Category Archives: Maneviyat

Büyük Günah

Soru: İftira etmek, Tora’da neden çok ciddi bir günah olarak kabul edilir?

Cevap: Öncelikle, eğer olumsuz bir düşünceyi uzaya yayarsanız, bunun sınırı yoktur. İkincisi, herkes birine iftira atabilir, bu konuda herhangi bir kısıtlama yoktur. Dolayısıyla, iftiranın yöneltildiği kişi böyle bir şey tarafından tam anlamıyla vurulabilir. Evde, sokakta, herhangi bir yerde, kendisi hakkında dedikodu duyabilir ve bundan kaçışı yoktur.

Tora iftirayı sert bir şekilde kınar; “Annesine ve babasına iftira atan kişi öldürülmelidir” der.

Manevi açıdan bakıldığında, bu aynı zamanda ölüm tehdididir. Mesele şu ki, eğer bir kişi ülkesine, halkına, akrabalarına, Yaradan’a yani onu bu dünyadaki yaşama bağlayan her şeye bu şekilde davranırsa, o zaman onun için bu yargı en katı şekilde olmalıdır.

Yorum: Ancak bir keresinde anne ve babanın en yüksek iki seviye olduğunu ve bir kişi onlara iftira atarsa, bu seviyelerin önemine sahip olmadığı anlamına geldiğini açıklamıştınız. Böylece kendisini yaşam kaynağından koparmış olur ve buna ölüm denir.

Cevabım: Evet, bu şekilde yorumlanabilir. Ancak, bir kişinin gerçekten babası ve annesi hakkında konuştuğu durumlardan da bahsediyoruz ve o zaman cezası halka açık olmalıdır.

Dostlarınızın Arzularına Daha Yakınlaşın

Soru: Her birimiz arzularımızla çalışmakla meşgulüz. Işığın etkisi onların ıslahına yol açar ki bu da bireysel bir edinimdir. Ancak bu resme dostlarımızın arzularını da eklemek ne anlama geliyor? Ortak bir edinime ulaşmak için bu arzulara nasıl yaklaşır ve onları nasıl açığa çıkarırız?

Cevap: Bu, her adımda yerine getirmemiz gereken zor bir görevdir. Bu nedenle düşüncelerimizin nerede olduğunu, ne hakkında konuştuğumuzu, ne öğrendiğimizi ve ne okuduğumuzu dikkatle izlemeliyiz. Ve bu, manevi çerçeveden ayrılmadan yapılmalıdır.

Soru: Onlunun çalışmasında, dostların arzularını hissetmek gerektiğine dair bir anlayış var ama ne yazık ki içsel bir izlenim yok. Burada doğru yaklaşım nedir: onları üzerimizde kıyafetlendirmek mi yoksa onların arzularına gelmek mi?

Cevap: Basitçe arzularımızda birleşmemiz gerekir. Dostlarımızla “tek kalpte tek adam” olacak şekilde bağ kurmakta hem fikir olmalıyız ki aramızda hiçbir fark kalmasın ve böylece her zaman tek bir ortak hedefi düşünüp sadece bunun için çabalayalım.

Soru: Nihayetinde, zihnimizde kendimizi Yaradan ile ilgili olarak hissedip tanımlayacağımız ve ıslah isteyeceğimiz noktaya gelecek miyiz? Bunu onluda başarabilir miyiz?

Cevap: Elbette, bundan hiç şüphem yok.

Hayal Etmenin Gücü

Soru: Kabala bilgeliğinde sık sık “kendine hayal et” terimini duyuyoruz. Eğer hayal gücü ile kendi koşulunu değiştirebiliyorsa, insan ne tür bir yaratıktır? İyi bir şey hayal ettiğimizde, bir şekilde koşulumuzu değiştiriyoruz. Bu içimizde nerede gerçekleşiyor?

Cevap: Bir insan iki sistemden oluşmuş gibidir. Bir sistemde hisseder; diğerinde ise hislerine zıt dahi olsa herhangi bir şeyi hayal edebilir. Bu nedenle, Kabalistlerin açıklamalarını okuduğumuzda, onların tarif ettiklerini hissetmeyi arzularız. Haydi, tam olarak bunu yapalım.

Yavaş yavaş, kendimizi farklı anlayışlara, hislere ve ihsanlara ayarlayarak, beynimiz duyulardan duygulara geçecek ve böylece bu duygular zihin içinde çalışacaktır.

Akılla Ve Duygularla

Soru: Yaradan’la duygusal olarak birleşebileceğimiz ve kendimizi O’na kalplerimizle bağlayabileceğimiz söylenir. Fakat Tora’ya sahibiz ve aklımızla çalışıyoruz. Akılla çalışmanın avantajı nedir?

Cevap: Bazı insanlar Yaradan’ı entelektüel ve teknik olarak anlamaya çalışırlar. Bazıları ise O’nu kendi içlerinde duygusal olarak anlamak isterler. Her şey kişiye bağlıdır.

Yaradan’a hem aklımızla hem de duygularımızla yaklaşırız. Çoğu zaman, O’na daha çok entelektüel olarak yaklaşırız ve sonra bunun daha çok duygular aracılığıyla gerçekleştiği dönemler olur ve bu şekilde yavaş yavaş O’na doğru ilerleriz.

Bu iki ayak üzerinde yürümeye benzer: sağ-sol, sağ-sol, bu şekilde adımlar atarak. Aynı şey burada da geçerlidir. O’nu bazen aklınızla, bazen de duygularınızla hissedebilirsiniz. Her iki şekilde de ilerlememiz gerekir.

Soru: Grupta bazılarının duygusal çalışma, bazılarının da bilgiye dayalı çalışma tercihlerini nasıl doğru bir şekilde dengeleyebiliriz? Bu temeldeki yanlış anlaşılmaları nasıl önleyebiliriz?

Cevap: Yavaş yavaş birbirinizi anlamaya başlayacaksınız çünkü sizin tüm içsel niteliklerinizde birleşmeniz gerekmektedir. Örneğin, bir kişi şu anda her şeyi akıl yoluyla algılarken, bir diğeri kalp yoluyla algılayabilir ve sonra bu durum değişebilir. Bunu yönetmek zorunda olacaksınız.

 

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 97

Soru: Kelimelerimiz sınırlı ve dua ederken duygularımızı her zaman aktaramıyoruz. Dualarımızı kelimeler olmadan Yaradan’a nasıl yükseltebiliriz?

Cevap: Kelimeler hiçbir şey söylemez. Kalbinizi açın ve hepsi bu kadar. İnsanın kelimelere de ihtiyacı vardır ama Yaradan’ın yoktur.

Soru: Dostlarına ve Yaradan’a bağlı olan bir kişinin gerçeklik algısında ne gibi değişiklikler olur?

Cevap: Tüm manevi Kli‘yi Yaradan ile bağlı olarak görürler ve yaratılış hedefine doğru ilerlerler.

Soru: Birbirimiz için örnek olmamız gerektiğini söylüyorsunuz. Diğerlerinden ayrı kalmaktan korkmalı mıyız?

Cevap: Hiçbir koşul altında saklanmayın, korkmayın veya utanmayın. Herkese iyi bir örnek gösterin.

Soru: Güçlü bir egoizm alçakgönüllülüğe karşı direnir. Bu, iyi işlere layık olmak istediği anlamına mı gelir?

Cevap: Hayır, güçlü bir egoizm her şeyi kendisi için ister.

Soru: Dersler sırasında büyük bir ilham alıyoruz. Bunu dünya ile nasıl paylaşabiliriz ve onlu grupta çalışmanın anlamı nedir?

Cevap: Bu sizin kalbiniz. Onu ilhamla doldurmalı ve sonra bu izlenimi yavaş yavaş tüm dünyaya yaymalısınız.

 

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 96

Soru: Işığı alabilen ve verebilen bir gerçeklik olduğumuza dair bir öz farkındalık hissine sahibiz. Yaradan’ın niteliğinde ise kendimizi O’nunla birlikte tek bir sistemin parçası olarak hissediyoruz. Özünde farklı olan bu iki niteliği onlunun çalışmasında nasıl bir araya getiririz?

Cevap: Evet, farklı niteliklerle ilişkilenmiş durumdalar ama biz onları birleştirmeye çalışmalıyız. Yavaş yavaş bunu yapmayı başaracağız.

Soru: Onluda ihsan etme niyetini nasıl güçlendirebiliriz?

Cevap: Bunun hakkında daha fazla konuşmalıyız ve eylemleri gerçekleştirirken, birleştiğinizi ve Yaradan’a döndüğünüzü hissetmeye çalışmalısınız. O zaman O’na olan özlem daha güçlü olacak ve O’nun ifşasına geleceksiniz.

Soru: Katı dini metinleri okuyan bir kişi, Bnei Baruch’un dağıtımını benimseyebilir ve Yaradan için çabalamaya başlayabilir mi?

Cevap: Elbette. O kişinin bizim ne yaptığımızı bilmesi gerekir. Biz Yaradan’ın hissine ulaşmak istiyoruz. İşte onun meşgul olması gereken şey de budur. Kitaplarımızı okuması ve kendini biraz onlara kaptırması gerekir.

Soru: Kişi bir bütünün parçasıysa ve sisteme dâhilse, kendini düşünmeden başkaları için nasıl dua edebilir? Koşulsuz sevgi nedir? Bir insan nasıl koşulsuz sevebilir?

Cevap: Bunu nasıl açıklayacağımı bilmiyorum çünkü bu bir duygudur. Bu duyguların içinizden, dostlarınızla olan bağınızdan geçmesine izin vermeye çalışmalısınız ve o zaman bunun ne hakkında olduğunu anlama fırsatınız olacaktır.

İyi Meleğin Etkisini Güçlendirin

İyi bir melek “sağ” olarak adlandırılır ve bu melek sayesinde kişi Yaradan’a hizmet etmeye yaklaşır. Buna “sağ yaklaştırır” denir. Kötü melek ise “sol” olarak kabul edilir ve kişiyi uzaklaştırır. Bu, ister zihinde ister kalpte olsun, ona yabancı düşünceler getirdiği anlamına gelir (Baal HaSulam, Şamati 107, “İki Melek Hakkında”).

Her iki meleğin, iyinin ve kötünün üzerimizde çalışması, bir hedefe doğru ilerlemek için her iki meleği de kullanmak anlamına gelir. İki güçle doğru bir şekilde çalışmak için, kendinizi ortada hayal etmeye çalışmalı, sonra orta çizgiyi bulmalı ve sağ ve sol çizgiler arasında ilerlemelisiniz.

Soru: İyi meleğin üzerimizdeki etkisini nasıl artırabiliriz?

Cevap: Sadece dua yoluyla. Duayı tüm koşulları kapsayan ve iyi eylemlerimizden önce gelen daimi bir çalışma haline getirmek için, kendimizi doğrudan Yaradan’a yönlendirmeliyiz.

 

 

Minnettarlık İhsan Etmektir

Soru: Zohar Kitabı’nı okumaktan bilinçli olarak mutlu olmak ve aynı zamanda hissettiğim bu haz, Yaradan’a ihsan olarak kabul edilir mi?

Cevap: Hayır, bu hala bir almaktır.

Soru: Peki, Yaradan’a teşekkür ettiğimde ve bunun arkasında O’nun olduğunu anladığımda, bu ihsan mıdır?

Cevap: Evet, eğer tüm bunların arkasında Yaradan’ın olduğunu hisseder ve O’na teşekkür edersen, o zaman bu Yaradan’a ihsandır.

 

 

Onluda Maneviyat

Soru: Maneviyatı onluda nasıl kullanırız?

Cevap: Doğru duygularınızı dostlarınıza iletmeli ve onlara yardımcı olmalısınız. Karşınızdakini memnun etmek, onu doldurmak ve ona yardım etmek istediğinizi düşünün.

Maneviyatta başarı ya da başarısızlık, istikrar ve dikkate bağlıdır.

Soru: Maneviyatın öncelikli olacağı bir zaman gelecek mi?

Cevap: Maneviyattan daha önemli bir şey olmadığına birbirinizi ikna etmek size ve dostlarınıza bağlıdır.

 

 

Hislerin İfadesi

Soru: Maneviyat, insanın içsel hissidir. Aramızdaki bu ilişkileri dışarıya nasıl ifade etmeliyiz?

Cevap: Grubun, onlunun iç yaşamına dahil olarak.

Soru: Bu içsel ilişkileri, aramızda dışsal olarak ifade etmeli miyiz?

Cevap: Evet, bunları açıkça ifade etmekten çekinmeyin.