Bilgi Alanı
Soru: Kişinin dersinizi doğrudan çalışma salonunda ya da televizyondan izlemek gibi başka bir yerden dinlemesi arasında bir fark var mı?
Cevap: Eğer kişi dinleyiciler arasındaysa, bu ona kesinlikle daha büyük bir bilgi yoğunluğu, hisler verir ve onun üzerinde çok güçlü bir etkiye sahiptir.
Soru: Yani odada belli bir enerji mi var?
Cevap: Hayır, buna herhangi bir mesafeden bağlanabilirsiniz. Her şey alıcıya bağlıdır. Bilgi bu özel odanın havasında bulunmaz. Sizi temin ederim ki, oturmuş Zohar Kitabı’nın bir bölümünü çalışmakta olan Rabbi Şimon ve öğrencilerinin koşuluna bağlanabileceksiniz.
Soru: Bu, bu koşulun sistemin içinde var olduğu ve sizin sadece ona bağlandığınız anlamına mı geliyor?
Cevap: Elbette! O sonsuza dek vardır, hiçbir şey geçici değildir. Her şey sanki oradaymış gibi ve her şey Baron Munchausen’in “donmuş sesler”indeki gibi: flüt çözüldü ve çalmaya başladı.
Soru: Hangisi daha önemli: harflerin kendilerini duymak mı yoksa görmek mi?
Cevap: Sizin de görmeniz gerekir. Genel olarak, görmek çok yardımcı olur. Sonuçta, bilgiyle bağlantının bir başka geniş alanını içerir ve en önemlisi kaynakla bağlantıdır.
Hangi hacimde var olduğumuzu, kim olduğumuzu anlamıyoruz. Gerçek benliğimizi -manevi, enerjik imgemizi- görmüyoruz. Kendimizi tanımıyoruz! Hiç de kendimizi hayal ettiğimiz gibi değiliz ve neye bağlı olduğumuzu hissetmiyoruz.
Önümüzde uzanan bu kitap, bu kadar bilgi, n-boyutlu manevi uzayın bir yerlerine kadar uzanan bağımızın bu muazzam âlemi, hepsini görmüyoruz! Her şey tamamen gizlidir. İşte bu yüzden her şeye bağlı olmak için çaba göstermeliyiz.
Belki ilk temasta araya giren ve dikkatimizi dağıtan bazı şeyler olabilir. Ancak genel olarak, onu mümkün olduğunca yakından özümsemeye çalışmak, içsel bir temasa girmek gerekir. İçsel temas elbette çok önemlidir.
Eğer kişi henüz manevi dünyada değilse, o zaman içsel temas ortaya çıkamaz. Ama bir kez ortaya çıktığında, nerede ve nasıl yaşadığınızın bir önemi kalmaz çünkü tüm bunlar kaydedilmiş ve kalıcı olarak var olan bilgilerdir.
Siz ona bağlanır ve onun içinde var olursunuz. Siz kendiniz onun hem tüketicisi hem de kaynağı, vericisisiniz. Bilgi alanında var olan, hareket eden ve dolayısıyla onun bilgisini yakalayan bir dedektör gibisiniz.
Bu bilgiye Yaradan denir. O bilgi alanıdır: ebedi, mükemmel ve bilinmeyen bir doğaya sahiptir! Yani, biz onun çok küçük bir parçasını yakalıyoruz ama hepsi çok büyük, engin, sınırsız ve anlaşılmaz bir hacimde ve alanda var. Üstelik sanki belli bir hacim varmış da alan onu dolduruyormuş gibi de değil. Bu alan birincildir.

