Category Archives: Yaradan

Seçme Özgürlüğü, Bölüm 2

Çevresel Etki

Soru: Kabala’ya göre kalıtım ve çevre, kişiyi bilinçsiz düzeyde etkileyen faktörlerdir.

Kalıtımla ilgili her şey nettir. Çevreye gelince, içinde bulunduğumuz çevre, %100′ ümüzü etkiler mi? Yani, onun etkisi altına girmememiz mümkün değil mi?

Cevap: Açık bir şekilde belirli bir ortam seçmesek bile, ancak onunla bir tür temas halindeysek, hâlâ bizi az çok, açık veya dolaylı olarak etkiler. Üstelik, kendimizi nasıl onun etkisi altına koyduğumuzu bile anlamayız bile. Sonuçta, onunla temas kurmak istemeyebilirim ama yine de beni çok etkiler.

Burada çok ciddi bir çalışma ve araştırma yapmak gerekiyor, böylece kişi bizim için en önemli şeyin çevremizi, onu tam olarak etkileyen şeyi anlamak olduğunu fark eder. Bazen içinde bulunduğumuz çevre bizi insanlardan daha fazla etkileyebilir; Bizi tamamen mantıksız eylemlere, tepkilere, vb. teşvik eder. Bu nedenle, çevrenin bir insan üzerindeki etkisini, onun: cansız, bitkisel, hayvansal ve insan tüm parametrelerinde, dikkatle araştırmak gerekir.

Soru: Bu cansız doğanın da insanları etkilediği anlamına mı geliyor?

Cevap: Tabii ki. Hava ruh halimizi ve sağlığımızı etkilemez mi? Ya da yaşadığınız şehir ve ev? Şu an insanlar hakkında değil, diğer her şey hakkında, özellikle cansız seviyeden bahsediyorum. Bunların hepsi  bizi çok etkilemektedir.

Birisini başka bir yere koyun, bir kişiyi bir ormana veya kırsal bölgeye koyun ve kişinin çevresindeki doğa faktörü güçlü olduğu için tamamen farklı bir kişi göreceksiniz.

Yorum: Depresyonda olan bir kişinin yanındaysanız, depresyonunun size de bulaşabileceğini söylüyorlar. Ve hatta dahası, depresif bir toplumdaysanız.

Benim Yorumum: Kesinlikle.

 

Yaradan’ın Eşsizliği, Bölüm 7

Egoizm Tarafından Bozulmamış Edinim Yöntemi

Soru: Tüm doğa yönetimi teoriler çok çeşitlidir ve zıtlıkların bir birleşimidir. Zıtlıkların birleşiminde, tam olarak aralarında, dünyamızın ya da Yaradan’ın hissiyatı ifşa olur mu?

Cevap: Hayır, ben öyle düşünmüyorum çünkü tüm bu teoriler egoistiktir. İnsan, egoizmini ıslah etmeden onu temel alarak; tek Tanrıcılığı, çok Tanrıcılığı, vb. icat etti.

Var oluş hakkına sahip olan tek teori, kişinin kendisinin dışına çıkması, kendisinin üzerine yükselmesi, kendisi yerine başkalarını hissetmeye başlaması, başkalarının içinde, kendi dışında neler olduğunu hissetmesidir. O zaman, kişi gerçekten; kim olduğu, nerede olduğu ve etrafındaki şeyin ne olduğu ile ilgili nesnel bir izlenim edinir. Bu “teori” egoizmimiz tarafından bozulmayan, evrenin doğru bir izlenimini edinmemizi sağlayan “Kabala metodu” olarak adlandırılmaktadır.

 

Savaştaki İnsanlar

Herkes İçin Zohar, “Aharei Mot,” 65: Ne kadar güzel ve ne kadar hoş. Bunlar dostlardır ki, ayrılmaksızın beraber otururlar. Başta, onlar, savaşta birbirlerini öldürmek isteyen insanlara benzerler. Sonra kardeşçe sevgi durumuna geri dönerler.

Kabala çalışarak ve onluda birleşmeye çalışarak, birbirimizden ne kadar ayrıldığımızı, birbirimize ne kadar zıt olduğumuzu hissetmeye başlarız.

Hatta onluda bağ kurmaya çalışırken bir süre bir şeyler alırız. Ancak, iyi bir bağ durumuna ulaşır ulaşmaz, birbirimize bakmak veya birbirimizle konuşmak istemediğimiz noktaya kadar, aramızda anında bir kırılma, soğuma, mesafe ve sis oluşur.

Ve yeniden, birlikte bağ kurmak için çalışmamız gerekir. Sonuçta, Yaradan’ın yardımını almak istiyorsak- ve bu yardım olmadan ilerlemeyeceğiz – tek bir sistemde birlikte olmalıyız.

Bu yüzden, tekrar kendi üzerimizde çalışmamız gerekir. Amacın önemi, Yaradan’ı edinmenin önemi, başlangıçtaki ruha ulaşmanın önemi birbirimize olan arzumuzu belirler. Bunun adına tekrar yakınlaşmaya başlarız ve bir sonraki kırılmaya kadar tekrar ilerleriz.

Yani, sürekli hedefe doğru ilerleriz: Yükseliş-düşüş, kırılma; hafif yükselen keskin düşüş ve birçok kez bu aşamalardan geçeriz.

 

Islahın Metodu, Bölüm 3

Komşunu Sev

Soru: Yaratılışın amacı, nitelikler bakımından doğanın genel gücüne, Yaradan’a benzer olmaktır. O’nun niteliği ihsan etmektir.

Baal HaSulam, “Yaradan Sevgi ve İnsan Sevgi” başlıklı makalesinde, kişi sadece üzerine atlayıp Yaradan’ın niteliğini edinemez çünkü kişi kendini kandırabilir, diye yazmıştır.

Gerçekten bu niteliğe ulaştığımdan emin olmak için, her tür oluşumla dünyamızın bir imajı yaratıldı: cansız, bitkisel, hayvansal ve en önemlisi insan. Ben, insanlara karşı tutumumu düzeltmeliyim.

Bu nedenle, tüm orijinal kaynaklarda yazıldığı gibi, temel yasa “Komşunu kendin gibi sev” dir. Bunun anlamı nedir?  Herkes bunu kendince anlıyor.

Cevap: “Komşunu kendin gibi sev”, kişinin kendi ıslahı üzerinde çalışması durumunda, ulaşması gereken hedeftir. Bu hedef çok uzak bir hedeftir, ancak başlangıçta ıslahın başka ön aşamaları vardır.

“Komşunu kendin gibi sev” in anlamı;   bugün olduğu gibi sadece kendimi severim ve içgüdüsel olarak, bilinçli olarak ve bilinç altında kendimi tüm dünyanın başına koyarım ve sadece kendimden bu dünyayı algılarım ve sadece kendimden ileriye dünyaya bakarım ve sadece sevgili kendi benliğim için çalışır ve her şeyi yaparım, bu yüzden kendimi tüm dünya için değiştirmeli, sadece dünyanın gelişimi için çalışmalı ve sanki benim sevgili küçük çocuğummuş gibi sadece onun için acı hissetmeliyim demektir.

The Method Of Correction, Part 3

 

Arzuların Gelişimi, Bölüm 4

Toplum Arzuları Belirler

Soru: Arzularımız toplum tarafından kontrol edilmektedir. Neden bu şekilde düzenlendi?

Cevap: Arzularımız toplumun arzuları tarafından belirlenir çünkü onunla etkileşim halindeyiz, kişisel, özel, küresel, ne olursa olsun toplumdaki tüm arzularla sürekli bağlantı halindeyiz. Bu yüzden arzum, beni çevreleyen toplum tarafından belirlenir.

Soru: Bu, toplumun arzularımızı kontrol ettiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Sadece onları kontrol etmekle kalmaz, onları belirler! Bana işaret eder: bu – evet, bu – hayır, ne dereceye kadar vb. Her şey, içinde var olduğum çevreye bağlıdır.

İnsan seviyesinde bir arzu, yerini değiştirebilir ve çeşitli sosyal etkiler altında kalabilir. Buna uygun olarak arzuları da değiştirecektir.

Evolution Of Desires, Part 4

 

Yaradan İle Karşılıklı Bir Anlaşmayı Nasıl İmzalarsınız?

Soru: Yaradan ana garantördür. O’nun bizim arkamızda olduğu anlayışıyla, O’nun önünde birbirimizle bir anlaşma imzalarız.

Grupta biri düştüğünde ve biz ona bir ip atmaya çalıştığımızda ama hiç bir şey olmuyorsa, o zaman O’na döneriz: “Bizimle bir sözleşmedesin ve bu nedenle sözleşmenin bir kısmını yerine getirmeni istiyoruz. Dostun yükselmesine yardımcı olmak için her şeyi yaptık ama gücümüz yok. Anlaşmamızın bir iştirakçisisin, şimdi senden onu çıkarmanı istiyoruz. ” deriz.

Doğru anlıyor muyuz yoksa anlamıyor muyuz?

Cevap: Hayır. Neden hemen Yaradan’a dönmüyorsunuz? Bir şey yapabileceğini düşünüyor musunuz?

Yorum:  “Yarım şekelimizi” koyup, bedelimizi ödememiz gerektiğini düşünürüz, artık hiçbir şey yapamayacağımız noktaya gelince O’na sorarız.

Benim Yorumum: Prensip olarak bu doğrudur. Ancak, Yaradan dışında hiç kimsenin yardım edemeyeceğini hemen anlamak daha iyidir.

Soru: Yaradan’ın da katıldığını hissetmek için karşılıklı bir anlaşmayı nasıl imzalarız?

Cevap: Yaradan ona katılmaz,  Yaradan onu belirler. Garantinizi elinde tutar. Sonuçta O, tüm sistemi elinde tutar.

Bu karşılıklı garanti ne anlama gelir? Tamamen kapalı bir sistemde herkes, geri kalanlar için garantördür. Ve eğer kişi rolünü yerine getirmezse her şey yıkılacaktır. Bu nedenle derhal, Yaradan’ı içimizde işleyen bir güç olarak anlamalıyız.

Diğer bir şey de O’na dönüp şöyle diyebiliriz: “Evet, bu kuvvet ağını tutamamaktayız. Öyle yap ki bunu nerede yapacağımızı anlayalım, bizi yönlendir, yardım et, güç ver! Ne yapacağımıza dair bize bir anlayış ver! Yönet!” O’nun için bu, büyük bir hazdır.

How Do You Sign A Mutual Agreement With The Creator?

 

Seçme Özgürlüğü, Bölüm 1

Seçimimizi Belirleyen Dört Faktör

Yorum: Hayatımıza baktığımızda, içinde bir şey seçmemizin o kadar sık olmadığını görürüz. Belki de bize öyle geliyor ama bu konuda yapılan son çalışmalar bile doğum, ölüm, karakter özellikleri ve hatta siyasi görüşlerin toplum tarafından belirlendiğini veya genetik olarak tanımlandığını göstermektedir. Sonunda anlaşılır ki doğa bize başka seçenek bırakmamaktadır.

20. yüzyılın en büyük Kabalisti Baal HaSulam, bu konudaki “Özgürlük” başlıklı bir makale yazdı ve burada gelişimimizi etkileyen ve seçimimizi belirleyen dört faktörü açıkladı. İlk faktör “kişinin temeli” veya kalıtsal bilgileri olarak adlandırılır.

Benim Yorumum: Gerçekten de, her birimizin içinde bilgi kayıtları vardır. Kabala’da bunlara “Reşimot” denir.

Yorum: Baal HaSulam, fikirlerin, düşüncelerin ve görüşlerin hepsinin önceki formlarını kaybettiğini ve doğumda insanlara nitelikler şeklinde gittiğini söyler. Bizler, bunları seçmiyoruz. Onlar doğanın özünde vardır.

İkinci faktör daha ilginçtir: değişmeyen nitelikler, yani her temelde değişen özellikler bulunur ve diğerleri değişmeden kalır.

Benim Yorumum: Bir kişi belirli özelliklerle, belirli bir karakterle doğar. Bu çerçevede kişi, bir şeyi değiştirebilir ama çerçeveyi değiştiremez. Kendi deneyimlerimizde ve hayatlarımızda bile değiştirilemeyen bu eğilimleri görürüz.

Yorum: Baal HaSulam, buğdayın her zaman buğdaydan büyüyeceğine dair bir örnek verir.

Benim Yorumum: Evet. Başka hiçbir şey işlemeyecektir. Çevrenin etkisi veya diğer bazı etkiler altında, bir tahılın belli içsel niteliklerini değiştirebiliriz ama bundan başka bir şeyi değil. Bu, buğdayın hangi ortama yerleştirildiğine bağlıdır.

Freedom Of Choice, Part 1

 

Neyi Düzeltmem Gerekiyor?

Onlunun arka planında eksikliklerinizi gördüğünüze memnun olmalısınız. Onludan, dostlardan nasıl farklı olduğumu ve onlara eşit hale gelmek için neyi ıslah etmem gerektiğini ararım. Daima bir dost ya da diğeri olmak için ne eksiğim olduğunu keşfederim ve “Bilgelerin kıskançlığı, bilgeliği arttırır” çünkü orada çabalamak için bir şey ve talep etmek için bir şey vardır. Bu yüzden hepimiz, taleplerimiz gerçek bir dua haline gelene kadar çalışırız.

What Do I Need To Fix?

Yaradan’ın Eşsizliği, Bölüm 6

Edinim Karşılıklı Bağdadır

Soru: Dünyamızda, dostluk ya da sevgi gibi her türlü duygu yelpazesi vardır. Ama onları hissetmek için başka biri daha olmalıdır. Eğer kendim dışında başka kimse yoksa sevgiyi ya da dostluğu hissedemem. Aynı şey Yaradan için de geçerlidir. O, diğer insanlar arasında doğru bağda hissedilen güç müdür?

Cevap: Elbette, bazı maddeler üzerinde hissedilir. Diğer insanlarla, bir grupla etkileşime ihtiyacım vardır.

Soru: Yaradan, herhangi bir maddede kıyafetlenmezse, hissedilmesi imkansız olan soyut bir form mudur?

Cevap: Evet. Yaradan bana karşılıklı sevgi ve karşılıklı destekle bağlı bir grup insan olarak görünür. O zaman, aralarındaki güç, her birinde değil de onların arasında var olan güç “Yaradan” olarak adlandırılabilir.

Soru: Bu, sevginin gücünün birkaç insanın bağı dışında var olmadığı anlamına mı gelir?

Cevap: Doğru. Bu yoktur.

Soru: Kabala, Yaradan’ın özünün dünyamızdaki tüm nesnelerin ve olguların özü gibi erişilemez olduğunu söyler. “O’nun özü edinilemez.” ne demektir?

Cevap: Bu, edinim metodu ile bağlantılıdır. Aslında, “kendi içindeki” hiçbir şeyi edinmeyiz, sadece bizim ona karşı tutumumuzdan bir edinim elde edebiliriz.

Beni caydıran ya da beni dışımdaki farklı nesnelere yakınlaştıran, olumlu ya da olumsuz izlenimlerin kademeli olarak birikmesi, bana entegre olarak algı organımı nasıl inşa ettiğimi hissetmeme olanak sağlar.

Uniqueness Of The Creator, Part 6

 

Yaradan’ın Eylemlerini Haklı Çıkarmak

Baal HaSulam, Şamati, Makale 34, “Toprağın Kazancı”: “ kişi Yaradan’ın sadece iyilik gönderdiğini söyleyemezse kötü ve hain diye adlandırılıyor sayılır çünkü acı çekmenin hissiyatı kişiyi Yaradan’ı suçlamaya getirir.

Yaradan asla bize ıstırap göndermez. Bu hisleri, sadece onlar için uygun bir şekilde hazırlıklı olmadığımız için böyle algılıyoruz.

Esasen söylendiği gibi kişi, Yaradan’a hem iyi hem de kötü için şükretmelidir çünkü hissettiğimiz kötü olan her şey, sadece içimizde yaklaşan iyi doyum hissini geliştirmek için gereklidir.

Günah işlemek ve ıstırap yoktur. Onların hepsi daha sonra hazla dolar. Bu nedenle ıstırap ve haz için doğru bir şekilde ve önceden hazırlanmamız gerekir. Bizler o zaman haz ve memnuniyet içinde Yaradan’ın sürekli ifşasına sahip olacağız.

Sadece Yaradan’ın haz verdiğini gördüklerinde, Yaradan’ı haklı çıkarırlar. Bilgelerimizin dediği gibi, “Erdemli kimdir? Yaradan’ını haklı çıkartan.” yani Yaradan’ın dünyayı adil bir şekilde yönettiğini söyleyen kişidir.

Erdemli, her koşulda Yaradan’ın eylemlerini haklı çıkarabilecek bir kişidir. Yaradan görünüşte olumsuz duygular gönderse bile, arzularını öyle bir ölçüde ıslah etmiştir ki onların içinde kötü hiçbir şey hissetmez.

Yani Yaradan’la o kadar bağlıdır ki, bu kaynaktan gelen tüm duyguları olumlu olarak algılar. Duygularını, onları kimden aldığı anlayışı ile örter ve bu nedenle her şey onun için bir hazdır. Yaradan’ın her bir işaretinden haz alabilir.

Soru: Istırap hisseder mi?

Cevap: Hayır, bunu hissetmez çünkü onun ıstırabı, Yaradan’ın bir verici olduğu hissiyatı ile kaplıdır.

Justify The Actions Of The Creator