Category Archives: Hayat

Hayata Doğru Yaklaşım

Yorum: Çoğu zaman kişi iyi hissetmek ister. Diyelim ki hastaysa ya da bazı sorunları varsa, bilinçaltında “Evet, bu engeli aşmak için üst güçten destek almak istiyorum” der, ancak ruhunun derinliklerinde, kendini nasıl daha iyi hissedebileceğini düşünür.

Cevabım: Sadece ilk başta, bunun hala şekillenmemiş bir arzu olduğu anlamına gelir.

Sonra yavaş yavaş, ıstırabın derinliklerinden onların derinliklerini ve nedenselliklerini, bunların onun acı çekmesi amacıyla olmadığı ve onların doyumunun kendi başına bir amaç olmadığını anlamaya başlar. Sonuçta, o zaman bu hayatın anlamı nedir? Acı çekmek ve acıyı dindirmek mi? Gerçekten varoluşun anlamı bu mu?!

Varoluşun anlamı, bu yaşamın üzerine çıkmak ve onu daha yüksek bir seviyeye ulaşmak için bir araç olarak kullanmaktır.

Aksi takdirde ne? Dayak yiyorum, kaçıyorum. Dayak yiyorum, tedavi oluyorum. Ve hayat bundan ibaret mi?! Bu, dünyaya bakmanın tamamen yanlış bir yoludur.

İşte bu yüzden Kabala, acılarımızın kaynağını ifşa etmemiz gerektiğini ve onları neden bize gönderdiğini, böylece O’nunla bağ kurabilmemiz gerektiğini söyler. Aksi takdirde, O’nunla olan bu bağa uyanmayacağız. Ve daha sonra bunun için minnettar olacağız.

Bu olmadan mümkün mü? Hayır, imkânsız.

Kısa Öyküler: Mutlu Bir Yaşam İçin Bir Model

Mutluluk, kişinin en derin arzularının yerine getirilmesidir. Kural olarak, bir tatminsizlik duygusunun aksine ortaya çıkar.

Örneğin: açlık yemekten haz almayı getirir, ayrılık sevilen biriyle yeniden bir araya gelme sevincine yol açar, vb. Başka bir deyişle, olumlu olanı ancak olumsuz olan aracılığıyla deneyimleyebilecek şekilde yaratılmışızdır.

Bu da şu soruyu gündeme getiriyor: “Daha sonra mutlu hissetmek için önce acı çekmemiz gerekiyorsa, mutluluk için çabalamalı mıyız?”

Gerçek şu ki Kabalistik metod, kişinin mutluluğu eksiklik hissiyle eş zamanlı olarak deneyimlemesine olanak tanır. Yani, bir şeyin tadına baktığım anda hem o tadın özlemini hem de onun dolumunu hissederim.

Bunu zaman içinde ayırmam gerekmez, önce acı çekmek sonra almak. Bu nedenle manevi yöntemle uğraşan kişiler için zaman diye bir şey söz konusu değildir. Zamanın ötesinde var olurlar, aynı anda acı çekme ve tatmin olma, açlık ve doygunluk hallerini deneyimlerler.

Kabala bilgeliği işte budur: almanın bilgeliği! Kişiye arzuladığı şeyi bir ay veya bir yıl içinde değil, arzuladığı anda almasını öğretir. Aynı zamanda, görünüşte zıt olan iki durum, eksi ve artı, uyum içinde bir arada var olur.

Bizim dünyamızda böyle bir şey yoktur. Burada büyük bir eksi vardır ve artıyı neredeyse hiç alamayız. Ancak Kabalistik metoda göre, haz alma eylemi içimizde hem haz alma arzusunu hem de hazzın tatminini uyandırır.

Soru: Ama bunu nasıl başarabiliriz? Bu dünyada nasıl gerçekten mutlu olabiliriz?

Cevap: Bu ancak ben kendi başıma değil, başkaları aracılığıyla tatmin olduğumda mümkündür. Mutluluğun patenti budur, çünkü kendimi asla gerçekten tatmin edemem. Bununla birlikte, başkalarının arzularını hisseder ve özümsersem, o zaman onları doldurarak kendimi doldurmuş olurum, çünkü onların arzuları benim arzularım haline gelir. Başkalarının içinde var olarak kendimi doldurduğum anlaşılmaktadır.

İşin sırrı, kendimin dışına çıkmam, benim dışımdaki arzuları keşfetmem, onları kendiminmiş gibi kabul etmem ve onları doldurmamdır. Yani hem arzu hem de onun tatmini benim dışımda var olur ama bu tam da benim ruhumu oluşturan şeydir.

Soru: Bu, kişinin maddesel arzularını da doldurduğumuz anlamına mı gelir?

Cevap: Kişinin tüm arzularını ancak belirli bir dereceye kadar doldururuz. Maddesel arzular yalnızca varoluş için gerekli olduğu ölçüde doldurulur, daha fazlası değil. Ancak manevi arzular birlikte yükselmeye çalıştığımız ölçüde doldurulur, çünkü benim yükselişim ve onun yükselişi birbirine bağlıdır ve birbirini tamamlar.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Bölüm 40

Hisleri Mantıkla Kontrol Etmemize Ne Yardımcı Olur?

Bu konuda sadece korku yardımcı olabilir, başka hiçbir şey değil. Bu korku, amacı kaybetme olasılığından kaynaklanıyor olabilir, ancak nihayetinde hayatın anlamının eksikliğinden kaynaklanır. “Hayatın amacı nedir?” sorusu bizi hislerimiz yerine aklımızı harekete geçirmeye zorlar. Hayatı boş ve hazdan yoksun hissedenler, durumlarını iyileştirmek için akla yönelirler.

Hayatında Neyi Değiştirirdin?

Yorum: Bilim insanları ölmek üzere olduklarını bilen insanlara sık sık “Hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?” diye sorarlar. Hayatları üzerine düşünen insanlar her şeyi değiştirmeye hazırdır: ilişkileri, eylemleri, hatta düşünceleri.

İnsanın kendi hatalarını kendine itiraf etmesi için sona ulaşmaya değer mi?

Cevap: Bir yandan son dakikalarda bile yeniden değerlendirme yapmak ve izlenen yol üzerinde düşünmek mantıklıdır. Ancak diğer yandan, bu tür öz değerlendirmeleri periyodik olarak yapmamızı engelleyen nedir?

Bu tür egzersizler bize yardımcı olacak ve bizi daha iyiye doğru değiştirecektir. Sonuçta, kişinin “hatalar üzerinde çalışmak” için zamanı olacaktır.

Sonuçlara önceden, hayatın başlangıcında varmamız gerekir, sonunda sadece pişmanlık duyabileceğimiz zaman değil. Kabala ilminin bizi yapmaya davet ettiği şey budur.

Ölüm, Son Değil Yeni Bir Doğum Mu?

Igor soruyor:

Bir keresinde ölüm saatinin, ölüm saati değil yeni bir doğum saati olduğunu söylemiştiniz. Bunu nasıl anlamalıyız? Ben ölümden sonraki yaşama inanmıyorum. Peki, bu ne anlama geliyor?

Cevap: İnanıp inanmamanız size bağlı değil. Bu sadece yeni bir döngünün başlangıcıdır.

Soru: “Ölüm saati” dediğinizde, bu Igor için ne anlama geliyor?

Cevap: Bu yaşamla, ondan yaptıklarınızla, onu nasıl yaşadığınızla yollarınızı ayırırsınız ve bir sonraki döngüye geçersiniz.

Soru: Bu, bir yerlerde bir çocuğun aniden çığlık atması, bir çocuğunun doğması vb. anlamına mı geliyor?

Cevap: Hayır.

Soru: O zaman yeni doğum sizin için ne demek?

Cevap: Doğum elbette bir çocuğun doğmasıdır. Ama genel olarak bu, insan denilen şeyin üst dünyaya ve Yaradan’a ulaşmaya başlamasıdır.

Soru: Ölüm saati mutlaka benim fiziksel ölümüm müdür, yoksa öyle olması şart değil midir?

Cevap: Hayır, zorunlu değildir. Eski olan her şeyin, yaşadığım her şeyin, önemli saydığım her şeyin ölmesi anlamına gelir.

Soru: Önemli olduğunu düşünmediğim bir şey doğabilir mi?

Cevap: Doğal olarak, bir sonraki aşamada.

Soru: Geçmiş yaşamımda neyi önemli görmediğimi bana söyleyebilir misiniz?

Cevap: Tipik olarak, insanlarla bağlar, sevgi ve Yaradan ile ilişkidir.

Soru: Her zaman sevgiden bahsetmeme rağmen mi?

Cevap: Ne olursa olsun.

Soru: Başka bir sevginin ortaya çıktığını söylediğinizde, bu ne tür bir “başka” sevgidir?

Cevap: Bu daha doğal, daha yakın, kalbinizi basitçe açmaktan başka türlü açıklanamayan bir sevgidir.

Hayatı Kolaylaştırmak İçin Yedi Tavsiye

Yorum: Birinin bir insanın daha kolay bir hayata sahip olması için verdiği yedi ipucunu okudum.

“Bekleme yeteneği bir insanın ustalaşabileceği en iyi şeydir.”

Yanıtım: Eğer manevi çalışma ile ilgili değilse, evet; ancak manevi çalışma ile ilgiliyse, o zaman hayır. Manevi çalışma söz konusu olduğunda, kişi sürekli olarak ileriye doğru hareket etmelidir.

Yorum: “İlk adım sadece başlangıçtır.” Bu, ilk adımı attığınızda zaten zafere giden yolu yarılamış olduğunuz anlamına gelir.

Yanıtım: İlk adım zafere giden yolun yarısı değildir, ama yine de bir giriştir. Zaferin başlangıcı olup olmadığı geri kalan adımlarla netleşecektir.

Yorum: “Eğer zorsa, ilerliyorsunuz demektir.”

Yanıtım: Zorluğun doğru bir şekilde ilerlediğimizin işareti olduğunu düşünmüyorum. Hayır.

İlerlediğimizin kanıtı, tüm sorunları, bilgileri ve zıtlıkları tek bir bütün halinde özetleme yeteneğimizdir. Hepsi birbirini tamamlar ve mutlak kesin bir şekilde kökümüzde ilerlemekte olduğumuz tek bir mükemmel resme dönüşürler.

Yorum: “Düşüncelerinizi kısıtlayan zincirleri kırarsanız, bedeninizi kısıtlayan zincirleri de kırmış olursunuz.” Bazen ilerlememizi engelleyen düşünceler yüzünden hareketsiz kalırız. Bizi yavaşlatan ve içimize korku salan olumsuz düşünceleri ortadan kaldırmalıyız.

Yanıtım: Hem olumsuz hem de olumlu düşüncelerle birlikte hareket ederiz. Her ikisi de gereklidir. Bu tıpkı tekerleğin merkezine göre bir kısmının ileri, bir kısmının geri hareket ettiği bir tekerlek gibidir.

Yorum: “Sakinlik başarı için bir koşuldur.” Sakin olduğumuzda, duygularımızın esiri olduğumuzda yapabileceğimizden çok daha fazlasını yapabiliriz.

Yanıtım: Hayır. Kabala’nın tamamı zıtlıklara, zıtlıkların birleşimine dayanır. Tam bir sonsuz hareket içinde sakin olmak zorundayız. Bunun başka bir yolu yoktur. Sakin olamayız ve bizi nereye götürürse oraya varacağımız bir yaşam akışının iradesine güvenemeyiz.

Bunlar Doğu metodolojileridir. Sol çizgiyi içermezler ve bu nedenle onları Kabala ile eşitleyemem veya herhangi bir yorumda bulunamam.

Yorum: “Yargı bir kişi için karanlıktır.” Bir kişinin bireyselliğini hiçbir şekilde aşağılamamalı ve küçümsememeliyiz. Yapabileceğimiz tek şey onu eylemlerinden dolayı kınamaktır, ama kişinin kendisini değil.

Yanıtım: Hiç kimseyi kınamamalıyız. Kesinlikle hiç kimseyi! Kendimizi ıslah etmemiz gerekir. Kendinizi ıslah ettiğinizde, dünyayı da öyle bir ıslah etmiş olursunuz ki, sizi kınayacak kimse kalmaz.

Yorum: “Kişinin haklılığına inanması bir sınırlamadır.”

Yanıtım: Kişinin haklılığına olan inancın sadece mutlak üst bilgiye dayandığında bir yeri vardır, sizin tarafınızdan değil, kitleler tarafından. Kitlelerle birlikte hareket ettiğinizde ve aranızdaki bağda Yaradan’ı ifşa ettiğinizde, o zaman gerçek doğruluğu bulursunuz. Bireysel bir kişi herhangi bir doğruluğa sahip olamaz.

Hayatta genel bir yönelime sahip olmak için, sizinle birlikte dokuz dostunuzun daha olması gerekir. Bu şekilde, bir laboratuvarda olduğu gibi, onlunun içinde, tüm doğayı, tüm insanlığı ve aranızdaki tüm dünyaları açıkça yansıtabileceğiniz bir mini sistem, bir mini toplum yaratabileceksiniz.

Onlunuzun arzularından ve niyetlerinden böyle sihirli bir balon yaratacak ve tüm evrenleri, tüm dünyaları, tüm sakinlerini ve Yaradan’ı mini-imgede, mini-modelde olduğu gibi göreceksiniz. O zaman bu model üzerinde çalışarak kim olduğunuzu ve nereye gittiğinizi açıkça anlayabilirsiniz.

Hayatı Uzatacak Mıyız?

Soru: Bir kişi hayatı ile ilgili Tanrıya şikâyet eder: Bu iyi değil, şu da iyi değil; iş yerinde sorunlarım var, ailemle sorunlarım var, borçlarım var ve sağlığım kötü. Tanrı Kendisini ona gösterir ve şöyle der: “Bunların hepsi anlaşılabilir. Ama bana bir şeyi söyle: Hayatı uzatacak mıyız?”

Bu hayatı uzatmalı mıyız?

Cevap: Bence, eğer Tanrı bir insana soruyorsa, o zaman o kişi “Elbette, bana daha fazlasını ver” diye cevap vermeli.

Soru: Yani bu kötü, şu da kötü diye şikâyet etsek de, yine de devam etmemiz gerektiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Eğer hayattaysak, yaşamak zorundayız.

Uyum Yolunda

Üzerimizden geçmesi gereken darbeler olmadan ilerleyemeyiz! Bütün sorun, bunların ne tür darbeler olacağı ve hangi düzeyde olacağıdır; kaba hayvansal, maddesel, duygusal veya zihinsel düzeyde mi olacak?

Bu darbeler küçük ve hedefe yönelik olabilir, birbirini takip edebilir ve takip sistemi içerisinde hareket eden bir roket gibi beni doğru bir şekilde düzeltebilir. Şöyle, böyle nabız sistemi çalışır ve beni her zaman ileri götürür.

Ya da bunlar önce bir yanağıma, sonra diğer yanağıma çarpan büyük darbeler olabilir ve ben nereye gideceğimi bilemem.

Her şey içimdeki kötülüğün hassasiyet eşiğine bağlıdır. Bunu o kadar incelikli hissedebilirim ki, dakikada yüz defa bir ıslah yaşarım ve rotadan çok fazla sapmadan, düzgün bir şekilde ilerlerim. Şöyle, böyle, kilometrelerce yan tarafa sapmadan, beni hedefe götüren düz bir eksen etrafında döner ve ardından bum: “Bir hata yaptım. Rotana geri dön!” ve bu böyle devam eder.

Bu nedenle Kabala bilgisini yaymak için elimizden geleni yapmalıyız ki insanlar ellerinde başka hiçbir şey olmadığını görüp, bu konuda ustalaşmaya başlasınlar. Başka çıkış yolu olmadığını anlamalılar. Çevremizdeki dünya ile uyum içinde olmamız gerekiyor.

Sonra Acı ve Istırap Kaybolacak

Soru: Anya’dan:

Sık sık mutlu olmamız gerektiğini söylüyorsunuz. Bugün olanlardan nasıl mutlu olabiliriz? Bugün neşe yok. Bugün, yarından korkuyorsun. Bugün etrafta o kadar çok keder var ki, nasıl mutlu olabilirim? Nasıl mutlu olunur?

Cevabım: Kişi hayatın anlamını kavramak için çaba göstermeli ve hayatın anlamının, hayatın kendisinin size açıklaması olduğunu: ne için olduğunu, neden olduğunu ve hayvani ölüm vasıtasıyla nereye varacağını, genel olarak, bizi nereye götürdüğünü ve nereye çektiğini görmelidir. Kişi bu ifşa için çaba göstermelidir.

Soru: Prensip olarak, doğumdan “tabuta” kadar geçen sürenin yaşamımın bir kesiti olduğunu mu anlıyoruz?

Cevap: Bu, genel olarak yaşamdan sayılmayan bir yaşam dönemidir, çünkü burada doğanın bazı açık içgüdüsel talimatlarını takip ediyorsunuz. Hayatta kalma, rahat etme, daha az acı çekme ve benzeri emirlere uygun hareket edersiniz.

Soru: Peki, bu durumdan çıkmak zorunda mıyım?

Cevap: Evet. Varoluşun anlamını hissetmek için bu durumdan çıkmak zorundasınız.

Soru: Burada neşe nerede?

Cevap: Buradaki neşe tüm evreni kavramakta. Neşe, anlamı anlamaktadır.

Soru: Anya soruyor: “Tüm bunlar olurken bugün nasıl mutlu olabiliyorsunuz?”

Cevap: Tüm bunların ne için olduğunu ve cansız, bitkisel, hayvansal ve insan doğasının her hareketinin, her şeyin yaşamın gizemini ortaya çıkarmayı amaçladığını anladığınızda.

Soru: Etrafta olup bitenleri, acıları ve dehşeti bu zincire, yaşamın gizeminin ifşasına bağlamak mümkün mü?

Cevap: Elbette, tüm bunlar bunun içindir.

Soru: Peki acı verdiğinde?

Cevap: Acı verdiğinde, tüm bunların bizi eninde sonunda içsel bir anlam duygusuna götürdüğünü anlamak daha da gereklidir.

Soru: Peki bu bizi neşeye yol açar mı?

Cevap: Evet.

Soru: Peki acıya ne olur?

Cevap: Acı yok olur. Ne için, neden ve neyden ötürü olduğunu tam olarak bilirsek, ona dahil oluruz, o zaman acı olmaz ve her şey anlamlı hale gelir.

Soru: Burada kırılmalar oluyor; bu harekette neyi tekrar kaybediyorum ve tekrar buluyorum?

Cevap: Bunlar o kadar sık oluyor ki böyle olması gerektiğini düşünüyorsun.

Soru: Yani hayatın anlamını kaybedip bulacağım, kaybedip bulacağım öyle mi?

Cevap: Evet.

Soru: Ve bu hala güçlenmem ve yaklaşmam olarak mı kabul ediliyor?

Cevap: Her zaman güçleniyorsunuz ve ilerliyorsunuz.

Soru: Buna doğru ilerlemenin başka bir yolu yok mu?

Cevap: Hayır, hayatın anlamının içine dalmak, Yaradan’ın idrakidir.

“Bugün Hepimiz Kendimize Hangi Soruyu Sormalıyız?” (Quora)


İnsanlık, aralarındaki bağlarda düşmanlıklar ve çarpışmalar olan yozlaşmış bir toplum geliştirdiğini kabul etmek zorundadır.

Bugün kendi kendimizi sorgulamalı ve kendimize nasıl ve neden yaşadığımıza dair ciddi sorular sormalıyız: Ne için yaşıyoruz? Hayatın anlamı nedir? Amacı nedir? Yaşamanın ne anlamı var? Sadece burada bulunduğumuz birkaç yıl hayatta kalabilmek mi, yoksa kendimizi adamaya değer daha önemli bir şey var mı?

İlk 20-25 yılımız boyunca öğrenme ortamlarında büyürüz. Ardından hayatımızın sonraki büyük bölümünde oldukça sıkı çalışırız ve 60 ya da 70 yaşlarında hayatımızın sonuna yaklaşmaya başlarız. Çalıştığımız yıllarda, yetiştirmemiz ve onlara hayatın yolunu göstermemiz gereken çocuklara sahip oluruz. Onlar bizim inşa ettiğimiz bu toplumdan ne elde edecekler ki?

Sanki kendimizi çalkantılı sulara bırakmışız ve sonra da boğulmamak için bir şekilde şu üstünde kalmaya çalışıyoruz. Ancak nihayetinde, hayatlarımızdaki sürtüşmeler ve zorlukların hepsi, bizi hayatımızın anlamı ve amacı hakkındaki en temel sorulara yönlendirmek içindir ve ciddi bir öz-incelemeden geçmek zorunda kalana kadar ızdırap artacaktır.