Category Archives: Maneviyat

Gölgeler Dünyasından Işık Dünyasına

Tüm dünyamız, alma imgelerinden oluşur, çünkü haz alma arzumuzda, karanlık özümüzde hiçbir şey yoktur. Onun içine biraz ışık girdiğinde ve bu arzu ışık tarafından hafifçe etkilendiğinde, bu arzunun içinde çeşitli akışkanlar, dalgalar ve değişen akımlar ortaya çıkar.

Bunlar içimizde, duygularımızda ve zihnimizde bu dünyanın hissini oluşturur. Sonuçta, dünyamız gerçek realite değildir, içimizdeki arzuyu çok küçük, zayıf ve gerçek dışı bir biçimde hafifçe aydınlatan ışıktan, duygu ve zihnimizde hayal ettiğimiz şeydir; çünkü arzu ve ışık arasında hiçbir bağlantı yoktur.

Birleştiğimizde ve tüm parçalarından birlik gücüne sahip bir arzu oluştuğunda, o zaman ışık, parçaları arasındaki ayrımın üzerinde birleşerek arzunun içinde tezahür eder. Buna bağlı olarak, ışık arzunun içinde ifşa olur ve ardından arzunun içinde, kalbin ve zihnin içinde, ışığın, ihsan etme eyleminin gerçek formları ifşa olur.

Oysa bizim dünyamızda, sahte ihsan etme biçimleri, duvara resimler çizen karanlık gölgeler gibi, arzularımız ve düşüncelerimiz içinde ortaya çıkar. Bu nedenle, realitenin gerçek resmini edinmek için çabalamalıyız.

Seçilmiş Yüce İnsan

Şunu kesin olarak bilin ki, ARİ’nin zamanından bugüne kadar, ARİ’nin metodunu tam olarak anlayan hiç kimse olmamıştır…

Ve şimdi Yaradan’ın iradesiyle, iyi amellerim nedeniyle değil fakat yüce olanın arzusuyla, ARİ’nin ruhunu idrak etmekle ödüllendirildim. Ölümünden bugüne kadar hiç kimseye nasip olmamış bu olağanüstü ruh için neden benim seçildiğim ise beni aşan bir konu. (Baal HaSulam, Mektup 39)

Çalışmamız hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Belirli insanlara hangi amaçla benzersiz yetenekler verildiği bilinmiyor. Bu, ancak genel ıslahın sonunda, hepimiz tek bir Kli’de (kap) birleşip birbirimize ne kadar bağımlı olduğumuzu gördüğümüzde netleşecek.

Bu nedenle, Baal HaSulam, “bu olağanüstü ruh için” neden seçildiğini bilmediğini yazıyor.

Soru: Buna egoist bir bakış açısıyla bakıldığında, kişi şu soruyu sorabilir: “Kendisi için nasıl ARİ’nin ruhu olduğunu söyleyebilir?! Belki de sadece ona öyle gelmiştir?”

Cevap: Her bilimde olduğu gibi, bu da bir gerçeğin dile getirilmesidir. Baal HaSulam, dünyada başardıklarını doğrulamak için bunu söylemek zorundaydı.

Maneviyatta Kilometreler Yoktur

Soru: Kabala’da her şey nasıl ölçülür?

Cevap: Kabala ilminde, mutlak ve gerçek ölçülerin olmadığını; her şeyin insan algısıyla değerlendirildiğini öğreniriz. Bu nedenle, Kabala’nın dediği gibi, gerçeği edinen bir kişi söz konusu olduğunda her zaman şöyle denir: “Yaratılan olmadan Yaradan yoktur.”

Bu nedenle, Zohar Kitabı’nda, onun yazarları tarafından Yaradan hakkında yazılan her şeyin, Kral Davut’un Mezmurları’nda ve diğer kaynaklarda, kendi niteliklerine ve edindiği seviyeye göre anlayan bir kişi tarafından yazıldığı anlaşılmalıdır.

Buna göre, kişinin kendisi ve derecelerin merdivenindeki konumu değerlendirilir. Nerede olduğuna bağlı olarak, Yaradan’ı bu şekilde görür. Ona, Yaradan değişiyormuş gibi gelir, çünkü her şeyi kendi arzularına ve niteliklerine göre değerlendirir.

İyi ve iyilik yapan ve mutlak huzur içinde olan Yaradan’da hiçbir değişim yoktur. Ancak insan her an Reşimot’unu uyandırır ve buna göre Yaradan’ın büyük mü küçük mü, iyi mi kötü mü olduğuna karar verir.

Bu nedenle, Kabalistik metinleri ancak yazarlarının seviyesine ulaştığımızda anlayabiliriz.

En Kısa Düz Çizgi Boyunca Daireden Daireye

Her grup, herkesin kesinlikle eşit olduğu arzuların bir “dairesidir”. Seviyelerindeki farkı belirlemek istiyorsak, merkez noktaları arasındaki mesafeyi ölçeriz; bu mesafeye “düz çizgi” (Yosher) denir.

Diyelim ki bir grup, Rabbi Shimon’un öğrencileri, büyük Kabalistler grubu olsun. İkincisi ise ilk manevi seviyeye yeni ulaşmıştır. Her ikisi de bir “daire” oluşturur, ancak aralarındaki fark “düz çizgi” (Yosher) ile ölçülür.

Her seviyenin, her koşulun kendine özgü “daireleri” ve bir daireden diğerine merkezlerinden geçen bir “düz çizgi” vardır. Eğer bir grup zaten manevi bir seviyedeyse, en başlangıç seviyesinde bile olsa, aralarında çok küçük de olsa bir daire vardır. Merkezinden, Rabbi Shimon’un grubunun merkezine olan mesafeyi ölçebiliriz ve tam olarak 125 seviye veya koşul elde ederiz.

Her yeni koşula göre, “düz çizgi” (Yosher) boyunca yükselir ve sonra onun içinde bir daire oluşturursunuz. Sonra tekrar düz bir çizgide yükselir ve bir daire oluşturursunuz. Böylece adım adım ilerleriz.

Ve “daire”nin merkezi noktası, grubun ortak arzusu, herkesin birleşmesidir, böylece ortak çabalarla, Yaradan olarak adlandırılan ortak ihsan etme niteliğini ifşa edebiliriz.

Geçiş Koşulu

Hazırlık dönemi, sabırla donanıp bunun geçmesini beklememiz gerektiği anlamına gelmez. Bir sonraki anda bunun sona ermesini sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapmadıkça, bu dönem geçmeyecektir.

Beklemek, umutsuzluğa kapılmadan, her an, tekrar tekrar çaba göstermeye hazır olduğum anlamına gelir. Ve her an, istediğim ödülü yani ihsan etme gücünü alacağımı umarım ve böylece, tekrar tekrar, her an, yorulmadan beklerim.

Bunu yapabiliyorsam, koşullar (girişler ve çıkışlar) hızla birbirinin yerini alıyorsa, bu, gerçekten daha yüksek ve daha derin bir dereceye layık olabileceğimin işaretidir. Sonuçta, kişi hazırlık sürecinde ne kadar çok günah ve hata ifşa ederse, Machsom’un ötesinde tek ve çift ifşada o kadar çok ilerler ve ıslaha ulaşır.

Hazırlık döneminde, grup herkese tutarlılık, azim, güven ve sabır gücü sağlamalıdır, başka seçeneğimiz olmadığını, bu şekilde ilerlediğimizi anlamalıdır. Ve böylece, yıl be yıl ta ki her an, anlık ödülden vazgeçmeye ve onsuz bile çalışmaya hazır olana kadar. Bu, Machsom’u geçmeye layık olduğumuz anlamına gelir.

Kişi, içindeki muazzam, tutkulu, yakıcı ihsan etme arzusu nedeniyle, bir sonraki dereceye ulaşmak için o kadar çaba gösterir ki, bundan vazgeçip hazırlık aşamasına devam etmeye hazırdır. Yaradan bana sadece bu hazırlığı vermek istiyorsa ve ben sadece ihsan etmeye ulaşmak istiyorsam, o zaman ben buna razı olurum ve Machsom’a ihtiyacım olmaz ve o zaman onu alırım.

Yaradan’ın Önemini Hissedin

Soru: Dostlarımdan gelen, Yaradan’ın önemini ve yüceliğini hissetmek için ne yapmalıyım?

Cevap: Bir dosta, onun sahip olduğu nitelikler için, kendini grupta ifşa ettiği gerçeği için saygı duymalısınız; o zaman onun aracılığıyla Yaradan’ın ışığını almaya başlarsınız.

Soru: Peki bana Yaradan’ın bu önemini kim veriyor? Yaradan mı? Yoksa kendi çabam mı?

Cevap: Yaradan başlar, ancak siz tamamlarsınız. Bu eylemlerin temelinde dua yatar.

Soru: Bunu, gerçek bir dua haline gelmesi ve sadece benim sızlanıp şikayet etmemem için, nasıl bir araya getiririm?

Cevap: Bunu düşünün. Bunu her zaman düşünün.

Dairesel Işık

Bu nedenle ARİ, Eyn Sof ışığı ile yapışık olmadığını yazmıştır. Bu, dairelerin Keter’inin dairesel ışığının formunun, Eyn Sof’taki ışıkla aynı olmadığı anlamına gelir. (Baal HaSulam “On Sefirot’un Çalışılması” Cilt 1, Kısım 2, Bölüm 1, No. 9).

Soru: Dairesel ışık nedir?

Cevap: Dairesel bir ışık diğerlerinden (ışıklardan) farklıdır ve kaynağına bağlıdır. Ari’nin söylemek istediği tam olarak budur.

Soru: Neden İgulim’e (dairelere) “Behinot” değil de “Sefirot” diyor?

Cevap: Artık tamamen alakasızdır. “Sefirot” ve “Behinot”, her Partzuf’taki bireysel seviyeler için kullandığımız isimlerdir.

İç Dünyanızın Hacklenmesine İzin Vermeyin

Yorum: Tüm bu propaganda ve manipülasyon yöntemleri köşe bucak her yere nüfuz ediyor. Bu, kişinin kendi düşüncelerinin doğruluğundan şüphe etmesine ve kendine güvenini kaybetmesine ve manipülatöre bağımlı hale gelmesine neden olan psikolojik manipülasyondur.

Cevabım: Bu manipülasyon, kişiye kontrol edildiğini anlatmak ister. Genel olarak. Ancak kişi kendini kontrol ettiğini hissetmelidir. Ve o zaman kişi ile onun bağımsızlığını ihlal eden kişi arasında teke tek bir mücadele başlar.

Soru: Bu gerçekten bir saldırı mıdır?

Cevap: Evet! Başka ne olabilir ki! Bu esarettir. Peki, ne yapabilirsiniz ki? Dünya böyle işte.

Yorum: Temel olarak, neredeyse yüzde 90’ının veya daha fazlasının esarete maruz kaldığını görüyoruz.

Cevabım: Ve onlar bunu istiyor!

Soru: Öyleyse kişi buna direnmeli, ölümüne istememeli midir?

Cevap: Kişi bunu yapmamalıdır! Sadece böylesi bir saldırıya maruz kalabileceğini ve bundan sonra artık özgür iradesinin olmayacağını anlaması gerekir. Ve bundan kaçınmak için kendini inşa etmelidir.

Soru: Bunun hakkında biraz konuşalım. Kişinin kendi içinde inşa etmesi gereken bu öz, ne tür bir şeydir?

Cevap: Başkaları size yapmak istediklerini, siz kendinize yapın. Yani, başkaları size kendi bakış açılarını, dünya görüşlerini ve dünyaya karşı tutumlarını dayatmak isterler, ama siz bunların hepsini kendiniz inşa edersiniz!

Soru: Kişi onlardan öndedir ve kendini inşa eder öyle mi?

Cevap: Evet. Dahası, onlardan o kadar öndedir ki, onlarla savaşabilir. Kendisiyle onlar arasına bir duvar örebilir. Anlamamız gereken şey budur.

Soru: Bu neyden oluşur? Bu duvar tam olarak neyden yapılmıştır?

Cevap: Bu duvar, kendi içimdeki dünyayı istediğim gibi inşa etme yöntemime olan güvenimden oluşur. Ve her şeyden.

Soru: Hangi duvar buna dayanabilir? Onu ayakta tutmak için nasıl bir dünya inşa etmeliyim?

Cevap: Mümkün olduğunca materyalist bir dünya, bu da insanın iç dünyasını parçalamaya yönelik her türlü girişime direnecektir.

Soru: Bu sadece güçlü insanlar için mi mümkündür, yoksa neredeyse herkes bunu yapabilir mi?

Cevap: Hayır, herkesin bunu yapabileceğini düşünmüyorum. Ama prensipte bu öğretilebilir ve insanlar bağımlılıktan, böylesine yarı-yeraltı, esaret koşulundan kurtarılabilir.

Yorum: Siz ve ben, günümüzde dünyanın bunun altında olduğunu görebiliyoruz.

Cevabım: Günümüzde, kesinlikle herkes kontrol altında tutulduğu bir koşul içindedir: düşünceler, görüntüler, bakış açıları vb. dayatılıyor. İnsanlık genel olarak gider, tabii ki… mağaralara geri sürünerek geri döner.

Yorum: O zaman yine de, eğer öyle diyorsanız, bir duvar örme olasılığı var… Ve size başka bir şey daha söyleyeceğim; çok ilginç bir gözlem var. İnternette, bir yerlere, bir tür inziva yerine gidenler hakkında milyonlarca görüş var. Biri taygaya gitmiş ve 20 yıldır, 30 yıldır orada yaşıyor. Bir kişi. Bir kişi gidiyor ve hepsi bu, insanları terk ediyor. Ve insanlar izliyor ve “Keşke ben de yapabilseydim.” diye yorumlar yazıyorlar.

Cevabım: Evet, ama bu kolay değildir.

Yorum: Kolay değil. Ama bu duvar bazıları tarafından inşa edilmiş. Ve siz de aktif bir dünyada sunuyorsunuz…

Cevabım: Kesinlikle aktif, hiçbir şeyi değiştirmeden, sadece kendi içinizde.

Soru: Yine de, bunun ne olabileceğini söylemiyorsunuz? Öyle mi? Nasıl yapılır? Bana pratik bir tavsiye verin.

Cevap: Bilmiyorum. Ben kendi içimde böyle bir duvar ördüm. Sanki kendimi dünyadan, herkesten uzaklaştırmışım gibi. Kendi içimde sessizce, yalnız yaşıyorum. Kimse böyle yaşadığımı tahmin etmiyor.

Yorum: İlginç! On binlerce, yüz binlerce öğrenci var ve siz “Ben böyle yaşıyorum” diyorsunuz.

Cevabım: Bunun önemi yok.

Yorum: Öyleyse sırrı paylaşın.

Cevabım: Sır çok basit. Bu dünyayı kendi içimde inşa ediyorum ve bu nedenle, bana dayatılan dünyayla çatışma halinde olsam bile, bu çelişki beni ezmiyor, benimle savaşmıyor. Ben sadece onu bir kenara bırakıp devam ediyorum.

Soru: Orada, o dünyada nasıl bir şey olduğunu bize biraz anlatabilir misiniz?

Cevap: O dünyada ben kralım. Ve yüce Yaradan’a hizmet ediyorum. Hepsi bu. Her şey çok basit.

Soru: Söylemesi kolay ama yapmak kolay değil. Ancak ben gerçekten böyle bir dünyaya gitmek istiyorum. Bu koşula, bu dünyaya nasıl girileceğine dair bir tavsiyeniz var mı?

Cevap: Yavaş yavaş ilerleyerek.

Soru: Nasıl?

Cevap: Onun inşa edilmesi gerekir. Kişi onu kendi içinde inşa etmelidir. Ve onu inşa ettiğinde, evet bunun yapılabileceğini, yapılması gerektiğini ve sonsuza kadar süreceğini keşfeder.

Soru: Bu hem güvenlik hem de barış mı?

Cevap: Kesinlikle her şeyi kapsar! Bu, yüce kralın krallığıdır.

Soru: Yüce kral. Ve O da kral mı?

Cevap: Evet, ama siz O’nun için inşa ediyorsunuz.

Soru: Bunu O’nun için mi inşa ediyorsunuz? Sonra da kendinizi içinde mi buluyorsunuz? O’nun orada hüküm sürmesi için mi?

Cevap: Benim, O’nun için her şeye hükmetmem adına.

Sonsuz Hareket İçinde Mutlak Dinlenme

Soru: Eğer tüm yolumuza, ışığın arzuyu girmesi ve çıkması eşlik ediyorsa, neden ışığın mutlak dinlenme halinde olduğu söylenir?

Cevap: Üst ışığın mutlak dinlenmesi, sonsuz sıklıkta sürekli değişmesidir! Işığın “değişmezliği”, onun dinlenmesidir, tek bir hedefe ulaşmada sürekliliği anlamına gelir, çünkü her zaman yalnızca hedefe götüren eylemleri gerçekleştirir. Onun mutlak dinlenmesi, bu hedefi değiştirmediği, ancak sonsuz bir hızla bu hedefe doğru hareket ettiği gerçeğinde yatmaktadır.

Bizim için dinlenme, yol boyunca dolanmamak, tek bir yönde çabalamak ve oraya ilerlemek için binlerce yol aramak, yoğunluğu korumak ve çaba sarf etmek anlamına gelir. Ve tüm bunlara mutlak dinlenme denir çünkü önümde tek bir hedef görürüm.

Işık arzuya girer ve ondan çıkar ve her an sonsuz sayıda eylemi gerçekleşir. Ancak kişi ihsan etme niteliğindeyse, tüm bu çeşitli eylemleri sonsuz bir dinlenme olarak hisseder!

Farklı Işıklar

Soru: Adam Kadmon dünyasının on İgulim’i ile beş Partzufim’in saran ışığı (Ohr Makif) arasında nasıl bir ilişki vardır? Aynı şey midir?

Cevap: Hayır, farklı ışıklardır. Birçok farklı ışık vardır: Yosher, İgulim vb.

Her şey bunların nerede olduklarına, nasıl bağlandıklarına ve birbirlerine ne ilettiklerine bağlıdır.