Category Archives: Zohar

Zohar’a Giriş

Soru: Kişi Zohar Kitabı’na giriş yaptığında kendisi için ne keşfeder?

Cevap: Kişi bu kitabın anlattığı uçsuz bucaksız dünyayı hissetmeye başlar. Dünya aniden küresel bir ekran gibi dört bir yandan önüne açılır.

Üstelik sadece bir ekran gibi uzaklaşarak hareket etmez, giderek buharlaşan karanlık ışıkla dolu bir küreymiş gibi yavaşça kaybolur ve sizinle genel güç olan Yaradan arasında karşılıklı bağ hisleri olan bir kozmosun içindeymişsin gibi bir his olur.

Bu arada, uzayda bulunmuş birçok insan bu şekilde hisseder. Dünya sakinlerinin etkisinden kopukturlar ve Dünya’nın sürekli baskısı altında olmalarına rağmen, hala insanlığın farklı bir amacı olduğunu, evrenin düşüncelerle dolu olduğunu hissederler ve bu büyük bir vizyondur. Bu his hakkında, uzayda var olduğu için değil, Dünya orada onlara baskı yapmadığı için bahsediyorlar.

Soru: İnsanlar defalarca manevi bir durumu görselleştirmeye ve bazı görüntüler veya 3D grafikler icat etmeye çalıştılar, ancak bunların hepsi çok sınırlı. Ve duyulara göre, kişi sadece ışığı mı algılar? Bunu kelimelerin ve görüntülerin yardımıyla aktarmak nasıl mümkün olabilir?

Cevap: Hiçbir şey aktarılamaz! İpucu yok! Makaleler var ve makaleye göre bir şeyler hissederseniz hissedersiniz; hissetmezseniz, o zaman yoktur.

Bu hisler aktarılamaz çünkü onlara yeterince uyum sağlayamıyoruz. Beş duyunuzda tuzlu, acı, tatlı veya bazı sesler, bazı kokular ya da dokunuşlar vb. hisler varsa, o zaman size bir şey aktarılabilir. Hatırlarsınız ya da anlarsınız.
Ve bu duyu organına ve arşivine sahip değilseniz, buna bağlı belirli bir dizi izlenim yoksa hiçbir şey yapılamaz.

Kabalistik Bilgi Aktarmak İçin Diller

Yorum: Zohar Kitabı‘nda pek çok farklı isim var, ancak Baal HaSulam, özellikle Talmud Eser Sefirot’ta daha fazla manevi terminolojiye sahiptir.

Cevabım: Fark nedir? Bu sadece bir tanımlama. Manevi dünyayı tanımlamak için dört dilimiz var: Tora’nın dili, Talmud’un dili, efsanelerin dili ve Kabalistik dil.

Kabalistik dil en doğrudur çünkü tüm seviyeleri, nitelikleri ve etkileşimleri matematiksel ve fiziksel olarak tarif eder. Elbette bu lirik bir dil değil; bu kuru bir dildir. Ama ne yapabiliriz? Bilimde bu hep böyledir!

Diyelim ki şimdi ağlıyorsunuz ve üzgün hissediyorsunuz. “Ona on gram filan şeyden verin” diyorum. Sana enjekte ediyorlar, sen sakinleşiyorsun ve ben diyorum ki: “Şimdi bu heyecan seviyesinden şu heyecan seviyeye indi.”

Zohar, ne kadar “enjeksiyona” ihtiyacınız olduğunu ve hangi seviyeden hangi seviyeye ineceğinizi işte böyle anlatır. Ama aynı zamanda, duyularınızı aktarmaz. Ancak farklı bir formda yani farklı bir tanımla bunları aktaracaktır.

Bu nedenle fark etmez çünkü aynı şeyden bahsediyoruz; sadece kişiye farklı açılardan yaklaşıyoruz.

Zohar Kitabının Harfleri, Bağları Açıklar

Soru: Zohar’ın bahsettiği harfler, aramızdaki bağ türlerini mi ifade ediyor?

Cevap: Elbette! Sadece aramızdaki bağı! Ruhlar arasındaki bağ olmasaydı, Zohar’ın yazarları hiçbir şeyi edinemezlerdi. Her şey aramızdaki bağ ağında edinilir.

Neyi ediniriz? İhsan etme güçlerini. Bu ihsan etme güçlerinin toplamına, aramızdaki bağda ifşa ettiğimiz Yaradan (Bo-Re, Gel ve Gör) denir; bu, ihsan etme ve sevgi niteliğidir.

Bunu güçler formunda edinirsek, o zaman bu bizim arzumuzdur, ışığı ifşa etmek için bir kaptır. Onun içinde bir izlenime, ışığa ulaşırsak, o zaman bu Yaradan’dır, bir kapta, bir arzuda açığa çıkan ışıktır. Bunun dışında hiçbir şey yok.

Zohar’da veya Kabalistlerin tüm kitaplarında okuduğumuz her şey, niteliklerin denkliğine göre, bir kişinin, bir Kabalistin, arzuları dâhilinde ihsan etme gücüne erişmesinden edindiği izlenimlerdir. O bize arzularını, elde ettiği gücü, dışsal bir biçimde açıkladığı izlenimini anlatır.

Bunu müzikle, şarkılarla, güzel sözlerle ifade etmek mümkün olabileceği gibi Kabala, Talmud veya efsanelerin diliyle de anlatılabilir. Ama nihayetinde Kabalistler edinimleri bize anlatırlar.

İki Durum: Küçüklük ve Büyüklük

Soru: Rabbi Nachman, Zohar Kitabı’nı okurken, onu anlamakla ödüllendirilene kadar çok kez ağladığını yazıyor. Bu “ağlama” durumu nedir?

Cevap: Ağlamak, kişinin Yaradan’a yaklaşmak için daha da büyük bir çaba sarf etmek için, daha fazlasını anlayamadığı ve göremediği için üzüntü duyduğu küçüklük durumunu (Katnut) temsil eder.

Soru: Ayrıca şunları yazıyor: “Onlar (Raşbi’nin öğrencileri) birbirleriyle bağ ve birlik içinde olmalarına rağmen, bu bağ geçiciydi ve ilk sütunun birliği yani tek bağ olarak adlandırıldı. Ve sonra Rabbi Şimon, bu bağın güçlü ve sağlam olması için onları ikili bir bağ ile bağlamak istedi.” Bu iki çeşit bağ nedir?

Cevap: Biz yalnızca onları tek bir sistemde, tek bir onluda, tek bir ruhta birleştirmekten bahseden Tora’yı okuyan insanlar arasındaki bağdan bahsediyoruz.

Gerçek şu ki, yalnızca arzuları ihsan etmeye yönelik bir bağ vardır, küçüklük bağı denilen, bir küçüklük durumu (Katnut). Ve bir büyüklük (Gadlut) durumunu, kişinin ıslah olmuş durumdaki güçlü egoist arzularını içeren bir bağ vardır.

Herkes için Zohar‘da, Baal HaSulam’ın yorumlarıyla şöyle yazılmıştır: Birbirini sevmeyen tüm o dostlar, kendi vakitlerinden önce dünyayı terk ederler (Herkes için Zohar, Ki Tissa 54). Raşbi’nin zamanındaki tüm dostların arasında ruh sevgisi ve maneviyat sevgi vardı. Ruh sevgisi, küçüklük (küçüklük durumu) seviyesindeki sevgi demektir. Ve maneviyat sevgisi, büyüklük (büyüklük durumu) seviyesindeki sevgidir.

Bu nedenle onun neslinde Tora’nın sırları ifşa oldu. Rabbi Şimon, “Birbirlerini sevmeyen tüm dostlar, kendilerini doğru yoldan saptırırlar” derdi, çünkü onlar, alma arzuları da ihsan etme için çalıştığında, kendilerini büyük sevgi durumuna geliştirmemişlerdir.

Ayrıca Tora’da sevgi, kardeşlik ve hakikat olduğu için Tora’ya bir leke koyarlar.

İhsan Etmenin Önemini Anlamak

Soru: Zohar Kitabı’nda şöyle yazıyor: Firavun’un niteliği akıldadır ve mantık ötesi inancın gücü dışında, akılla onun kontrolünden çıkmanın bir yolu yoktur. Nedir bu inancın gücü?

Cevap: O, almanın üzerinde ihsan etmedir. Kişi manevi bir duruma geçmek istiyorsa, ihsan etme onun için almaktan daha önemli olduğu zaman, manevi olan her şeyin ihsan etme niteliği üzerine inşa edildiğini anlamalıdır.

Mantık dahilinde anladığı ve kendine açıklayabildiği her şey onun egoist niteliklerinin içinde bulunmaktadır. Ancak kişi bunların üzerine çıkmak ve ihsan etme niteliğini edinmek ister.

Zohar Kitabı’nın Özel Niteliği

Soru: Zohar Kitabı hakkında özel olan nedir?

Cevap: Bu kitap, eğer onu takip ederlerse insanları değiştirir. Bir insanı büyük ölçüde etkileyen ve onun içindeki ihsan etme ve sevginin gizli niteliklerini ortaya çıkarabilen çok daha yüksek kaynaklarla yazılmıştır ve bunlarla bağlantılıdır.

Zohar Kitabı, bir kişi üzerinde üst ışığın bir aydınlanmasını çağrıştırır. Efraim Kampının Bayrağı adlı kaynaklarda şöyle yazılmıştır: “Zohar Kitabı’nı anlamaktan onur duymayanlar yine de onu çalışmalıdır, çünkü Zohar’ın dili ruhu temizler.”

Soru: Aynı kaynak kitapta, Zohar Kitabı’nın Maase Bereshit (İlk Eylem) ve Maase Merkava’yı (Yaratılış Eylemi) açıkladığı söylenir. Bu koşullar nelerdir?

Cevap: Maase Bereshit, dünyanın yaratılışı, tüm yaratılış ve onun sistemi hakkında metinlerdir. Maase Merkava, bu dünyanın sistemlerinin yönetim çalışmalarını, tüm ruhların bağlantısını ve döngülerini anlatan metinlerdir. Her ikisi de özellikle bizim için geçerlidir. Bu sistemleri ortaya çıkarmamız ve onların içinde yer almamız gerekiyor. Bunun hakkında Zohar Kitabı’nda yazılmıştır, belki birkaç satırdır ama onlar aracılığıyla kişi tüm sistemi görmeye başlar.

Zohar Kitabı’nın her gün yeni bir yorumu olduğu söylenir. Bu kişinin niteliğine bağlıdır. Kişi değişirse, daha çok ıslah olursa, o zaman her gün Kitabın kendisini farklı görür. Kitap ona metninin gitgide daha fazla derinliklerini ifşa eder.

Ruha Uygun Dil

Zohar Kitabı’nın dili, kişinin, onun ne dediğini anlamamasına rağmen, ruh için uyarlanmıştır. Örneğin, bir parfüm mağazasına giren bir kişi gibi, oradan hiçbir şey almasa bile, yine de hoş kokularını içine çeker (Moshe Chaim Ephraim, Degel Machaneh Ephraim).

Alma yerine ihsan etme niteliğine, egoizm yerine özgeciliğe doğru ilerlemeye başladığımız an, Zohar Kitabı’nın neden bahsettiğini ve bizi ne yapmaya teşvik ettiğini anlamaya başlarız. Bu nedenle, tavsiyelerini kolayca takip eder ve Zohar Kitabı’nın ruhu ıslah etmek ve doldurmak için bir talimat olduğunu anlarız.

Soru: Birçok bilge, Zohar Kitabı’nı çalışan bir kişinin hiçbir şey anlamadığını, ancak onu okuyarak kendisini değiştiren bir aydınlanmayı davet ettiğini yazar. Neden bir insanın okuyup anlamadığı şekilde düzenlenmiştir?

Cevap: Bir çocuğa yetişkin kitapları okumayı deneyin, karmaşık olanları bile değil, en temel, basit ve günlük olanları, o da ne hakkında olduğunu anlamayacak çünkü kelimelerinin anlamını bilmiyor.

Metot, Zohar Kitabı’nı açarak ve okumaya başlayarak, dostlarınızla ve onlar aracılığıyla, söylenenlere göre Yaradan ile daha büyük bir bağ kurmayı arzulamanızdır, çünkü neyin nereye gittiğini bilmiyorsunuzdur.

Ama tüm bu eğilimler, Zohar Kitabı ile birlikte içinizdeki dünyanın içsel sistemini ifşa etmeye başlar. Aynı zamanda, sizi ıslah eden üst ışığın bir tür aydınlatmasını elde edersiniz. Ve bu şekilde ilerlemiş olursunuz.

Soru: Yani Zohar Kitabı’nı tek başına okumayı önermiyor musunuz? Birlikte mi okumamız gerekiyor?

Cevap: Tercihen en az iki veya üç kişi ile birlikte.

“İbranice ‘Zohar’ Adı Ne Anlama Geliyor?” (Quora)

Kabala bilgeliğinde “Zohar”, “üst ışık” olarak da adlandırılan, üst aydınlığa veya bütün olan, aydınlanmanın, anlayışın, sevginin ve katılımın ışığına atıfta bulunur. Bu ışık üzerimize indiğinde, gelişmemize rehberlik eden ve bizi yaratılışın nihai amacına yani bir sonsuzluk ve mükemmelliğe götüren, “Yaradan” olarak da adlandırılan, doğanın genel kuvveti hakkında bir fikir verir.

Üst ışığı üzerimize çekerek, yaşamlarımızı, içinde olduğumuz ve büyük bir güce, Yaradan’a ait olduğumuz duygusuyla doldururuz. Bu güç bize tamamen farklı bir seviyede, kesinlikle uyumlu ve sakin bir yaşam duygusu verir.

Zohar Kitabı, doğanın genel gücü olan Yaradan ile nasıl bağ kurulacağı ve nasıl ifşa edileceğine dair bir talimat kılavuzu olarak hizmet eder. Ne kadar çok onunla bütünleşirsek ve onun ışığını hayatımıza çekersek, bu dünyada yaşarken Yaradan’ın ifşasına o kadar yaklaşırız, Yaradan’ı ifşa ettiğimiz ve üst ışıkla karşılıklı hareket ettiğimiz bir noktaya kadar.

Zohar Kitabı – Yaradan Üzerine Bir Çalışma

Rabi Şimon Bar Yochai [Zohar Kitabı’nın yazarı], Tora’nın sırlarını ifşa ediyordu ve dostlar onun sesini dinliyor, onunla bağ kuruyorlardı ve her biri, bu birliğe kendi payına düşeni katıyordu (Ramchal, Adir BaMarom (Mighty On High). ), 24).

Rabi Şimon ve dokuz öğrencisi, etkileşimlerinin tüm koşulları içinde, Yaradan’ı edinmek için o kadar güçlü bir arzuya sahiptiler ki, aralarında karşılıklı bir içsel bağ yaratmayı başardılar. Bu, “dostlar sesini dinliyor, onunla bağ kuruyordu” anlamına gelir.

Onlar, Tora’dan pasajlar okuyorlardı, her biri bu metinlere tepki veriyor, duygularını anlatıyor ve diğerlerini tamamlıyordu ve onlardan biri tüm öğrencilerin sözlerini yazmaktan sorumluydu.

Birbirlerine bağlı olduklarından, izlenimlerini, edindikleri, hissettikleri ortak kaynak olan Yaradan’dan dile getirdiler ve böylece O’nu analiz edebildiler, doğrulayabildiler, O’nu etkileyebildiler ve O’ndan bir cevap alabildiler.

Yani, bu ortak kaynaktan edindikleri izlenimler, Yaradan hakkında çok ciddi bir çalışmadır.

 

Zohar Kitabı ve Değişme Arzusu

Soru: Zohar Kitabı, her şeyi yöneten üst gücün derecesinden yazılmıştır. Bu yüzden mi insanı değiştirir? Her şeyi yapabilir mi?

Cevap: Her şeyi yapabilir. Ama Kitabın kendisinde, sayfalarında veya sembollerinde hiçbir şey yoktur. Çin’de veya dünyanın başka bir yerinde basılmış olabilir ve dünyadaki herkese okuması için verilebilir.

Her şey, bu kitap aracılığıyla, onun tarif ettiği dünyaya ne kadar nüfuz etmek istediğinize bağlıdır. İşte o zaman onu çok katmanlı bir anlatı olarak görmeye başlarsınız.

Her şey sadece arzuya bağlıdır! Kitabın kendisi hiçbir şey yapmaz. Arzunuzla, üst dünya ile olan bağı, onun aracılığıyla ortaya çıkarmaya başlarsınız.

Ve sonra bu bağ yavaş yavaş kişiyi değiştirir. Dış dünyayı, üst gücü, hayvan seviyemizin üzerinde var olduğumuz durumu ifşa eder. Daha yüksek bir seviyeye yani cansızdan bitkisele, bitkiselden hayvana, hayvandan insana yükselirsek, o zaman önceki seviyenin açıkça var olduğunu hissetmeyi bırakırız.

Örneğin saçım veya tırnaklarım kesildiğinde acı hissetmem, vücudumdan bir şey kaybettiğimi de düşünmem çünkü bu bir hayvandan daha düşük olan bitki seviyesidir. Üst dünyayı bulduğumuzda ve maddi dünyamıza baktığımızda da tamamen aynı duyguya sahip oluruz: “Ondan ayrılırız!” Her şeyi belirleyen üst güçle birlikte mükemmellik içinde sonsuza kadar var olmaya devam ederiz. Bizler bunun için varız.

Kişi üst gücün kaynağını ifşa eder. Yaradan ile buluşma, insanların birbirleriyle olan bağlarında gerçekleşir. Zohar Kitabı tam olarak buna yardımcı olur.

Umarım bunu doğru şekilde yaparak insanlık egoizmden kurtulmaya ve tüm sorunlarını çözmeye gelir.