Category Archives: Yaradan

İhsan Etmede Yorulma Yoktur

Soru: Bize karşı sabır için bu kadar gücü nereden alıyorsunuz?

Cevap: Kabala, almanın bilimidir, ihsan etmenin değil. Size ihsan ettiğimi mi düşünüyorsunuz? Aksine, sizden alıyorum. Çünkü verdiğiniz zaman alırsınız. Bu nedenler her zaman gücüm var.

Tabii ki, tamamen fiziksel olarak, bazen vücudun artık olması gerektiği gibi işlev görememesi mümkündür. Ama esas olarak, ihsanda yorgunluk yoktur. Aksine, her zaman tatmin olursunuz, yanıp tutuşursunuz. Bu hazdır! Size en kısa sürede ona ulaşmanızı tavsiye ederim.

Öğretmeyi deneyin. Öğretme çok faydalıdır. Çemberlerinizi büyütün. Verimli olun ve grupları daha fazla çoğaltın.  Bunun sizi nasıl ilerleteceğini göreceksiniz.

Bir gruba sahip olan, en az birkaç kişiye öğreten biri, bunu yaparak büyük bir ilerleme kaydeder. Sadece birkaç kişi onun vasıtasıyla geldiğinden, Yaradan’ın böyle bir kişiyi nasıl gözeteceğini hayal bile edemezsiniz. Arkanızda başkalarının durması çok önemlidir. Bunu yapmayı deneyin ve ne kadar harika olduğunu göreceksiniz.

Onluyu Yaradan’ın Durduğu Bir Yer Olarak Algılayın

Sadece O’na odaklanarak, Yaradan ile form eşitliğine ulaşamayız. Yaradan, tanımlanması zor ve bizim kişisel algımıza göre erişilmezdir. Ancak, onlu içinde algımızı karşılıklı sevgiye ayarlayarak, kendimizi Yaradan’a yönlendiririz.

Yaradan gizlenmiştir; O sadece onluda, manevi kabımızda bir izlenim olarak var olur. Onlu, Yaradan’a kendileri vasıtasıyla memnuniyet getirmeye özen gösterir. Ortaya çıkan şu ki, dostlarıma neşe getirerek, Yaradan’a memnuniyet getiririm, egoizmimin, kendim için endişelenmenin üstüne çıkarım ve tüm bu özen Yaradan’a ulaşır. Dostları önemsemek, bir kaba dönüşür (Kli), böylece Yaradan’ı önemsemem kıyafetlenir.

Yaradan onlu için, dostlarım için duyduğum endişede kıyafetlenir. Doğrudan O’nunla bir ilişki kuramam ama dostlarıma özen göstermeye hazırsam, Yaradan bu özende kıyafetlenir. Görünen o ki, yapabileceğim ve içinde Yaradan’ı kıyafetlendirebileceğim çalışmalarım vardır.

Dolayısıyla şöyle denir: “Yaratılan sevgisinden Yaradan sevgisine” ve Yaradan’ın sevgisi yaratılan varlıkların sevgisi içinde gerçekleşir. Ancak bu şekilde Yaradan ile iletişime geçilebilir.

Benim amacım Yaradan. Tıpkı O’nun beni önemsediği gibi, O’nu önemsemek isterim. Ama tutunacağım hiçbir şeyim yok çünkü Yaradan’ın kim olduğunu bilmiyorum ve onun hakkında hayal kurmaya başlayabilirim, putlar inşa edebilirim. Başlangıçta İbrahim bunu putlar inşa ederek yaptı. Ama sonra, tüm gerçekliği yöneten üst gücün ifşa olmasının, bu şekilde imkansız olduğunu anladı.

Bu nedenle, İbrahim putları paramparça etti ve artık bir heykeli veya imgesi olmayan, daha önce kimsenin boyun eğmediği bir Yaradan’a özlem duymaya başladı. Yaradan’ı hayal edebileceğimiz veya oluşturabileceğimiz kıyafet onludur, gruptur. Ve böylece, İbrahim etrafındaki insanları şu çağrılarla toplamaya başladı: “Yaradan’a doğru olan, bana gelsin!”, “Komşunu kendin gibi sev” ve “Sevgi tüm günahları örter.”

İnsanların bağlanması, içinde Yaradan’ın ifşa olduğu kaptır. Herkesin diğerlerini önemsediğindeki doğru bağ, grubu dolduran üst ruh olan on Sefirot’un içine girmesine izin verilen tek “idol” dür. Doğru bağa ulaşan onlu, Yaradan’ın içinde yaşadığı kıyafete dönüşür. Onluyu, bir yer olarak, içinde üst ruhun yaşadığı bir kap olarak algılamalıyım.

 

Kişiyi Manevi Yolda Ne Korur?

Soru: Koşulsuz sevgi durumunda olan bir kişinin, toplumda olması tehlikeli değil mi? Eğer kişi öfke duygusuna sahip değilse, kendini koruyamaz. Sonuçta, toplumumuz birbirlerini kendi amaçları için kullanmayı içerir.

Cevap: Bu oldukça doğrudur. Tüm dünyada, insanların birbirlerinden nefret etme ve mutlak reddi gibi korkunç bir gelişme var. Bir kişi her zaman kendini savunmalı veya saldırmaya hazır olmalıdır.

Ancak, gerçek şu ki, sevgi hakkında konuştuğumuzda, onun içinde iki dikkat çekici nitelik vardır.

İlk olarak sevgi niteliğini, sadece “ruh” adı verilen ortak bir sistem oluşturacağımız gruptaki dostlarımız için geliştiriyoruz. Bu sisteme, on kişi sadece birbirleriyle bağı geliştirmeye çalışarak katılıyor. Geri kalan insanlar onları ilgilendirmez ve onlar da başkalarına dokunmazlar.

Bunun egoist bir eylem olduğunu düşünmeyin. Başka türlü başarılı olamazsınız. Ruhumuz daha sonra birbirlerini daha büyük durumlara bağlayan onlulardan oluşur.

İkincisi, onluda çalışmalarınız sayesinde bağ kurduğunuzda, çevrenizde belli bir koruyucu alan ortaya çıkar, bu da herhangi bir zararın size yaklaşmasına izin vermez, hepsi sizden geri çevrilir. Hiçbir şeyden korkmazsınız. Tüm kötülüğü reddeden manevi bir durumda olduğunuzu bilirsiniz ve bu nedenle korkacak bir şeyiniz yoktur.

 

Arzuların Gelişimi, Bölüm 7

Niyet Nedir?

Soru: Niyet nedir ve arzu ile nasıl ilişkilidir?

Cevap: Niyet, arzuyu belirler. Eğer niyet doğrudan arzu ile ilgili ise, o zaman bu en ilkel arzu türüdür. Eğer arzuyu doğrudan gerçekleştiremezsem o zaman,  onun yerine getirilmesinin bütün bir programını kendi içimde geliştiririm. Arzunun gerçekleştirilme programına  niyet denir.

Varsayalım ki bir tür hedefe ulaşmak istiyorum. Ama bunun için insanları ona çekmek, kendim bir şeyler yapmak için belirli bir yol izlemeli, belirli eylemler yapmalıyım. Bütün bunlar nihai hedefe ulaşmak için niyetime yatırımdır. Aslında bu niyetler, aynı zamanda eylemlerdir ama nihai hedefle ilgili olan niyetlerdir.

Niyet,  tüm aradaki eylemlerimde mevcut olan, nihai hedeftir.

Soru: Yani kişi, bu arzulara hizmet etmek için, bir arzuya, bir niyete ve bilgiyi işleyen bir beyne mi sahip?

Cevap: Evet. Beyin sözde kalbi-arzuları kontrol eder. Nihai hedefe ulaşmak için onları yoğunlaştırır, onları çeşitli kombinasyonlarda birbirine bağlar.

 

Yaradan’ın Eşsizliği, Bölüm 9

Üst Işığın Etkisi Nedir?

Soru: Baal HaSulam, “On Sefirot’un Çalışmasına Giriş” başlıklı makalede, 155. Maddede, üst ışığın nasıl çalıştığını açıklar. Kabalistlerin, her bir insanı, sadece bizi değiştiren bu ışığı kendimize çekmek için Kabala bilgeliğini çalışmaya zorladığını söyler.

Işığın etkisi nedir? Bu dönüşümü kendimde nasıl hissedebilirim ve kime dönüşebilirim?

Cevap: Işığın etkisini, kendi üzerinizde, kişisel değişikliklerinizde ve arzular, niyetler, özellikler gibi kişisel niteliklerinizde, daha net bir şekilde tasvir edilen gelişim amacında hissedebilirsiniz.

Soru: Daha manevi bir hale mi gelirim?

Cevap: Belki gelmezsiniz. Ancak, neler olup bittiğini giderek daha fazla anlarsınız. Henüz değişmiyor olabilirsiniz; ancak Kabala bilgeliğini çalışıyorsanız, üst ışık sizi zaten etkiler ve sizi değişim istemeye hazırlar.

Soru: Bu, üst ışığın henüz Yaradan olmadığı anlamına mı gelir? Yaradan var ve üst ışık var, doğru mu?

Cevap: Hayır, sadece tek bir güç vardır ama biz O’na kendini gösterme şekline göre farklı isimler veriyoruz. Üst niyeti “Yaradan” olarak adlandırıyoruz ve O’nun bizim üzerimizde olan etkisini “ışık” olarak adlandırıyoruz.

 

Kabalistik Bir Grubun Amacı, Bölüm 5

Grubun Hedefi— Tek Bir Arzuda Birleşmek

Soru: Bir yandan, Kabala’da grup, kişilerin kendileri değil arzularının bütünlüğü anlamına gelir.

Öte yandan, tek bir düşüncede birleşen bu insanların grubu, arzuyu arttırmak için gereklidir çünkü herkes gruba kendi küçük maneviyat arzusuyla gelir. Bu nedenle, grubun amacı arzuyu arttırmaktır. Bu nasıl gerçekleşir?

Cevap: Hayır. Grubun amacı, tek bir arzuyu temsil ettiği ölçüde, kişilerin birbirleriyle bağ kurmasıdır.

Grup, insanlar tarafından değil yukarıdan bir araya getirilir. Üst ışık yani Yaradan tarafından desteklenmektedir. Bu nedenle, grup üyelerinin eylemi, birleşmek ve üst ışığa mümkün olduğunca benzer hale gelmektir.

Bu çok karmaşık bir ilişkidir çünkü kişilerin dev egoizmlerine karşı var olmaktadır. Fakat birbirlerini ne kadar çok reddederlerse ve birbirlerine olan özlemleri ne kadar büyük olursa, bunun içinde egoistik karanlık ve özgecil ışık arasında belirli bir birleşim elde ederler ve üst kuvveti hissedebilecekleri bir koşul ortaya çıkar.

 

Yaradan’ın Eşsizliği, Bölüm 8

Realitenin Algısı Nedir?

Soru: Doğanın amacı, tüm parçalarını kutupsal zıtlıkların durumuna göre geliştirmek ve sonra onları birleştirmektir. Bu neden böyledir? Böyle bir gelişimin anlamı nedir?

Cevap: Sadece bu şekilde her şeyi ifşa ederiz. Bizim edinimimiz, gözlemlediğimiz tüm parçaların ayırt edilmesi ve birleştirilmesinden oluşur.

Yorum: Doğamızın, alma arzumuzun sürekli geliştiğini, daha güçlü, daha egoistik hale geldiğini görüyoruz.

Benim Yorumum: Aynı şekilde, bunu entegre etme, tüm parçalar arasındaki bağlantıyı yakalama yeteneği de içimizde gelişir. Gerçeklik algımız bundan meydana gelir.

Ancak Kabalistik gerçekliğin bir sonraki farkındalığı, böyle bir gerçeklik olmadığıdır. Sadece içsel özelliklerimizi üst ışığa yansıtırız ve kendi hislerimizle yarattığımız bu tabloyu, içinde bulunduğumuz dünya olarak hissedip düşünürüz.

Soru: “Üst Işık” yeni bir terim. Kabalistler neden kaynaklarında “Yaradan” kavramı yerine onu kullanıyorlar?

Cevap: Yaradan / Üst Işık ihsan etme ve sevginin niteliğidir ve bu nedenle onu güneş ışığıyla, zihnin ışığıyla, daha yüksek bir şeyle ilişkilendiririz.

Üst ışığın arka planına, ihsan etme ve sevgi niteliğine karşıt olarak, tüm egoist arzularımız bu dünyanın üç boyutlu, canlı bir resmini çizer. Ama aslında bu mevcut değildir. Sadece içsel özelliklerimi gözlemliyorum.

Bu nedenle, üst ışığın özelliklerine daha yakın hareket ettiğim ölçüde; bu dünya, kendimi mutlak ışıkta bulana kadar yok olur ve anlaşılması zor hale gelir.

 

Dünya Gerçeklik Mi? İllüzyon Mu? Bölüm 8

Üst Işığa Ulaşmak

Soru: Eğer dünya güçlere bir tepki ise, bu benim sadece bir tepki olduğum anlamına mı geliyor? Eğer öyleyse, o zaman tüm bunlara ulaşan ben neyim?

Cevap: Gerçekten, ürettiğim şeye bir tepkiyim. Kendimi şu ya da bu şekilde hissediyorum.  Başım, bedenim, hislerim, kalbim ve diğerleri,  beni etkileyen şeylere otomatik, doğal, içgüdüsel tepkilerimdir ve nihayetinde bana kendimin, bedenimin, düşüncelerimin ve duygularımın hissiyatını verir.

Kim olduğumu bilmiyorum. Yaradan’ın akıl almaz olduğu gibi akıl almazım. Sadece çevremizdeki bir şeye karşı tepkilerimize ulaşırız.

Sonra, daha fazlasını elde ettiğimizde, aslında, üst ışığa ulaştığımızı göreceğiz. Bu bize kendimizin ve çevremizdeki dünyanın hissiyatını verir. Yavaş yavaş bize gelecektir.

 

Kabalistik Bir Grubun Amacı, Bölüm 4

Onlu’nun Yapısı

Yorum: İbrahim’den sonra, Musa manevi metodu geliştirmeye devam etti. Yahudi halkını onlulara, herkesin bir şekilde ihsan etme ve sevgi niteliğini ifade edebileceği küçük gruplara ayırdı.

Kitaplar bile Kabalistler tarafından bireysel olarak değil, onlularda, gruplarda yazıldı. İlginç bir şekilde, onlu, fiziksel on beden değil, bir grup arzu anlamına gelir. Bu nedenle iki kişi de onlu olarak kabul edilebilir.

Cevabım: Onlu tam bir ortak arzudur. Bu şekilde Zohar Kitabı yazılmıştır. Bizler son nesilde, son ıslahta olduğumuzdan, Zohar Kitabı’nı yazanlar gibi aynı grubu inşa etmeye çalışmalıyız.

Soru: Siz ve öğretmeniniz de bir onlu, bir grup muydunuz?

Cevap: Evet, ama bugünün aksine tamamen farklı bir koşuldu.

Kabalistik Bir Grubun Amacı, Bölüm 3

En Yüksek Arzu — İsrail

Soru: Evrim, doğanın bazı kısımlarını sürekli olarak ayırmaktadır. Belli bir gelişim yoluna sahip olan “İsrail” adı verilen bir grup insanın evrim tarafından seçildiği ortaya çıkıyor. Daha sonra “Onlular” adı verilen her türlü küçük gruplar, bu grubu oluşturur.

Tüm insanlıkla çalışmak neden imkansızdır? Neden küçük bir grup insanda kilitlenmek/kenetlenmek gerekir?

Cevap: Gerçek şu ki ruh yani Yaradan’ın yarattığı genel arzu, birçok farklı seviyeye ve alt seviyeye ayrılmıştır. Örneğin, arzunun en yüksek, en hassas seviyesini alırsak, o zaman o, en egoisttir ve aynı zamanda ışığa ve ileri-geri etkisine en yakındır. Yani o, ışığa yönlendirilir ve ışık ona yönlendirilir. Işık, Yaradan’ın bir arzu üzerindeki etkisidir.

Bu nedenle, ilk etapta, Yaradan’a olan arzusu nedeniyle “İsrail” olarak adlandırılan, “Yaradan’a doğru” anlamına gelen, bu en yüksek arzu gelişmeye başlar. Ona en yakın varlık/yapı, önce Yaradan ile temasa geçmelidir ve sonra onun aracılığıyla Yaradan’ın etkisi diğer arzulara geçer.

Açıklama: İsrail grubunun,  eski Babil’in çeşitli kabilelerinin en az egoist temsilcilerinden toplandığından, bunun milletlerle ilgisi olmadığını biliyoruz.

Benim Yorumum: Daha az egoist olduklarını söylemem. Aksine, her türlü kötü duruma karşı daha bağımsız ve daha duyarlı hissediyorlardı. Bunun bir sonucu olarak, hayatın anlamını edinmek zorunda olduklarını ya da alegorik olarak, onun nereden geldiğini, onları kimin yönettiğini ve hayatlarını nasıl değiştirebileceklerini edinmek zorunda olduklarını hissettiler.

Bu nedenle, onları manevi edinime çağıran İbrahim’in etrafında toplandılar. İbrahim, onlara bunun ancak kendi aralarında birlik içinde, birlikte çalışmaya başladıklarında mümkün olacağını açıkladı.