Andrey şunu yazıyor:
Michael, belli bir formül var: Sahip olduklarımıza şükretmeden istediklerimizi asla elde edemeyiz. Dertler, acılar, ıstıraplar için nasıl şükredeceğiz? Şimdi sahip olduğum şey bu.
Yorum: Bunun gibi pek çok mektup var.
Cevabım: Evet ama genel olarak bunların hepsinin bizim kumbaramıza gittiğini anlamalıyız. Acının kendisi ve yaşadıklarımız, her ne kadar minnettar olamasak da, bizim için yine de olumlu kabul edilir.
Soru: Bununla yaşamak ve bu acıları yaşamanın gerekli olduğunu düşünmek mümkün mü? Elde ettiğim şey bu ve bunun üstesinden gelmek zorundayım. Istıraplardan önce böylesi bir iptal olma dikkate alınır mı?
Cevap: Gerçek şu ki, bu kişiye bağlıdır. Hayatım boyunca acı çekip çekmeyeceğim, kaç olay, ameliyat, ne kadar sağlık sorunu yaşadığım bana bağlı. Ama hayat bu.
Soru: Hayat insanın hissettiği ya da hissetmediği bir ıstıraplar zinciridir ama nihayetinde bir ıstıraplar zinciridir diyebilir miyiz?
Cevap: Evet, elbette.
Soru: İnsanlık tarihine baktığınızda sürekli bir ıstıraplar zinciri var. Bir şekilde her şeyin bir yerlerde genel bir kumbaraya düştüğünü söylüyorsunuz. Ben bundan ne alacağım? Bu Andrey’in ve diğer herkesin sorusu.
Cevap: Bundan ne mi elde edeceksiniz? Ya hiçbir şey elde etmezseniz? Boş yere mi acı çektiniz?
Yorum: Bu doğru! İşte o zaman gerçekten bir ıstırap var. Bundan bir şey almam gerekiyor; buna mecburum. Birisine şöyle denilir: “Sonraki dünyada mutlu bir hayatın olacak.” Başka birine: “Boş ver, bu sayede arınacaksın”.
Cevabım: Böyle bir hesaplama yapmaya değer mi? Kişisel olarak bundan ne elde edeceğim konusunda Yaradan’a istek ve şikâyetim olmasın diye bunu yapmamaya çalışıyorum: “Peki şimdi bana ne kadar borcun olduğunu hesaplayalım.”
Yorum: “Acı çekiyordum; şimdi Sen bana öde.”
Cevabım: Evet, böyle bir şey yok.
Yorum: Çoğu zaman insan geriye dönüp baktığında, yaşadıklarım doğruymuş ya da boşuna değilmiş der. Sonrasında yaptığımız bu hesap doğru çıkar mı? Yaşadığım tüm acıların boşuna olmadığı.
Cevabım: Evet. Yaradan’ı hala kınayacağımız bir koşula geleceğimizi düşünmüyorum.
Soru: Oradan buradan duyulsa da, hala O’nu haklı çıkardığımızı düşünüyorsunuz musunuz?
Cevap: Evet.
Soru: O, her şeyi nasıl bu kadar ilginç bir şekilde yapıyor? İnsana çok büyük acılar yaşatıyor ve sonra kişi diyor ki: “Ben bunları boşuna yaşamadım.” Bunu bize nasıl gösteriyor?
Cevap: Gerçek şu ki, doğanın herhangi bir parçası: cansız, bitkisel, hayvansal olan herkes acı çeker ve hatta insanlar daha da fazla.
Kesinlikle herkes acı çeker! Yaşadıkları haz bile daha önce yaşadıkları acıların bir kısmını örter.
Soru: Bu hayatı acılarla dolu geçirmek ama mümkün olduğunca az acı çekmek istiyorum demek doğru mudur? Bu doğru formül mü?
Cevap: Bunu da söyleyebilirsiniz ama söylemenize gerek yok; fark etmez. Ama doğanıza göre acı çekmeyi arzulayamazsınız.
Soru: Ama bir şekilde bu benim yoluma kazılı mı? “Ruhumun kökü…” diyorsunuz, öyle ya da böyle bunların içinden geçmek zorunda mıyım?
Cevap: Evet.
Soru: Bunları yaşamak zorunda olduğum gerçeğiyle yaşarsam bu hayatımı kolaylaştırır mı? Bu doğru mu?
Cevap: Evet.
Filed under: Uncategorized -
Istırap İçin Nasıl Minnettar Olabiliriz? için yorumlar kapalı