Category Archives: Toplum

Yeni Bir Dünyada Kendimizi Doğuruyoruz

Tam gözlerimizin önünde değişen bir dünyada yaşıyoruz. Tüm hayatımız iki aşamaya ayrılabilir: Koronavirüsten önce ve sonra.

Hayat belli bir rutine göre aktı ve virüs birdenbire içinde köklü bir değişiklik yaparak, tüm insanlığı hala küresel bir kriz olarak algılanan yeni bir duruma getirdi.

Kriz büyüyor ve derinleşiyor ve nereye götüreceği belli değil ama bizi henüz aşina olmadığımız yeni bir dünyaya götürdüğü net. Bu kriz yeni bir doğum gibidir. “Kriz” (Mashber) kelimesi, eski zamanlarda kadınların, üzerinde çocuk doğurduğu taşın adından gelmektedir. Başka bir deyişle, kriz yeni doğum yeridir ve kriz dediğimiz mevcut durum yeni bir dünyanın doğmasıdır.

İnsanlık tarihinde pek çok farklı kriz yaşandı, ancak şimdiye kadar hiçbiri dünyayı bu kadar dramatik bir şekilde değiştirmedi. İnsan toplumunda, sadece onun yapısında bazı değişiklikler oldu. Ama bugünün krizi ilk gerçek krizdir, bir savaş, düşen bir göktaşı veya kitle imhası olmadığı için henüz çok ciddi gelmemekte.

Yine de buna kriz diyebiliriz, çünkü gözlerimizin önünde yeni bir dünya doğuyor. Yakında insan toplumunun, bizlerin, ailelerimizin ve dünyaya karşı tutumumuzun nasıl değiştiğini göreceğiz. Kişinin içsel dünyası, gerçeklik algısı değişecek ve yeni bir dünya göreceğiz.

Henüz görmüyoruz, tıpkı annesinin karnında olan ve dünyayı görmeyen bir bebek gibi. Ama doğduğunda bile ilk başta hiçbir şey görmez. Daha sonra işitme ve görme geliştirir ve büyüdükçe ve dünyaya alıştıkça tepki vermeye başlar.

Yeni bir dünya görmek için, biz yetişkinlerin tam da böyle doğması ve algımızı ve vizyonumuzu değiştirmesi gerekiyor. Yakında gerçekleşecek.

Doğum muazzam, kıyaslanamaz bir acıdır, tüm vücudun patlamaya hazır olduğu hissidir. Bir yandan bu çok ciddi, kritik, yaşamı tehdit eden bir durumdur. Ama öte yandan, başka seçeneğin olmadığını görürüz: doğa bizi bunu yaşamaya mecbur eder.

Bununla birlikte, bir çocuğun doğumu, bir kadının çocuk sahibi olma konusundaki doğal arzusuna dayanmaktadır. Ayrıca, bir kadını çocuk doğurmaya motive eden sadece tek bir kişi değil, bir toplum vardır. Doğa, kadına doğum sancılarına dayanması için çok fazla güç vermiştir; bu zor ve tehlikeli bir durumdur.

Hem erkekler hem de kadınlar tüm insanlık bu Koronavirüs krizinin içindedir. Kadınlar her zaman erkekleri doğum sancılarını bilmedikleri için kınadılar. Artık kadınlar memnun olabilir: erkekler gerçek, şiddetli doğum sancıları yaşayacaklar.

Krizin onları boğduğunu, onlara direnme fırsatı vermediğini hissedecekler: hepiniz içten parçalandınız ama hiçbir şey yapamazsınız.

Yine de dua ve birleşme çabalarıyla doğabileceğiz. Ama çok zor ve özel bir doğum olacak çünkü kendimizi yeni bir dünyada doğuruyoruz. Manevi dünyaya doğru sınırı geçiyoruz ve yeni bir formda doğuyoruz.

“Bu Belirsiz Zamanlarda Başarılı Bir Girişim Kurmak İçin Ne Gerekiyor?” (BIZCATALYST 360 °)


Başlangıçta, dünyanın son birkaç ayda ne kadar yeni bir programa kaydığını kavramamız gerekiyor. Bugün tamamen farklı bir dünyada yaşıyoruz. Sanki uzaylılar bizi ziyaret etmiş ve gerçekliğimize yeni bir çip yerleştirmiş, çevremizdeki koşullarımızı, davranışlarımızı ve düşünme biçimlerimizi değiştirmiş gibi.

Yine de bir geçiş aşamasındayız ve benzer şekilde birçok insan, kendi kendine fayda sağlamanın başkalarına fayda sağlamaktan öncelikli olduğu bir program olan Koronavirüs öncesi dünyamızın modası geçmiş programına göre çalışmaya devam ediyor.

Doğanın evrimsel eğiliminin, tüm parçalarını mükemmel bir bağa ve karşılıklı sorumluluğa yönlendirdiğini anlasaydık, o zaman bugünün değişimlerinin nihai yararımıza nasıl olduğunu görebilirdik. Bu bizi fiziksel olarak değil, daha içten bir şekilde birbirimize yakınlaştırmaya çalışıyor.

Ve birbirimize daha yakın hissettiğimizde, daha mutlu, daha emin, daha güvenli ve daha sağlıklı hissederiz.

Bu nedenle, bugün her şeyden çok ihtiyacımız olan şey, yeni gelişim programımızla ilişkilerimizi dengeleyebilmemiz için bağımızı destekleyebilecek, teşvik edebilecek ve yönlendirebilecek bir ortamdır- daha fazla iş birliği ve birbirimize özen gerektiren koşullar.

Bugünün yeni programının gerektirdiği karşılıklı sorumluluk ve güveni karşılayabilmek için birbirimize karşı tutumumuzu iyileştiremezsek, o zaman bugünden diğerine isteksizce ilerlerken omuzlarımızda giderek daha ağır bir yük hissedeceğiz.

Doğa, Koronavirüs aracılığıyla, bizi kesin olarak dönüştürmek için yeni koşullar içine soktu.

Bu nedenle günümüzün girişimlerinin bunu dikkate alması gerekiyor.

Geçmişteki girişimlerimiz onları birbirine düşüren bir pazarda sona erdiyse, şimdi her şeyin değişmesi gerekmektedir. Yine de rekabet etmemiz gerekecek, ancak rekabetimizin, işimiz için mümkün olduğu kadar pazarın çoğunu toplamaya çalıştığımız egoistlikten, her birimizin insanlığa olabildiğince çok değer katmayı hedeflediğimiz bir rekabete kayması gerekiyor.

Ve bugün “değer” ne anlama geliyor? İnsan ilişkilerinin kalitesini yükselterek, herkesin gerçekten mutlu, güvenli ve sağlıklı olmasına yardımcı olmanın yanı sıra, herkesin ihtiyaçlarının karşılanmasına özen göstermek anlamına geliyor.

Bu nedenle, bu dönemde bir girişim başlatacak kadar cesur olan herkes, önce dünyanın içinde bulunduğu geçişi anlayacak yeterli bilgi ve ortamla donatılmalı ve ardından insanların birbirine daha yakın hissetmelerine yardımcı olacak araçlar yaratmalıdır.

Örneğin, teknolojinin, kendimizi tek bir odada ve hatta her nefesimizin ve temasımızın herkes tarafından hissedildiği, tek bir bütünün parçaları olarak birlikte hissettirebileceği araçlar geliştirmesi için bolca nedeni var.

Başka bir deyişle, sıkı karşılıklı bağımızın keşfine doğru ilerlerken, başkalarıyla birmiş gibi hissetmenin ne anlama geldiğini anlamamıza yardımcı olacak ve böylece kaderimize çok daha olumlu ve uyumlu bir şekilde rehberlik edecek teknolojiler geliştirebiliriz.

Bu nedenle, insanların bağ ihtiyacını otantik bir şekilde karşılayan ve mevcut derecemizden daha fazla karşılıklı sorumluluk ve düşünceye geçişimizi kolaylaştırmaya hizmet edecek girişimlere ihtiyacımız var.

Dünyanın Yeniden İnşası Aşamasında

Soru: Kamuoyu, medeniyetin zirvesi olduğunu söyleyerek, insanlara sonsuz tüketim ilkelerine göre yaşamayı öğretti.  Şimdi toplumda yeni ilişkiler kurarken, nasıl hata yapmayız?

Cevap: Pandemi sadece başlangıç, ilk küçük darbe. Bir darbe bile değil, bizi biraz hareket ettirmek için hafif bir itme. Ama yine de Koronavirüs bizi en korkunç şekilde yeniden şekillendirecek.

Artık geçmiş vasıtalarımızla kontrol edemeyeceğimiz çökmüş, yıkılmış bir dünya göreceğiz. Ne fabrikalar ne havayolları, hiç bir şey olması gerektiği gibi çalışmayacak. Her şey tamamen yeni bir yeniden inşa aşamasından, doğru değişimden, yeni ortaya çıkan koşullara doğru gitmelidir.

Koronavirüs bir şekilde dünyayı bütünleştirdi. Ancak, zaten bundan yola çıkarak, bu dünyaya adapte olamadığımızı anlıyoruz. Geçmişe nasıl dönebileceğimizi bile anlamıyoruz. Ve geçmişe geri dönemezsiniz.

Ancak, bu durumda iki milyar insan işsiz kalacak. Kendilerini nasıl besleyecekler? Ya da onlara ihtiyaç duydukları şeyi nasıl sağlayacağız?

Bugün ülkeler işleri bir şekilde sakinleştirmek için yüz milyarlarca dolar harcıyor. Bu dolarlar yok olur, onları devlet hazinesi geri talep edemeyiz. Bu nedenle, bu dünyanın güçlülerinin sadece güce sahip olduğunu, akıllarının olmadığını görüyoruz. Çok büyük bir sorunla karşı karşıyayız.

“Nefret Virüslere Neden Oluyor” (Newsmax)


Bizler gerçekten, COVID’in neden meydana geldiğini anlamıyoruz. İnsanlar Çin’i suçluyor, Yahudiler’i suçluyor, yarasaları, minkleri, ormansızlaşmayı, yozlaşmış ilaç şirketlerini vs. suçluyor. Ama kimse kendini suçlamıyor. Hiç kimse COVID-19 patlamasını, çevremizdeki her şeye ve herkese kötü muamelemizden sorumlu tutmuyor.

Bu anlaşılabilirdir; bizler genel sistemi görmüyoruz. Bilim adamları dünyanın birbirine bağlı olduğunu ve her şeyin aynı birkaç parçacıktan yapıldığını en az bir asırdır biliyor olsalar da, bunu günlük yaşamlarımızda deneyimlemediğimiz için, gerçek değilmiş gibi davranıyoruz. Ancak birbirimizle ilgimiz yokmuş gibi davranmak, bize içme suyunun kirlenmesinden listerianın sorumlu olduğunun söylenmesi gibidir, ama bakterileri gözle göremediğimiz için buna inanmayız. Semptomlar ortaya çıktığında iyileşmek çok daha zor ve daha acı verici hale gelir.

Realitenin tüm parçaları birbirine bağlı olmakla kalmazlar, onlar doğru bir şekilde bağlıdırlar. Dünyamızdaki mineral, bitkiler ve hayvanlar, içlerinde yazılımı olan doğa kanunlarına göre çalışır ve seçme özgürlüğüne sahip değildir. Kurtlar başka hayvanları yedikleri için kötü değildirler ve geyikler başka hayvanlarla değil bitkilerle beslendikleri için iyi değildirler. Aslında, etoburlar olmasaydı, otoburlar sağlıksız hale gelir, aşırı nüfus yapar, üzerinde yaşadıkları bitkileri tüketir ve sonunda, doğa, onların nüfusunu dengelemek için başka bir yol bulacağından acı çeker ve ölürlerdi. Doğaya baktığınızda, her unsurun tüm sistemin bütünlüğünü garanti ettiğini, mükemmel bir dengeyi koruduğunu fark edersiniz.

Doğanın tamamında tek bir istisna vardır: İnsan. İnsanlar, doğada herhangi bir şeye karşı ilgisizmiş gibi davranabilen ve bir süreliğine ondan sıyrılan tek unsurdur. Şimdiye kadar doğaya karşı savaştık, güçlendik ve son iki yüzyıldır neredeyse onu yeneceğimizi düşündük. Daha da kötüsü, birbirimize karşı savaştık ve birbirimize duyduğumuz nefret, rakiplerimizi geride bırakmak için doğanın hazinelerini madencilik, sondaj ve kesme yarışımızda, doğayı daha da mahvetmemize neden oldu.

COVID-19 bizi aniden durdurdu, ekonomiyi engelledi. Nefretimiz ve sömürümüz, başkalarını yönetme ve aşağılama arzumuz doğaya o kadar zarar verdi ki,  doğa doğal bir çözüm oluşturdu: Yeni Koronavirüs. Tüm kollarıyla ülkelerin birbirlerine karşı yürüttüğü veya yürütmeyi planladığı silahlanma yarışını ve düşmanlıkların çoğunu durdurdu ve hatta bizi diğer insanlardan uzaklaştırdı, böylelikle düşman işyerlerinin veya rekabetçi eğitimin gerilimlerine tahammül etmek zorunda kalmayacağız.

Ancak sistemi görmediğimiz için, virüsün ortaya çıkmasına neden olanın bizim nefretimiz olmadığını düşünüyoruz; ortaya çıkmasına neden olanın – nefret ettiğimiz – bir şey veya başka biri olduğunu düşünüyoruz. Yanılıyoruz. Bunu yaratan, birbirimize karşı kendi tutumlarımız ve rotayı tersine çevirmezsek, yakında diğer zararlı unsurlar ortaya çıkacak.

Dünyanın güneş etrafında döndüğü iddiasını geri almak zorunda kaldığı zaman, Galileo Galilei “E pur si muove” (“Her şeye rağmen dünya dönüyor”) demiştir. Bugün onun haklı olduğunu biliyoruz. Ama birbirimize olan nefretimizi ilgilendiren gerçekler söz konusu olduğunda, Galilei’nin işkencecileri kadar cahil ve inatçıyız. Bu utanç vericidir çünkü dünyanın güneş etrafındaki yörüngesi önemlidir, ancak nefretin hastalıkları yarattığı gerçeği kadar önemli değildir. Eski gerçeğin cehaleti utanç verici; sonraki gerçeğin cehaleti ise hayatlarımıza mal olabilir.

Sağlık ve Tıp, Bölüm 1

Gereksiz Meslekler Toplumu

Soru: Koronavirüs çağında kişi neleri fark etmelidir?

Cevap: Kişi, doğanın yalnızca ilk darbesinden sağ kurtulduğunu anlamalıdır. Toplumu ıslah etmek için çok daha fazla darbeye ihtiyaç vardır ve onlar sürecektir. Sonuç olarak, toplum aynı kalmayacaktır. Bu esas olarak insanların istihdamı ile ilgili olacaktır.

Gerçek şu ki, tamamen gereksiz mesleklerden oluşan bir toplum yarattık. Post-endüstriyel dünyamızda, çok sayıda gereksiz kişi ortaya çıktı ve bu nedenle, tamamen gereksiz birçok meslek ve işletme ortaya çıktı. Optimizasyon için çabalayan doğanın ayrılmaz alanında olduğumuzu ve tüm gereksiz mesleklerin ortadan kalkması için, onun üzerimize baskı uygulayacağını anlamalıyız.

Örneğin, hayvan doğasına baktığımızda, doğada hangi koşulların göründüğüne veya kaybolduğuna bağlı olarak bazı hayvanların ölmesi gerektiğini, diğerlerinin gelişmesi gerektiğini biliyoruz. Aynısı bizim için de geçerlidir. Biz doğanın bir parçasıyız, bu yüzden doğa bizimle oynuyor, bizim için belirli yeni parametreler ayarlıyor, böylece nüfusu, meslekleri, vb. azaltıyor ya da artırıyor.

Şimdi Koronavirüsün etkisiyle insan toplumunun gelişiminde büyük bir ivme var. Pek çok insan çalışmıyor ve prensip olarak işe geri dönmeleri gerekmiyor.

Gerçekten ihtiyaç duyulan işletmeler harekete geçti, faaliyet gösteriyor ve faaliyete devam edecekler. Ve son yetmiş yılda yarattığımız hizmet sektörünün sadece% 5’ine ihtiyaç var.

Bu nedenle, buna gerek kalmayacak ve artık önceki faaliyetine dönmeyecektir. Hizmet sektöründe istihdam edilen nüfusun büyük bir kısmı işsiz kalacak. Ve burada gereksiz mesleklere sahip insanlarla ne yapacağımızı düşünmemiz gerekmektedir.

Twitter’da Düşüncelerim / 31 Ağustos 2020

Tüm evren tek bir sistemdir. Bizler, tutumumuzla tüm doğayı kalibre ederiz. Yıldızları patlatabilir, savaşları tetikleyebilir, barış sağlayabiliriz. Her şey sadece bizim bağlarımıza bağlıdır. Dünya için iyi şeyler istiyorsak, aramızda iyi ilişkiler kurmalıyız ve dünya çok daha iyi durumda olacaktır.

İyiliğin gücü, Yaradan,  kötülüğün gücünü O’nu bu iki gücün zıtlıklarında değil birleşiminde ifşa etmemiz için yarattı. Uzun süredir devam eden hatamız burada yatmaktadır!

Ego seviyesindeki tüm girişimler yıkıma götürür.

Bizler egonun, mantık ötesi inancın, almanın gücü yerine ihsan etme gücünün üzerine yükselmeliyiz. İleriye dönük bir yol bulma girişimlerinde egoyu (alma gücünü) son damlasına kadar sıktık. Bundan sonrasında ego içinde ilerlemek için daha fazla fırsat yoktur.

Pek çok bakteri türü toplu olarak yaşamayı tercih eder. Antibiyotikler tarafından saldırıya uğradıklarında, kolektifi tehlikeye karşı uyarırlar, özverili bir şekilde kendilerine bir uyarı sinyali gönderirler, antibiyotiklere karşı savaşır ve arkadaşlarını öldüren ilaçlara karşı bir savunma oluştururlar.

Onlardan bir iki şey öğrenebiliriz!

Twitter’da Düşüncelerim / 23 Ağustos 2020

Milliyetçi,  bizi Koronavirüs’e götüren ve aynı zamanda hızlı bir şekilde güvenli bir aşı üretmemizi engelleyen, insanlığın tek kötülüğü olan egoizmin bir varyasyonudur. Ülkeler arasında güven eksikliği ve hastalık yerine başkalarını yenme arzusu, “komplikasyonlara” yol açacak!

Birbirimize daha yakın olsaydık, doğanın ıstırap yolunu harekete geçirmeye başlamasını beklemek yerine, krizi ve onun tüm sonuçlarını önleyebilirdik!

Koronavirüsün getirdiği ekonomik kriz, kadınların ekonomik durumunun bozulmasına neden oldu. Sonuçta, okulların ve anaokullarının kapanmasıyla en ağır darbeyi hizmet sektörü aldı.

Modern Mısır’dan, Amerika’dan bu göç, bizi ve herkesi evrensel birliğe ve ışığa doğru yönlendiriyor.

Koronavirüsün getirdiği küresel kriz, artan işsizlik, finansal istikrarsızlık, karantina kısıtlamaları, sağlık korkusu nedeniyle depresyon, panik, intihar düşünceleri, zihinsel sağlık sorunları yaratıyor. % 50’si panik atak ve depresyon geçiriyor, bu özellikle de gençler arasında yaygın.

Karanlığın etrafımızda toplandığını hissedersek, bu ışığın geldiği ve bu yüzden karanlığı gördüğümüz anlamına gelir.

Ama insanlar, henüz onlar için hazır değil!

Dünyanın dört bir yanında, insanlar büyük şehirleri,  terörün yuvalarını terk ediyor, işlerin uzaktan yapılabildiği her yerde ofisler kapanıyor ya da tamamen kayboluyor. Yakında bu, okul dışı dersler ve spor dışında tüm çocuk kurumlarını etkileyecek. Önümüzde büyük sosyal değişimler var.

DSÖ: 20-40 yaşları arasındaki COVID19 vakaları, COVID-19 pandemisinin yeni aşamasıdır. Doğanın planı, bizi egoist durumdan çıkarmaktır ve o zamana kadar pes etmeyecektir. Kabala’da söylendiği gibi, tüm insanlığın küresel ıslah dönemine ve onun Yaradan’ın seviyesine yükselişine girdik.

Mesele, büyüme, insanı dolduran egonun üzerine çıkma meselesidir. Ve kişi kendini egodan kurtaramazsa da, eğer bunu yapmak isterse, dışarıdan bir kuvvet çekebilir ki bu da insanın egosunda kalma çabalarına rağmen, onu egonun dışına çıkaracaktır.

DSÖ’nün düşünmesi gereken şey budur!

DSÖ başkanı, salgının 2 yıl içinde sona ereceğini söylüyor. Ama ben, ne zaman biteceğini bildirmek için acele etmezdim. İyi bir bağ koşuluna gelene kadar, doğa bizi buna zorlamaya devam edecek ve giderek daha fazla baskı uygulayacaktır.

“Covid-19, Tünelin Sonundaki Işık” (Medium)

İnsanların Koronavirüs fırtınasını atlatıp normal hayata dönme isteği, dünya çapında rekor kıran enfeksiyon oranlarının artmasıyla yarıştı. İnsanlar salgını duymaktan yoruldu ama o, yakalamakta ve bırakmamakta, yayılıyor ve vuruyor. Yine de, çözümün bizim elimizde olduğunu anladığımızda, krizin üstesinden gelmek için dayanıklılığı bulabiliriz.

Salgının, hayatımızın: ekonomi, sağlık, eğitim, kültür vb.  her alanı üzerindeki etkisini azaltmak için girdiğimiz yeni işbirliği çağının altını çizen Harvard’lı akademisyenler, “Tarihte ilk defa, dünyadaki hemen hemen her bilim insanı aynı soruna odaklanmış durumda … bu gerçekten yarar sağlamaya başlıyor,” diyorlar.  Dünya çapında milyonlarca insan, gelecekte bizi neyin beklediğini tahmin eden değişkenler yüzünden stres altında. Önümüzdeki kış COVID vakaları açısından ne olacak? Daha kaç kişi işsiz kalacak?

Belirsizlik, kolektif bilincimizi şekillendirir ve onu keskin bir dönüşe hazırlar. Tam da bu tür bir bakış açısı değişikliği – dar görüşlü, egoist bir perspektiften, ortak zorluklarımızı çözmek için kapsamlı, geniş bir yaklaşıma kadar – sorunun en derin kökündeki krize bir çözüme ulaşmamıza yardımcı olacak şeydir: işlevsiz sadece bilimsel, ekonomik veya politik bir bakış açısıyla yaklaşmak yerine insan ilişkileri.

Umut Işığı Aramızdadır

Bir insanın sadece kendini göz önüne aldığı bir dünyadan, insanların birbirlerini göz önünde bulundurdukları bir dünyaya geçmemiz gerekiyor. Zararlı bir virüsün yakınlarımıza bulaşmasını önlemek için maske takıp takmayacağımızı veya sosyal mesafeyi koruyup korumayacağımızı artık düşünmeyi bırakmadığımız bir dünyadan, başkalarının da çocuklarımızın sağlığıyla ilgilenmesini istediğimiz gibi, korumak için ne gerekiyorsa bilinçli olarak yaptığımız bir gerçekliğe ulaşmalıyız.

Şu anki çaresizlik hissiyatımız, aramızdaki ilişkilere bizi daha duyarlı hale getiriyor. İnsani ilişkilerimizi geliştirmeden iyi bir geleceği güvence altına alamayız. Bunun yerine savaşlarda ve çıkar çatışmalarında yalnızca değerli enerji ve kaynakları israf edeceğiz. COVID-19 için bir çare bulunsa bile bu, aşırı egoizmin sosyal fenomenini, insanların başkalarının ihtiyaçlarını değil, sadece kendi bencil taleplerini hissetmelerine neden olan durumu iyileştirmeyecektir.

Tüm patojenlere karşı esas aşı, kalplerin iyileşmesini hedefler, zehirli eleştirileri etkisiz hale getirir ve başkalarına karşı sömürücü tavrımızı düzeltir. Doğa kör değildir ve hiçbir şey tesadüfen olmaz. Gelişimin motoru, olumsuz olaylar olarak algıladığımız şeyi üretir, böylece tepki verir ve bizi doğayla uyumluluğa doğru ters yönde hareket ettiren bağlantılar kurarız. Bu, hayatın gelişiminin formülüdür ve zaman herkesin bunu anlamasını gerektirir. İnşa ettiğimiz dünya tamamen birbirine bağlıdır, ancak kalplerimiz çok ayrı kalmaktadır. Bu uyumsuzluk, tam olarak düzeltmemiz gereken şeydir, böylece karşılıklı düşünme ve uyum içinde bütünsel bir sistem olarak işlev göreceğiz.

Herkesin iyiliği zihniyetini üstlenmek için birbirimize yardım edersek, kalplerimiz egoist ve yabancılaştırıcı tutumlardan arındırılacak ve doğanın tüm parçaları dengeye kavuşacaktır. Başkalarının refahı için ortak endişe, olası her durum için çözümler üretecek ve bizi tüm sıkıntılardan koruyacak bir kalkan oluşturacaktır. O zaman doğada tehdit edici hiçbir şey olmadığını ve Koronavirüsün dünyayı nefretten ve aşırı tüketimden kurtarmanın aracı olduğunu keşfedeceğiz.

Güvenlik ve refah için bu formülün sonucu basittir: kalplerin bağı olmadan hepimiz acı çekeceğiz, ancak karşılıklı destek bir cennet hissi yaratacaktır. Bir tünelin içinde birbirine sokulmuş bir aile gibiyiz. Tünelin sonundaki ışığı ancak sevginin gücüyle görebileceğiz.

Doğru Düşüncelere Sahip Olun

Soru: Biliyoruz ki tüm insanlar farkındalık duygusuna sahip değildir. Bunu nasıl yeniden inşa edebilirler?

Cevap: Yapabilirler. İnsan nedir? İnsan, her dakika, aralarında daha doğru düşüncelerin ortaya çıkacağı, bin farklı düşünceye sahiptir.

Her şey sadece ne tür bir çevreye düştüğünüze bağlıdır. Bu nedenle, etrafımızda doğru çevreyi organize etmek gerekir, o zaman doğru düşünceler ortaya çıkar ve hızlı bir şekilde ilerleriz.

“Zor Durumdaki Bir Ülke İçin Kurtarma Planı” (Medium)

Etrafınıza bir bakın, bir kurtarma planına ihtiyacımız var ve buna hemen ihtiyacımız var. COVID-19 tüm cephelerde kazanıyor, ekonomi çöküyor, endişe artıyor ve saldırganlık kazanıyor. Ancak cesarete, sağduyuya ve dayanıklılığa sahipsek, yapabileceğimiz şeyler vardır.

Öncelikle dünyayı, Koronavirüsün geçici bir safha olduğu yanılsamasından kurtarmamız gerekiyor. Virüs kalmak için burada. Bugün bildiğimiz Koronavirüs olarak kalmayabilir ancak onun, nesillerdir bildiğimiz kapitalist dünya üzerindeki ezici etkisi devam edecek. Öyleyse, hoşumuza gitse de gitmese de, kapitalizmin bittiğini biliyoruz ve vazgeçme aşamasını ne kadar çabuk atlatırsak o kadar iyi.

Daha sonra, bugün bildiğimiz iş piyasasının çoğu bu geçiş döneminden sağ çıkamayacak. İnsanın normal geçimini sağlamak için gerekli olmayan her şey, belki hemen olmasa da, kaybolacak ve geri kalan meslekler de bugün olduklarından boyut ve hacim olarak küçülecektir. Eski iş piyasasının çöküşünün yanı sıra, yeni meslek alanları ortaya çıkacak. New York Times köşe yazarı Thomas Friedman, bunlardan “kalplerle ve kalpler arasında daha fazla değer yaratan” işler olarak bahsetti.

Bu meslekler, yalnızca insanları bir araya getirme, topluluklar içinde karşılıklı sorumluluğu artırma, karşılıklı ilgi ve endişe ve yabancılar arasında bile sorumluluk ve yakınlık duygusu ile ilgilenen işler olacaktır. İnsanları sürece dahil etmek için, bu yeni sosyal çalışmanın başka bir yönü, dünyanın içinden geçtiği değişim hakkında bilgi sağlamakla ilgilenecektir. Bilgi, yaşadığımız değişimin doğasını, neden ekonominin birden çökmeye başladığını, neden daha önce hiç olmadığı kadar birbirimizden sorumlu olmamız gerektiğini, kalpte ve zihinde böyle bir değişikliğin faydalarını ve COVID-19 salgınına kadar yaptığımız gibi devam edersek olabilecekleri anlatan kurslar aracılığıyla verilecektir. İki tür eğitim – dayanışmayı geliştirmek ve bilgi sağlamak için – yan yana yürütülecek ve insanları en azından eskisi gibi çalışmaya devam etselerdi meşgul olacakları saatler kadar meşgul edecektir.

Üçüncüsü, kapitalist dönem ile yeni dönem arasındaki geçiş dönemi olabildiğince kısa olmalıdır. İnsan doğası dinlenmeyi sever ve neredeyse anında buna alışır. İnsanlar evde birkaç aydan fazla boş bir şekilde kalırlarsa, çalışma yeteneklerini kaybetmeye başlayacaklardır. Bir kez bu duruma geldiklerinde, onları eğitmek ve toplum için üretken hale getirmek neredeyse imkansız olacak ve toplumun sırtında bir ağırlık olarak kalacaklar.

Dördüncüsü, iş piyasasındaki değişimin yanı sıra toplum, değerlerini güçlülere ve narsistlere hayranlık duymaktan, güçlenmeye ve özgeciliğe olan saygıya dönüştürecektir. Bu, süper kahramanlara tapan bir toplum değil, onu dayanışma içinde bir araya getirenleri onurlandıran bir toplum olacaktır.

Beşincisi, bir sonraki nesli yeni dünyada yaşama hazırlamak, öğrenme, öğretme, öğretmenler ile öğrenciler ve öğrenciler ile öğrenciler arasındaki iletişim yaklaşımında değişiklikler gerektirecektir. Toplumda olduğu gibi, okulda da en çok övülen öğrenciler, akranlarının birlikte çalışmasına yardımcı olan öğrenciler olacaktır. Fikir yeni değil; on yıldan fazladır ortada. İşbirliğine dayalı öğrenmenin kullanışlılığının belki de en iyi ifadesi, patent avukatı Lawrence Ebert J.D.’nin lise aldatmacası hakkındaki bir makalesinde bulunan bir alıntıdır: “Hiçbir sektörde, işbirliği hile olarak kabul edilmez. Sadece okulda bu bir sorundur. Çocuklarımıza ne öğretiyoruz?”

Değişikliği yapmak için çok az zamanımız var. COVID-19 baskı yapıyor ve eskiden kesin olan şeyler çöküyor. Uç fikirleri olan azınlık grupları ana akım ve aşırılıklar norm haline geldi. Kurtarma planı gecikmeden başlarsa, bizi nispeten sakin ve güvenli bir şekilde su üzerinden diğer kıyıya götürebilir. Akıntının bizi gittiği yere götürmesine izin verirsek boğuluruz.