Category Archives: Global Kriz

COVID-19 Bizlere Alçakgönüllülük Dersi Verdi


Facebook Sayfamdan, Michael Laitman 14/5/20

Muhtemelen, hiçbir tehlike Koronavirüsten daha fazla önemsenmemiştir. Birinci vakadan itibaren, virüs bir çeşit grip vakası, sağlık için önemsiz bir tehdit ve temel olarak önemsiz bir mevzu olarak tanımlandı. Yine de, bu virüsün insan toplumu üzerinde büyük bir etkisi olduğunu zaten görebiliriz. COVID-19 gizlice insan medeniyetinin temelini paramparça etti. İki ay içerisinde, insanlık göremedikleri, koklayamadıkları, dokunamadıkları, tadamadıkları ve dokunamadıkları, öldürücülüğü tartışılabilir bir düşmana teslim oldu.

Grip veya değil, hükümetler birer birer tüm kamu faaliyetlerini, dini ve politik toplantıları, profesyonel sözleşmeleri, spor, eğlence ve alışveriş merkezlerini, fabrikaları, yüksek teknoloji şirketlerini, ulaşım ve rekreasyonu iptal ettiler. Hayal edilemeyen maliyete rağmen, devlet başkanları bir virüse karşı yenik düştüler ve uluslarını aniden durdurdular.

Daha da olağanüstü olan, şimdi, hükümetler ülkelerini yeniden harekete geçirmeye çalıştıkça, insanlar buna dahil olmaktan heyecan duymuyorlar. Bu sadece karantina sürecinde gelirlerinin olmaması sebebiyle değil, gerçi bu da doğrudur. Ancak bu ondan daha derindir: İnsanlık, insanları cüzdanlarına göre takdir eden bir medeniyete karşı ilgisini kaybediyor.

Siyasete yön verenler ve kodamanlar, insanları iki ay önce kaldıkları yerden devam etmeye çağırıyor olsalar da,  zira bunlar, zarar görmemiz pahasına ekonomik canlanmadan en iyi şekilde yararlanmaya devam ederler, ancak bu olmayacak, bu sefer değil. Artık insanlar değişti.

Virüs tarafından, sadece kodamanlara ve siyasete yön verenlere, aşağılayıcı bir ders verilmemiştir, bizler hepimiz ders aldık. Bizler ne kadar savunmasız olduğumuzu, sağlık ve gıdadan, insan merhametine kadar en temel ihtiyaçlarımız için birbirimize ne kadar bağımlı olduğumuzu öğrendik. Bizi gerçekten mutlu eden şeyin, yeni trendler ve yapmacık arkadaşlar değil, sıcak aileler ve iyi dostluklar olduğunu öğrendik.

Bizler, eşit olmayı öğreniyoruz. Tamamlamanın rekabet etmekten daha faydalı olduğunu, paylaşmanın, önemsemenin ve nihayetinde egoist benliklerimizden özgür olmanın çok faydalı olduğunu anlıyoruz. Egolarımıza boyun eğdirerek, COVID-19 bizlere hayat verdi.

Ve her yürümeye başlayan çocuk gibi, bizler de bebek adımları atıyoruz. Bazen tökezleyeceğiz, bazen düşeceğiz, ama amacımız her zaman net olmalı: Birlik olmayı öğreniyoruz. Eğer birlik içinde yaşamaya çabalarsak yaşamın kendisi, bize geçmişten neyi korumamız gerektiğini ve neyi atmamız gerektiğini öğretecektir. Önceden karar vermemize gerek yok, sadece birbirimizle bağ kurmaya çalışalım ve ne tür bir toplumun ortaya çıktığını, üyelerine nasıl hitap ettiğini, şampiyonlarını nasıl ödüllendirdiğini ve rakiplerini nasıl kınadığını görelim.

Değerlerimiz değiştikçe sevinç ve üzüntü sebeplerimizde değişecek. Arzularımız kendilerini yeni çevreye zahmetsizce adapte edecek ve çevremizdeki herkes geliştiğinde, başarılı olacağız.

İnsanlar arasındaki bağ, toplumun nihai hedefi olacağından kendimiz, çocuklarımız veya bakımımızdaki diğer insanlar için korkmayacağız. Gıda, barınma, sağlık, eğitim, çocuklarımız için arkadaşlar veya kendimiz için arkadaşlar konusunda endişelenmemize gerek kalmayacak. Kısacası, endişelenmemize gerek kalmayacak. Ve tek talebimiz, diğerlerinin bizim için yaptıkları gibi, aynı iyiliği başkaları için yapmak olacaktır.

Virüsten korkmalıyız ve sağlığımıza bakmalıyız, ancak yardımımıza geldiğine de şükretmeliyiz. Virüs bizleri, birbirimizi öldürmekten ve gezegenimizi yok etmekten kurtardı;  bize baştan başlamak için bir şans verdi. Bu nedenle, dürüst olmak gerekirse, COVID-19’un hepimize verdiği alçakgönüllülük dersi için minnettarım.

Evrensel İğne

Soru: Koronavirüs neden çoğunlukla yaşlı insanlara bulaşıyor?

Cevap: Prensip olarak, virüs herkese bulaşır. Sadece gençler o kadar kolay tolere ediyor ki fark etmiyoruz bile. Bununla birlikte, onun bir sonraki değişimi/mutasyonu onlar üzerinde de açıkça görülecektir.

Gerçek şu ki, virüs herkes tarafından taşınır: hem hayvanlar hem de biz. Hastalığı neredeyse fark edilmeden yaşayan insanlar var. Ürperme veya soğuk algınlığı şeklinde hafif bir rahatsızlık hissedenler,  kendilerini daha çok rahatsız hissedenler de var. Hatta ölen insanlar da var.

Çocuklara gelince, yaşları ne kadar genç olursa, virüs o kadar kolay tolere edilir. Ancak, yine de onları etkiler. Her halükarda, virüs herkesi etkilemelidir! Sonuç olarak, dünyada bu virüsü geçirmemiş tek bir kişi görmeyeceksiniz.

Şimdi, evrensel bir iğne olmamız gereken zamandır. Bu ne iyidir ne de kötü, sadece doğanın bizden ne istediğini anlamamız gerekir. Eğer anlarsak, doğru bir şekilde davranacağız ve hayatın tadını çıkaracağız. Ve herhangi bir kayıp olmayacaktır.

Twitter’da Düşüncelerim / 19 Haziran 2020

Gizlilik gerekli bir koşuldur. Onsuz hiçbir şey edinilemez. Her şey gizlilikten edinilir: “Ve akşam vardı ve sabah vardı – bir gün.” İlk önce, On Sefirot’u bir araya getirerek başkalarıyla bir bağ inşa ettiğimiz, bir arzu, önem oluşturduğumuz sırada bir gizlilik olmalıdır.

Aksi takdirde her ikisi de kaybolacak ve bir insan bir canavar olacak.

Gizliliğe ve onu korumaya özen gösterirsek ama üzerinde ifşayı dilersek, o zaman mantık üstü inanç ediniriz. Gizlilik ve ifşa gereklidir, bu yüzden ifşa, gizliliği yok etmeyecek fakat birbirlerini destekleyecekler.

Maneviyatın hiçbir formu olmadığı için hiçbir şeyi doğal formunda ifşa edemeyiz ve bu nedenle onu verilen önem formunda görürüz. Yaradan’ı ifşa etmek için ne kadar çok çalışırsam, O’nu ifşa etmenin imkansız olduğuna ikna olurum.

Çünkü onu yaratan bendim.

Yaradan’ı önem ışığında ifşa ederim. Önem kısıtlama, masah ve yansıyan ışık gibidir. Yaradan’ı ışığımda, tutumumda, önemimde ifşa ederim. Bu nedenle bu resim kaybolmaz ancak sürekli kalır – ve buna eklemeye devam edebilirim.

Kendimizi yeni doğaya, Yaradan’a dönüştürmek için kozmik bir görevle karşı karşıya olduğumuzu hala anlamıyoruz. Sadece er ya da geç ortadan kaybolacak olan virüs ile karşı karşıya değiliz.  İlk görevimiz, neler olduğu konusunda ciddi olmaktır.

Bu, tüm hayatımızda değişikliklere yol açacaktır …

İşyerlerinin% 80’i onlara ihtiyaç olmadığından kapanacaktır. Bu muhtemelen bu çok büyük kayıplarla kaotik bir süreç olabilir – ya da hayati önemde olmayan işletmeleri azaltmak için kendi rasyonel kararımızı vereceğiz ve onları önceden desteklemeyi durduracağız.

Koronavirüse Aşırı Tepki Mi Veriyoruz ? (Quora)

Çıplak gözle göremediğimiz küçücük bir parçacık, yüz binlerce insanı enfekte etti ve öldürdü ve dünyanın sosyo-ekonomik temellerini sarstı.

Bu virüse karşı aşırı tepki mi veriyoruz yoksa bu, bir şekilde kaçınılmaz olan yeni  insan ilişkileri sisteminin başlangıcı mı?

Koronavirüs hayatımıza girmeden önce, her birimizin birbirinden kâr elde etmeye çalıştığı, başkalarını ne kadar iyi kullanırsak, o kadar başarılı olabildiğimiz bir prensip ile yaşadık.

Bir sistemin içinde doğduk ve büyüdük ve elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Böyle yaparken,  birbirimize ve dünyaya karşı gittikçe daha zehirli hale geldik.

Sonra Koronavirüs ortaya çıktı.

Koronavirüs bizlere birbirimizin üstüne çıkma mücadelemizi yatıştırdığımızda, ekolojik ortamımızın hızla toparlandığına dair net bir örnek göstermiştir.

Koronavirüs hayatımıza girmemiş olsaydı bunu bilebilir miydik?

Sanmıyorum.

Bu nedenle, sosyal mesafe koşullarını sürdürmenin ve bir tedavi aramanın yanı sıra, kendimizi virüsün bizi uyardığı yeni bir insan ilişkileri sistemine adapte etmek akıllıca olacaktır.

Bu yeni insan ilişkileri sistemi ne olabilirdi?

Öncelikle herkesin ihtiyaçlarını karşılama gerekliliğini kabul ettiğimiz bir yer olurdu.

Dahası, böyle bir farkındalığa ulaşmak, bugünün küresel insan toplumu arasındaki karşılıklı bağımlılığımızı öğrenerek ve böyle bir öğrenme yoluyla birbirimize olan ilgimizi artırarak sağlanacaktır.

Sadece kendimiz ve ailelerimizin güvencede olmasını istemek yerine, diğerlerine karşı olan endişemizi de arttırırız: bu, toplumun tüm üyelerinin ihtiyaç duydukları miktarda gıda, barınma, sağlık ve eğitim miktarına ve kalitesine sahip olmasını istemektir.

Genel olarak insan toplumu için yaşamın temel unsurlarının olduğundan emin olmanın yanı sıra, insan ilişkilerindeki yeni sistem, diğer eski materyalist insanlarla çekişme paradigmasının yerini, sosyal açıdan katkıda bulunan diğer insanlarla çekişme yönünde, yeni bir paradigma ile yer değiştirecektir.  Diğer bir deyişle, elimize geçirdiğimiz maddi varlıklara değer vermek ve komşularımızınkinden ve dostlarımızınkinden “daha büyük, daha iyi ve daha hızlı” şeyler istemek yerine, değerlerimiz birbirimizin topluma katkısını takdir etmeye yönelecektir.

Böyle bir sistemde yine de rekabet ederiz,  ancak rekabetimiz toplum için gittikçe daha faydalı hale gelen bir rekabet olacaktır yani topluma katkıda bulunabileceğimiz en yüksek değeri sunmak için yarışarak olacaktır.

Koronavirüs dönemi bize, ben merkezli bir dünyadan toplumun faydasını merkeze yerleştirdiğimiz bir dünyaya doğru bu yönde bir değişim yapma fırsatı sunuyor.

Bu adımı, Koronavirüse karşı en uygun tepki olarak görüyorum ve bu nedenle bunun, virüse aşırı tepki verip vermediğimiz değil, toplumumuzu geliştirmek için en uygun şekilde tepki verip vermediğimiz meselesi olduğunu düşünüyorum.

Birbirimizle ve doğa ile daha fazla denge ve uyum sağlamak için hayatta bir kere fırsat elimize geçirmiş bulunuyoruz ve bundan en iyi şekilde yararlanabileceğimizden çok umutluyum.

Koronavirüs Sonrası Dünyası Nasıl Olacak?

Koronavirüs kalmak için burada. Geçen gün, New York Eyaleti Valisi, Koronavirüs enfeksiyonu vakalarının sayısını hiçbir zaman sıfıra indiğini göremeyeceğimiz konusunda endişelerini dile getirdi.

Buna ek olarak, Güney Kore hastalık kontrol merkezi, önceden virüsü almış olanları, yeniden enfekte olma tehlikesi konusunda uyardı.

Ancak öte yandan Kudüs Postası, antiviral aşının üç ay içinde kuzey İsrail’deki küçük bir fabrikada üretilebileceğini bildirdi. Bu, iki sorunu gündeme getiriyor. Hızlı bir şekilde karantinadan çıkıp önceki yaşam tarzımıza dönebilirsek, pandemiden alınan tüm olumlu dersler çabucak unutulur. Öte yandan, yakın gelecekte bir tedavi veya aşı bulunmazsa, kalıcı izolasyonda yaşamak nasıl bir şey olacaktır?

Sanırım eskisinden tamamen farklı yeni bir dünyada yaşamaya alışacağız. Mesleklerimizin çoğunu değiştireceğiz ve evde daha fazla çalışmaya, internet üzerinden çalışmaya alışacağız. Birçok işletme, onlara ihtiyaç olmadığından,  iflas edecek ve eski haline dönemeyecek.

Birkaç ay içinde, pandeminin ilk dalgası azaldığında ve kısıtlamalar azalmaya başladığında, yavaş yavaş normal hayata döneceğiz. Ama bu farklı bir hayat olacak, virüs öncesiyle aynı olmayacak: Farklı olacağız, faaliyetlerimiz de öyle.

Yeni bir dünyada yaşayacağımızdan ve farklı insanlar olacağımızdan eminim. Bu hayat eskisinden daha iyi olacak. Barışa, dünyanın bir ucundan diğer ucuna koşturmaktan daha fazla değer vermeye başlayacağız.

Hayatın anlamı, onun amacı hakkında düşünmeye başlayacağız ve neden yaşadığımızı, yorucu çalışmamızın neticesinin ne olduğunu bulmak isteyeceğiz. Neden bir ülkeden diğerine koşturduk: sadece tüm restoranlarda yemek yiyip başkasının kültürüne göz atmak için mi? Bütün bunların yararı neydi? Bu sadece küresel delilikti ve buna direnmek ve herkesin peşinden koşmamak zordu.

Bence geçmişe dönüş yok ve daha sakin, içsel yeni bir hayat bizi bekliyor ve insanların tutumları da değişecektir. Koronavirüs sonrası dünya farklı olacak!  Tüm içsel doygunluğun verdiği mutluluklar arasında, dostluklar en değerlisi olacaktır çünkü insanlar arasındaki daha yakın bağ sayesinde, bütünsel bir güç, bütünsel bir akıl, konsantrasyon ve arzu yaratırız.

Birçok insan: büyük, bilge ve güçlü tek bir birey olarak birleştiğinde: doğayı yeni bir şekilde keşfetmeye başlarız, sanki duyularımız yerine, yeni, bin kat daha hassas, bir milyon kat daha bilge zihinler ediniriz. Bizler, realiteyi daha içsel ve derinlemesine görmeye başlayacağız. Ve herkes bütün bu edinimlere sahip olacak. İnsanlar yarının dünyasında bu şekilde yaşayacaklar.

Twitter’da Düşüncelerim / 17 Haziran 2020

Egoyu, alma arzusunu Yaradan’dan alırız. İçimizde bundan başka hiçbir şey yok! Tüm yaradılış içimizde bu noktadan inşa edilmiştir. Gerisi O’ndan, O’nun etkisinden gelir – hem ışık hem de karanlık. Sadece bunun böyle olduğunu kabul etmeliyiz.

Bununla birlikte, bunun için iş gücünün sadece% 20’sine ihtiyaç duyulacaktır – geri kalanı integral birleşme üzerinde çalışıyor olacak.

Koronavirüs ile yıllarca yaşamak zorunda kalacağız. Ve buna göre, hangi endüstrilerin gerekli olduğunu belirlemek için ekonomiyi yeniden yapılandırmamız gerekecek.

Sadece temel işletmeler kalacak, herkese yaşamak için ihtiyaç duydukları şeyi, yani yiyeceği ve barınağı sağlayarak. İnsanlar sırayla çalışacaklar. Diğerleri birlik yasalarını çalışacak ve pratik bağ ile meşgul olacak – bu insanın dünyadaki temel işidir.

Karantinadan Sonra Ne Yapmalıyız?

Kuşkusuz, Koronavirüsün üstesinden gelmenin tek yolu, pandemi tarafından ele geçirilen, tüm dünya hakkında endişelenmektir. Virüs bize Mesih döneminde, “Son Nesil”in koşulunda, tüm dünyayı etkileyen durumda yaşadığımızı gösteriyor.

Virüs bizi yok etmek için değil, bizi biraz sarsmak, birleşik cephe olarak savaşan, tek bir küresel doğa ile karşı karşıya olduğumuzun farkındalığına getirmek için geldi. Bizler doğayı en düşük, maddi seviyeden en yüksek manevi dereceye kadar yok etmek üzereydik.

Maddi seviyede, cansız, bitki ve hayvan dünyalarını ve insanları, egoizmimizle acımasızca yok ettiğimizi zaten biliyoruz. Firavun dünyamızda en üstün şekilde hüküm sürüyor ve “yedi açlık yıl” çoktan geldi, çünkü bu dünyada hiçbir şey bizi doyuramaz. Egoizmin açık açık hüküm sürdüğü bir dünyada yaşamaya devam etmek imkansızdır. Ya bu dünyanın üzerinde yükseliriz ya da muazzam darbelerle karşı karşıya kalırız.

Üst dünyaya nasıl gireceğimizi bilmeliyiz. Musa’yı yani tüm insanlığı egoist dünyadan çekip Kızıl Deniz’e getiren gücü grubumuzun içinden inşa etmeliyiz. Bu egoist dünyada yaşamaya devam etmek imkansızdır.

Cansız, bitkisel ve hayvansal doğanın bu dünyadan ayrılmamızı ve daha yüksek bir manevi dereceye yükselmemizi nasıl beklediğine bakın. Hepimiz yükselirsek hayvanlar, balıklar ve bitkiler nasıl sevinirdi!

Tüm dünyada ve evrendeki tüm doğa sakinleşecek ve dengeye gelecektir. İnsanın egoizmi müdahale etmeyi ve her şeyi kontrol altına almayı bırakırsa, her şey huzurlu ve mutlu olacaktır.

İlerleyecek bir yerimiz yok. Karantina kaldırıldıktan sonra doğaya zarar vermeye ve nükleer savaşı beklemeye devam etmek için aynı eski şeye dönmek isteyebilir miyiz? Virüs öncesi durumumuza, hayatımızın ne kadar mantıksız ve anormal olduğuna ayık bir şekilde bakalım.

Doğanın genel durumu ile belirli bir benzerliğe ulaşmak gerekir çünkü insan tüm varlıkların en üst seviyesindedir. Bizler, birleşmeli ve tüm dünya için sorumluluk hissetmeliyiz.

“Son nesil”, yaratılış programını uygulamak zorunda olan nesildir. Koronavirüs de bize küresel ölçekte bu uygulamaya ne kadar geç kaldığımızı gösteriyor. Bu şekilde yaratılışı dengesizliğe getiriyoruz ve tüm bu virüsleri tezahür ettiriyoruz.

Sokaklara çıkamayabilir veya bir araya gelemeyebiliriz, ancak bunun üzerinde içsel birliğe, insanlar arasında doğru ilişkilere ulaşmalıyız. Bu, aramızda duran egoizmin ortadan kalkacağı, onun üstesinden geleceğimiz anlamına gelir. Bunu yaparak, Koronavirüsü ortadan kaldıracağız. Eğer ben başkaları ile iyi, hoş, içsel bağlantılar içindeysem, aramıza hiçbir kötülük gelemez.

Koronavirüs, ışığın yolundan değil, acının yolundan, evrimin doğal seyrinden (Beito) ilerlediğimizin bir işaretidir çünkü bize zorla etki eder. Işığın yolu, zamanın hızlandırılması (Achishena), her zaman iyi ve hoş bir şekilde çalışır.

Aramızda iyi ilişkiler kurmak için çabalarsak, aramızda içsel bağ sistemleri kurabileceğimizi ve ihtiyaç duymadığımız, sadece çevreyi kirleten işleri oraya aktaracağımızı keşfederiz. Onları, bir araya getirdiğimiz, konuştuğumuz ve birbirimizi hissettiğimiz içsel seviyeye transfer edeceğiz.

İnsanların şimdi açık mağazalar, restoranlar, kafeler, berber dükkanları ve güzellik salonlarını hayal ettiklerini görüyorum çünkü orada birbirleriyle bir tür bağ kuruyorlar. Fakat doğa bizi yeni bir bağ biçimine zorluyor.

Koronavirüs Karşılıklı Nefretin Bir Sonucudur

Dünyada düzen kurmak için, Yaradan’ın ışığının aramızda ifşa olması ve üst ışık ile aramızdaki bağı doldurması için birbirimizle bağ kurmamız gerekir. Bu dünyanın tüm sakinleriyle olan bağımız sayesinde, onlara tüm dünyayı aydınlatacak olan Yaradan’ın ışığını getireceğiz.

O zaman dünya, Koronavirüsten korkmak ve birbirinden uzak kalmak yerine, hem insanlar arasında hem de cansız, bitkisel ve hayvansal seviye ile yani çevre ile güzel, iyi bağlarla bağlanabilecektir.

Tüm dünya yeni bir bağ ve ıslah derecesine yükselecektir. Bu bütünsel bağ ve ayrılmaz doğa hissi ile dünya, hayatımızdaki her şeyi yöneten ve düzenleyen tek bir güce kavuşacaktır. Bu şekilde, tüm dünya Yaradan’ı hissetmeye ve O’nu edinmeye yaklaşacaktır.

Bu süreç zaten gerçekleşiyor. İlk yumuşak ipuçlarını Koronavirüs’ün yapısından anlamıyorsak, bir dahaki sefere çok daha korkunç bir şekilde ortaya çıkacaktır. Bunun olmasını beklememeliyiz. Koronavirüs hala çok nazik davranıyor ve bizi sadece doğayı yok eden gereksiz faaliyetlerden korumak için bir salgınla tehdit ediyor.

Bununla birlikte, bir dahaki sefere, bir salgın insanlığın yarısını her evi etkileyerek silebilir. Bugünün Koronavirüs ile olan deneyimden öğrenmezsek ve sadece kuaför salonlarına ve otellere nasıl dönüleceğini düşünürsek, doğadan daha güçlü bir uyarı alırız.

Koronavirüs, davranışlarımızı, birbirimize, insanlar arasında ve tüm cansız, bitkisel ve hayvansal doğaya karşı değiştirmemiz gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, yeryüzünde hayatımızı düzene sokmalıyız.

Herkes için açıktır ki hayatımız en iyisi değildir ve düzeltilmesi gerekir. Öyleyse onu değiştirelim ve eskisine geri dönmeyelim. Şimdi, karantinadan sonra normal hayata döndüğümüzde, ilişkilerimizi biraz farklı bir şekilde organize edelim, onları daha fazla düzeltelim, birbirimize daha az zarar verelim ve çevreye daha az zarar verelim. Salgından önce bile, kendimizi değiştirmeye değeceğini söylüyorduk, hadi bunu yapalım.

Salgının deneyiminden ne gibi yararlı sonuçlar çıkarılabileceğini düşünelim, hangi dersleri alabiliriz? Nasıl değişmeliyiz? Belki salgının nedenini bulabilir ve bir daha olmayacağından emin olabiliriz. Birkaç olumlu değişiklik yapmışsak, bunları kaybetmeyelim. Ailemizi, okulumuzu, işimizi biraz değiştireceğiz ve gereksiz ürünler üreten gereksiz işleri ortadan kaldıracağız.

Şimdiye kadar insanların zihninde bir değişiklik olduğunu sanmıyorum. Liderler neler olduğunu anlamıyor ve her şekilde önceki duruma dönmeye çalışıyorlar. Tabii ki, şimdi daha temkinliler, ama ne yapacaklarını bilmiyorlar.

Bu kötü niyet değildir ama basitçe dar görüşlülüktür, doğada meydana gelen ve Koronavirüse neden olan değişiklikleri anlayamamaktır. Ve bundan sonra değişmeye başlamazsak, bizi bekleyen birçok virüs vardır.

Egoistlerin birleşemediğini görüyoruz: Ne Avrupa’da, ne de Çin, Amerika veya Hindistan’da. Hiç kimse iyi ilişkiler içinde kalamamaktadır, herkes herkese karşı. Ve bu genel tartışmaların üzerinde, grubumuz tek bir slogan altında, ortak bir bağ hedefi olan “ayrılıkların üzerinde bağ kurmak” ile bağlantı gücü haline gelebilir.

Bu önemli değil, bırakın ayrılık kalsın, biz onunla ilgilenmiyoruz; sadece onun üzerinde bir bağ inşa ederiz. Ayrılıklara karşı savaşmak zorunda değiliz çünkü hepimiz farklıyız ve birbirimizden nefret etmekteyiz. Bırakalım bu şekilde kalsın ve bunun üzerine, tüm günahların sevgi ile örtülmesi için, aramızdaki bağın genişlemesini istiyoruz. Bu bizim takip ettiğimiz sloganımız.

Sadece böyle bir sistem dünyayı kontrol edebilir, çünkü kendi içinde büyük bir insan egoizmi ve Yaradan’ın üst gücü olan ortak bir evrensel bağlantı içerir. Bu iki güçle her şeyi yapabiliriz, çünkü o zaman her şeyi kendi içimizde bir araya getiririz ve bir örnek belirleyeyip, bağ yöntemini yayarak dünyayı kontrol edebiliriz.

Koronavirüs olduğu gibi kalır, ona dokunmayız. Koronavirüsün bizim için koyduğu sosyal mesafe kurallarına yani iki metre arayla ve evde karantinaya uymalıyız. Yine de, aynı zamanda, içsel birliğimiz tüm virüsleri yok edene kadar aramızda içsel bir bağlantı geliştiririz. Sonuçta, virüs karşılıklı nefretimizin bir sonucudur.

Dünyamızda, başkalarına karşı nefretle ilgili olan alma arzusundan ve kişinin komşusuna sevgi üreten ihsan etme arzusundan başka bir şey yoktur. Koronavirüs, kendisini bir virüs gibi biyolojik bir biçimde gösteren nefretin sonucudur.

Aramızdaki nefreti biraz azaltalım ya da en azından bunun var olduğunu ve ondan kurtulmak istediğimizi anlayalım. Bu arzu zaten nefreti sınırlayacak ve aynı gün virüsü nasıl iyileştirdiğimizi göreceğiz. Bugün dünya liderlerinin yapması gereken budur.

Twitter’da Düşüncelerim / 12 Haziran 2020

Bize Sina Dağı’nda söylendi: “Eğer birleşmezseniz, bu sizin mezarınız olacak.” Doğanın – birlik yasasını yürütmemiz gerekiyor. Toplam birliğe “sevgi” denir. Doğa bizi her şekilde ona getirecek! Bu nedenle kurtuluş, herhangi bir itilişin üstündeki bağda- sevgide yatar!

Sevgiyi ifşa etmek, dünyada bizi nefretin üstünde birleştiren bir güç olduğunu ifşa etmek demektir. Böylece sevgiye ihtiyacımız olması için nefret tezahür eder. Sevgi olmadan nefret ıslah edilemez. Bu iki güç birbirini ifşa eder ve tamamlar.

Bizim zamanımızda, sadece sevgi bizi kurtarabilir, yani tüm farklılıkların üstünde birlik. Çocuğumda hoşlandığım hiç bir şey olmasa bile, onu hala severim! Sevgi hiçbir yasa bilmez: “sevgi tüm günahları örter” Bu öğrenmemiz gereken bir sevgidir!

Amerika’da patlak veren isyanlar tüm dünyaya yayılıyor ve dinmeyecek. Yeni virüsler ve terör gelecek, hepsi bizi sevgiye götürmek için. Sevmek için bir sebep yok, ama biliyorum ki sevmezsem sonum getirilecek, bu dünyanın da.

Koronavirüs’ten önce anlaşıldığı gibi küreselleşme öldü. Küresel bir egoist dünya artık işlemiyor. Bu, bunun sadece egoizmi iptal ettikten sonra mümkün olduğunu anlayanlar için açıktır. Ya da daha ziyade, üzerine yükselme. Belki, çünkü aksi takdirde insanlığın sorunları aşılamaz!

Sadece onu istememiz gerekiyor, saklamamız değil fakat sevginin gücünü giderek daha fazla ifşa için çabalamak zorundayız. Bu her şeyi düzeltecek!

Sevgi, doğanın en yüksek niteliği, Yaradan’ın niteliğidir. Bu bize gelince ve içimizde kıyafetlendiğinde, aramızdaki gerçek bağın ne olması gerektiğini göreceğiz. Her şey düzelmiş olacak!

Toplumda karşılıklı nefret ve çatışma, her şeyden önce sevginin gücü ile düzeltilebilir. Bütün nefret sevgi tarafından örtülecektir. Yakında nefret patlayacak, birbirimizi öldürmeye başlayacağız, hiçbir şey bizi durduramayacak. Sevginin gücünü yukarıdan, Yaradan’dan çekmeliyiz.

Bir kişi, Yaradan’a dua, MAN’ı başka hiç kimsenin yükseltemeyeceği şekilde yükseltir. Hiç kimsenin indiremediği üst ışık olan MAD’i Yaradan’dan çeker. Ve her ruhun bu tür eylemleriyle, Adem’in tüm ruhunu dolduran Genel Işığın ıslahının sonu gelir.

Genel sistemde, herkesin Islah Eden Işığı getirmesi ve daha sonra vücuttaki hücrelerin çalışma şekline benzer şekilde tüm ortak ruhu besleyerek başkalarına iletmesi gereken kendi parçası vardır. Bu onun sorumluluğudur, çünkü vücut sadece bu tür hücrelerde yaşar.

Her bireyin, tüm insanlara ve Yaradan’a ihsan etmek için ıslah edilmesi gereken bir arzusu vardır. Kişi, Adam HaRishon’un ortak ruhunun sisteminde aktif bir element olmalı. Yaradan’dan kişisel olarak çekebileceği bu küçük miktarda ışık, başka hiç kimse tarafından çekilemez.

Twitter’da Düşüncelerim / 11 Haziran 2020

Ne beklemeli: Mevcut sistemin yanlışlığı belli oluyor. İşsizlik oranı düşmeyecek. # Emeklilik fonları ayakta kalmayacak. Uçuşlar ve toplantılar eski haline gelmeyecek. Tüm toplantılar ve konferanslar videoyla yapılacaktır. Kitle turizmi tamamen ölecek. Otellerin çoğu kapatılacak, Bankalar yalnız ticareti ve üretimi finanse edecek. Ülkeler kendi başlarına yeterli olacaklar.

Büyük ofisler yok olacak. “Evden çalışma” norm olacak. Büyük şehirler küçülecek ve ofisler konutlara dönüştürülecek. Büyük şirketler, küresel işletmeler, büyük bankalar ve finansal sistem yok olacak!

Dünya, her gün ıslahı başlatma sorumluluğunun arttığı bir döneme girdi. Koronavirüs, işsizlik ve yaklaşmakta olan diğer sorunlar ve huzursuzluk bizi buna zorluyor. Baal HaSulam: Manevi edinimi sadece onu neslime ifşa etmeyi önemsediğim için hak ettim.

Bu yüzden, bunu düzeltmenin tek yolu tam tersiyle, sevgi niteliğiyle örtmektir!

Cansız, bitkisel ve hayvansal seviyelerden farklı olarak, İnsan seviyesinde, Yaradan tarafından yapılan, kendim dışındaki şeyleri bana fayda sağlamadıkça var olma hakkına sahip olarak algılamamı engelleyen özel bir egoizm vardır.

Eski modele dayanarak değil, tamamen yeni bir şekilde yaşam inşa etmeliyiz. Şu anda toplum için gerekli bir çalışan olmayan kimsenin karantinayı bozmaya hakkı yoktur. Eski dünyaya dönmemeliyiz fakat koronavirüs ile yeni bir dünyada yaşamayı öğrenmeliyiz!

Şu anda, birçok ülkede karantina yavaş yavaş kalkıyor ve insanlar mutlu bir şekilde mağazalara ve restoranlara koşuyor. Bir hafta sonra enfeksiyon oranlarında yeni bir artış görecekler. Eski yaşama dönmeye çalışıyoruz, ama bu bize pahalıya mal olacak büyük bir hatadır.

Sevgi zeka gerektirmez. Sadece seviyorum, açıklaması yok. Bu, sekiz milyar insanın hepsi için açık olmalı, herhangi bir hazırlık gerektirmiyor. Bizim neslimiz, çözümün sadece sevgi olabileceğini dinlemeye ve anlamaya hazır. Ya birleşiriz ya da ölürüz!