Category Archives: Birlik

Mısır Aramızdadır

Soru: Tüm bu Mısır’dan çıkış sürecinden günlük içsel çalışmamız adına ne alabiliriz?

Cevap: Tek bir şeyi şiddetle arzulamalıyız: Grupta birlik. Grup minik bir insanlıktır. Birdenbire global ölçekte, insan toplulukları içinde hareket edemeyiz, fakat grup içerisinde insan bağlantısının tüm prensiplerini çalışabiliriz.

Orada tüm durumları ifşa edeceğiz: “Mısır’a düşüş”, Mısır’da batış” ve”Mısır’dan çıkış”. Firavun yani egomuz için kini, ondan aldığımız darbeleri ve doğamızın incelemelerini hissedeceğiz

Tüm bunlar tek bir yerde incelenmiştir: Dostlarımla olan bağlantımda. Tüm dünyayı sevebilmem için, Gruba, “dostlarım”a ihtiyacım var. Benim için grup tüm insanlığı temsil eder  ve grupta tüm içsel özelliklerimi çalışabilirim.

Dostlarımla her bağlantı kurmaya çalıştığımda, içindeki kopuşu, kini,diğerlerinin tiksintisini keşfederim ve yeni  içsel incelemeler gerçekleştiririm.Bu incelemeler hala “Mısır içinde”ki çalışmaya ait olabilir ya da hatta “bundan öncesine”.Bunun bir önemi yoktur.

Henüz bu durumları net olarak anlayamayız. Bütünde, Mısır’ı terketmeden hiçbir şeyi açık olarak göremeyiz.Ancak sonrasında, tam olarak neden geçtiğimizi anlamaya başlarız. Unutulmamalıdır ki bir şekilde onla ya da ona karşı içinde yer almaya çalıştığım bu çalışma, karanlıkta, egoistik arzuların kuralları altında yapılmıştır. Bu nedenle, bu incelemeler bize anlaşılır değildir.

Günlük Kabala Dersinin 2.kısmından  4/13/11, Zohar

Dışarıda Yalan ya da İçeride Gerçek

Soru:  Neden internet iletişim şebekesi Facebook bu kadar inanılmaz derecede popüler?

Cevap: Egomuz sadece nicelik olarak değil aynı zamanda nitelik olarak da gelişiyor. Eskiden bir kişi çevresinde balığa birlikte gidebileceği, bara uğrayabileceği, kart oynayabileceği, köpek gezdirebileceği ve bunun gibi aynı ilgi alanında olan beş ya da on arkadaşa sahip olmaktan tatmin olurken, bugün bu artık onu tatmin etmiyor.

Kişi diğerleriyle köpekler ya da balıklar yoluyla tanışmak değil de -ki bu dünyevi ilgi alanları ve coğrafik yakınlık üzerine kurulu olmayandır- yerine kendini en iyi ifade edebileceği bir yer olan içsel benzerlikler arıyor.

Kişi, hatta yalan söyleyebileceği bir iletişim yolu arıyor. Fakat gerçekte, bu şekilde davranarak, kişi kendini aslında daha çok ifade eder. Ne de olsa, yalan söylediğimizde içsel gerçekliğimizi ifşa ederiz! Bu yalan ne olmak isteyip de olamadığımızı gösterir.

Bu Facebook’un kurulmuş olduğu prensip ile çok paraleldir: Kişi sadece göstermek istediğini gösterir, “en iyi resimlerini”.  Fakat bu kişinin içsel dünyasını yansıtır. İşin doğrusu,  kişi açgözlü, tutarsız korkak ya da ilkel olabilir ama egoistik doğalarından dolayı kendilerini ideal görünüşleri ile takdim edeceklerdir. Bir başka deyişle, kişi kendi gözüyle hak ettiği daha derinde, içsel, çekici şeklini gösterir.

Böylece, bunu, bir yanda kendimin kim olduğunu bilerek (kendim olarak görmesem de) fakat diğerlerine kendimi daha çekici bir maske ile takdim ederek, takip eder.

Bazen de diğer yol etraftadır: Olduğumdan daha kötü görünmek isterim, sert adamı oynayarak ve kendimi savaşçı Don Kişot olarak tasvir ederek. Hala, bu resmin gerçek olandan daha iyi ya da daha kötü olduğunun bir önemi yoktur çünkü bu yalan sonunda kişiye özünün ne olduğunu gösterir ve kişi kendi kötü yanını tanımış olur.

Kişi bir soru ile yüz yüze gelir:  Internet’te kendimi gösterdiğim resimle karşılaştırdığımda ben neyim? Ne de olsa herkes beni internette tasvir ettiğim gibi görüyor, fakat ben kendimin diğerlerine boyadığım kişiden uzak olduğumun farkına varmaya başlıyorum. Bu, kişileri, kendi kötülüklerinin farkına varmaya, değişime olan ihtiyaca ve diğerlerinin görmelerini istediği imaja daha yakın olmaya getirir.

Eğer sizinle fiziksel kontakta değilsem ve beni görmüyorsanız, size olmak istediğim gibi görünebilirim: yeni bir ben, ideal içselliğim, dünyeviliğimle hiçbir alakası olmayan. Ve bu imaj daha otantiktir.

Bu yüzden, sanal iletişimden olan gelişimimiz, bize manevi iletişim, ruhsal değişim yolunda rehberlik edecektir. Bu yüzden Facebook ve diğer iletişim şebekelerinin gelişmelerinden ve büyüyen popülaritelerini duymaktan dolayı çok mutluyum.

Bu sosyal şebekelerde ciddi araştırmalar yapan psikologlar ve sosyologlar olduğundan eminim. Unutulmamalıdır ki bu, tüm insanlık üzerinde yayılan bir global fenomendir.

Sorumluluk Her Zaman Kişiseldir

Soru: Sistemi hissetmeye başladığımı nereden biliyorum? Kişinin tecrübe ettiği ilk algılar nelerdir?

Cevap: Sorumluluk! Tıpkı ailede olduğu gibi, sorumluluğunu üstlenmem gereken belirli bir sistem olduğunu hissetmeye başlıyorum. Dünyevi hayatta bir aile kurulması ve kişinin bu sorumluluğu ciddi bir biçimde üstlenmek zorunda olması bir rastlantı değil. Aile toplumun, hayatın temeli.

Bizler de hepimizin Yukarıdaki ile benzerliğe ulaşmasının gerektiği, “manevi bir aile”’deymişiz gibi hissetmek zorundayız. Doğaya ve kök ve dal kanununa göre karşılıklı garantörlük şartını yerine getirmeli ve bunu ilk önce grupta ve ardından tüm dünyada uygulamalıyız.

Baal HaSulam’ın ifade ettiği gibi, tüm dünya bir aile ve doğa bizi, bu kanunu öğrenmemiz için zorlayacak.

– 15/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinden alıntıdır.

En Büyük Kazanç

Karşılıklı garantörlüğü edinebileceğimiz koşula çoktan eriştik şimdi sadece daha yoğun çalışmaya ihtiyacımız var. Eğer onu edinmezsek ne kadar çok şey kaybedeceğimizi enine boyuna düşünmek yararlı olabilir. Kasım’daki kongreyi renkli bir eğlenceden daha fazlasına dönüştüremediğimizi ve bu eylemin içine birliğin noktasını taşıyamadığımızı bir hayal edin. Eğer realitede ilerleyemezsek bize ne olur? Bu yıl birliğe ulaşmak zorunda olduğumuza karar verdik ve kongreye hazırlık esnasında bunu sürekli hatırlamaya ihtiyacımız var. Hepimiz bu konuda ciddiysek eğer birliğe ulaşmakta hiçbir problem yaşanmaz. Bizden daha az gelişmiş insanlar bunu yapabiliyorlar. Grubumuz çok ciddi bir hazırlıktan geçti. Sadece psikolojik bir bariyerle yüzleşmiş durumdayız. En büyük problem bu nosyonu, bu amacı tasavvur edemiyor oluşumuz. Sürekli bunun üzerinde düşünmeliyiz ki kazanca ilişkin kayıp ve gerçek kaybımız daha da belirginleşsin. Ortak sistemde zaten birbirimizle bağ kurmuş durumdayız; sadece bunu kendi koşulumuzdan ifşa etmeye ihtiyacımız var. Bu göreceli ifşa dışında başka hiçbir şey olmuyor. Herşey çoktan burada! Bu aynı zamanda tüm dünya için de önem taşıyor ama bizim için daha çok çünkü pek çok hazırlıktan geçtik. Manevi sistem bize yakınlaştı; onun daha da yakınına çekildik ve onu kendimize doğru çektik. Çoktan derinlerden “yüzeye çıkmaya” ve bize yaklaşmaya başladı. Şimdi sadece onu ifşa etmek için daha yoğun çalışmaya ihtiyacımız var. İlk ifşanın ardından çalışma çok daha kolaylaşacak. En zor kısım ilk dereceye yükselmek.

– 08/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinden alıntıdır.

Dostlar Her Zaman Daha Yüksektedir

Soru: Arzularımı değerlendirirken yanlış fikirde olmadığımı nasıl söyleyebilirim? Cevap: Arzularına aldırmamalısın. Orada ne olduğu ve herşeyin ne kadar kötü olduğu ne fark eder ki? Günün sonunda seni ele geçirmiş ve yükselmene izin vermeyen kişisel sevgiden başka orada ne bulabilirsin ki? Yapılacak en faydalı şey grubun fikrini ve amacını ve dostların birliği ve karşılıklı garantörlüğünü ne derecede kabul etmediğimi hissetmektir. Eğer onlarla birleşmişsem her zaman bu işte benden daha iyi olduklarını keşfederim. Ancak onların birliğinde bir parçam yok ise bu gerçek başlı başına benden daha yüksekte olduklarına işaret eder. Hangi koşul içinde oldukları önemli değil. Ne kadar yukarıya yükselirsem yükseleyim birleşme onları otomatikman benden daha yükseğe koyar. Bunun nedeni birliğin, kendisiyle Işığın çalıştığı Kli olmasıdır, birey ise hiçbir şeydir.

– 21/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin birinci kısmından alıntıdır.

Yaratan’ın İşi

Grup kendimize Işığı çekmek için sürekli üzerine bastığımız “tuş”‘tur. Onun hayatına katılıyorum, dostlarla birlikte birliği arzu ediyorum ve onların içinde “erimeyi” arzuluyorum ve böylece Islah eden Işığı üzerime çekiyorum. Esasen tek eylemim bu: gereken tüm değişiklikleri yerine getirecek olan Işığı çekmek. Durum gayet basit. Doğru amaca – Yaratan’a eşit olmak – ulaşmayı arzulayan ben işte buradayım. Bir de araç var: beni etkilemesi ve grup aracılığıyla gereken tüm değişiklikleri yavaş yavaş içimde yapması için Işığı talep etmek. İlerleyiş şeklimiz budur.

Her değişimle kendimi inceleyebilirim: Benim için “gün” ve “gece” ne? Eğer “gün”‘de isem bu çeşitli şekillerde doldurulduğum anlamına gelir; eğer “gece” yada “karanlık”‘ta isem bu aklın ve kalbin harap oluşuna işaret eder. Egoist arzularımızda bu şekilde gözükür. Şimdi içimizde bunun gibi değişimleri kımıldatmalıyız ki içinde “gün” ve “gece”‘yi Yaratan’ın yaptığı gibi değerlendireceğimiz ihsan etme arzularını edinmemize izin versin. Yaratan için “gün” şimdiki seviyenin algısıyla ve mantığıyla çelişen mantık ötesi inanç yada ihsan etmek. Ona ulaşmak için kapasitemizi aşan insanüstü çabalar sarf etmemize gerek yok. Daha ziyade biz grup içinde, birleşmemizde çaba sarf ediyoruz ve aşağıya inen ve işi yapan Işığın gücünü çağırıyoruz. Gerçek şu ki tüm manevi çalışma “Yaratan’ın işi” olarak addedilir. Bunu O yapıyor ve ben sadece yetişkin birinin elini kapıp onu gitmek istediği yere çeken küçük bir çocuk gibi bunu arzulamalıyım. Eğer kişi bu etkileşimin özünü anlar ise rahat hisseder. Her yeni adım ile grup içindeki özgür seçimden faydalanır ve Islah eden Işığı çeker.

– 15/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin birinci kısmından alıntıdır.

Form Eşitliği Kuralına Uymak

Soru: İnsanlar kongreye geldiklerinde ve yapılan muhteşem çalışmayı ve hazırlıkları gördüklerinde aramızdaki farklılıkları hükümsüz kılabilecek ve mutlak eşitliği hissedebilecek miyiz?

Cevap: Şu ana kadar kongre için dünyanın dört bir yanından bizimle birlikte hazırlanan her şey en içten duygularla yapıldı; hepimiz tek bir kabın yada arzunun içindeyiz. Bizden çok uzakta olan ve gelme imkanı olmayan insanlar yine de bizi düşüncede destekleyebilirler. Yakın olma isteklerini ve arzularını bize iletiyorlar. Neticede olacak olan şey Yaratan tarafından düzenlenmiş, herkesin bütünleştiği doğru kombinasyon. Tek bir şeyden mahrumuz: karşılıklı garantörlük hakkındaki ortak düşünce! Dışsal tüm farklılıkları unutun. En sonunda her şey tek bir bütünün, tek ortak karşılıklı garantörlüğün bir parçası olmak zorunda. Tüm dünyadan dostlarımızla birlikte “Tek kalpli tek adam” olmalıyız. Temasın, bağın manevi niteliğinin ilk hissiyatına erişir erişmez, onun içerisinde Yaratan form eşitliği kuralına göre hemen ifşa olacak.

– 14/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Tüm Yumurtalarını Tek Bir Sepete Koy!

Soru: Ucunda karşılıklı garantörlüğe götüren yönün dışında tüm yönlere, 359 derecenin tümüne doğru hareket ederek “gemiye bir delik” mi açıyorum?

Cevap: Fakat dostlarımla her şeyi kapsayan bir anlaşma imzaladım! Verdiğim garanti sadece onun vasıtasıyla karşılıklı garantörlüğe erişmem gereken o ufacık açık aralık için geçerli değil. Diğer tüm yönlerden güçler almadan ve sadece yaşamsal gereksinimleri oralarda bırakmadan karşılıklı garantörlüğe yüzde yüz konsantre olamazsın. Diğer tüm yönler senin için sadece “ne yerilen ne de övülen” bir gereklilikten başka hiçbir şey olmadığında ve var oluşunu idame ettirmek için gerekeni tedarik ettikten sonra geriye kalan tüm güçler karşılıklı garantörlüğe ulaşmaya doğru yönlendirildiğinde, yalnızca bu durumda gemide bir delik açmıyorsun.

– 12/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Grubun Ruhu

Soru: Başka birine kendini düşünmeden ihsan etmek nedir? Bir dosta egoist hazzın dışında neyi ihsan etmeliyim?

Cevap: Ona maddesel herhangi birşey vermene gerek yok. Arzularında ona Yaratan’a doğru ilerlemeyi unutmaması için bir destek sunuyorsun. Senin ihsan edişin tam olarak bu. Ruhlar birbirlerinden ayrı olduklarında birbirlerine ne verebilirler? Sadece birbirlerini uyandırabilir ve birbirlerine güç verebilirler. Dostunun cebini yada buzdolabını doldurman gerekmiyor. İhtiyaç duyulan tek şey doğru şekilde karşılıklı bağlanma ve Üst Işık tüm ihtiyaçları doldurur.

Dostunu enerji ile, amaçtan zevk alma ve amaca bağlanma ile donat zira senin vazifen bu. Bu yükümlülük ve ruh olmadan ortada grup diye bir şey yoktur. Yaratan onu, bir yerde, yani manevi bir alanda, bütün dünyadan tüm dostların tek ortak arzularında var olalım diye yarattı. Ama bu hala bir grup olduğumuz anlamına gelmiyor.

Grup kavramı birbirine ilham vermek için bir söz vermek ile başlar. Daha da ötesi burada dışsal eylemlerden değil, birbirimize bağlı olduğumuz içsel arzudan bahsediyoruz. Herkes yolda ilerlerken kolektif itici gücü ve güven duygusunu diğerlerine geçirir ve karşılıklı garantörlük denilen şey budur.

Diğerlerine ilham verme kapasiteni kaybedersen eğer bu gemiye bir delik açıyorsun anlamına gelir. “Peki  yorgunsam dinlenebilir miyim?” Eğer yaparsan diğerlerinden ilham alamazsın ve ortak geminin içinde kendi altına bir delik açarsın ve senin yüzünden tüm diğerleri de suda boğulur.
Ya karşılıklı garantörlükte yer alırsın yada almazsın. Birliklerimizi güçlendirmemiz gereken yol budur. Herkes ve herbirimiz birbirimize ne kadar bağlı olduğumuzu giderek daha çok görmeliyiz. Pratik çalışma bu: kişi grupla bağ kurmaya yönelik talebini günden güne inceler. Bu, tüm umutlarımız için bir temel olması gereken birbirine bağlı oluşun kesin noktasıdır.
Gemi varış noktasına ulaşacak ve aynı zamanda bizim işimiz de onu deliklerden korumak ve amacı başarmaktaki kesinliğin ve onun öneminin farkındalığının herkese aktarılmasının icabına bakmak. Gerçekten de aramızdaki birlikten ve ihsan etmenin evrensel gücünün -Yaratan, Işık – ifşasından daha önemli hiç birşey yok.

– 06/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin ilk kısmından alıntıdır.

Şansını Kaçırma!

Soru: Bir eczaneye gittiğimde eğer sırada bekleyen 70 kişi varsa diğer işlerimi halletmek için oradan ayrılır ve bir saat sonra sıra bana geldiğinde oraya tekrar geri dönerim. Eğer ne zaman ıslah olacağımı bilmiyorsam manevi çalışma ile neden şu an meşgul olmalıyım? Bunu yapmaya ne ihtiyacım var ki? Bu arada bu dünyadaki işime geri dönebilirim.

Cevap: Manevi yolda zorlama yoktur! Eğer kalmak istemiyorsan o zaman ayrıl! Kalmamalı ve diğerlerine engel olmamalısın. Eğer kesin olarak bu yolda ilerlemeyi istemiyorsan dostlarına söyle anlayışla karşılarlar ve sana iyi şans dilerler. Eğer bu dünyadaki hayatını daha da iyileştirmek için beş yıl geçirdikten sonra daha güçlü bir gruba geleceğini ve onlarla beraber yola devam edeceğini düşünüyorsan bunlar yanlış umutlar. Beş yıl sonra çok daha büyük bir çalışma yapman gerekecek: egoizmdeki beş yıllık meşguliyetini telafi etmen ve beş yıl boyunca grubun içinden geçtiği her şeyde grubu yakalaman gerekecek. Sonuç olarak yolu kısaltmıyorsun tam tersine uzatıyorsun. Çoktan maneviyatın içinde olan bir gruba geleceğini ve böylece işin senin için daha kolay olacağını mı düşünüyorsun? Peki dostlarınla daha büyük nitelik eşitliğine sahip olacak mısın? Hayır, hatta niteliklerde çok daha büyük farklılıklar ifşa edeceksin. Sonuçta onlar binlerce kilometre ilerleyecekler ve sen on kilometre geriye gideceksin. Aradaki mesafe artacak! Bunun sonucunda sırada daha uzun bir süre beklemen gerekecek.

– 06/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinden alıntıdır.