Category Archives: Maneviyat

Kalplerimizi Okuduklarımıza Yaklaştırmak

Soru: Maneviyat üzerine çalıştığımız yıllar boyunca, dersleri yazdığımız ve kenarlarına notlar bıraktığımız yığınla defter biriktirdik. Not alırken özel bir tat ve aynı zamanda bir çaba hissediyorsunuz. Dersler sırasında not almanın değeri nedir?

Cevap: Bir zamanlar not almamıza izin verilmezdi; her şeyi hatırlamak zorundaydık. Ve bu memnuniyetle karşılanırdı. Bugün her şey kaydediliyor; bunun sonu yok.

Başlangıçta ben de notlar aldım. Çok yazdım ama sonunda bıraktım.

Her şeyden önce, kalbe dikkat etmek en iyisidir. Bu yüzden kalbinizin üzerine yazın diyor; bu çok önemli.

Daha sonra kalbiniz değişse ve hatırlamak istediğiniz şey gitse bile, kalbinizi okuduğunuza, duyduğunuza yaklaştırdığınız ve içinizde kalmasını istediğiniz gerçeği kalır, her zaman kullanamasanız da. Ancak ihtiyacınız olduğunda her şeyi hatırlayacaksınız.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 108

Soru: Bir dostun manevi çalışmayı bırakmasını önlemek için, ona nasıl yardım edebilirsiniz?

Cevap: Ona daha yakın olun, onunla konuşun ve ona danışın ve onu manevi çalışmalara daha fazla dahil edin.

Soru: “Bir Mitzva (emir) bir Mitzva’ya neden olur” nedir?

Cevap: Bir kişi Yaradan’ın arzularından bir şeyi yerine getirmek için çabaladığında, buna emir denir. Ve eğer bunu fark ederse, buna dahil olur ve bir sonraki emri yerine getirir, sonra bir sonrakini ve bu böyle devam eder.

Soru: Ne yaparsanız yapın ve ne kadar uğraşırsanız uğraşın yine de yeterli olmadığını hissettiğinizde ne yapabilirsiniz? Bu egoizmin bir tezahürü müdür?

Cevap: Evet, bu egoizmin bir tezahürüdür. Öte yandan, bu iyi bir şeydir çünkü Yaradan’a yakınlaşmanızı güçlendirmeniz gerekir.

Soru: Bir önceki derecedeki inancın düşerek kontrol edildiği söyleniyor. Bu ne tür bir testtir?

Cevap: Test, Yaradan’dan ne kadar kopuk olduğunuz hissiyatını aldığınız zamandır.

Soru: İhsan etme Kelim’i nasıl verilir? Herkese eylemlerine göre mi yoksa tüm gruba mı?

Cevap: Herkese şu anda yaşaması gerekenler verilmiştir.

Ortak Ve Bireysel Acılar

Soru: Tarih boyunca manevi ıslahla meşgul olan insanlar olmuştur ve halen de vardır. Bu neden hala onları acı çekmekten kurtarmıyor?

Cevap: Mesele şu ki, özel acılar ve ortak acılar vardır. Islahla meşgul olan bir kişi, kendini özel acılardan kurtarır. Ancak kişi ortak acılardan kurtulamaz çünkü bu acılar yukarıdan tüm insan grubuna, tüm ulusa gelir. Talihsizlikler tüm dünyaya yayıldığında hiç kimse mutlu olamaz.

Soru: Öyleyse kişi Tora’nın yolunu izlerse, yani diğer insanlarla yakınlık kurarak Yaradan’la yakınlık kurarsa, bireysel acılardan kurtulmuş olur mu?

Cevap: Evet, doğanın ona eziyet etmesi için hiçbir sebep yoktur. Ancak tüm insanlıkla bir olduğundan ve acı, tüm dünyanın üzerine indiğinden, onunla birlikte acı çeker.

Neden Yaradan’ı Duymayız?

Shakura yazıyor:

Ben Kazakistan’da yaşıyorum. Tamamen farklı bir yetiştirilme tarzına ve dine sahip bir insanım. Ama artık sizin programlarınız olmadan yaşayamam çünkü beni olağanüstü huzurlu bir ruh haline sokuyorlar.

“Yaradan” dediğinizi duyduğumda, hemen Yaradan’ın var olduğunu ve O’ndan başka hiç kimsenin olmadığını, O’nun iyilik ve sevgi olduğunu kabul ediyorum. Ve bu konuda kendimi çok iyi hissediyorum.

Geçenlerde Rav Kook’un bir sözüne rastladım. Onun hakkında bir şeyler okudum ve meğerse o bir Kabalistmiş.

Rav Kook şöyle yazmış: “Yaradan’ın sesi, insanı ruhunun derinliklerinden çağırır, ancak hayatın kargaşası bu sesi o kadar bastırır ki duyulmaz.”

Bu, sesin içimizde var olduğu anlamına mı geliyor?

Bu alıntı aklımdan çıkmıyor ve hep benimle kalıyor. Yalvarırım, lütfen bana açıklayın. Mümkünse parça parça, hepsini birden değil. Bunu gerçekten dört gözle bekliyorum. Size sağlık ve bol bol güç diliyorum.

Cevap: Elbette. Yaradan her birimizin içinde var ama ne yazık ki O’nu duymuyoruz.

Soru: Shakura bu alıntıya dayanarak şöyle yazıyor: “Onu duymak için hayatın kargaşasını aşmamız mı gerekiyor?”

Cevap: Evet, her şeyi Yaradan’la ilişkilendirmeliyiz- olan biten her şey O’ndandır. Ve sonra, eğer ısrarla Yaradan için çabalar ve O’na giden yolda mücadele edersek, sonunda O’nu kendi içimizde bulacağız.

Soru: Yani O’nun sesini duymak için çalkantılardan mı geçmeliyiz?

Cevap: Evet, insan kargaşa olmadan yaşayamaz.

Soru: Rav Kook’un sözünün devamı: “Ama hiçbir durumda bu sesin kendisi yok olmaz çünkü var olan her şeyin temelini ve nedenini oluşturan bu sestir.”

Shakura soruyor: “Yaradan’ın sesi var olan her şeyin nedeni midir?”

Cevap: Evet.

Soru: “Yaradan’ın sesi” nedir?

Cevap: Yaradan’ın sesi, yaratılışa, insana bir çağrıdır. Sadece insanın içinde değil, her bir yaratılışta, dönen her bir atomda, bir molekülde, vb. mevcuttur. Yaradan’ın sesi tüm yaratılışı canlandıran enerjidir. Buna “Yaradan’ın sesi” denir.

Soru: Bir sesin ne olduğunu anlıyoruz ve bir sesi duyabiliyoruz. “Ses” dediğinizde bununla ne demek istiyorsunuz?

Cevap: Her şeyi saran çağrı.

Soru: Ama ne duyuyorum, “Seninle konuşuyorum” mu? Nedir bu? Yoksa bu çok mu maddesel?

Cevap: Hayır, yaratılışa, başkalarına ve Yaradan’a olan tüm çağrılarımız, arzumuzu, kalbimizi ve dileklerimizi hitap ettiğimiz kişiye iletmek içindir.

Soru: Peki Yaradan’ın sesi burada nerede?

Cevap: Yaradan’ın sesi başlangıçta, ondan önce uyandırdığı şeydedir.

Soru: Yani, O bizi birine yönelmemiz için mi uyandırıyor?

Cevap: Evet, aksi takdirde cansız seviyesinden en azından bitkisel, hayvansal ve insan seviyesine yükselmezdik.

Soru: Cansız seviye ile mi başlıyoruz?

Cevap: Evet.

Soru: Yani başlangıçta herhangi bir ses duymuyor muyuz?

Cevap: Hayır.

Soru: Sonra bizi uyandırmaya mı başlıyor?

Cevap: Cansız, bitkisel, hayvansal ve insan seviyesi.

Soru: Yani her zaman iyi bağlar, insanlar arasındaki ilişkiler hakkında söyledikleriniz, Yaradan’ın bizi ittiği, yönlendirdiği yer burası mı?

Cevap: Elbette Yaradan! Sadece Yaradan bizi uyandırır ve birbirimize doğru iter.

Yorum: Bu alıntıdaki son cümle: “Ve kendi içlerindeki bu sesi zorla bastırmaya çalışanlar, sadece ruh ve ses arasındaki bağı güçlendirirler, öyle ki ses içlerinde sürekli duyulur ve artık ondan kaçamaz ya da onu boğamazlar.”

Yanıtım: Evet, Yaradan her halükarda amacına ulaşır ve insan O’nu kendi içinde ifşa etmeye başlar ve herkes Yaradan’a gelir.

Soru: Shakura soruyor: “Yani, Yaradan’ın sesini kendi içimizde ne kadar boğmaya çalışırsak, o kadar yüksek çıkıyor öyle mi?”

Cevap: Evet.

Soru: O soruyor: “Bu bir paradoks değil mi?” Sonuçta biz onu boğmaya çalışıyoruz.

Cevap: Hayır, Yaradan’ın görevi insanı sarsmak, onu yokluktan, cansız seviyeden çıkarmaktır.

Soru: Şöyle soruyor: “Yani sesin daha yüksek çıkması için onu boğmamız mı gerekiyor?” Ne kadar çok boğarsan o kadar yüksek mi çıkar?

Cevap: Tıpkı bir insanla konuştuğunuzda ve o sizi duymadığında, daha yüksek bir perdeye geçmeniz ve sesinizi yükseltmeniz gibi.

Soru: O’nun bizi bu sesi bastırmaya çağırdığını ve bu sesin duyulduğunu söyleyebilir miyiz?

Cevap: Hepsi bir arada.

Soru: Hepsi O mu, Yaradan mı?

Cevap: Evet.

Soru: O zaman ebedi soru şu: Biz burada neredeyiz?

Cevap: Biz burada değiliz. Takip eden seviyelerde başlıyoruz. Bunun Yaradan’dan geldiğini fark etmeye başladığımızda ve buna uygun hareket ettiğimizde, Yaradan’ın zaten bir niyetle bize döndüğü ortaya çıkar.

Soru: Yani, orada zaten bir “biz” tanesi var mı?

Cevap: Evet.

Şehina – Aramızdaki Bağ

Şehina, kişinin ihsan eden Kelim’e dönüştürdüğü alma Kelim’idir.

Onlu çalışmasında, bu sizi karşılıklı ihsan etme, tek bir duyguda, tek bir arzuda birlikte olmayı isteme olarak koyabileceğiniz şeydir.

Bunun hakkında daha fazla düşünün ve bu durumun daha somut ve elle tutulur hale geldiğini göreceksiniz ve o zaman, tabiri caizse, bunu yönetebileceksiniz.

Şehina, sizi birbirinize bağlayan, hepinizin ait olduğu şeydir. Siz varsınız, onlu var ve sizi birbirinize bağlayan bir şey var; buna Şehina diyelim.

Yaradan ve Şehina’nın birliği, Yaradan’a O’nun bize vermek istediği şekilde vermek istediğiniz anlamına gelir.

 

Nasıl Başkaları İçin İsteyebilirim?

Soru: Yaradan’dan başkaları için isterken kendi içsel arzumdan istiyorum. Kendi koşulumu nasıl iptal edebilirim ve dostlarım için onların koşullarından nasıl isteyebilirim?

Cevap: Bunu yapmak için kendinizden çıkmanız, kendinizi nötr hale getirmeniz, dostun arzusuna uyumlanmanız, bu arzudan etkilenmeniz ve Yaradan’a dönmeniz gerekir. Sanki kendi içsel arzularınızı dahil etmeden dostunuz için istiyormuşsunuz gibi.

Soru: Her bireyin eksikliğinin (Hisaron) niteliği birleşik bir talebe ulaşmak için önemli midir? Bu nasıl geliştirilebilir?

Cevap: Her bir bireyin eksikliğini ve kolektif bütünsel eksikliği ölçemeyiz. Yapabileceğimiz tek şey Yaradan’dan bizi öyle bir şekilde birleştirmesini istemektir ki tüm kaplarımız tek bir kolektif kap (Kli) haline gelsin.

 

Üst Işığı Çekin

Soru: Makaleleri okumak ve onları direkt ışığın dört safhasından geçirmek ne kadar önemli ve gereklidir?

Cevap: Henüz hiçbir şeyi dört safhadan geçiremiyoruz. Henüz bu yeteneğe sahip değiliz. Sadece kaynakları okuyun, egoist arzuya gelebilecek tüm ışığı çekmeye çalışın, onu aydınlatın ve ıslah edin.

Onluda çalışarak arzularınızı aşağıdan yükseltirsiniz ve yukarıdan inen ışık onları ıslah eder ve doldurur.

Soru: Onlar aracılığıyla daha büyük ihsanlara ulaşmak için kapları uyandırmak ne anlama gelir?

Cevap: Bu bizim ne arzu ettiğimize bağlıdır. Eğer gerçekten yeni ihsan etme kapları (Kelim de Hashpaa) geliştirmek istiyorsak, o zaman üst ışığı çekeriz ve o da Yaradan’a ihsan etmek için alabileceğimiz arzuları aydınlatır.

Ortak Bir Bütünlüğe Doğru Birleşin

Soru: Haman’ın Kelim’ine çoktan sahip miyiz, yoksa hala onları büyütmemiz mi gerekiyor?

Cevap: Hiçbir şeyi büyütmemize gerek yok; sadece bu Haman’ın Kelim’ini ve içlerindeki Mordehay’ın Işığını almayı diliyoruz.

Bunu yapmak için, hepimiz egoist olmamıza rağmen, birleşmenin yollarını aramalıyız. Egoizmin üzerinde bir birlik talebiyle Yaradan’a dönerek, üst ışığı almaya uygun ortak bir Kli, ortak bir arzu alabileceğiz. Bu bizim işimizdir.

Soru: Bu talebe gelmek için birleşmede neyimiz eksik ve Yaradan bizi yükseltir mi?

Cevap: Birlikte ortak bir bütün haline gelmelisiniz. Yaradan’a yönlendirebileceğiniz tek bir arzu için çabalayın ki O da bunu ıslah etsin ve Mordehay’ın ışığıyla doldursun.

Burada karmaşık bir şey yok. Arzularınızı birleştirin ve Yaradan’dan onları en yüksek ışıkla doldurmasını isteyin.

Karı ve Koca Arasındaki Barış Safhası

“Bir erkek ve bir kadın, eğer ödüllendirilirlerse Şehina [Kutsallık] onların arasındadır.” Sormalıyız, eğer zıt iseler aralarında barış nasıl olur?

Bu özellikle kişi buna layık olduğundadır, “ihsan etmek için alma” denen alımı ihsan etmeye çevirdiğinde aralarında barış vardır. Aksi takdirde anlaşmazlık içindedirler ya da biri diğerine boyun eğer. Boyun eğmek, bütünlük içindeki sevgi olarak kabul edilmez, çünkü boyun eğen her zaman kontrol gücünü yeniden kazanmayı bekler (Rabaş, Makale 240, “Safhalardaki Anlayışlar”).

Ortak bir şey inşa etmek için birlikte çabalayan karı ve koca arasındaki barış safhası, bir artı birden oluşmaz, tek bir bütündür. Bu safha, içinde Yaradan ikamet ettiği için kutsallık olarak adlandırılır.

Ortak bir bütüne, her bir eş diğerine tamamen uyum sağladığında ve asla ayrı ayrı var olmayan birleşik bir varlık oluşturduklarını anladıklarında ulaşılır.

Soru: Yani kendimi ayrı bir kategori olarak bile görmemeli miyim?

Cevap: Asla! Bu her ikiniz için de içsel bir duygudur. Biriniz olmadan diğeriniz olmaz ya da her biriniz ayrı ayrı olmazsınız. Ve bu şekilde bir araya geldiğinizde, o zaman bu birlik içinde Yaradan’ın varlığını hissedersiniz.

Neden İnsanlık Kabalistleri Duymaz?

Soru: Yaradan neden bir kişinin ıstırap ile Tora’nın yolu (egoizmi ıslah etme yolu) arasında bağlantı kuramayacağı şekilde düzenlemiştir? Bu, bunu yapmanın imkânsız olduğu anlamına mı gelir? Kişi zihninde bir şekilde bu bağlantıyı kurabilir; bir şeyler duyar, bir şeyler okur. Ancak kalpte değil. Yanlış bir şey yaptığımda bunun için aniden cezalandırıldığımı görmüyorum.

Cevap: Eğer kötü eylemlerimiz için anında ceza alacak olsaydık, bu irade özgürlüğü, bilincimiz ya da seçimimiz değil, sadece zorlama olurdu. Belli bir şekilde hareket etmeye zorlanırdık ve bunun özgür bir yanı olmazdı. İnsanların farklı davranmak için herhangi bir fırsatı olmazdı.

Soru: Bunun bizi seçme özgürlüğünden mahrum bırakacağını anlıyorum. Yine de dünyanın herhangi bir ülkesinde sokağa çıkıp bin kişiyle anket yapsanız: “İnsanlığın çektiği tüm acıların birlik olmamamızdan, birbirimizi sevmememizden ve kötü davranışlarımızdan kaynaklandığını söyleyebilir misiniz?” Eminim ki insanlar şöyle demeyecektir: “Evet, durum budur ve doğal afetlerin ve felaketlerin nedeni de budur.”

Yani bunları birbiriyle ilişkilendirmezler. Ve bu binlerce yıllık insan gelişiminden sonra oluyor. Neden?

Cevap: Çünkü içinde bulunduğumuz doğayı araştırmak istemiyorlar. Kendilerini haklı çıkarmak ve uygun gördükleri gibi davranmak onlar için daha kolay.