Category Archives: Global Kriz

Koronavirüs Bize Ne Öğretecek?

Soru: Koronavirüs bizi, birbirimize yakın olmaktan korkar hale getirdi. Bu, insanlar arasında daha büyük bir ayrılığa neden olmaz mı?

Cevap: Virüs bizi birbirimizden daha uzak mesafeye götürmez, birbirimize nasıl doğru bir şekilde yaklaşmamız gerektiğinin farkındalığına götürür.

Şimdiye kadar, egoistler olarak, başkalarına sadece onları kendi yararımıza kullanmak için yaklaştık, bu nedenle virüs bizi birbirimizden uzaklaştırmaktadır. Çok uzak olmayan bir gelecekte bizlere, birbirimize karşı doğru niyete, içsel eyleme nasıl sahip olacağımızı öğretecek, böylece birbirimize zarar vermeden yaklaşacağız. Bunu yakında göreceksiniz.

Koronavirüs çok karmaşık ve çok yönlüdür. Bu sadece bir virüs değil, içimizde tezahür eden ve ilişkilerimiz açısından kendimizi yeniden programlamamızı sağlayan, doğadan gelen bilge bir programdır.

Soru: Virüs neden bir yıl önce değil de şimdi ortaya çıktı?

Cevap: Genel olarak, bu soru her zaman vardır. Buna nasıl cevap verileceğinden emin değilim. Sadece doğa üzerindeki etkimizin belirli bir eşiğe ulaşması, bu noktada da onun bizim üzerimizde olumsuz etkilerine neden olmamızdır.

Gerçek şu ki bu olumsuz değildir; aksine, bizi ıslah eder, ileriye götürür

Virüs, Olumsuz İkincil Etki Bırakabilir Mi?

Soru: Bir virüs olumsuz ikincil etki bırakabilir mi? İnsanlık buna nasıl tepki vermeli ki bu olumsuz olmasın?

Cevap: Virüsten sonra kötü bir şey olmayacak. Umarım o bizi iyileştirir.

Aslında, Rabash’ın yazdığı gibi, o bir hastalıktan ziyade bir tedavi olacaktır. Virüs bizi egoizmden iyileştirecek, biraz daha yükseğe çıkaracak, temizleyecek ve birbirimize yeni gözlerle bakmamızı mümkün kılacaktır, böylece birbirimize karşı o kadar egoist, o kadar kötü olmayacağız.

Bu nedenle, virüsten sonraki yaşam çok daha kolay, çok daha iyi olacaktır. Sanırım bunu yakında göreceğiz. Ama önümüzdeki birkaç ay içinde değil. Bu o kadar hızlı olmayacak.

Sıradan İnsanlara Hitap

Güç ve parayla ilgilenen insanlara hitap etmiyorum. Sıradan insanlara, sıradan vatandaşlara dönüyorum, onlara hiçbir virüs olmaması için toplumumuzun ne tür ilişkilere gelmesi gerektiğini, aramızda hangi bağların olması gerektiğini açıklıyorum.

Bu, hükümetlerin ve finansörlerin, polisin, mahkemelerin vs.nin müdahalesini gerektirmez. Sadece sıradan vatandaşların, kendilerine neyin fayda sağlayacağını anlamaları gerekir.

Dünya bizlere bütüncül bir dünya olarak ifşa olur ve eğer bu bütüncül dünyayla onun gerçek formuna göre ilişki kurarsak, o zaman bundan faydalanırız.

Eğer önümde onunla çalışamayacağım bir sistem varsa, elbette, onu doğru bir şekilde kullanamayacağım. Eğer bu sisteme, içinde çalışan güçlere aşinaysam, o zaman onu kontrol edebilirim. Aksi takdirde, bizler doğa sistemine saldırmakta ve hepsini yok etmekteyiz.

Dünyaya, herkesin birbirine bağlı olduğu bütüncül bir sistem olarak bakmaya çalıştığımda, aniden gerçeklik algımın değiştiğini görürüm: Tüm bağların nasıl birbirine geçtiğini göreceğim ve onlara katılacağım. Bu, sisteme dahil olmamı ve içinde hareket eden gücü hissetmemi sağlayacaktır.

Her şey tek bir sisteme bağlıdır: cansız doğa, bitkiler, hayvanlar ve insanlar. İyi yaşamak istiyorsak, bunu hesaba katmalıyız.

Sabırsızlığa Rağmen, COVID-19 Karantinasını Kaldırmak İçin Çok Erken

Facebook Sayfamdan, Michael Laitman 4/ 19/ 20

Bizler Koronavirüsü yenmedik. Nasıl çalıştığı, nasıl bulaştığı ve yayılmayı yeniden canlandırmadan karantinayı kolaylaştırmak için hangi adımları atabileceğimiz hakkında çok az şey biliyoruz. Aynı zamanda, yiyecek ve diğer hammadde ihtiyaçlar üzerinde net bir şekilde yeniden stok yapmamız gerekiyor, yoksa çok daha uzun bir süre tam karantinayı sürdüremeyiz. Bu zor bir ikilem: Hükümetler tüm kötülüklerden en azını seçmeye çalışıyor, ancak hiçbir seçenek iyi değil. Karantina hafifledikçe, biz vatandaşlar ekstra dikkat etmeliyiz çünkü bedel ödeyecek bizleriz.

Yeni Koronavirüs ile ilgili sorun, onun etkisinin, yarattığı medikal krizin çok ötesine uzanmasıdır. Kuşkusuz dünyaya dayattı ekonomik çöküşün bile çok ötesine uzanmaktadır.

Koronavirüsün etkisi her şeyden önce toplumsaldır. Toplumun dokusunu çözmektedir. Zorunlu sosyal uzaklık duygusal bir mesafe yaratır; yalnızlık ve depresyon artar, aile içi gerilimde artar ve şiddete yol açar. COVID-19 vücudumuzu hasta etti ama aynı zamanda birbirimizden duygusal uzaklığımızı da ortaya çıkardı.

Sosyal uzaklaşma, post modern toplumumuz için yeni bir şey değildir. Sosyal medyaya daldığımız telefonlarla bizi çevreleyen yabancılaşmadan, uzun zamandır gerçek ve fiziksel dünyada arkadaşlarımız ve ailemizle olan iletişimi ihmal ettiğimizden yakınmaktayız. Yine de, fiziksel olarak yakın olabildiğimiz sürece, kendimize gerçekten çok uzak olmadığımızı söyleyebiliriz. Şimdi, fiziksel olarak ayrıldığımıza göre, sadece orada hiçbir şey olmadığını anlamak için, kalplerimizde yakınlığı ararız. Bu, virüsle ilgili en acı verici kısımdır: hepimizin yalnız olduğu, kalplerimizin boş olduğu ve bizi sevdiğini düşündüğümüz kişilerin kalplerinin de boş olduğunun ifşası.

Gerçeği Takdir Etme

Gerçekler acı verir, bu her zaman öyledir. Ama her çare de öyledir. Ne olduğunu bilmediğimiz bozduklarımızı onarmak imkansızdır. Artık bağlarımızın parçalandığını, sosyal medyanın neden olduğu izolasyona hale direnen zayıf bağların koptuğunu ve onların kopukluğunun yürek burkan anlamı, bizi yalnız olduğumuzu fark etmeye zorlar. Buradan, en dipteyken yükselmeye başlayabiliriz. Buradan yeni ve sağlam bir toplum inşa etmeye başlayabiliriz. Gerçek acı verir, ancak sağlıklı bir bedende, sağlıklı bir akılda ve sağlıklı bir toplumda yaşamak istiyorsak bu çok önemlidir.

Eğer uğraşmakta olduğumuz sıkıntıdan en iyi şekilde yararlanmak istiyorsak, bir dakika bile kaybetmemeliyiz. Ortaya çıkan yeni Dünya hakkında bilgi edinmeliyiz. Yeni dünyada servet, onu gösteremediğiniz zaman anlamsızdır. Birçok insan evde ise- işsiz veya iş piyasası dışındaysa, kariyer işe yaramaz. Pek çok insan evden çalışırken veya hiç çalışmadığında güç pozisyonları da anlamsızdır.

Geriye kalan tek şey birbirimiziz. Ailemiz ve arkadaşlarımız var.  Bizimle evlerimizde yaşıyorlar ya da sadece bir telefon kadar uzaktalar. Virüs gerçekten önemli olan şeyler dışında bizi her şeyden temizledi. Ki sadece şimdi dikkat dağıtıcı şeylerden arınmış olduğumuzu gerçekten görebiliriz.

Virüs, insan ırkını ortadan kaldırmak için burada değil. Bize onlarca yıldır ne kaçırdığımızı, uzun bir süredir ihmalkârlık edip, burada olduklarını unuttuğumuz şeyi göstermek için burada: sevdiklerimizi.

Virüs, karşılıklı önem ve karşılıklı sorumluluk temelinde, bağlarımızı yeniden inşa etmemiz ve bunu düzgün bir şekilde yapmamız için bize yeterince yakınlık veriyor. Aynı zamanda, bir kez daha sömürü ve güç mücadeleleri çukuruna düşmemizi engellemek için bizi doğru mesafede tutuyor.

Yeni Koronavirüs, inatçı bir öğretmendir ancak bizler de inatçı öğrencilerdik. Onunla ne kadar çok iş birliği yaparsak, bize karşı o kadar nazik olacaktır. Öğretmenimin babası Baal HaSulam, doğanın yetenekli bir öğretmen gibi olduğunu,  “gelişimimize göre bizi cezalandırdığını” yazdı. Doğanın ipuçlarını anlayacak, toplumlarımızı destekleyici, olumlu bağlantılar üzerine kuracak ve doğayı bizi daha sert cezalarla yönetmeye zorlamayacak kadar akıllı olalım.

Yeni Bir Toplumun Eşiğinde

Tamamen yeni bir toplumun, Kabalistlerin bunun hakkında yazdığı bir toplumun eşiğindeyiz.

Günümüzde, doğanın isyan ettiği gerçeğine tanık oluyoruz. O artık kötü insanlarla uğraşmak istemiyor. Doğanın onları kendisiyle dengeye getirmesi gerekir, biz de direniriz. Buna bağlı olarak, doğa bu açıdan bizi olumsuz tepkilerle düzeltmelidir. Bu tam olarak kendi üzerimizde hissettiğimiz şeydir.

Tüm virüsler bizleri bir miktar denge durumuna getirmeyi amaçlamaktadır. Eğer bunu anlarsak, o zaman kendimizi ve yeryüzünde birlikte var olduğumuz sistemi kolayca düzeltiriz. Böylece tamamen farklı bir insanlık elde edeceğiz. Umarım bunu mümkün olan en kısa sürede, belki bir buçuk yıl içinde bile anlayacağız. Daha erken gerçekleşmesi olası değildir.

İnsanlığın nasıl davranması gerektiğini ve Koronavirüse karşı doğru yanıtın ne olduğunu mümkün olan her şekilde açıklamak istiyorsak, o zaman bunu kelimenin tam anlamıyla o dönemde yapabiliriz. Yine de bu, Koronavirüs dünyayı dolaşana ve herkes onun bizim üzerimizde ne kadar güce sahip olduğunu görene kadar olmayacaktır.

İnsanlar, düzeltilmemiş ilişkilerimiz ve doğaya ve insanlara karşı kötü tutumumuzla buna neden olduğumuzu anlayacaklar; bunu nasıl düzeltebileceğimizi merak etmeye başlayacağız. Ancak o zaman Koronavirüs ortadan kaybolacaktır. Bizler, kötülüğün ifşasının, onun ıslahının ve iyiliğin tezahürünün tüm aşamalarından geçmeliyiz.

Gerçekten umuyorum ki çok yakında buna şahit olacağız.

“Sosyal Mesafe: Daha Derin Bir Bağ Seviyesi İçin Çağrı” (Medium)

Medium Dergisi “Sosyal Mesafe: Daha Derin Bir Bağlantı Seviyesi İçin Çağrı” adlı yeni makalemi yayınladı.

Çok eşsiz bir zamanın ortasındayız. İnsanlar sosyal hayvanlardır, ancak COVID-19 döneminde sağlıklı veya hasta olmak arasındaki fark, başkalarına fiziksel yakınlığımızla belirlenebilmektedir. Bu nedenle, uzmanlar tarafından virüsün dalgalanma etkisinden kaçınmak için sosyal mesafe teşvik edilmektedir. Ancak fiziksel düzeyde birbirimizden uzak durmak, ayrıca ilişkilerimizi yeniden şekillendirmemize ve geliştirmemize yardımcı olabilir.

Peki nasıl? Pandeminin ortaya çıkardığı nihai amaç olan, kalplerimizi birbirine yakınlaştırarak, böyle bir hedefe ulaşabiliriz.

Zorunlu olmayan evde kalış önerilerinden uygulamaya konulan karantinalara kadar, dünya çapında benzeri görülmemiş bir kilitlenme gözlenmektedir. Çıplak bir gözle, hayat bizi acımasızca her yöne fırlatıyor, bize yeni kurallar uyguluyor, hızlı değişimleri kavramak ve yeni gerçekliğe alışmak için çok az zaman bırakıyor gibi görünmektedir. Yani, insanlık virüsün yenilgisini sabırsızlıkla beklemektedir, küçük görünmez ama normal yaşamı bozan, insanoğlunun herhangi bir düşmanından daha güçlü olan virüsün üstesinden gelmeyi beklemektedir.

Ama yenmek zorunda olduğumuz başka bir gizli düşman daha var, bu da aramızda tehlikeli bir şekilde serbestçe hareket ediyor. COVID-19 sadece bir yan üründür, toplumumuzda olanların bir yansımasıdır. Kendi başına bir hastalık değildir. O, zil çalmaya ve bizi daha tehlikeli bir zararlı hakkında uyarmaya geldi: Dünyayı ele geçiren ve bizi yabancılaştıran ego. Ego ile başkalarının felaketi pahasına, kişisel çıkar niyetini kastetmekteyiz.

Ayrılmak, Yaklaşmak

İnsanlık Koronavirüs ile bir savaş içindedir, ancak en önemli mücadele insanlığın kendi içinde gerçekleşmektedir. Virüsün peşinden koşuyoruz ve söylediklerinin üzerine haberciyi vurarak intikam alıyoruz. Bırakın doktorlar iyileştirsin, bilim adamları araştırsın, uzmanlar rollerini yerine getirsin ve aşıyı bulsunlar. O zaman bile, yeni tutumumuz dışında, ne aşı ne de sosyal mesafe ve tamamen karantina belaya son vermeyecek.

Sadece virüsün bize ilettiklerini kabul etmemiz gerekir. Eğer bu anlaşılırsa, hepimiz kendimize dönebilir ve başarılı olabiliriz yani aramızda geliştirdiğimiz holiganizm; çatışmalar, nefret, sürtüşme ve entrikalar üzerinde. Bizim adımıza, birbirimize karşı tutumlarımızı değiştirmek, karşılıklı düşünce ve sorumluluk ilişkileri geliştirmek için yapılan her girişim harika bir zafer olarak değerlendirilecektir.

Aramızda İçsel Bir Köprü İnşa Etmek

Bu dönemde, küçük virüse değil, büyük resme bir göz atmamız akıllıca olur. Biz doğanın ayrılmaz bir parçasıyız. Bu nedenle, birbirimize ne kadar yakınlaşırsak, negatif güçleri pozitif olanlarla dengeleyerek, aramızdaki boşlukları doldurarak, bizi ayıran mesafelerin üstesinden gelip, bağın gücüyle ayrılığı yeneceğiz.

O zaman dünyanın bir savaş arenasından ziyade, daha ılımlı ve daha dost canlısı hale geldiğini hissedeceğiz. Bu tek seferde olmayacak. Yavaşça iyileşeceğiz. Nihayet tekrar sağlıklı olacak şekilde, güçlü hale gelene kadar gün be gün iyileşen bir hasta gibi.

Bağ kurmak bizim çaremiz, sosyal uyum bizim şifacımızdır. Bencil mücadeleler ve başkaları üzerinde kontrol sağlamak yerine, birbirimizle iyi geçinip karşılıklı sorumluluk ve işbirliği ilişkileri geliştirirsek, sadece Koronavirüs salgınının üstesinden gelmekle kalmayacak, aynı zamanda bizi ayıran duvarları da yıkacağız.

Sonra fark edeceğiz ki tek mesafe kalplerimiz arasındaki mesafedir.

“Dünya COVID-19’dan Ne Öğrenecek?”

COVID-19, doğanın insanlığa karşılıklı sorumluluk, eşitlik ve doğanın insanlara üstünlüğü konusunda ciddi dersler vermesinin bir yoludur.

Bizi nispeten uzun bir süre boyunca sosyal uzaklaşma ve evde kalma koşullarına zorlayarak, hayatta neyin önemli olduğunu, birbirimizle nasıl ilişki kurduğumuzu, kendimiz için nasıl bir dünya yarattığımızı ve hayatımızı yürütmenin daha iyi bir yolu olup olmadığı düşünmek için daha özgür hale getirdi.

Böyle bir durumda, COVID-19’dan, farklı statüdeki insanlar arasında hiçbir ayrımcılık yapılmadığını, herkese, sıradan Joe’dan dünya liderlerine kadar eşit şekilde bulaştığını, aynı zamanda birbirimizle eşit olarak ilişki kurmanın da akıllıca olacağını öğrenebiliriz.

Ayrıca dünyadaki sosyo-ekonomik altyapılarımızın, bu kadar çok hastalık, ölüm ve alt üst olmayı meydana getirmesi için gereken tek şeyin mikroskopik bir parçacık olduğunu ve doğa karşısında ortak küçüklüğümüzü de öğrenebiliriz.

Bizler, birbirimize ve doğaya olan karşılıklı bağımlılığımızın ve birbirimize bağlılığımızın uyanışını artırmaya yönelik bir süreç içindeyiz.

Böyle bir süreçte doğa bize daha fazla küresel farkındalık yaratmak için çeşitli darbeler gönderir, böylece başkalarına karşı daha fazla dikkat ve sorumluluk geliştiririz.

Neden? Çünkü bunu yaparak, her ayrıntıyı dikkate alan doğaya benzeriz.

İlişkilerimizi uyumlu hale getirmek, bizi doğa ile dengeleyecek ve daha sonra doğanın olumlu geri bildirimlerini deneyimleyeceğiz.

Doğa bizi gittikçe birbirimize bağlıyor ve doğa tarafından bağ kurmaya nasıl zorlandığımızı ne kadar erken fark edersek ve bu bağı pozitif yapmak için kendi aktif rolümüzü alırsak, daha çabuk, çok daha iyi hayatlar yaşayacağız.

Doğa Bizden Ne İstiyor (Medium)

Medium yeni makalemi yayımladı; “Doğa Bizden Ne İstiyor”

Ebedî bir durummuş gibi hissedilebilir, ancak bütün dünya dramatik şekilde değişti, varoluşsal soruları ve içimizdeki ruh arayışını uyandırdı. Bizler ne yaptık ki doğa üzerimize bütün gezegeni felç eden Covid19 virüsünü saldı? Bu sıkıntıları sona erdirmek için, maske takmanın ötesinde, şahsen yapabileceğim bir şey var mı? Durumumuzu gözden geçirebilmemiz için şimdi daha az meşgul olan hayatlarımızdan vakit ayıralım. Keşfedeceğimiz şey, bu molanın tam olarak böyle derin bir düşünceye gelinmesi için verildiğidir.

Bu dünyada yaşıyorum ve olan her şey üzerinde bir etki yapıyorum.  Yakın çevremi her an etkilerim ama aynı zamanda uzak çevreyi de etkilerim. Sistem evrensel, bütünleyici ve küresel olduğu için, her birimiz doğanın tümünde değişiklikler yaratıyoruz. Bu, tüm parçaları birbirine bağlı ve geniş kapsamlı bir dengeye doğru ilerleyen bir sistemdir. Ve bizler onun dengesini bozduğumuz zaman, dengesizlik mevcut pandemi gibi her türlü olguda kendini gösterir. Bir anlamda, doğada karşı karşıya olduğumuz her şeyin, aslında sistemin onun üzerindeki iyi ya da kötü etkilerimize tepkisi olduğu söylenebilir.

Bunu işimle, çocuklarımla, geleceğimle ilgili ne olacağını bilmeden, evde otururken kendimle nasıl ilişkilendirebilirim? Kişisel hayatım sistemi nasıl etkileyebilir?  Geçen her gün asla geri dönmez, bu yüzden uykuya dalmadan önce günümün nasıl gittiğini, ne yaptığımı, kimseye zarar verdim mi diye değerlendirmek faydalıdır.  Hareketlerim ve düşüncelerim uyuma mı yoksa  tam tersine mi katkıda bulundu?  Hayatımın günlük muhasebesini tutmalıyım.

Allah korusun, ciddi bir hastalık ya da kayıptan etkilendiğimizde, hayatta neler olup bittiğini arayan hisler ve düşünceler yüzeye çıkar ve neden ben diye sorarız. Bugün, Koronavirüsün bu darbesi – durum, köken veya bankadaki bakiye ne olursa olsun –  hepimizin üzerine indi ve kolektif ruh arayışımızı harekete geçirdi.

Gezegeni Kurtarmak

Doğa şimdi bize, bizim için en iyi şeyin, nasıl düzgün bir şekilde etkileşime gireceğimizi anlayana kadar kimseye yaklaşmadan evde kalmak olduğunu söylüyor gibi görünüyor. Kendimiz için inşa ettiğimiz hayatı, yarattığımız dünyayı; birbirimizle ilişki kurma şeklimizi, karşılıklı saygı/önem eksikliğimizi;  gezegeni harap ettiğimizi, her parçanın bütünün refahına cevap verdiği bütüncül doğa sistemine tamamen zıtlığımızı ve böyle bir yıkım yüzünden dünyanın kendini savunmada nasıl tepki verdiğini gözden geçirmeye zorlanıyoruz.

Doğa, insanlığın kolektifi hissetmesi ve algılaması için tam bir entegrasyon sağlamasını talep ediyor. Peki neden? Çünkü böyle bir durumda form olarak doğanın kendisine benzer hale geliriz ve bu, sistemle mükemmel bir uyum sağlamak için tam olarak ihtiyacımız olan uyumluluktur. Aslında bu, insanlığın evriminde bir sonraki seviyedir. Farkında olsak da olmasak da doğa bizi beklemeyecek ve bizi birbirimizi düşünmeye zorlayacaktır. Herkes bu Koronavirüs döneminden çıkmaktan memnun olurdu, ancak bu seçenek masada değil.

Bu nedenle, kişisel manevi arayışımızdaki kilit soru şu olmalıdır: Küresel sistemin kırılmasını düzeltmek için, içimde herkese karşı sevgi geliştirmem gerektiğini anlıyor muyum? Her birimiz bu kişisel sorumluluk ve sevgi duygusunu geliştirmediğimiz sürece, herkese düzgün bir şekilde özen göstermek ve ihtiyacımız olan ortak uyumu elde etmek imkânsızdır.

Açıkçası, her birimiz sekiz milyar insanı, tüm dünya nüfusunu ve hatta kendi ülkemizin sakinlerini sevemeyiz. Bazen, kendi aile fertlerimizle bile zor geçiniriz. Bu net, doğal ve anlaşılabilirdir, ancak bu isteyemeyeceğim anlamına gelmez. Sevgi gücünün verilmesini hepimiz istemeliyiz. Ama kimden? Doğadan, bütün realiteyi birliğe getiren yüce güçten. Ve neden işler bu şekilde organize ediliyor? Bizim bu yüce gücü bilinçli olarak ele almamız için, onu bilmeyi, özgür irademizi ve talebimizi karşılıklı sevgiyle tek bir demet halinde birleştirebilmeyi öğrenmemiz için. O zaman doğa ile tam bir uyum sağlayacağız.

Bir Kabalistin Koronavirüse Karşı Tutumu

Soru: Yurt dışında yaşayan akrabalarınız var. Koronavirüsü onlarla konuşuyor musunuz? Onlar için endişeleniyor olmalısınız.

Cevap: Oğlum, karısı ve üç çocuğu 30 yıldan fazla bir süredir Kanada’da yaşıyor. Tabii ki onlar için endişeleniyorum.

Soru: Bir Kabalist olarak onlara tavsiyede bulunuyor musunuz?

Cevap: Bir Kabalist olarak kimseye tavsiyede bulunmuyorum. Bir Kabalistin tüm tavsiyeleri öneri biçimindedir: ya yapabilirsin ya da yapamazsın.

Ne dersem diyeyim, herkes için söylüyorum. Oğlum derslerimizi dinliyor, tüm etkinliklerimize katılıyor, kitap dağıtıyor – bir yayın şirketi var. Ne yapılması gerektiğini biliyor. Neden ona bir şey söyleyeyim ki?

Soru: COVID-19 olan bir kişiye ne önerirsiniz?

Cevap: İnsanoğlu olarak, tam bir şey söyleyemem. Bildiğim kadarıyla, bu virüs yüksek sıcaklıklara dayanamaz.

Bir Kabalist olarak, dünyadaki tüm insanların birbirine yakınlaşması için düşünmenizi ve hareket etmenizi öneririm çünkü bizi ayıran bu virüs tam olarak nerede hasta olduğumuzu göstermektedir: aramızdaki bağda. Ve bu yüzden bizi ayırmaktadır.

Soru: Kendinizi Koronavirüsten korumak için kişisel olarak hangi önlemleri alıyorsunuz? Örneğin: karantina, vitaminler, egzersiz, sık sık ellerinizi yıkamak vb.

Cevap: Özel bir dezenfektanla ellerimi yıkarım. Sağlık Bakanlığı tarafından belirtilen şekilde, gerekli değilse başka insanlarla temasa geçmiyorum. Yapılması gereken her şeyi, sıradan bir vatandaş olarak yapıyorum.

Buna inanıp inanmamam, kendimi kötü ya da iyi hissetmem, önemli değil. Bir Kabalist, hükümetin ya da uzmanların halka ne yapmasını söylediklerini, daima “Ulusunuzla beraber olun” kuralına göre yapar.

Soru: Karantina nedeniyle tecrit altında olduğunuzu ve bazı gizemli bilgisayar virüslerinin internete saldırdığını ve herkes gibi sizin de internet üzerinden kimseyle iletişim kuramadığınızı düşünelim. 14 gün boyunca kendi başınıza kaldınız. Ne yapardınız? Ne düşünürdünüz?

Cevap: Kitaplarım olduğu sürece, iki hafta mı yoksa 20 yıl mı olduğu umurumda değil. Ancak, o zaman insanlara kendilerini ve dünyayı ıslah etme yöntemini aktaramazdım yani iyiye, daha yüksek bir insanlık durumuna ulaşmak için tüm virüslerden kurtulma yöntemini. Bu bir sorun olurdu. Ama bana gelince, ben kendi kendime yeterim.

Soru: Kitaplar olmasaydı ne yapardınız?

Cevap: Bunların hepsi kafamda. Diğer insanlarla bağ koşulu içindeyim ve bu internet ağları üzerinden bağlantıya bağlı değil. İnsanlığı hissediyorum, ruhları hissediyorum, diğer insanları hissediyorum. Öğretmenim ve geçmiş yüzyılların diğer Kabalistleriyle bağlantıdayım. Burada hiç bir problemim yok. Hiçbir virüs beni sınırlamaz.

Sadece geleneksel bilgi araçlarının yokluğunda, tüm virüslerden kurtulmak ve ıslaha ulaşmak için yapılması gerekenleri geleneksel iletişim yöntemleri aracılığıyla tüm insanlara aktaramayacağım için üzücü olurdu.

Doğa, İnsanlık Denilen Virüsten Ölüyor

Birçok ülke karantinanın yavaş yavaş kalkması, yetişkinlerin işe, çocukların da okula dönmesi hakkında konuşmaya başladı. Bu yeni bir enfeksiyon dalgasına neden olur mu?

Birbirimize bulaştırmamak için önlem alırsak ve mesafemizi korursak, her şey yoluna girecektir. Tabi ki, birbirimize gerekli hizmet ve ürünleri sağlamak için işe geri dönmeliyiz; aksi halde yaşayamayacağız.

Yiyecek ve başlıca servislerin dışında insanların gerekli işlere nasıl döneceği hakkında düşünürsek ve herkes için normal bir varoluş sağlamaya özen gösterirsek, salgın artmayacaktır.

Ancak bu, kişinin banka hesaplarını doldurmak için kar sağlamaya yönelik eski bir yarışa geri dönme girişimiyse, durum önemli ölçüde kötüleşecektir. Sonuçta, bu doğanın genel gücüne karşı gidecek ve daha sonra keskin bir salgın olacak ve virüs daha da yayılacaktır.

İşimize ve okullara geri dönersek, bu kademeli olarak ve insanlar eğitilmekle birlikte yani içinde bulunduğumuz durumu, hangi yapıya gelmemiz gerektiğini ve neden birbirimizi destekleyip korumamız gerektiğini açıklamayla birlikte yapılmalıdır.

Bir kişinin sadece kendisine bulaşmamasıyla ilgili değil, aynı zamanda başkalarına da bulaştırmaktan korkması da önemlidir. Bizi virüsten koruyacak olan bu karşılıklı kaygıdır.

Korona virüs, ”insanlık” adı verilen, genel bir programa yüklenen ve onun içinde çalışmaya başlayan özel bir programdır. Bu program bizden daha fazla karşılıklı bağ kurmamızı talep ediyor ve bunu başarırsak virüsten kurtulacağız.

Bununla birlikte, bağ kurmaya başlamazsak, testlerin ve yapay akciğer ventilasyonu için cihaz sayısını ne kadar arttırdığımız önemli değil, hiçbir şey bize yardımcı olmayacaktır. Şimdiye kadar sadece darbelerden öğreniyoruz.

Dünya daha bağlı, daha birleşmiş hissetmeye doğru ilerliyor. Ortak bir sorun, kuzeyden, güneye ve batıdan doğuya herkesi etkilemekte ve insanları bir araya getirmektedir.  Onlar artık savaşlar, şirketler ve bireyler arasındaki çatışmalar hakkında düşünmüyorlar; asıl mesele huzur içinde yaşamak. Herkes evde kilitli ve orada kalmayı kabul ediyorlar çünkü şimdi onlar için asıl problem virüsle enfekte olmamak.

Bu anlamda, virüs insanlığa büyük ölçüde yardımcı olmuştur. Şimdi tek yapmamız gereken, üretim ve dağıtımı, insanlığa gerekli ürünleri sağlayacak şekilde geri kazandırmaktır ama dünyayı neredeyse tamamen mahveden aşırı tüketim olmadan.

Eski yaşantımıza geri dönemeyiz çünkü bizler yeryüzü üzerinde zararlı bir virüs, doğayı öldüren bir virüs haline geldik.  Tüm ekolojik çevreyi yok ediyoruz ve bu nedenle doğadan buna karşılık bir yanıt alıyoruz.

Herkese az ya da çok normal bir yaşam sağlayabilmesi için yeryüzündeki faaliyetlerimize nasıl döneceğimize dikkat etmeliyiz ancak dünyadaki tüm kaynakları boşaltma pahasına değil.

Bunu şimdi yapmazsak doğanın bize öğreteceği ve değişmeye zorlayacağı başka, daha da korkunç virüsler olacaktır. Doğa, Yaradan’dır ve bizi eğmek için çok sayıda araca sahiptir.

Doğa;  üst güç, Yaradan, HaVaYaH’dır. Ne derseniz deyin, asıl mesele tüm cansız, bitkisel ve canlı dünyayı ve insanları kontrol eden bir güç olmasıdır. Pratik olarak, herkes bunu açık bir gerçek olarak kabul etmektedir.