Twitter’da Düşüncelerim / 7 Temmuz 2020

Bir kadın bir şeyleri doğru bir şekilde tartabilir ve eğer ülkesini onun için önemli ve kıymetli olan evi olarak görürse, o zaman tüm çelişkili eğilimleri ve partileri uzlaştırabilir ve hepsini dengeleyebilir. Bunu sadece bir kadın yapabilir.

Zaman geldi. Üst ışık Malhut’ta parlar. Bu nedenle, kadınlar dünyayla çalışabileceklerini, düzeni yeniden sağlayabileceklerini erkeklerden daha iyi hisseder, kadın Malhut’tan gelir ve Yansıyan ışığı yükselterek, kendisinden önceki tüm Sefirotları birleştirir ve kontrol eder.

Tarih boyunca gölgede kalan kadın, şimdi ön plana çıkmalı ve insan toplumunun yeniden inşasına katılmalıdır. Ve erkekler buna hem fikir olacaklar. Doğa kadını öne çıkarıyor ve kimse itiraz etmiyor.

Bu süreç son birkaç yüz yıldır gelişmektedir.

Yeni Hayat 1081 – Birey ve Toplum Arasındaki İlişki

Dr. Michael Laitman, Oren Levi ve Yael Leshed-Harel ile söyleşide

Tüm insanlar eşittir çünkü onlar, doğa tarafından yaratılmışlardır. Dünyada gereksiz bir şey yoktur. Eğer bir parça kayıpsa, tüm sistem bir şeyden eksiktir. Herkes genel ruhun sistemi içinde önemlidir. Tıpkı vücudun her bir parçasının bütünün işleyişine farklı ama önemli bir katkı yaptığı gibi, toplumun, her bireyin eşsiz katkısına saygı duyması gerekir. Eğer bir kişi olmadan yapabilirsem, yaratılışın genel yasasını göz ardı ettiğimin bir işaretidir. Başkaları için garantör olmak, refahlarından endişe etmek ve herkesten sorumlu olmak herkese bağlıdır. Doğa bizleri, eşitliğin öneminin bu anlayışına doğru ilerletiyor. İnsan ilişkileri doğadaki yasalardan ne kadar farklı olursa, o kadar çok zarar görür ve acı çekeriz. Ya darbeler ve acılarla ya da farkındalık ve anlayışla gelişebiliriz. Sonunda, eşitliği şu ya da bu şekilde kucaklayacağız. Üst güç bizi egoist olarak yarattı ve kendimizi ıslah etmemiz için yer bıraktı. Islah olmuş bir toplumda, kişi annesinin elinde bir bebek gibi özgür hissedecek ve herkesin memnuniyetinden haz alacaktır.

Söyleşinin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.kabala.info.tr/kutuphane/michael-laitman/dr-laitman-ile-yeni-hayat/yeni-hayat-1081-birey-ve-toplum-arasindaki-iliski/

Bütün Acılar İçin, COVID-19 Bir Ceza Değildir (Linkedin)

Her gün, insanlardan bana sadece altı ay önce hayatın onlara gülümsediğini ve şimdi kaybolduklarını söyleyen e-postalar ve telefonlar alıyorum. Dünyaları yıkıldı ve hiç bir gelecek görmüyorlar. Bu yürek parçalayıcı. Her geçen gün insanlık daha fazla çaresiz, tedirgin ve yolunu kaybetmiş hissediyor. İnsanlar çocuklarını besleyemeyeceklerinden korkuyorlar.

Virüsün, mikrobu başkalarına bulaştırmamayı düşünmemizi zorunlu kıldığı gibi, yiyecek, su, konut ve güç kaynağı söz konusu olduğunda da başkalarını düşünmeye başlamak zorundayız. Ama olan şey yukarıdan bir ceza değildir; bu, birleşmek için, kendimizden ziyade birbirimizi düşünmek için bir çağrıdır. Sadece birlikte çalışırsak geleceğimizi garanti edebiliriz.  Çok uzun zamandır yaptığımız gibi, yalnız davranmak ve sadece kendimiz için endişelenmek, durumu daha da kötüleştirecektir. Ne kadar uzun süre oyalanırsak, kıtlık çemberine o kadar çok insan katılacaktır.

COVID-19, karşılıklı sorumluluğun ideal katalizörüdür: maske takmaz ve mesafemizi korumazsak, sadece virüse yakalanma riski taşımayacağız; başkalarına iletme ihtimalini de daha fazla arttıracağız.

Kendimize ve diğerlerine, şu ya da bu nedenle halen nefret ettiğimiz insanlar da dahil olmak üzere, herkese sıkı bir şekilde bağlı ve bağımlı olduğumuzu öğretmek zorundayız. Hepimiz bunun içinde beraberiz, tüm şehir, tüm ülke, tüm dünya.

Eğer çok fazla kişi hastalanırsa, gıda üretimi ve tedarik zincirleri aksayacak ve açlık insanları şimdiye kadar gördüğümüzden çok daha kötü bir çaresizliğe sürükleyecektir. Her Amerikalının temel ihtiyaçlarını, sadece esas ürünleri aldığını görmek için, her topluluk, şehir, eyalet ve tüm ülke bir araya gelirse,  hepimizin aynı teknede olduğumuzu anladıklarından dolayı, bu, ülkeyi yeni ve iyi bir geleceğe hazırlamak için yeterlidir. Ve o zaman Koronavirüs’ün verdiği tüm acılar için, bunun bir ceza değil karşılıklı sorumlulukta bir ders olduğunu anlayacağız.

Twitter’da Düşüncelerim / 6 Temmuz 2020

Bugün en büyük düşman – Sahte Haberlerdir(yanlış, kafa karıştırıcı bilgi) Anında, bilinçli veya bilinçsiz olarak yayılır. Bir çocuğun bozuk telefon oyunu gibi: haberler zincir boyunca iletilir ancak 1. kişi tarafından söylenen tek bir kelime bile 10. kişiye ulaşmaz. Biz sağırız!

Bir yalan dünyasında gerçeği söylesem yalancı olarak bilineceğim. Bu, 1. Tapınak döneminde kimsenin kral olarak tanımak istemediği kral Süleyman ile oldu. Kimse onun bilgeliğine inanmadı. Ama Sanhedrin’de bilgeler onu anladı. Bugün anlamak için kimler kaldı?

Gerçek haberlere, yani gerçeğe geri dönmek için çok sıkı çalışmayı gerekir. Bozulmuş yiyecekler yemeye alışkınız ve onları sindirmeyi ve iyi hissetmeyi öğrendik. Gerçekle yüzleşildiğinde, tıpkı taze yiyecek gibi, aklın hazımsızlığını elde edeceğiz. Üst ışığa ihtiyacımız var!

Bizler doğru şekilde bağ kurana kadar Koronavirüs geri çekilmeyecek. Doğru bağ formu, herkes başkalarını önemsemeye hazır olduğundadır. Sanki virüsün tek taşıyıcısıymışım gibi etrafımdakileri etkilememekten endişe duyarak sokakta yürümeliyim. Ardından salgın ortadan kalkacak !

Yeni Hayat 1080 – Mahremiyet Ve Sevgi

Dr. Michael Laitman, Oren Levi ve Yael Leshed-Harel ile söyleşide

Mahremiyet arzusu utançtan kaynaklanmaktadır. Ne hayvanlar ne de çocuklar utanmazlar ve mahremiyet de istemezler. Çocuklar egolarını hissetmeye başladığında, utanç hissederler, incinmekten korkarlar ve saklanmak isterler. Biz büyüdükçe, başkalarının mahremiyetini ihlal edersek, suç işlediğimizi hissetmeyi öğreniyoruz. Bugün ticari ve politik faktörler, bizi istedikleri gibi etkilemek için mahremiyetimizin içine giriyorlar. Yakında, idare edildiğimizin farkında bile olmayacağız. Bu tür mahremiyetin başkaları ve genel olarak toplum için dikkate alınması gerekir. Bizler, hiç kimsenin bir başkasına zarar vermek istemeyeceği şekilde, tüm toplumu eğitmeliyiz.

 

Söyleşinin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.kabala.info.tr/kutuphane/michael-laitman/dr-laitman-ile-yeni-hayat/yeni-hayat-1080-mahremiyet-ve-sevgi/

Korona Partileri – Bu Dünyayı Umursamamanın Bir Göstergesi (Linkedin)

Onlar, COVID-19 salgınından beri etraftaydılar ama şimdi oldukça tuhaf bir şeye dönüşmüşler gibi görünüyor. İnsanlar, dünyanın her yerinde Korona Partileri, diğer adıyla, ′′ karantina partileri ′′ düzenlediler: ABD, Avustralya, Belçika, Estonya ve birçok ülkede gençler, her zaman yaptıkları gibi, kurallara itaat etmeyerek,  isyan ediyor gibi görünüyorlar.

Ancak son zamanlarda, sanki insanlar virüsle enfekte olmak için bu partilere kasten gidiyor gibi görünüyor. Testi pozitif çıkan veya zaten belirtiler gösteren insanların etrafında takılıyorlar ve virüse yakalanmada para için yarışıyorlar.

Ama burada mesele para değil, meydan okumadır. Üstelik yetkililere karşı meydan okuma bile değil, bu sınırlara karşı meydan okumadır! İnsanlar, özellikle de gençler, sınırları aşmak ve kendilerini özgürleştirmek için gittikçe daha fazlasını istiyorlar. Asileşiyorlar çünkü kurallar onları zincirlenmiş hissettiriyor ve kurtulmak istiyorlar.

Bunu çok önemli ve olumlu bir işaret olarak görüyorum. Bu, insanların doğdukları dünyanın algısından çıkıp, yeni bir algı edinmek istediklerinin, sınırları, emirleri, kısıtlamaları olmayan bir dünya edinmek istediklerinin bir işaretidir. Oysa bilmedikleri şey, aradıkları dünyanın, sadece egonun üzerinde var olduğudur.  Egoları tarafından yönlendirildikleri sürece, tek yoldan kaçmaya çalışmakla aynı tuzağa düşmeye devam edecekler, bunun onlara sadece zarar verdiğini keşfedecekler, sonra başka bir yoldan kaçmaya çalışıp, yeni yolun da onları başarısız kıldığını keşfedecekler.

Onları hissediyorum, onlara sempati duyuyorum ve tek dileğim, realitenin zincirlerini kırmak için yapmaları gereken tek şeyin, kendilerini değil birbirlerini düşünmek olduğunu keşfetmeleri!  Sınırsız bir dünya bulacaklar: bu, diğer insanlarla ilgili düşünmektir ki kendilerini özgürce yetiştirmek ve ifade etmek için verimli bir toprak keşfedeceklerdir. Kişi sadece vererek, çalışmanın kendisinden güç elde edebilir ve kişi sadece vermekle kendini tam ifade edebilir.

Tarihimizin belirsiz bir dönemindeyiz. Y jenerasyonları boş durmayacaklar ve yönlendirilemeyecekler; onlar aktif, zeki ve meraklıdırlar ve biz, dünyanın nereye gittiğine dair cevaplar vermeliyiz. Onlara değişimi nasıl deneyimleyeceklerini öğretmezsek – dünyanın tek bir birlik haline geldiğini, yaptığımız her şeyin herkesi etkilediğini, hayatlarımız, sağlığımız, zenginliğimiz ve mutluluğumuz için birbirimize bağımlı olduğumuzu ve birlikte çalışmadığımız sürece hiçbir şey başaramayacağımızı, eğer tüm bunları onlara göstermezsek, onların merakları, hayal kırıklığına, sonra öfkeye ve sonra şiddete dönüşecektir. Bu gerçekleşmeye başlıyor bile; boşa harcayacak vaktimiz yok. Buradan ya en tepeye yükselebiliriz ya da en dibe düşebiliriz.

İki Realite Nasıl Birleştirilir

Soru: Bir sonraki gerçeklik algısındaki bir Kabalist, mükemmel gerçekliği, ıslah olmamış, bütünleyici olmayan, kötü, dünyevi bir gerçeklikle nasıl birleştirir?

Cevap: Kabalist bunu kendi içinde birleştirir. Biz insanlar her iki dünyada da var olan özel canlılarız: mükemmel bir üst dünyada, bütünsel bir sistemle birleşmeye girebildiğimiz ölçüde ve aynı zamanda dünyamızda, egoist dünyamızdan hala çıkamayacağımız ölçüde.

Dünyamızı kötü ve berbat olarak düşünmeyin. Bu, realitenin dilinde, sadece içimizde var olan özel bir sistemdir. Sadece içimizde algılanır.

Bu nedenle, sadece kendimizi ıslah etmeliyiz. Subjektif olarak dünyamız olarak algıladığımız hiçbir şey yoktur. Bize gerçek gibi görünen şey bizim içimizde vardır. Sen benim içimde var olmaktasın, ben de senin. Bu, genel resmin algısını biraz karmaşıklaştırır, ancak genel olarak bu böyledir.

Koronavirüsten Korkmayın

Soru: Sıradan bir insan Koronavirüs’ten korkar. Ailesinin veya sevdiklerinin hastalanmasından korkar. Dikkatli bir şekilde tehlikeyi göze alıp, zırhlı iki maskeyle, onları takıp, dükkâna girer ve tek bir seferde haftalarca yetecek alışveriş yapar. İnsanın hayatı böyledir. Özellikle kitle iletişim araçları durumu daha da kötüleştirdiği için.

Herkesin korkuları var. Ben de yaptım. Böyle zamanlarda kişi nasıl yaşar ve davranır? Kişi, bu virüse nasıl adapte olabilir?

Cevap: Sakin olun, oturun, etrafta koşturmayı bırakın.

İnsan koşmak için değil, oturmak için yaratılmıştır. Ve düşünün: Hayat, 20. yüzyılın son yarısında kendimiz için yarattığımız yaşamdan nasıl farklı olabilir? Niçin yaşadığınızı anladığınız zaman, bu biraz farklı bir yaşam türüdür. Sadece koşmak, koşmak, düşüp, ölene kadar koşmak değildir. Koronavirüs’ün nereden geldiğini bilmiyoruz. Bu arada, bu artık önemli değildir. Sadece bunun iyi bir şey olduğunu söyleyelim.

Soru: Sıradan bir insan için tavsiyeniz bu mu?

Cevap: Evet. Virüs bizi durduruyor. Diyor ki: “Durun insanlar! Dünyalılar! Dünyaya neler yaptığınıza bakın! Üzerinde bulunduğunuz her şeyi mahvediyorsunuz. Sizi geliştiren, sizi yaratan, sizi besleyen, yaşadığınız doğayı yok ediyorsunuz.”

Dünyamız, bir dünya savaşına doğru ilerliyordu. Hayatın içinde, kişisel yaşamda bile bunun ortasında, dışarı çıkmanın olmadığını, kesinlikle kötü bir şekilde sona ereceğini, insanın çıkamayacağı sağlıksız bir durumun farkında olduğu koşullar vardır. Bizim içinde bulunduğumuz durum buydu.

Soru: Bu virüsün, insanlığı bir dünya savaşından kurtardığını mı söylüyorsunuz?

Cevap: Kesinlikle! Bu virüs olmasaydı, yakın gelecekte bir savaşla uğraşacağımıza inanıyorum.

Soru: Virüse minnettar olmamızı mı öneriyorsunuz?

Cevap: Tabii ki!

Yorum: Ben sıradan biriyim. Savaştan kaçınmak kesinlikle iyi bir nedendir.

Benim Cevabım: Ona yaklaşıyorduk! Başka seçeneğimiz yoktu! Egoistler olarak, piyasaların veya başka bir şeyin yenilenmesi için bizi sadece savaşın kurtarabileceği koşula doğru ilerlemeye devam ettik. Ve sonra tekrar, her şeyi yok ettikten sonra çalışmaya başlardık. Ve yine, aynı rutine düşüyoruz. Bu bizim yaptığımız şey.

Soru: Genel olarak, bu konuyu anlıyorum. Ama virüsle ne yapacağız?

Cevap: Her şeyden önce virüs küreseldir. Bu oldukça şaşırtıcıdır. Doğanın ya da aynı olan Yaradan’ın elinde tuttuğu ilginç şeylere bakın!

Yorum: Gerçekten. O herkese ulaştı.

Cevabım: Kesinlikle! Ve de usulca.

Yorum: Ve bundan önce, yangınlar, volkanik patlamalar, kasırgalar vardı ve her zaman çok uzak bir yerdeymiş gibi geliyordu. Sadece orada yaşayanlarla ilgiliydi, başka kimseyle değil. Aniden, bir küçük virüs… Herkese ulaştı! Kesinlikle herkese! Bu harika!

Benim Cevabım: Ve herkes bunu kabul ediyor, herkes hemfikir! İlk başta, bazı insanlar “Bu bizi ilgilendirmez! Kimin umurunda?” dediler. Ama bize gelir gelmez herkes mütevazı oldu ve buna hazırlandı.

Bu nedenle, bu virüsün özel misyonunu anlamalıyız. Bununla ilgili söylenecek çok şey yok. Virüs yerine kendimiz hakkında konuşmalıyız. Kendimizi ondan nasıl koruyacağımızı değil, kendimizi bireysel olarak ve birbirimiz arasında nasıl değiştireceğimiz hakkında.

Yorum: Bu yüzden, karantinada ailemle evde oturuyorum…

Cevap: Öyleyse, neden bu kadar seçici davrandığını düşünün. Sizi, karınız ve çocuklarınızla karantinaya soktu. Onlarla 10, 20, 30 yıl, içerde zaman geçirmediniz.

Yorum: Gerçekten. Bir anda, ilk kez; bu doğru.

Benim Cevabım: Ve şimdi isimlerinin ne olduğunu, her birinin ne yaptığını, hangi sınıfta olduklarını ve ne kadar büyüdüklerini vb. öğrenebilirsiniz. Ve şimdi nihayet, bu çocukları, kendinizi ve eşinizi anlayacaksınız.

Yorum: Aslında bu doğrudur. Benim evimde de böyle. Bir süredir evde oturuyorum. Eskiden sadece küçük bir mola verirdim.

Cevabım: Yazık sana!

Soru: Hayır, öyle demeyin. Birdenbire, ben oturuyorum, karım oturuyor ve yaşamla ilgili, genel şeylerle ilgili konuşmaya başlıyoruz. Hatta hayatlarımız ve geleceğimiz hakkında söylediklerinizi bile anladık. Bu tür konuşmalar yapmaya başladık. Ayrıca size, insanda kaçınılmaz olarak var olan korkuyu da sormak istedim. Ne tavsiye edersiniz? Enfeksiyon kapma veya başkalarına bulaştırma korkusuyla nasıl çalışmalıyız?

Cevap: Önceki virüslerden farkı nedir? İnsanlar grip veya diğer hastalıklardan ölmedi mi? Bunun hakkında konuşmuyoruz çünkü her yıl ölen belirli sayıda insana alıştık. Ne olmuş yani?

Bugün dahi, yüzdesi nedir? Tamamen doğal bir durum için paniğe kapıldığımız gerçeğinden bahsediyorum.

Soru: Bu, hepimizi baskılayan daha yüksek bir bilgeliğe mi işaret ediyor?

Cevap: Evet, elbette

Yorum: Bu gerçekten yukarıdan bir şeydir.

Akılcı insanlar seninle aynı şeyi söyler: Grip ve araba kazaları binlerce can alır! Bununla birlikte, onlar da evde kalırlar. Ayrıca yazıyorlar, ama onlar da bundan etkileniyor! Virüs onların içinde! Bu üst yönetim neyle ilgilidir? Ne istemektedir?

Cevabım: Bu, virüsün bana ilettiği bir şey değildir. Bana zihnimden, içsel hislerden nüfus eder! Bu tür bir virüstür. Aklımızda ve kalbimizde çalışır. Bu yüzden ona karşı farklı bir tutumumuz var. Peki, orada ne var? Yarım şişe votka içtim ve onu unuttum. Bu farklıdır. Yüksek rütbeli memurlar, cumhurbaşkanları, sokakları temizleyen insanlara kadar herkes onun gücü tarafından muzdarip durumda. Ve virüs her hangi birini enfekte ettiği veya öldürdüğü için değil.

Soru: Bunun nedeni kitle iletişim araçlarının durumu daha da kötüleştirmesi değil mi?

Cevap: Hayır! Bunu yaptıklarını düşünüyorlar. Bugün nereden geldiğine dair birçok komplo teorisi var ve sanırım internet bununla dolu olmalı.

Yorum: Tüm bu saçmalıklarla dolu! Pek çok teori, hayal bile edemezsiniz. Bunun amaçlı olduğu konusunda ısrar etmenize rağmen.

Cevabım: Bu, bir çocuk gibi insanlığı silkelemek için yapılır. Siz onu tüm saçmalığı kafasından çıkarmak için silkelersiniz, böylece farklı dinler ve farklı bir şekilde davranır.

Yorum: Aynı zamanda herkesi silkelemek! Bu inanılmaz! Bir başkandan, bir hademeye kadar.

Cevabım: Evet. Bu konuda çok heyecanlıyım. “O zamanda orada bulunacak kişiye ne mutlu.” Yani, bizler burada dönüm noktasındayız! Bu, dünyanın, ciddi bir yeniden yapılandırılmasıdır! Bunun finansal veya psikolojik değil, ideolojik bir yeniden yapılandırma olacağını umuyorum. Bu, dünya, hayatlarının amacını düşünmeye başladığında, özellikle manevi bir yeniden yapılanmadır.

Soru: Dünya değişecek mi, yoksa her şeyi unuttuğumuz gibi unutacak mıyız? İkinci dünya savaşı, böyle felaketleri bile!

Cevap: Maddesel seviyede gerçekleşen her şey yüzyıl içinde unutulur. En fazla yüzyıl!

Soru: Yani, bu da unutulacak mı? Virüs de unutulur mu?

Cevap: Eğer buna izin verirsek, unutulacaktır.

Soru: Yani buna izin vermemeli miyiz?

Cevap: Hayır! Bunun artık bir virüs olmadığını anlamalıyız. Bu bize ne kadar korkunç bir dünya yarattığımızı, prensipte nasıl acı çektiğimizi ve kendimizi kölelere dönüştürmek için ne kadar aptal olduğumuzu gösteren üst bir merhamettir.

Sabah arabama koşuyorum, çalıştırıyorum, işe gitmek için trafikte iki saat harcıyorum, günü arabaya benzin almak ve eve gelmek için çalışarak geçiriyorum. Akşam eve geliyorum ve aptal bir TV şovu izliyorum.

Ertesi gün aynı şey kendim ve eşim için de tekrarlanıyor. Peki, çocuklarım nerede? Hiçbir fikrim yok. Çalışabilmemiz için, ödediğimiz bazı aktivitelerdeler ve onlara ödeme yapmak için çalışıyoruz vb. Bu kesinlikle korkunç! Bu olanlar korkunç! Bütün bu borçlar!

Yorum: Böylesine bir kısır döngü, sürekli bir fare yarışı, durmaksızın.

Cevabım: Bilerek böyle bir dünya yarattık kendimiz için. Bunu nasıl değiştirebileceğimizi düşünelim. Virüs bize yardımcı olacak. Gerçekten de, virüs bunu yapmamıza yardımcı olacak!

Soru: Virüs bu konuda bize yardımcı olacak. Ayrıca tüm korkuları geride bırakmamıza yardımcı olacak mı?

Cevap: Başka bir korku olmamalı, biri dışında: verilen anı doğru bir şekilde kullanma. Hepsi bu.

Soru: Doğru sonuçları almak için mi?

Cevap: Evet. Ve doğru sonuç çok basittir: düşünceler. Düşünceler! Ne için yaşadığımızı ve hayatlarımızı nasıl farklı şekilde inşa edebileceğimizi düşünelim.

Bazı küçük virüslerin, bizi çok sakin insanlara dönüştürebileceğini anlamaktayız: evde oturabiliriz, acele etmeyiz, milyarlara ihtiyacımız yok; yavaş yavaş ortadan kaybolacaklar, şükürler olsun, çok fazla kalmayacaklar vb. Hiçbirine ihtiyacımız yok. Sonsuz egoizmimiz içinde, para ve tüm zenginlikleri birbirimizin önünde göstermek için geldik. Hedefimizi değiştirelim.

Ve bu bugün mümkündür. Eğer virüs hepimizi temizleyerek bize biraz daha fazla etki ederse ne yapardık? Bakın: milyarlarca insan, bu virüsten sonra ne yaşayacaklar?

Soru: Bana söyleyebileceğini umuyordum: ne yaşayacaklar? Ekonomi çöküyor, insanlar işsiz.

Cevap: Tabii ki çöküyor! Görüyorsunuz uçaklar çakılıp kalmış, gemiler rıhtıma yanaşmış, ticaret yapacak bir şey yok, yapacak bir şey yok. Ve bunların hiç birine ihtiyacımız yok! Kendimize ihtiyaçları sağlayacağız ve hepsi bu! Her şey huzurlu olacak.

Soru: Peki, sağlıklı yiyeceklere ve iyi ilişkilere böyle mi ulaşıyoruz? Bu, mümkün mü?

Cevap: Tabii ki mümkündür. Neden olmasın? Virüs yok olmadığı sürece. Onsuz, işleri eski durumuna döndürmeye mahkûmuz. Kesinlikle. Bu nedenle, virüs yerine, kafalarımızı temizlemeli ve kendimizi makul bir duruma getirmeliyiz.

Soru: Virüsün gitmeyeceğini söylediğimizde, bu, bunun için kafalarımızı temizlemek anlamına mı geliyor?

Cevap: Bugünün durumunda kalmamız için ve çok, çok daha uzun süre, bizim iyiliğimiz için yaşamak istediğimizi anlamamız için. Kendi iyiliğimiz için demek, sonsuza dek olmak istediğim koşul için demektir. Bu çekici bir neden olabilir.

Yaşamlarımız boyunca yaptığımız tek şey, ölüm meselesinden kaçınmaktı. Virüs bize yeni bir bakış açısı sunuyor: Ölümden kaçmaya çalışmayın, bundan kaçınamazsınız. Bu hayali ölüm eşiğinin üstesinden gelmek için bir şeyler yapalım. Bunu yapabiliriz. Ölümsüz olmak mümkündür. Ve virüs bunu yapmamıza yardımcı olabilir.

Soru: Nasıl ölümsüz hale gelebiliriz?

Cevap: Bizi öldüren egoizmimizin üzerine çıkmalıyız! Egoizm, sadece birbirimize karşı kendimizi diğerlerinden daha güçlü ve daha zeki olarak göstermek istediğimizde harekete geçmiyor. Egoizm, bizi bedenlerimiz aracılığıyla sınırlı bir dünya algısına tutuyor. Dünyayı, içsel yapımız- ruhumuz aracılığıyla algılayalım. O zaman dünyayı oldukça farklı göreceğiz: sonsuz, sınırsız, mükemmel.

Bunun din ile hiçbir ilgisi yoktur. Mükemmel ve sonsuz bir dünyada ne kadar yaşadığımızı kendi içimizde hissedelim. Kabala ilmi bunun hakkında konuşur. Herhangi bir dini veya başka bir şeyi savunmaz. Sadece insan ruhunu geliştirir. Böylece gerçekten mutlu olabiliriz.

Milyarlar şu ya da bu şekilde kaybolacak. İnsanın kaliteli, sağlıklı yiyeceklerden, normal kıyafetlerden ve sağlıklı aileden daha fazlasına ihtiyacı olmayacaktır. Bu aslında oldukça basittir: attığınız şey için, çalışmamak daha iyidir. Çalışmak ve atmak, çalışmak ve atmak. Bütün bunların nedeni,  komşumun yeni bir arabası var, ben hala eski bir arabayı kullanıyorum, vb.dir. Bütün bunlar ortadan kalkmalıdır.

Umarım insanlar internetteki materyallerimizle böyle bir duruma ulaşmanın mümkün olduğunu anlayacaklardır. Doğa, bunu yapmamıza yardımcı olacaktır. Aksi takdirde kendimizi yok edeceğiz. Doğa yardımcı olacak ve virüs bizi terk etmeyecek.

Yeni Hayat 1079 – Algısal Bir Fenomen Olarak Nefret

Michael Laitman, Oren Levi ve Tal Mandelbaum ben Moshe ile söyleşide

Nefret, bizi birbirimizle daha yüksek bir ilişkiye yükseltmek için, aramızdaki birbirine bağlı olan ağdan gelir. Ağdan kaynaklanan duyguları nasıl yöneteceğimi bilmiyorsam, herkese karşı bir kötülük kaynağı haline gelirim ve nefret salgınları ortaya çıkar. Kabala, insanlara, duygulara doğru bir şekilde tepki vermeyi ve başkalarına sakinlik örneği olmayı öğretir. Bu, ortada bir yalıtım tabakası ile bağa, negatif güce karşı pozitif bir güç çekmenin yöntemidir. Kabalistler, on kişilik gruplar halinde çalışırlar ve pozitif üst gücü keşfetmek için birbirlerine karşı taviz vermeyi öğrenirler. Kabala, bizi iletişim ağı üzerinden yönlendirir, böylece ne için yaşadığımızı öğrenebilir ve bizi etkileyen sistemi biliriz.

Söyleşinin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.kabala.info.tr/kutuphane/michael-laitman/dr-laitman-ile-yeni-hayat/yeni-hayat-1079-algisal-bir-fenomen-olarak-nefret/

Arzuların Gelişimi, Bölüm 12

Kabala bizi neye yönlendiriyor?

Açıkça söylemek gerekirse, herkesin doğası, dünyadaki tüm canlıların yaşamını, kendi yararına kullanmaktır. Kişinin komşusuna verdiği her şey sadece zoraki, zorlama altında yapılır. (Baal HaSulam, “Dünyada Barış”)

Soru: Baal HaSulam, her insanın bir diğerini farklı şekillerde kullandığını yazıyor. İnsanların sadece% 10’u özgecil bir yönelime sahiptir. Ama yine de, Baal HaSulam’ın vurguladığı gibi, onlar kendi iyililikleri için bencilce özgecillerdir.

Kabala bizi neye yönlendirmek istiyor?

Cevap: Her şeyden önce Kabala bizlere, doğamızın ne olduğunu öğretir: biz her seviyede mutlak egoistiz. Fakat kendimizi cansız, hayvansal ve bitkisel seviyelerde ıslah etmemize gerek yoktur çünkü bunu yapamayız.

Kendimizi sadece insan seviyesinde yani toplum içinde ıslah etmemiz gerekir. Birbirimizle uyumlu bir şekilde bağ kuracağımız, birbirimizi değiştireceğimiz, birbirimizi destekleyeceğimiz bir toplum yaratmalıyız.

Sadece birbirimiz arasındaki bağlantı ağında, aramızdaki doğru iletişimde, egoizmin üzerine çıkabiliriz. Ve sonra tüm diğer egoizm seviyeleri de – cansız, bitkisel, hayvan – insan seviyesine katılacaktır.