Category Archives: Yaradan

Onluda Nefesh Seviyesini Nasıl Yaratırız?

Soru: Nefesh ışığına tutunmaya çalışmamız ve ondan düşmememiz gerektiğini söylediniz. Onluda bu ışığı aramızda nasıl yaratabilir, onu tutup sonra bir sonraki seviyeye geçebiliriz?

Cevap: Bunu nasıl yapacağımızı henüz bilmiyoruz, fakat üzerimizdeki Yaradan’ın yönetimini (bu Nefesh olarak adlandırılır) hissetmeye doğru, yukarıya doğru çabalayacağız. Herkes kendi içinde, Nefesh seviyesinde Yaradan’la bu bağı hissettiğinde, o zaman Ruach seviyesine, ardından Neshama’ya ve belki de Haya ve Yechida seviyesine yükselmeye başlayabileceğiz.

Bu, kişinin dostlarına ne kadar yakın olmak istediğine ve dostları aracılığıyla, onları dolduran Yaradan’a ne kadar yakın olmak istediğine bağlıdır.

Bireysel Gmar Tikkun

Soru: Yaradan, kişiyle barış antlaşması yaptığında, artık onun için savaş olmadığı söylenir. Bu, maneviyata giriş noktası mıdır yoksa zaten ıslahın sonu mudur?

Cevap: Bu, bireysel ıslahın sonudur (Gmar Tikkun). Her defasında Nefesh, Ruach, Neshama, Haya veya Yechida seviyesindeki ıslahı tamamladığımızda, sanki bir duraklama yaşanır.

Her durumda, her seviyede kendimizden her şeyi çıkarırız ve bu şekilde ilerleyebiliriz.

Ama önceki seviyedeki bu duraklama gereklidir; çünkü her seviyede ve tüm seviyelerin içinde Nefesh, Ruach, Neshama, Haya, Yechida bulunur ve sonra Nefesh’in NRNHY’si, Ruach’ın NRNHY’si, Neshama’nın NRNHY’si ve böyle devam eder. Sistem böyle işler.

Soru: Bireysel Gmar Tikkun, en alt Nefesh seviyesinden mi başlar?

Cevap: Elbette, Nefesh de-Nefesh’ten başlar.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 239

Soru: Gerçek inancın, benim Yaradan’a olan inancım değil, O’nun bana olan inancı içinde var olmam olduğunu söyleyebilir miyiz?

Cevap: İnanç, yukarıdan aldığımız özel bir güçtür. Bu güç, her birimizin özü olan arzularımızı doldurur ve bu ölçüde kendimizi Yaradan’a yönlendirebiliriz.

Soru: Kötü eğilimle savaşta “geri dönüş” denen özel bir eylem vardır ki, burada egoizmin tüm güç, kudret ve etkisi yok edilebilir. Bu eylem nedir?

Cevap: Genel olarak ego yok olmaz. Sadece Yaradan’ın bizi etkileyen gücü tarafından bloke edilir ve bu sayede bir dereceye kadar yükselebiliriz.

Yaradan’ı Hayal Etmek Mi Yoksa Görmek Mi?

Soru: Hangisi daha önemlidir: Yaradan’ı hayal etmek mi yoksa O’nu görmek mi? Yani O’nun hayallerimizi mi yoksa gözlerimizi mi doldurmasıdır?

Cevap: Bence bu aynı şeydir. Metinde, yazarın ifade ediş biçiminde bir fark vardır. Ancak genel olarak, Kabala’da hayal etmek veya görmek aynı şeydir denebilir.

Soru: Öyleyse biz Yaradan’ı ifşa etmiyoruz, ancak O’nu kendi eylemlerimizde ifşa ediyoruz. O’nu ifşa etmeli miyiz?

Cevap: Evet, sadece aranızdaki bağın yarattığı ortak Kli’yi O’na sunun, her şey yoluna girecektir.

Yaradan’a Uyum Sağlamak

Çalışma boyunca kişi şöyle demelidir: “Ben kendim için değilsem, kim benim için?” Çalışmanın o anında, kendi yükseliş ve düşüşlerini kendilerinin yaptığını, Tzava yani “kudretli adamlar” olarak adlandırılan, savaş adamları olduklarını düşünür. Daha sonra kurtuluşa erdiklerinde, orduların Efendi’sinin (Tzevaot) Yaradan olduğunu yani yaşadığı tüm düşüş ve yükselişleri Yaradan’ın yaptığını idrak ederler. (RABAŞ, Makale No. 6, “Çalışmada Mantık Ötesi Nedir?”)

Soru: Yaradan neden savaşçı olarak adlandırılır? Sonuçta her şeyi O yapıyor; hem düşüşleri hem de yükselişleri O veriyor.

Cevap: Bir insanın ve insanlığın hareketine katılabilmemiz için, bir şekilde Yaradan’la uyumlu olmamız gerekir.

Bu nedenle, burada söylenir ki, bu sürece aktif olarak katılmalı, keşfettiğimiz yetersiz katılımımızın olduğu her konuda kendimizi dua yoluyla incelemeli ve ıslah etmeliyiz.

Yaradan’a İhsan Etmeye Çabalamak

Soru: Yaradan ile bağın derinliği, dostlarla bağın derinliğiyle orantılı mıdır?

Cevap: Dostlarla ne ölçüde bağ içindeysek, derinliği de o ölçüde hissederiz ve aynı ölçüde onu Yaradan’a yönlendirebiliriz.

O zaman O’nunla aynı “dalga boyunda” oluruz: biz alanlar, O ise ihsan eden olarak.

Soru: Onlu aracılığıyla Yaradan’a ihsan etmeye çabalamamız gerektiğini söylediniz. Hangi eylemlerin ihsan etme, hangilerinin ise Yaradan’dan alma olduğunu nasıl ayırt edebiliriz?

Cevap: Anladığınız şekilde hareket edin. Bu yine de sizi ,sizinle Yaradan arasındaki doğru bağa götürecektir.

Yaradan’ın Kudretli Eli

Yaradan’ın, ihsan etme çalışmasını bu kadar zor kılmasının sebebi, kudretli elin ortaya çıkmasını istemesiydi. Nitekim şöyle yazılmıştır: “Kudretli el ile onları gönderecek ve kudretli el ile onları kendi diyarından çıkaracak” (RABAŞ, Makale 14, “Pesah, Matsah ve Maror Arasındaki Bağlantı”).

Soru: Yaradan’ın kudretli elini ortaya çıkarmak istemesi ne anlama gelir?

Cevap: Yaradan bize, bizi O’ndan, ihsan etme niteliğinden ve Yaradan’a benzerlikten uzaklaştıran belirli bir güç verir ve biz hiçbir şey yapamayacağımız bir koşulun içinde oluruz.

Yavaş yavaş direnç güçlerini biriktirdikten sonra, hepimiz bu güçlerin tamamına karşı çalışmaya başlarız. Yani, belirli bir onluda bulunmam gerekir—bu zorunludur—ve bu onluda kendimi bir ihsan eden olarak ortaya koymalı ve herkesi tek bir güçte toplamalıyım.

Böyle bir onluda olduğumuzda, Yaradan’a yaklaşmaya gayret edebiliriz.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 71

Yaratılışın Amacı Nedir: “O’na Yapışmak” Mı Yoksa “Yarattıklarına İyilik Yapmak” Mi?

“Yarattıklarına iyilik yapmak” bir koşul iken, “O’na yapışmak” bir eylemdir. “O’na yapışmak” vasıtasıyla, O’nun yarattıklarına iyilik yapmak olan, yaratılış düşüncesini ediniriz. Eğer hedefe doğru, doğru bir biçimde ilerlersek, orta çizgiyi takip ederiz; bu ne sağ ne soldur, ikisinin birleşimidir. Soldan arzuları alırız; sağdan onları ihsan etme niyetiyle ıslah ederiz; her ikisinden de orta çizgide yükseliriz.

Baal HaSulam, “17. Mektubu”nda bu eylemin nasıl yapılacağını şöyle açıklar: “Size orta sütunun anlamını açıklayayım; bu, ‘Tora, Yaradan ve İsrail birdir’ anlamına gelir.”

  • “Tora” – ışık, manevi ilerleyişin yasaları ve kuralları.
  • “Yaradan” – hedef.
  • “İsrail” – Yaradan’a yapışma derecesine geri dönmeyi özleyen kişi, ruh.
  • “Bir” – 1. ve 3. durum birdir; kişi kendi çabalarıyla bu duruma yükselmelidir.

“Ruhun bedene gelmesinin amacı.” Neden bu dünyada bedenden ve ruhtan oluşuyoruz? Böylece ruh, bu dünyadaki yaşamımız boyunca “bedenle giyinmişken ödüllendirilecek” (Kabala ahiretten asla bahsetmez, sadece bu dünyadaki yaşamımız boyunca elde etmemiz gerekenlerden bahseder), “O’na yapışarak köküne dönecektir.” Bu yaşamda, iyiliğin ve hedefin zıttı olan “bu dünya” denen dereceden başlayarak, manevi merdivenin tüm basamaklarını tırmanmalı ve ıslahın sonuna ulaşmalıyız. Yolu bir yaşamda tamamlamayanlar, bunu birkaç yaşamda tamamlayacaktır.

Tüm nesiller boyunca, aynı ruhlar tekrar tekrar reenkarne olur ve bu dünyaya döner; süreç sonunda 3. duruma ulaşırlar. “Tanrın Rabbi sevmek, O’nun bütün yollarında yürümek, O’nun emirlerini tutmak ve O’na yapışmak” diye yazıldığı gibi. Nihai hedef, ruhun bedene girmeden önceki hali gibi “O’na yapışmak”tır.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 70

Bu Orta Noktadan, İyi İle Kötü Arasındaki Seçim Nasıl Yapılır?

“Orta” demek, iyi ve kötünün eşit göründüğü durum demektir. Peki, aralarındaki farkı nasıl ayırt edebiliriz? Bizim dünyamızda arzulara, cazibelere veya eylemlere “iyi” ya da “kötü” etiketi yapıştırılmış değildir. Eğer böyle etiketler olsaydı, özgür seçimimiz olmazdı. Biz, her türlü olasılığın ortasında ve bunlar tarafından eşit şekilde kuşatılmış durumdayız.

Peki, olasılıklar eşitse, nasıl seçim yapabiliriz? Yarı iyi yarı kötü olan Klipat Noga durumunda, hangi yönde ilerleyeceğimizi bilmezsek nasıl bir seçim yapabiliriz? Sonuçta, önümüzde ne olduğunu bilmeyiz. Önceden bilseydik, hangi seçimden bahsedebilirdik? Peki, o zaman seçimi nasıl yaparız?

Bu, yalnızca düşüşler ve yükselişler, başarısızlıklar yoluyla olur. Nitekim şöyle yazılmıştır: “Yeryüzünde hayır işleyen ve günah işlemeyen erdemli bir insan yoktur.” Başarısızlıklardan ve durumun manevi dereceye, mükemmelliğe, Yaradan’ın durumuna nasıl zıt olduğunu hissetmekten, Yaradan’ı olumsuzluk aracılığıyla tanımaya geliriz ve O’nun kim ve ne olduğunu öğreniriz, nitekim şöyle yazılmıştır: “Işığın avantajı karanlıktan gelir.”, işte o zaman O’na özlem duyarız.

Bu özlemleri, Yaradan’a güç için yalvarmamıza ve böylece O’na yapışmamıza yol açacak gerçek bir arzuyu oluşturana kadar toplarız. Bu, yalnızca başarısızlık hissiyle olur.

Kutsal Kitap’ta bahsedilen Amalek, Klipot ve birçok fetihle ilgili savaşlar, İsrail Toprakları’na ulaşmak için yapılması gereken ayırımların araştırılmasıdır. (“Toprak” [Eretz], “arzu” [Ratzon] anlamına gelir; “İsrail” ise “doğrudan Yaradan’a” [Yashar-El] demektir.) Bu, arzumuzun Yaradan’ın arzusu ile tam olarak uyumlu hale geldiği bir durumdur. Bu, Ein Sof seviyesine kıyafetlenen, ışık seviyesinde perdeyi edindiğimiz bir koşuldur.

 

Manevi Bir Düşüşü Nasıl Fark Edersiniz?

Manevi düşüşten ne kastedilir? Bazen insanlar, işten çıkarılmak ya da aile içi problemler gibi bazı maddi başarısızlıkların sonucu olduğunu düşünür.

Ama gerçekte düşüş, Yaradan’dan uzaklaşma hissidir; yükseliş ise O’na yaklaşmadır. Yükseliş ve düşüşleri bu şekilde anlamalı ve buna göre çalışmalıyız.

Yaradan’dan uzaklaşma, sizden ne istendiğini anlamamak, kendi durumunuzu anlamamak ve diğer insanlarla olan yanlış bağlarınızdan dolayı acı çekmek olarak hissedilir. Çare ise mantık ötesi yükselmek ve doğaya yerleştirilmiş ıslah arzusuyla, yani ihsan etme ve sevgi gücüyle bağ kurmaktır ki bu güç üzerinizde hüküm sürmeye başlasın.