Category Archives: Dua

Her Şeyi İçeren MAN

Soru: Bizler MAN (dua) yükseltmeliyiz. Bu, arzuya dayalı bir eylem midir?

Cevap: MAN, ihsan etme gücünü talep ettiğim anlamına gelir. Malhut’tan Binah’a dönerim ve Binah’tan ihsan etme yeteneğini talep ederim.

Ama bu duayla (MAN) dolu olduğum bir koşula ulaşmak zorundayım, bu da benim için yeterlidir. MAN’ı yükseltebildiğim için mutluluk hissederim.

Bu koşul Tora’da nasıl anlatılıyor? Gün ışığına çıkarsınız. Sizin için gün, hiçbir şeye sahip olmadığınız zamandır; çölde yürür ve MAN’ı, ihsan etme arzusunu ararsınız ve onu bulduğunuzda, bu sizi canlandırır ve tüm zevklerinizi doldurur. Arzuladığınız her şey ondadır.

Peki, bu zevk nedir? Nereden gelir? Bu MAN nedir? Binah’tan gelir ve o zaman Yaradan’dan talep etme imkânına sahip olmanız yeterlidir: “O’nunla bir bağım var. O’ndan talep edebilirim. Ve başka hiçbir şeye ihtiyacım yok.”

Ama içinde Yaradan’ı ifşa edeceğim bir arzuya sahip olmak istemez miyim? Hayır. O’na olan özlemin ta kendisiyle bile yetinirim. Şu anda benim için bu, bir tür içsel doygunluğun verdiği mutluluktur. Grup aracılığıyla Yaradan’la olan bağ beni doldurur.

Peki, bu ne tür bir bağdır? Nereden bir şeye sahip olursunuz? Hiçbir şey yoktur. Peki, O’na bu şekilde dönebilir miyim? Bu yeterlidir. Buna “çölde yürümek” denir, “Hafetz Hesed” (kendim için hiçbir şey arzulamamak) niteliğini edinmektir.

Çünkü çölde hiçbir şeye sahip değilsin; gerçekten de kendiniz için hiçbir şey istemezsiniz. Ama bu, ihsan etme niteliğiyle ıslahın, Yaradan’a benzerliğin edinilmesidir ve bunun içinde sizin tamamlanmanız vardır.

Birbirinizi Kalplerinizle Hissedin

Soru: Onluda birçok eylem gerçekleştiriyoruz, ancak bunlar gerçekten manevi zamanımızı hızlandırıyorlar mı? Yoksa duaya gelene kadar manevi zaman motorumuz henüz harekete geçmemiş ve hızlanmamış mı oluyor?

Cevap: En önemli şey duanızdır; her biriniz duanıza içinizden ne kadar yatırım yaparsanız, sonunda ortak bir arzu ve ortak bir niyet doğar. İşte sonucu getirecek olan tam da budur.

Birbirinizi kalplerinizle hissetmeye çalışın. Bu yeterlidir.

Dualar Neden İşe Yaramaz?

Soru: Duaların binlerce yıldır var olduğunu, insanların binlerce yıldır dua ettiğini söylüyorsunuz. Yanlış mı dua ediyorlar? Çünkü gerçekten pek mutlu değiliz ve çok paramız da yok.

Cevap: Binlerce yıldır, gerçek ıslahın ne olduğunu nihayet anlayacağımız noktaya doğru yavaş yavaş olgunlaşıyoruz. Ve bu, hiçbir şey istememek, elimizde olanı kullanmaktır. Dünyayı ıslah etmemiz için tüm koşullar mevcut ve bunlar, birbirimizle sevgiyle ilişki kurmakta yatıyor. Eğer bunu yapamıyorsanız, gerçekten yapamıyorsanız, o zaman Yaradan’a dönebilirsiniz.

Soru: Dua bu mudur?

Cevap: Evet, başka istenecek bir şey yoktur. Bizlere, Senin bizimle ilişki kurduğun gibi, başkalarıyla da sevgiyle ilişki kurma yeteneği ver.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 118

Dua, Çalışmak İçin Güç İstemek Midir?

Dua, başka seçeneğimiz olmadığı zaman talep etmek anlamına gelir. Yalnızca başka alternatifimiz olmadığında Yaradan’a döneriz. Yavaş yavaş, Yaradan’ın varlığını hatırlamaya başlarız ve bu hatırlama bile Yaradan’ın yaptığı bir şeydir. O, sanki O’nu kendi başımıza hatırlıyormuşuz gibi gösterir. Gerçekte, kendi başımıza Yaradan’ı asla düşünmeyiz.

Alma arzusu, tamamen kendi içinde kapalı olacak şekilde yapılandırılmıştır. Bu, kapalı bir sistemdir. Yaradan, küçük, algılanamaz bir ışık huzmesi gönderir ve aniden şöyle düşünürüz: “Ah, Yaradan var!” O’nu, hiçbir yardım almadan, sanki kendi başımıza hatırlamış gibi hissederiz.

Ama gerçekte, bize varlığını hatırlatan ve O’na dönmemizi sağlayan Yaradan’dır. Bu süreç tekrar tekrar gerçekleşir ve tüm amacı O’nunla olan bağımızı güçlendirmektir. Bu süreç sayesinde, içsel manevi sistemimizi inşa ederiz. Yaradan’ın niteliklerini bu şekilde edinir ve O’na benzer hale geliriz.

Ancak, bunun gerçekleşebilmesi için, Yaradan’ın tam tersini tanıyabilmemiz için, “kendimizi” anlayabilmemiz için, Yaradan’ın bizi, ulaşmak üzere olduğumuz durumun tam zıttı olan hoş olmayan durumlara sokması gerekir.

Kalpten Duayı Nasıl Uyandırabilirsiniz?

Soru: Bir duanın sözlerinin, kalpten bir duayı, tercihen ortak kalpten gelen bir duayı uyandırmasını nasıl sağlayabiliriz?

Cevap: Bu gerçekten de asıl soru. Görünüşe göre her birimizin bir tür Hisaron’u (eksikliği) var. Peki, Yaradan’dan kopukluğumuzdaki bireysel sürgün hislerimizin ortak bir arzuda birleşebilmesi için eksik olan nedir? Bu hiç de basit değil.

Grubun yerine getiremediği arzular nelerdir? Bunlar, diğer grupların arzularıyla birleşen ve birlikte daha eksiksiz, daha mükemmel bir isteği ortaya çıkaran arzulardır; Yaradan’ın kesinlikle karşılık vereceği bir arzu.

Bunun ötesinde, kelimelerle açıklayamam çünkü bu yalnızca kalpte hissedilen bir şeydir. Sorun şu ki, konuştuğumuzda, kelimelerin kendileri, altlarında yatan duyguyu yok etme eğilimindedir. Temel kaybolur ve kelimeler ölür.

Bunları önceden hazırlamış, hatta belki de derinlemesine düşünmüş olabilirsiniz, ama söylediğiniz anda, aniden orada hiçbir şey olmadığını hissedersiniz. Boşlardır, tamamen boş. Ve içlerinde Yaradan’ı gerçekten sarsabilecek hiçbir şey yoktur.

Talep Herkesten Gelir

Soru: Kabalistlerin duasını örnek alıp, onun nasıl yoktan var olduğunu, büyüdüğünü ve sonunda nasıl dolduğunu sizinle birlikte çalışabilir miyiz?

Cevap: Bu duayı her biriniz, ayrı ayrı oluşturmaya çalışmalı ve sonra bunları birleştirmeye başlamalısınız, böylece sonunda çoğunluğun duası ortaya çıkacaktır.

O zaman, Yaradan’a dönmek için birbirinizle nasıl birleşeceğiniz daha net hale gelecektir. Yaradan çok fazla şey talep etmez, asıl önemli olan bunun mümkün olan en yüksek nitelikte olmasıdır. Ve siz buna sahipsiniz.

Soru: Genellikle herkes onlu grubun duasını oluşturmaya katılmıyor; aynı dostlar, örneğin üç kişi katılıyor. Her bir kişinin duaya katkı yapması ne kadar önemli? Yoksa bu üç kişinin, onlunun tamamı adına talebi sunması yeterli mi?

Cevap: Fark etmez. Yine de talep herkesten gelir.

Tüm Onluların Dualarını Nasıl Birleştirebiliriz?

Soru: Günlük görevimiz, onluda bir dua oluşturmaktır. Birlikte duayı nasıl doğru bir şekilde netleştirebiliriz? Bir başka görevimiz ise bunu onlu grupların dualarıyla birleştirmektir.

Cevap: Bu gerçekten de zor bir mücadele. Ama asıl mesele, birbirimizi daha çok hissetmeye, ne kadar birleşemediğimizi hissetmeye çalışmalıyız.

Sadece kalplerimizin birleşmesiyle, Yaradan’ı aramızda hemen hissedebileceğiz. Bizi birleştirecek güç, Yaradan’dır.

Dua Kapıları Kilitli Değildir

Maddesellikte kapıyı, açıklığı gördüğün gibi görürsün. Oysa maneviyatta sadece açıklığı görürsün. Fakat açıklığı bütün ve saf bir inanç olmadan göremezsin. Sonra kapıyı görürsün ve o anda kapı açılır çünkü O birdir ve O’nun adı “Birdir.” (Baal HaSulam, Mektup 26)

Öyle ki, önümde, içinden geçmenin, etrafından dolaşmanın veya üzerinden atlamanın imkânsız olduğu bir duvar durduğunu görürüm. Fakat inanç niteliğini ifşa ettiğim anda, bu nitelik duvarda bir giriş oluşturur ve ben geçerim. Bunu hepimiz için diliyorum.

Dua kapıları kilitli değildir. Dostlarımızla birlikte, sürekli olarak Yaradan’a dua etmeye çalışmalı, O’ndan birleşmemize yardım etmesini, ihsan etme gücünün ne olduğunu bize netleştirmesi ve bu ihsan etme gücüyle O’na ulaşmamızı sağlamasını dilemeliyiz.

Böyle bir duruma ulaşmakla yükümlüyüz; gözyaşı kapısına varmak için gerekli olan tüm nicelik ve nitelikteki çabayı vermeliyiz. Kişi ancak gözyaşı kapısından geçerek üst dünyaya, maneviyata girebilir.

Gruptaki her dostumuzun gözyaşı kapısına, manevi dünyaya, her şeye ulaşabilmesi için dua etmeliyiz. “Dostu için dua eden, ilk önce cevaplanır.” Bu, insanları büyük ölçüde ilerletir.

Ama bu, sözlerle ilgili değildir; dua “kalpteki çalışma” olarak adlandırılır.

Gözyaşı kapısı, yalnızca kişinin en küçük bir ihsan etme eylemini bile gerçekleştirecek hiçbir gücünün olmadığını anladığında açılan özel bir kapıdır. Ancak aynı zamanda, ne olursa olsun bu ihsan etme eylemlerine ulaşmalıdır. Her şeyi feda etmeye hazırdır, yeter ki ihsan eden biri olabilsin. İşte o zaman bu kapılar açılır.

İhsan Etme Arzusunu Uyandırın

Soru: Yaradan ile olan bağ, Hisaron (eksiklik) için ettiğimiz duanın sonucu mu? Yoksa bu bağ, dua etmeden önce de gerçekleşir mi? Yaradan ile olan bağ tam olarak nerededir?

Cevap: Dua etmeden önce bile ona tutunabiliriz. Hisaron’umuzun düşmesine izin vermezsek yani onun unutulmasına izin vermezsek ve ona sürekli bağlı kalırsak o zaman ona ulaşabilir ve onu gerçekleştirebiliriz.

Soru: Hisaron’umuzun, ihsan etme arzusunun yokluğunun neden olduğu kaybı ne kadar hissettiğimize bağlı olduğu söylenir. Ama hiç bu arzuya sahip olmadıysak, nasıl böyle bir kaybı hissedebiliriz?

Cevap: Hisaron’u hissetmek, üzerinde çalışmak, ihsan etme arzusunu canlandırmak isterseniz, o zaman bu kaybı hissetmeye başlayacaksınız. İçinizdeki ihsan etme arzusunu uyandıracak ve bunu gerçekleştirmek isteyeceksiniz.

Doğru Bir Dua Nasıl Oluşturulur?

Soru: Günlük duayı doğru bir şekilde oluşturmanın yolu nedir? Bir seçenek; uzun ve iyi düşünülmüş bir dua olması. Yoksa her dostun sabah dersindeki duygularından bir öneride bulunduğu haliyle bırakmak mı daha iyidir? Onluda bir dua oluşturmanın bir yolunu önerebilir misiniz?

Cevap: Haftada bir ya da iki kez, her bir kişiden bireysel bir dua yazmasını isteyebilir, ardından bu dualar hakkında konuşabilir, karşılaştırabilir, tek bir forma, tek bir amaca getirebilirsiniz. Bu ilerleme sağlayabilir.

Soru: Bireysel dua ne anlama gelir? Yani daha sonra karşılaştırıp analiz edebilmemiz için mi?

Cevap: Fark etmez. Elinden gelenin en iyisini yap. Korkacak bir şey yok. Birkaç gün içinde dalgalarımızı, kalplerimizi birbirine bağlayacağız ve sonra bunun hakkında konuşacağız.