Shakura yazıyor:
Ben Kazakistan’da yaşıyorum. Tamamen farklı bir yetiştirilme tarzına ve dine sahip bir insanım. Ama artık sizin programlarınız olmadan yaşayamam çünkü beni olağanüstü huzurlu bir ruh haline sokuyorlar.
“Yaradan” dediğinizi duyduğumda, hemen Yaradan’ın var olduğunu ve O’ndan başka hiç kimsenin olmadığını, O’nun iyilik ve sevgi olduğunu kabul ediyorum. Ve bu konuda kendimi çok iyi hissediyorum.
Geçenlerde Rav Kook’un bir sözüne rastladım. Onun hakkında bir şeyler okudum ve meğerse o bir Kabalistmiş.
Rav Kook şöyle yazmış: “Yaradan’ın sesi, insanı ruhunun derinliklerinden çağırır, ancak hayatın kargaşası bu sesi o kadar bastırır ki duyulmaz.”
Bu, sesin içimizde var olduğu anlamına mı geliyor?
Bu alıntı aklımdan çıkmıyor ve hep benimle kalıyor. Yalvarırım, lütfen bana açıklayın. Mümkünse parça parça, hepsini birden değil. Bunu gerçekten dört gözle bekliyorum. Size sağlık ve bol bol güç diliyorum.
Cevap: Elbette. Yaradan her birimizin içinde var ama ne yazık ki O’nu duymuyoruz.
Soru: Shakura bu alıntıya dayanarak şöyle yazıyor: “Onu duymak için hayatın kargaşasını aşmamız mı gerekiyor?”
Cevap: Evet, her şeyi Yaradan’la ilişkilendirmeliyiz- olan biten her şey O’ndandır. Ve sonra, eğer ısrarla Yaradan için çabalar ve O’na giden yolda mücadele edersek, sonunda O’nu kendi içimizde bulacağız.
Soru: Yani O’nun sesini duymak için çalkantılardan mı geçmeliyiz?
Cevap: Evet, insan kargaşa olmadan yaşayamaz.
Soru: Rav Kook’un sözünün devamı: “Ama hiçbir durumda bu sesin kendisi yok olmaz çünkü var olan her şeyin temelini ve nedenini oluşturan bu sestir.”
Shakura soruyor: “Yaradan’ın sesi var olan her şeyin nedeni midir?”
Cevap: Evet.
Soru: “Yaradan’ın sesi” nedir?
Cevap: Yaradan’ın sesi, yaratılışa, insana bir çağrıdır. Sadece insanın içinde değil, her bir yaratılışta, dönen her bir atomda, bir molekülde, vb. mevcuttur. Yaradan’ın sesi tüm yaratılışı canlandıran enerjidir. Buna “Yaradan’ın sesi” denir.
Soru: Bir sesin ne olduğunu anlıyoruz ve bir sesi duyabiliyoruz. “Ses” dediğinizde bununla ne demek istiyorsunuz?
Cevap: Her şeyi saran çağrı.
Soru: Ama ne duyuyorum, “Seninle konuşuyorum” mu? Nedir bu? Yoksa bu çok mu maddesel?
Cevap: Hayır, yaratılışa, başkalarına ve Yaradan’a olan tüm çağrılarımız, arzumuzu, kalbimizi ve dileklerimizi hitap ettiğimiz kişiye iletmek içindir.
Soru: Peki Yaradan’ın sesi burada nerede?
Cevap: Yaradan’ın sesi başlangıçta, ondan önce uyandırdığı şeydedir.
Soru: Yani, O bizi birine yönelmemiz için mi uyandırıyor?
Cevap: Evet, aksi takdirde cansız seviyesinden en azından bitkisel, hayvansal ve insan seviyesine yükselmezdik.
Soru: Cansız seviye ile mi başlıyoruz?
Cevap: Evet.
Soru: Yani başlangıçta herhangi bir ses duymuyor muyuz?
Cevap: Hayır.
Soru: Sonra bizi uyandırmaya mı başlıyor?
Cevap: Cansız, bitkisel, hayvansal ve insan seviyesi.
Soru: Yani her zaman iyi bağlar, insanlar arasındaki ilişkiler hakkında söyledikleriniz, Yaradan’ın bizi ittiği, yönlendirdiği yer burası mı?
Cevap: Elbette Yaradan! Sadece Yaradan bizi uyandırır ve birbirimize doğru iter.
Yorum: Bu alıntıdaki son cümle: “Ve kendi içlerindeki bu sesi zorla bastırmaya çalışanlar, sadece ruh ve ses arasındaki bağı güçlendirirler, öyle ki ses içlerinde sürekli duyulur ve artık ondan kaçamaz ya da onu boğamazlar.”
Yanıtım: Evet, Yaradan her halükarda amacına ulaşır ve insan O’nu kendi içinde ifşa etmeye başlar ve herkes Yaradan’a gelir.
Soru: Shakura soruyor: “Yani, Yaradan’ın sesini kendi içimizde ne kadar boğmaya çalışırsak, o kadar yüksek çıkıyor öyle mi?”
Cevap: Evet.
Soru: O soruyor: “Bu bir paradoks değil mi?” Sonuçta biz onu boğmaya çalışıyoruz.
Cevap: Hayır, Yaradan’ın görevi insanı sarsmak, onu yokluktan, cansız seviyeden çıkarmaktır.
Soru: Şöyle soruyor: “Yani sesin daha yüksek çıkması için onu boğmamız mı gerekiyor?” Ne kadar çok boğarsan o kadar yüksek mi çıkar?
Cevap: Tıpkı bir insanla konuştuğunuzda ve o sizi duymadığında, daha yüksek bir perdeye geçmeniz ve sesinizi yükseltmeniz gibi.
Soru: O’nun bizi bu sesi bastırmaya çağırdığını ve bu sesin duyulduğunu söyleyebilir miyiz?
Cevap: Hepsi bir arada.
Soru: Hepsi O mu, Yaradan mı?
Cevap: Evet.
Soru: O zaman ebedi soru şu: Biz burada neredeyiz?
Cevap: Biz burada değiliz. Takip eden seviyelerde başlıyoruz. Bunun Yaradan’dan geldiğini fark etmeye başladığımızda ve buna uygun hareket ettiğimizde, Yaradan’ın zaten bir niyetle bize döndüğü ortaya çıkar.
Soru: Yani, orada zaten bir “biz” tanesi var mı?
Cevap: Evet.
Filed under: Kabala, Maneviyat -
Neden Yaradan’ı Duymayız? için yorumlar kapalı