Category Archives: Eğitim

AB Nüfusunun Dörtte Biri Yoksulluk Riski Altında

Haberlerden (EUROPA, Europats): “2011’de, 27 AB ülkesindeki 119.6 milyon kişi, yani nüfusun %24.2’si, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaydı. 2010’da ise bu rakam %23.4 ve 2008’de %23.5 idi. Bu onların şu üç koşuldan birinde olduklarını gösterir: Yoksulluk riski altındalar, ciddi maddi yoksunluktalar ya da çok düşük iş gücü ile birlikte hanelerde yaşamaktalar…

“2011’de, yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında olan insanların oranı en yüksek şu ülkelerde kaydedilirken: Bulgaristan (49%), Romanya ve Letonya (ikisi de 40%), Litvanya (33%), Yunanistan ve Macaristan (ikisi de 31%) en az ise: Çek Cumhuriyeti’nde (15%), Hollanda ve İsveç’te (ikisi de 16%), Luksemburg ve Avusturya’da (ikisi de 17%) kaydedildi.”

Benim Yorumum: Bu eski ekonomik ilişkilerinin kırılışının yalnızca başlangıcıdır. Sadece integral eğitimin uygulanması ve diğer bütün üretimlerdeki azaltmalar ile birlikte yaşamanın mantıklı (gerekli) bir standardının ilkeleri doğanın ifşası ve toplumun evrimi için insanlığı yeni doğal ilişkilerle benzerliğe taşıyabilir.

Başlıca Ekonomi Danışmanları’nın Dünya Savaşı Tahmini

Trilyonlarca dollar borç yenilenecek ve milyonlarca finansal olarak sağduyulu birikimci satın alma güçlerinin büyük bir yüzdelerini hayatlarının tamamen yanlış zamanlarında kaybedecek. İnaniyoruz ki savaş halihazirdaki global ekonomik durumun kaçınılmaz bir sonucu.

1980’lerden beri, sözde “savaş döngülerini” çalışıyordum – toplumu kaosa, nefrete, sivil ve hatta uluslararası savaşa hazırlayan doğal ritimler.

Ancak şimdilerde bu konuyu tartışmayı bile çok az insan istiyor. Ve gördüklerime dayanarak, etkiler 2013’de kesinlikle büyük olacak.

– daha önce çok doğru çağrılarda bulunmuş olan, kısıtlama fonlarini, bankaları, komisyoncuları ve net değeri yüksek bireyleri müşteri olarak gören – eski Goldman Sachs teknik analisti Charles Nenner; 2012 sonundan 2013’e başlayacak ve Dow’u 5,000’e indirecek çok büyük bir savaş çıkacağını söylüyor.

Bir sebepten ötürü, çoğu etkili insan yanlış bir şekilde savaşın ekonomi için iyi olduğuna inanıyor.

Uluslararası yatırımcı Jim Rogers Avrupa’da devam eden ekonomiyi kurtarma planlarının eninde sonunda yeni bir dünya savaşı için kıvılcım olacağını söylüyor.

“Borçlanır, durum daha kötüye gider ve sonunda çöker. Daha sonra herkes günah keçisi arar. Politikacilar yabancıları suçlar ve bir anda II. veya bilmem kaçıncı Dünya Savaşı’ndayız.

Marc Faber Amerikan hükümetinin ekonomik krize cevap olarak yeni savaşlar başlatacağını söylüyor.

“Hükümetin sıradaki yapacak olduğu ise bir savaş çıkartıp insanların ekonomik krizin etkileri üzerindeki dikkatlerini dağıtmak.”

Eğer global ekonomi düzelme göstermezse, genellikle savaş çıkar.

Faber aynı zamanda A.B.D., Çin ve Rusya’nin Ortadoğu petrolü üzerinde  savaşa gireceğine inanıyor.

Yorumum: Bugün, savaşa başlamak için büyük bir şok gerek. Herkes bundan korkuyor ve acı çekmeyi kabul ediyor. Bu sadece elitin menfaatine. Herkesin dikkati yüzleşeceğimiz tek konuya çekilmeli: karşılıklı iletişim sağlayabilmek – karşılıklı garanti verebilmek.

Biz insanlık, doğanın durmadan yenilenen parçasıyız. Toplumumuzda yeni yasalar oluşuyor. Son zamanlardan bu yana karşılıklı iletişim sağlama yasası daha ve daha fazla tezahür ediyor. Bunu gözlemlemeliyiz; aksi takdirde, kendimizi giderek krizler, acı ve afetler yüzünden doğaya ters düşmüş hissedeceğiz. Savaş yardımcı olmuyor; paylaşacak hiçbir şeyimiz olmayacak. İnsanlik kendini ölüme itiyor. Bu kutsal metinleri bize aktaran erdemliler tarafından tahmin edilmiş olan yollardan biri.

Kapalı Sistemin İstikrarı

Soru: Siz integral topluluğun kapalı bir sistem olduğunu söylüyorsunuz. Sibernetik ve sistem örgütü derslerinden kapalı bir sistemin genellikle çok istikrarsız olduğunu hatırlıyoruz. Genellikle bir sistem açık ve ücretsiz olduğunda sağlam sayılır. Bu benzetme integral topluma karşı uygulanabilir mi?

Cevap: Bu dünyada kapalı sistemler dış faktörlerin etkisi altında olduğundan istikrarsızdır. Onlar bir şekilde dış etkiler ile bağlanmak, onları etkisiz hale getirmek, karşılıklı bağlantılar korumak ve bir şekilde etkileşim içinde kalmak için organize olmak zorundalardır. Başka bir deyişle, yaşayan bir sistem kendisi ile sınırlandırılmamalıdır. Gelişimini çevrenin etkisine rağmen, yapabileceği en iyi şekilde adapte olarak sürdürmelidir. Bu onların avantajınadır: Çevresi genişler vb..

Bahsettiğimiz bu sistemde, kişi sürekli yaşadığı toplum ile bağlı olmak zorundadır. O kendini yaşadığı toplumun içinde büyütmek zorunda ve tersi toplumda onun içinde. Yani, bu kapalı bir sistem ile ilgili değil, daha ziyade durmadan büyüyen bir sistem hakkında. Basitçe şöyle; Kendi içsel entegrasyonunu muhafaza etmek için, onun büyümesi ve aşamalı gelişimi ancak kabiliyet derecesine göre gerçekleşir.

Diğer tüm yönleriyle, şimdiye kadar ki tüm sistemler sürekli olarak çevre ile büyük bağlantılar kurarak kendini hazırladı.

İntegral Etkileşim Yolu ile Yeni Dünyaya Doğru

Soru: İlişkilerimizde arzumuzun yeni integral seviyeye doğru ilerlemesi ile kişilerin çektiği ızdıraba çözüm olabilecek olması mümkün mü?

Cevap: Ben eminim ki modern toplumda, integral birliğin tüm artıları ve eksilerinin dengeli olacak şekilde dağıtılması mümkün olacaktır. Bu uyum herkes tarafından algılanacak.

Bu gerçekten herkesi sakinleştirecektir. Sadece toplumsal ilişkilerde değil, ayrıca politika da, ekonomi de, yetiştirme de ve eğitim alanlarında. Ve bu insanlığı tamamen farklı bir düzeye yükseltecektir.

İnsanlar integral (ayrılamaz bir bütün olan) dünyada yaşadıklarını algılamaya başlayacaklar, bütün doğa dünyada.

Tamamen  integral etkileşimin gelişmesi yolu ile farklı bir dünya göreceğimizi düşünüyorum.

Erkek ve Kadın: Yeni Bir Seviyenin Doğumu

Soru: Bizler integral eğitim grubundaki metin ile çalışmaya başlarken, erkek ve kadınların algıları ve duyguları arasındaki büyük boşluğu görmeye başladık. Erkekler tartışmada aktif olarak rol alırken, kadınlar sanki bu süreçten kopmuş gibiydiler. Bu süreci doğru olarak nasıl organize edebiliriz?

Cevap: Bu çok doğal bir süreçtir. Bu nokta, kadınların kendi aralarında bağ kurmak için tamamen farklı bir yönteme sahip olmasıdır. Genellikle kadınlar erkekleri desteklemek için bir araya gelebilir; fakat bu bir destektir, kaynaşma değildir. Bu, kadınların egoları ve bunun üzerine çalışmalarının tamamen erkekler grubundan farklı olduğu demektir. Erkeğin ego üzerine çalışması doğrudandır ve ben bir şekilde naif ve çocuksu olduğunu söyleyebilirim.

Kadın için bu çok daha zordur; bu sanki içsel olarak birkaç kez katlanmış gibi. Onların egoistik hesaplamaları erkeklerinkinden daha çok karışıktır. Onların kendi aralarında birleşmeleri çok zordur. Her zaman geride kişisel güdüler vardır – bu kadının doğasıdır. Bizler doğadan konuştuğumuz için erkeklerinkinden daha iyi ya da kötü olmasının hiçbir anlamı yoktur. Bu sadece doğadır ve bu kadınlarda farklıdır.

Ben kadın ve erkeğin hazırlıksız bir grupta tek bir arzuda birleşmeleri için kişisel genel egoistik dürtünün üzerine yükselmeye çalışabileceklerini hayal edemiyorum.

Şunu söyleyebilirim ki biz insan doğasından gelen ayrı bir erkek grubu hazırlarsak, kadınlara onları gözlemek için bir şans vereceğiz ve bu temelde kadınlarla çalışmak mümkün olacaktır. Sonra biz onu çevreleyen, kadınların erkek grubuna yardımcı olarak nasıl şekillendiklerini göreceğiz.

Bir dişinin erkeğe olan tutumu, yardıma ve itilmeye ihtiyacı olan, korunan ve ilgilenilen bir çocuğa tutumu gibi açıklanabilir. Bir annenin ona her şeyi göstererek oğluna yardımı gibidir, sonra oğlu büyür ve adam olur – burada olduğu gibi.

Yani kadınlar, erkek grubuna dâhil değildir; fakat onlara pozitif zemin hazırlayarak erkeklere güçlü bir zihinsel desteğe sahip olurlar ki bu destek olmadan hiç bir şey çalışmaz.

Aynı zamanda, erkek grubunun insanlık, aile ya da iki cinsiyetin var olduğu bir topluma sorumlu olduğunu hissetmeye ihtiyacı vardır, toplumdaki diğer sınıflandırmalar üzerine sorumluluğu hissetmesi söz konusu değildir.

Erkek grubu çalışır, kadın grubu erkek grubunu destekleyerek ve onların amaçlarını anlayarak onlara yardım eder. Erkekler bunu anlar; fakat onlar tamamen duygusal olarak bütünleşemezler.

Kadınlar kendi aralarında erkekler gibi bütünleşemezler. Onların doğaları bunu yapmaya müsaade etmez. Kadınların tamamiyle farklı rolleri vardır.

Sonuç olarak, iki grup olmalıdır yani birbirlerini anlayacaklar, iş birliği yapacaklar ve birbirlerine yardım edeceklerdir böylece her grup diğer grup olmadan bir şey yapamadığı o büyük rolü hissedecek. Onlar yaklaşımlarında zıttırlar; fakat hedeflerine bağlıdırlar. Diğer bir deyişle, hedef hep beraber elde edilir.

Hedefi bir çocuğun doğumu olan iki kişinin olması gerektiğini düşünün: hep birlikte olan, tam olarak dayanışma ve bağ içerisinde, karşılıklı ihsan eden ve seven bir adam ve bir kadın yeni bir seviyeye, yeni bir nitelik doğurur. Sonuç olarak grubun erkek ve kadın kısmı dayanışma içinde olmak zorundadır.

Kadın ve erkeği ayırdığın zaman birçok problemden kurtulmuş olursun, zira karışık bir grupta genel yapıyı bozan insanlar arasında her zaman farklı çekimler vardır.

Aniden hormonal, cinsel çekimlerle insanlar birbirlerini bulduklarını düşünür. Kocaları da dâhil olmak üzere kimse onları anlamazken, kadınlar onları nihayet anlayan bir adam bulduklarını hisseder. Yani gerçek hayatla yapılacak hiçbir şeyin olmadığı fantezilerinin var olduğudur zira hayatın üzerine yükselir ve bunun üzerinde birliğimizi inşa ederiz.

4/3/12 Tarihli İntegral Yetiştirme Üzerine Bir Konuşmadan Alıntı

“Çocuklar, Ebeveynlerinden Yaşadıklarını Öğrenirler”


Görüş (Dorothy Law Nolte, Ph.D. ; Amerikalı yazar ve aile danışmanı):

Eğer çocuklar eleştiriyle yaşarlarsa, suçlamayı öğrenirler.

Eğer çocuklar düşmanlıkla yaşarlarsa, kavga etmeyi öğrenirler.

Eğer çocuklar korkuyla yaşarlarsa, endişeli olmayı öğrenirler.

Eğer çocuklar acınarak yaşarlarsa, kendileri için üzgün hissetmeyi öğrenirler.

Eğer çocuklar alayla yaşarlarsa, utangaç olmayı öğrenirler.

Eğer çocuklar kıskançlıkla yaşarlarsa, haseti hissetmeyi öğrenirler.

Eğer çocuklar utanma ile yaşarlarsa, suçlu hissetmeyi öğrenirler.

Eğer çocuklar yüreklendirilerek yaşarlarsa, kendine güvenmeyi öğrenirler

Eğer çocuklar hoşgörü ile yaşarlarsa, sabırlı olmayı öğrenirler.

Eğer çocuklar övgü ile yaşarlarsa, takdir etmeyi öğrenirler.

Eğer çocuklar kabul edilme ile yaşarlarsa, sevmeyi öğrenirler.

Eğer çocuklar onaylanma ile yaşarlarsa, kendilerini sevmeyi öğrenirler.

Eğer çocuklar tanınma ile yaşarlarsa, bir hedefinin olmasının iyi olduğunu öğrenirler.

Eğer çocuklar paylaşma ile yaşarlarsa, cömertliği öğrenirler.

Eğer çocuklar dürüstlükle yaşarlarsa, doğruculuğu öğrenirler.

Eğer çocuklar adalet ile yaşarlarsa, adaleti öğrenirler.

Eğer çocuklar şefkat ve önem verilerek yaşarlarsa, saygı duymayı öğrenirler.

Eğer çocuklar güvende yaşarlarsa, kendilerine ve kendileri hakkında olanlara inanmayı öğrenirler.

Eğer çocuklar dostlukla yaşarlarsa, dünyanın yaşamak için güzel bir yer olduğunu öğrenirler.

Yorumum : Tüm bu araştırma, bin yıllık Kabala’nın, kişinin oluşumunun, tamamen içinde yetişmiş olduğu çevre tarafından belirlendiği yönündeki bulgularını onaylamaktadır.

30 Temmuz 2012’de yayımlandı.

Tüm Farklılıkların Üzerindeki Bağ

Soru: Yuvarlak masa tartışmalarına katıldığımızda, bunun tüm farklılıkların üzerinde bir bağlantıya ulaşmaya değer olduğunu nasıl açıklayabiliriz?

Cevap: İnsanlar tartışmayı genellikle severler; fakat ben onlara argümanlar yerine bağın, her şeyin üzerinde olduğunu ifade etmek istiyorum. Artık tartışmayı bir kenara bırakalım; onun içine dalmayalım ama onun üzerinde yükselelim. Açık konuşmak gerekirse, eğer bağ kurarsak, her şeyi düzelten Üst Işık’ı üzerimize çekeriz. Ama tüm varoluşun bu olduğunu bile daha bilmeyen birine bunu nasıl açıklarım?

Bunun izahı çok basittir. Dünyada mutlak bolluk bulunmaktadır. İnsanların bir bağ içinde olmadığı ve bu şekilde devam edemeyeceği gerçeği olan sorun dışında başka bir sorun yoktur. Onlar aralarında olması gereken zenginlik ve bolluğu bölemezler; aksi olduğunda, böylelikle herkesin arasında öyle büyük bir sürtünme olur ki tüm dünya bunun acısını çeker.

Bizler sadece insan egosundan dolayı acı çekeriz. Ama bağ kurduğumuz zaman her şeyi düzelteceğimiz yolu aniden keşfedeceğiz; öyle ki herkes, herkesle birlikte ve eşit olarak verdiği kadar almaya layık olacaktır. Bu nedenledir ki bağ, tüm problemlerin çözümüdür.

Bir taraftan doğadan tüm bolluğu alıyorsak ve diğer taraftan dünya hala daha böyle kötü ve acı dolu bir yerse, bunun nedeni insanın bunu düzeltememesidir. Bağ kurduklarında gerçek refaha ulaşacaklardır.

20 Haziran 2012 tarihli Toronto’daki Çalıştay’dan.

Krizler Eğitim Üzerindeki Harcamaları Kamçılıyor

Euronews’in haberinde yer aldığı üzere: “Tüm dünyada ekonomik krizin eğitim üzerinde olumsuz etkisi var. Kamu harcamaları kamçılanıyor ve okullar bundan kaçınmıyor. Şu an öğrencilerin sokaklarda yer almasıyla beraber hükümetler eğitimi temel bir hak olarak sürdürmeye çabalıyorlar.”

Benim Görüşüm: Eğitim sistemi, yetiştirme sistemi ile bağlantılı olmadığından dolayı meyve veremez ve bu olmaksızın krizler toplumun tüm katmanlarında daha derinden hissedilir.

Artık işletmelerin bile çalışanlarını karşılıklı sorumluluk içinde tüm çalışanlarını bir ekipte birleştirmeksizin çalıştırabilmesinin mümkün olmadığı zaman gelecek.

Birleşmenin bir dokuma metodu tüm meslekler içinde her geçen gün daha belirgin hale geliyor.  Tüm eylemlerin başarı için gerekli bir şart olacağı, bireyselliğin yanı sıra bir grup olunacağı ve birliğin sağlanacağı bir zaman gelecek ve bu yöndeki eylemler öne çıkacak.

Böylece üst otorite insanlığı eylemlerden önce niyetleri öğrenmeleri için zorlayacak ve buna ulaşmada herkese yol gösterecektir.

Yalnız İnsanlar, Bize Katılın!

Haberlerden (BBC Haberler): ”Finlandiya’daki bir çalışmaya göre, çalışma yaşında olup yalnız yaşayan insanların depresyon geçirme riskleri aile içinde yaşayanlara oranla %80 artmış durumdadır.” Buradaki temel nedenler, hanımların yetersiz durumdaki barınacak ev şartları ve erkekler için sosyal desteğin eksikliği olup, bahsedilen her iki kesim de bu durumdan eşit derecede etkilenir.

Bu çalışmada Finlandiya’da antidepresan kullanan 3500 kişi izlendi.

Bir zihinsel sağlık yardım derneği, yalnız yaşayan insanların kendi problemleri hakkında konuşabileceği, bunları dışarıya aktaracağı ortamların bulunması gerektiğini belirtti.

Çalışmayı yürüten yazarlar son otuz sene içinde bir kişinin yaşadığı evlerin oranının batılı ülkelerde her üç kişiden biri şeklinde A.B.D. ve İngiltere’de arttığına dikkat çekti.

Böyle bir çalışma genelde ortadaki riskleri olduğundan daha az hesaplar çünkü depresyon geçirme riski yüksek olanlar pek böyle bir çalışmaya dahil olmazlar veya çalışmayı tamamlamazlar. Bizler aynı zamanda depresyonun ne kadar alışılagelmiş ve tedavi edilmemiş olduğunu muhakeme edemedik.

Bu çalışmaya göre yalnız yaşamanın, kendini diğer kimselerden uzak tutma hisleri, sosyal bütünleşme eksikliği ve güvensizlik gibi zihinsel sağlık açısından risk oluşturan bağlantısı olabilir.

Beth Murphy, zihinsel sağlık yardım derneği Mind’ın istihbarat başkanı, yalnız yaşayan kimselerin sayısındaki artışın, ulusal zihinsel sağlığında kesin bir şekilde etkisinin olduğunu belirtti.

Bu sebeple yalnız yaşayan insanlara uygun tedavi gerekir, konuşma terapileri, güvenilir ve destek veren ortamların yaratılarak, problemleri tartışarak ve üzerinde çalışarak; sadece antidepresanlara bağlı bırakılmış olmak yerine problemler üzerinde çalışılması gerekir.

Benim Yorumum: İşte bu sebepten dolayı onların bütünsel yetiştirme sınıflarında çalışmaları gerekir-her üyesinin olumlu bağ, yakınlık ve sevgi dalgaları yarattığı özel toplumu kişinin kazanması gerekir. Daha sonra bizler bir araştırma çalışması yönetip onların mutluluk, özgüven, psikolojik ve fiziksel sağlık seviyelerini ne kadar arttırdığımızı ve şuç, intihar oranının ne kadar düşmesini başardığımızı göstermeliyiz.

Bizlerin toplumunda, bizler yalnız olan insanlara uzanmalıyız ve kendi dairelerimiz içinde sıcaklık ve çevre desteği bulacaklarını onlara açıklamalıyız. Evlilik kurumunun yıkılışından niyetlenerek insanlara ilişkilerini farklı bir seviyede inşa etmeleri gerektiğini, ilişkilerin hayvani çekim yerine, karşılıksız ihsan etme ve sevgi üzerine kurulması gerektiğini göstermeliyiz.

Bu makale Dr. Laitman’ın blogunda 11 Mayıs 2012 tarihinde, 16:50’de yayınlanmıştır.

Sıfırdan Sonsuzluğa

Soru: Her pratik çalışmada belli başlı safhalar vardır: Başlangıç, ortası ve bir son. Birlik sürecinin safhaları nelerdir? İnsanları nereye doğru götürmeliyiz?

Cevap: Birliktelik nerdeyse Ein Sof (sonsuzluk)’tur. Bir entegrali nasıl hesaplamanız gerektiğini bilirsiniz: Sıfırdan sonsuzluğa. Yani her seferinde puzzle’ı biraraya koymaya çalıştığınızda, soruları düzenlemek için ve bu sorulara çözümler ve yanıtlar bulmak için, neler olup bittiğinin daha derin bir katmanın anında keşfedersiniz.  Doğa, kendi derinliğinde sonsuzdur ancak biz sadece ilk katmanını kaldırırız ve sonrasında ikincisini v.b. ve her seferinde daha derin ve derin bir şekilde ifşa olurlar.

Görürüz ki, önceki katmanlarda iyi ve sistematik olarak ve en önemlisi dönemsel olarak ne çalıştıysa (bir dönem, tekrar, net ya da statik olsun, bu bilimsel tabanlı her sürecin ve her planın sonucudur) o zaman daha derin katmanlarda, nitelikleri, kanunları, geçmiş modelleri keşfederiz, bir bütün olarak artık işlemez, fakat işleyen başka bir şey vardır.  Eğer bir önceki modele geri dönersek, bunun orada çalıştığını görürüz fakat daha derin bir seviyede bu çalışmaz çünkü, orada giriş ve çıkış arasında tamamen yeni ilişkiler doğar. Bu gerçekten insan bilincinin psikolojisinin derinliğindeki müthiş bir keşiftir.

6 Mayıs 2012’de yayımlandı

“Entegral Eğitim üstüne Konuşma”