Soru: Belli bir zamana kadar tüm kongreler hazırlık dönemiyle ilgiliydi. Şimdi ise kongreler yeni bir döneme, bir ıslah dönemine işaret ediyor. Herkes yeni bir şeylerin ortaya çıktığını hissediyor. Nedir bu ve bu durumdan en iyi şekilde nasıl yararlanabiliriz?
Cevap: Dünya henüz niteliksel değişikliklerin damgasını vurduğu tamamen yeni bir gelişim aşamasında olduğunu anlamış değil.
Dünyanın önceki egoist gelişim dönemi sona ermiştir. Eski paradigma sona erdi; daha fazla güç, para ve bilginin geleceğe daha fazla güven duymanız, daha fazla güç, zenginlik ve diğer her şeye sahip olmanız anlamına geldiği paradigma.
Tüm bu bencil birikimler, değerler, güç ve başarılar yeni dünyada hiçbir şey ifade etmiyor çünkü güç ve başarı bu dünyada farklı tanımlanıyor. Bunlar yaratılışın parçaları arasındaki, doğanın tüm parçaları arasındaki doğru etkileşimin ölçüsü ile belirlenir.
Bunu şimdiden ekolojide, toplumda ve ülkeler arasında, her yerde görüyoruz. Yani, herkesle doğru bir şekilde etkileşime girmeyi bilen hayatta kalacak ve başarılı olacaktır. Bu küresel doğanın bir yasasıdır ve artık bu yeni aşamaya girmiş bulunuyoruz.
Örneğin, belli bir yaşa kadar, diyelim ki üç ya da dört yaşına kadar bir çocuk diğer çocukları hissetmez. Onlar sadece kendilerinden bir şeyler almak için bir fırsat sunarlar, hepsi bu. Onlarla iletişim kurma olasılığını anlamaz.
Ama dört ya da beş yaşından itibaren arkadaş edinir. Onlarla oyun oynar, arkadaşlarıyla yakınlaşmak ve birlikte bir şeyler yapmak ister. Yavaş yavaş dadılardan uzaklaşıyor ve arkadaşlarıyla yakınlaşıyor.
O noktadan sonra arkadaşlar çocukların çevresinde çok önemli bir yer ediniyor. Sonra liderler oluşuyor, her türlü gruplara bölünmeler, alt gruplar vesaire. Yani kişi artık sosyalleşmeye başlamıştır.
Dört ya da beş yaşlarında başlayan bireysel, egoist gelişimden sosyal gelişime böyle bir geçiş bugün insanlıkta gerçekleşiyor.
Artık her şey doğru etkileşimlerle belirlenecek, ittifaklar kurarak değil: “Diğerleriyle ittifak halinde sana karşıyım çünkü ben senden daha güçlüyüm.” Hayır! Yani, doğanın genel yasasına uygun olarak yaratılışın parçaları arasındaki doğru, uyumlu ilişki. Yani, doğaya uymak zorundayız.
Ve bu uyum bizi giderek daha fazla çevreye duyarlı olmaya, doğanın bütününe uyum sağlamaya zorlayacaktır. Böyle bütüncül bir yaklaşım büyük talep görecek, aksi takdirde hayatta kalamayacağız.
İnsanlar tüm sorunların -bankacılık, sosyal, politik, aile- tam da yeni bir ilişkiler sistemine geçmek zorunda olduğumuz için çöktüğünü görecekler.
Bu sistem bizim doğaya, kendimize ve başkalarına yönelik egoist, hayvansal yaklaşımımızla tamamen çelişmektedir. Bu nedenle kendimizi dönüştürmemiz, sosyal olmamız ve toplumun yararının benim yararım, toplumun sağlığının benim sağlığım ve toplumun başarısının benim başarım olduğunu düşünmemiz gerekecektir.
Bu çok zor! Hatta imkansız! Bu nedenle kendimizi daha da kırmamız gerekecek.
Öncelikle bunun böyle olduğunu ve kaçamayacağımızı fark etmeliyiz. Kendimizi birdenbire böyle bir dünyanın içinde buluyoruz. Peki, bununla ne yapacağız? Doğayla doğru bir iletişim içinde olmamıza yardımcı olacak bazı gizli güçler bulmalıyız.
Bu güçleri bulmak insanlığın bugünkü görevidir. Aslında onları açıkça, yakından göremiyoruz; bu nedenle bu görevden kaçmaya çalışıyoruz, yani “çözmek imkânsız, o halde sorun yok, o halde gözlerimizi kapatalım” diyoruz. Bu işe yaramayacak! Devekuşu politikası burada işe yaramayacak çünkü tüm gelişim bu yönde ilerliyor.
Kabala kendi çözüm yöntemini sunar. Doğru olduğu konusunda ısrar etmez ve herhangi bir diktatörce yol dayatmaz. Sadece sunabileceği şeyi söyler: “Beni inceleyin. Kendiniz görün. Ve eğer öyleyse, alın ve uygulayın.” Hepsi bu kadar.
Filed under: Birlik, Egoizm, Kabala, Maneviyat -
İnsanlığın Acil Görevi için yorumlar kapalı