Category Archives: Kabala

Dinlemeye İstekli Olmak

Dağıtıma dahil olmasaydım, evden çıkmazdım. Hem de hiç. Eğer kendimize dünyanın bizden bunu bekleyip beklemediğini, buna olumlu bakıp bakmayacağını sormaya başlarsak…

Dünya bize nasıl olumlu bakabilir ki?! En başından itibaren, buna uyum sağlamaya çalışma ihtimalini tamamen bir kenara bırakmalıyız! Tek bir şeyle ilgilenmeliyiz: kendimizi onların gözünde mümkün olduğunca hoş bir şekilde, ama görevimizden ödün vermeden nasıl sunabileceğimizle. Çarpıtma yok, görevin değiştirilmesi yok.

“Mümkün olduğunca hoş bir şekilde” demek, fikrimizi kavramaları zor olduğu için, bunu algılamalarını mümkün olduğunca kolaylaştırmamız gerektiği anlamına gelir. Ama bunun dışında taş gibi olmalıyız. Bize emanet edilen şey bu ve ben bunu yapıyorum. İnsanlar bunu gayet iyi karşılıyor.

Çeşitli ülkelerde, bana, İsrail’e veya Kabala’ya karşı olumlu bir tutumu olmayan binlerce insanın önünde konferanslar verdim.

Ama benimle onlar arasında bir fark olduğunu ve tam olarak bu fark hakkında, dünyanın amacı, neden var olduğu, benim onun içinde ne yapmam gerektiği ve sizin onun içinde ne yapmanız gerektiği ve neden binlerce yıldır bu karşıtlık içinde olduğumuzu, bunun nereden geldiği ve hangi nedenle olduğu hakkında konuşmaya geldiğimi açıkladığımda, beni dinlediler!

Dinlemeye isteklilik var çünkü sorun ortada. Dahası, sakin bir şekilde, bağırmadan, ne bana ne de konuya karşı muhalefet etmeden yanıt verdiler. Başından sonuna kadar dinlediler. Açıklama basitti. Bu her zaman sloganımız, her sunumumuzun ana mesajı olmalı.

Aksi takdirde, neden geldiniz? Üst dünyalar hakkında konuşmak için mi? Neden? Baal HaSulam der ki: Cennette kaç melek olduğu ve isimlerinin ne olduğu beni neden ilgilendirsin? Bizi gerçekten ilgilendiren şey hakkında konuşmaya geldin ve bunun bizi ilgilendirmesinin bir nedeni var. Ve izleyiciler de dinleyecektir.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 51

Tora’ın Alınması Nedir?

Tora, ruhu sonsuza dek dolduran genel ışıktır. Bu ışığa “Yaradan” denir, çünkü kap Yaradan’ı bu ışık aracılığıyla deneyimler. Kabın dışında Yaradan algılanamaz.

Tora, kolektif ruhun içinde 613 parçaya veya 600.000 parçaya bölünen bu ışıktır. Mitzvotlar her bir parçanın ıslah edilmesidir.

Son halinde, ıslahın sonunda (Gimar Tikkun), kap her bir parçasını dolduran özel ışıkla ve kolektif ıslah için belirlenen genel ışıkla mükemmel bir şekilde hizalanır. Buna “İsrail, Tora ve Yaradan birdir” denir.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 50

Karanlık İlerlemedir

Tora neden verildi? Tora, bizi eyleme yönlendirmek için verildi. “Eylem” nedir? İnsan ruhunda 613 bileşen vardır. Başlangıçta, tüm bu bileşenler içimizde bozulmuş bir halde bulunur. Her birinin ıslah edilmesi gerekir ki bu da 613 Eitin’i (“öğütler”) yerine getirmek olarak adlandırılan bir süreçtir.

Eğer bu 613 Eitin’i gerçekten yerine getirirsek, ruhun her bir parçası ıslah olmuş hale gelir ve buna bağlı olarak, bu kabın ıslah olmuş her bir parçası, kendisi için belirlenmiş olan özel ışığı alır. Buna 613 Pekudin‘e (“emirler” veya “ışık depoları”) erişmek denir. Başka bir deyişle, kapları ıslah eder ve onları ışıklarla doldururuz, böylece 613 Mitzvot’un (emir) tüm yapısını ve büyük bilgelerimizin ek yedi Mitzvot’unu (Mitzvot de Rabbanan) kapsayarak ruhun 620 bileşeninin tamamını oluştururuz. Bunlar “eylemler” olarak adlandırılır.

Tora, çalışma ve çaba bu eylemi gerçekleştirmeye yönelik olmalıdır ve ancak o zaman Tora’yı almayı hak edebiliriz.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 48

Korku Seviyelerini Derecelendirmek Mümkün Mü?

Her korku kendi başına bir anlam ifade eder, ancak genel olarak her korku seviyesi daha yüksek, daha manevi bir korkuyu ortaya çıkarır. Bu seviyeler bedensel korkulardan insani korkulara ve manevi korkulara doğru ilerler. Örneğin, en düşük seviyede fiziksel acıdan korkarız. Sonra ölümden, sonra da utançtan korkarız. Sonrasında, bencilce almanın sorumluluğunu almaktan korkarız. Son olarak, Yaradan’la ilgili konulardan korkmaya başlarız.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 45

Çalışmanın Hazırlık Aşamasının Hiç Bitmemesi Mümkün Mü?

Maneviyatta çalışmanın yarım kalması gibi bir durum söz konusu değildir. Her derecenin çalışmasını tamamlamak zorundayız, aksi takdirde bir sonrakine geçemeyiz. Başarı ya da başarısızlık sorun değildir – tamamlanma kaçınılmazdır.

Yol boyunca karşılaştığımız zorluklar içsel kusurlar değil, içsel muhakemelerimizi keskinleştirmek için fırsatlardır. Bir engelle veya başarısızlıkla karşılaştığımızda, bu anlamamız ve geliştirmemiz gereken belirli bir niteliği vurgulamak içindir. Gerçek bir başarısızlık yoktur. Bunun yerine, her engel daha derin inceleme gerektiren bir şeye işaret eder.

Ayrıca, hiçbir kötülüğün yukarıdan gelmediğine dikkat etmek önemlidir. Yukarıdan parlayan ışık asla zarar vermez. İçimizde ıslah olması gereken yerleri ortaya çıkarır. Bu ıslahlar gerçekleşene kadar, hisler hoş olmayabilir.

 

Kendinizi Gruba Adayın

Kişi ruhunda hissettiklerine dayanarak bir grup seçer; bu insanlar ilerlemek istediği aynı düşünceye sahiptir. Kimse ona “şunu ya da bunu seç.” diyemez.

Kişi, çektiği acıların bir sonucu olarak, hayat tecrübesine dayanarak, genç ve tecrübesiz olsa bile, böyle bir gelişim istediğini hisseder. Bu, Yaradan’ın onun içindeki yol gösteren elidir.

Onun için grubu bulan ve onu bu gruba getiren Yaradan’dır. Kişiye düşen sadece kendisini gruba öyle bir şekilde adamaya çalışmaktır ki grup onun “beynini yıkasın” ve doğru yönde ilerlemesi için tüm görüşlerini, düşüncelerini ve arzularını ona aktarsın.

Eğer kişi gruptan sadece bunu almaya hazırsa, işte burada kişinin özgür seçimi yatar; bu, kendisini grupla ilişkili olarak konumlandırmak, böylece grubun onu ilerletmesini sağlamak ve kendisini başka şeylerin arasında dağıtmamaktır. Sonuçta, yaptığı her şey yalnızca gruptan yön almak içindir, başlangıçta gruba gelmesinin nedeni olan yön.

Sonra kişi ilerler ve ilerleyişi mantık ötesine geçer çünkü ilk başta kişi bunu istemez. Ancak grubun yardımıyla ilerlemek için gücü bulur. Tek başına olsaydı, kendi aklının üzerine çıkacak güce sahip olamazdı. Seçeceği sebep her ne olursa olsun, bu onun sebebi olurdu; mantık ötesi olmazdı.

Yaradan’a Doğru – Grup Aracılığıyla

Soru: Yaradan’ın varlığı şimdiden ifşa edilmiş olmalı mı?

Cevap: Yaradan’ın varlığı şu anda bizim için aşikar olmak zorunda değildir ve zaten olamaz. Bu, form eşitliği ölçüsünde ifşa olur. Ancak, karşılıklı garantiyi (Arvut) sağlayan grup içindeki bir güç olarak O’nun varlığına talep olmalıdır.

Bu, bankadan aldığınız bir teminat gibidir ve bana gelip: “Banka benim için bir garanti verdi.” dersiniz.

O’nun garantör, ortak, güç ve destek veren ve aynı zamanda doğru kararı verdiğimizde işleri yerine getiren kaynak olduğu hissi olmalıdır.

Bu, çocukların babalarından ne isteyecekleri konusunda birbirlerine danışmaları gibidir: “Bunu, şunu ve öbürünü istiyoruz.” Ancak bir grup halinde birleşirlerse ve babalarından doğru istekte bulunurlarsa, babaları onların isteğini derhal yerine getirir.

Diyelim ki baba onlara fındık almak istiyor ama onlar dondurma istiyor. Onlar doğru arzuya -fındık- ulaşana kadar, baba onlara hiçbir şey almayacaktır. Onlarla birlikte olmayacaktır. Çok basit görünebilir ama sonuçta Baal HaSulam, Yaradan ile olan ilişkimizi böyle tarif etmektedir.

Yaradan bizden gizli olduğu için, çalışmalarımızda şu soruyu aramızda tartışabiliriz: “O bizden ne istiyor?”

Birbirimiz için varız ve içinden geçtiğimiz tüm iniş çıkışlarda, üst olanın arzusunun ne olduğunu, yapışmanın (Dvekut) ne anlama geldiğini, ihsan etme uğruna doğru niyetin ne olduğunu ve benzeri gibi konuları anlayabiliriz.

Grup ile her şey bir laboratuvardaki gibi yapılabilir. Ancak Yaradan ile durum böyle değildir çünkü O gizlidir. Bu, çocuklar ve babaları arasındaki ilişkiye çok benzer: Eğer babanın onlar için hazırladığı şeye karşılık gelen doğru talebi bulurlarsa, o zaman hemen onun arzusunu keşfeder ve ondan tatmin olurlar.

Doğru Dağıtım Yapısını Arayın

Soru: Dağıtım konusunda daha çok neyin eksikliği var: fiziksel mi yoksa içsel çabalar mı?

Cevap: Hem içsel dağıtımda yani kendi içimizde, hem de grup içindeki dağıtım (gruptan her bireye ve her bireyden gruba) ve grup dışındaki dağıtımda yani insanlara yönelik dağıtım konusunda eksikliklerimiz var.

İnsanlara hem içsel olarak, düşüncelerimizde, bunu düşündüğümüzde ve gerçekleşmesini istediğimizde ki buna topluluk için dua denir, hem de dünyada kabul gören şekilde, eylemlerle dağıtım yapmalıyız. Başka bir deyişle, hem düşünceler, arzular seviyesindeki manevi düzeyde hem de fiziksel, bedensel eylemler düzeyinde.

Kişinin, başka hiçbir şekilde kabul etmeyeceği ama kendisi için iyi olan şeyi kabul edebileceği formlar aramalıyız. Tıpkı hasta bir kişi için özel olarak uygun yiyeceklerin hazırlanması gibi: örneğin, daha çok sıvı, çok yağlı değil, vb. Öyleyse bunu yapmalıyız. Bizim görevimiz, insanlara yutabilecekleri şekilde ilaç hazırlamaktır.

Ancak bu, geride kalmamız gerektiği anlamına gelmez. Sonuçta, hasta bir kişi söz konusu olduğunda, zaman kaybetmezsiniz; Ona hemen onun için iyi olanı verirsiniz, ancak her şeyin onun içinde daha iyi emilmesi için onu kabul edebileceği bir biçimde verirsiniz. Burada da durum aynıdır!

Bu nedenle, insanların kapasitelerini de göz önünde bulundurarak, hassas ve yavaş bir şekilde dağıtım yapmamız gerekiyor.

İçsel Sürgün

Mısır’dan çıkan İsrail oğulları, aldıkları Tora’nın yardımıyla çölde kırk yıllık yolculuk boyunca ıslahlarına devam ederler, İsrail topraklarına girerler ve İlk Tapınak olarak adlandırılan seviyeye ulaşırlar.

Bundan sonra hem kendi içlerinde hem de dünya ulusları arasında artan daha da büyük bir Aviut (bayağılık) ile karışmaları gerekir. Bu, elbette, ruhlar sistemi ile ilgilidir, ancak buna karşılık gelen süreçlerin fiziksel bedenlerde de meydana geldiği tarihten açıkça görülmektedir.

Sonuç olarak İsrail’den olan her kişi, ilave bir Aviut hisseder ve sonra artık edindikleri, Yaradan’a yapışma derecesinde kalamayacakları zaman içsel sürgün adı verilen şey gerçekleşir.

Şimdi daha azını yapabilirler; yeni arzular içlerinde güçlenir. Bu, kişinin kendi içindeki dünya ulusları ile bir bağlantıya girdiği ve buna uygun olarak, yıkıma yol açan dışsal süreçlerin ortaya çıktığı anlamına gelir.

Yıkım, tek bir güçle, tek bir düşünceyle birleştiğimiz yaşam algısından, zihinsel olarak kopmamız ve arzuların çokluğuna düşmeye başlamamız anlamına gelir.

Karşılıklı Garantiye Götüren Pratik Eylemler

Soru: Çabalarımızı nasıl en etkili şekilde yönlendirebiliriz ki bizi en kısa yoldan karşılıklı garantiye ulaştırsın? Hangi pratik eylemleri yapmalıyız?

Cevap: Bu eylemlerin çalışma, iç grubun varlığını destekleme ve dış dağıtım gibi alanlarda olduğunu görüyoruz. Tüm bunlar pratik kısımla ilgilidir ve karşılıklı garantiyi gerçekleştirmemiz için araçlardır. Ve eğer birisi başka bir yol olduğunu düşünüyorsa, o zaman bunun böyle olup olmadığını kontrol etmeliyiz.

Sonuçta amaç tektir: maneviyata yönelmiş bir grup öğrencinin karşılıklı garantiyi sağlamakla yükümlü olduklarını anlamaları. Bu yükümlülük öyle bir zorunluluk haline gelmelidir ki onları düzeltecek ve karşılıklı garanti seviyesine götürecek olan üst ışığı gerçekten kendine çeksin. Buna “yapacağız ve duyacağız.” denir.  Biz her şeyi yapmaya hazırız, yeter ki bu koşul aramızda gerçekleşsin.