bencillik sürekli olarak büyür ve bizler bunu düzeltemezsek eğer, bağımızı kuramıyoruzdur.

Ben bir kişiye iyi bir şey veya kötü bir şey yapmış isem, o tüm sistemi etkiler. Hatta herhangi iyi olan bir şeyi yapmasam dahi, bu yıkım sayılır. Çünkü bu arada bizleri ayıran bencillik artmıştır. Tüm bunların hepsi benim hesabımda iki sütunda yer alır: borçlar ve alacaklar.

Soru: Yeni yıla geçiş akşamında ben şayet af dilersem, o zaman tüm borçlarım silinir mi ?

Cevap: Hiçbir şey silinmez. Buradaki düşünce, kişinin kendisiyle içsel bir muhasebe yapması ve o andan itibaren yalnızca sistemin birleşmesine sebep olmasıdır. O gerçekten geçmişine ilişkin bir pişmanlık duyar ve gelecek için bir karara varır. Bunlar herhangi bir anlam taşımayan boş sözler değildir. Fakat ciddi bir hazırlığın sonuçlarıdır.

Kişi o günden itibaren, sürekli olarak arzularını kontrol edeceğine ve onları düzelteceğine dair söz vermiş olur. Hepimizin er ya da geç bütün sistemin ıslah olduğu bir seviyeye gelmesi gerekir. Bizim yerimize kimse bu ıslahı sağlayamayacaktır. Ruhumun içerisinde düzeltebileceğim veya zarar vereceğim her ne ise, bir vücut içerisindeki hücreler gibi; bunu kimse benim yerime yapamaz.

Bu nedenle, af dilemem geçmişteki günahları ortadan kaldırmaz. Fakat bana en başından başlayabilme ve düzeltme fırsatını sunar. Benim şimdiden itibaren iyi şeyler yapmaya başlama kararımdan dolayı, bu fırsat sayesinde geçmişteki hatalarımı da bu karar listeme ekler ve onları düzeltirim.
[194428]
KabTV’den “Yeni Bir Hayat”, 27.09.2016