Twitter’da Düşüncelerim / 22 Mayıs 2020

Egoizmde var olan, evrenin 1. katında, dünyanın doğasında bulunan cansız- bitkisel-hayvansalın tümünü hayal etmeye çalışın; ihsan etme ve bağın manevi güçlerine ulaşan bir kişi Yaradan’ın ona ifşa olduğu 2. katta bulunurken.

Yaradan bir Mutlaktır – Değişmez ve mutlak iyiliğin gücü olarak bize ifşa olur. Algımız, arzumuz, değişimlerimiz – ve değişiklikler sadece içimizde olmasına rağmen, Yaradan’ın değiştiğini söyleriz. Yaratan’ı ifşa etmek için kendimizi O’nunla eşitlik safhasına getirmeliyiz.

Yaradan yalnızca grubun içinde yaşar. Onlunun doğru bağa, karşılıklı ihsan etmeye ayarlandığı kadarıyla – Yaradan aramızda ifşa olur. Kral Davud’un Malhut’u olan kemanımızı çalmaya başlar. Bu Yaradan’ın yaratılanlara ifşasıdır.

Koronavirüs Bizi Nereye Götürüyor?

Tüm dünyayı, hepimizi birlikte etkileyen güç bizi nereye götürüyor? Daha önce, üst güç her bir milleti, her bir grubu, her bir kişiyi farklı şekilde etkileyerek daima seçici bir şekilde hareket etmişti.

Fakat şimdi görüyoruz ki, hiç bir kimsenin kaçmasına izin vermeden herkesle aynı tutumla çalışmakta ve kararlı bir tutumla bizi yeni bir ilişki biçimine, aramızdaki özel bir bağa doğru yönlendirmektedir.

Umarım Koronavirüs bizi egoizmimizi iptal etmeye zorlar ve tüm dünya onun üzerinde yükselebilir. Dünya bu tür değişikliklere, egoistten özgecil sisteme dönüşüme olan ihtiyacın henüz farkına varmamakta ve anlamamaktadır.

Üst güç, Yaradan, Koronavirüs yardımıyla dünyayı ıslah etmekte. Virüs, bir akla, duygulara veya hareket özgürlüğüne sahip değildir. Fakat üst güç, tek bir hareketle, herkesle, tek bir sistem, tek bir bedenle ilgili tüm gerçekliği, tüm insanlığı ters yüz etmeye başlar. Bu harika bir eylemdir. Harika zamanlarda yaşıyoruz.

Bu süreci tam olarak ifşa eder ve bizi şimdiki durumumuzdan nihai hedefe götürdüğünü görürsek, bizi birleştirmeyi ve bizi tek bir sisteme, tek bir insanlığa, tek kalpte tek adama dönüştürmeyi amaçladığını ve aramızdaki bağda Yaradan’ı ve üst dünyayı ifşa etmemize imkan verdiğini göreceğiz.

Eğer birbirimizle ilişkilerimiz egoistse, buna bu dünyada yaşam denir. Ve bunlar sevgi, birlik, karşılıklı ihsan etme üzerine kurulan sisteme geçtiklerinde, o zaman bunlara manevi, üst sistem, bir sonraki dünya olarak adlandırılacaktır.

Artık kimse diğerlerinden ve doğum ile ölüm arasındaki yaşamdan ayrı hissetmeyecek. Çünkü hepimiz sonsuz ve sınırsız bir şekilde bağlı olacağız, bu bağlamda sonsuz manevi yaşamı anında hissedeceğiz.

Bu durum yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar. Bizler böyle bir gerçeğe yaklaşıyoruz. Sadece var olan duruma karşı duyarlılığımızı arttırmamız gerekiyor. Bu, sadece birliğimizin gücüyle onu ne kadar ifşa etmek istediğimize bağlıdır.

Egoist dünyada bile, bunu diğerlerinden daha iyi anlayan insanlar var. Ve şimdi gelecek yeni durumu anlamak için elimizden geleni yapmalıyız, bu yüzden buna bir sonraki dünya denir. Doğa bizlere, kendi içindeki herkes de dahil olmak üzere tek bir insan gibi davranır ve bizim de onunla bu şekilde ilişki kurmamız gerekir.

En sonunda, insan toplumunda, son nesile, Mashiach’in (Mesih) nesline ait olduğumuzu bizlere gösteren böylesi değişikliklere geldik. Mesih bizi egoizmimizden birliğe, Yaradan’dan ayrı olmaktan Yaradan’a, sonsuz yaşamdan ayrı olmaktan sonsuz hayata doğru çeken güçtür.

Bu bir hayal değil, yakında tam olarak ortaya çıkacak bir gerçekliktir. Program önceden ayarlanmıştır ve yürürlüktedir, ancak gerçekleşme hızı bize bağlıdır.

Eğer grubumuz herkesin önünde ilerlemek için özlem duyarsa, o zaman gelişmeyi hızlandırabileceğiz ve tüm insanlığı yeni dünyanın ifşasına yönlendireceğiz. Her gün, insanlık giderek bu mesajı almaya hazır hale gelmektedir.

Twitter’da Düşüncelerim / 21 Mayıs 2020

Koronavirüs, egoizmimizin bizi birbirimizden nasıl ayırdığını göstererek fiziksel olarak birbirimize yakın olmamızı yasaklar. Görünüşe göre virüs, ilişkilerimizi egoist olandan altruistik olana kadar bizi terk etmeyecek. Zaman gösterecek.

Sürekli başarısızlık hissi, kişiyi kendi için düşünmeyi ve kendi için istemeyi kesmeye yönlendirir ve Yaradan’dan, kendisi ve başarısızlıklarını unutmayı dileyerek kendisi için değil, başkaları için istemeye başlar. Kişi böyle aşamalı olarak ihsan etme niteliğine ulaşır, deneyin!

Mantık üstü inanç, “mantık” derecemizin üzerine inşa etmemiz gereken manevi bir derecedir. Mantık, rasyonel mantık, egoist arzu, “bir yargıç sadece gözlerinin gördüğüyle yargılar” prensibiyle çalışan insan aklıdır, yani 5 duyunun hissettiği şeydir.

“İnanıyorum” – İhsan etme, Bina niteliğini ediniyorum ve Yaradan’ın otoritesini kabul ediyorum.

Mantık ötesi inanç derecesinde, hükümdar benim arzularım, hislerim ve aklım değil, sadece Yaradan. Bu, benim üstümde, “İyi ve İyilik Yapan Yaradan’ın dışında başka hiçbir şey yoktur”un olduğu inanç derecesidir.

Islahın sonuna kadar tüm çalışmamız, mantık üzerinde her zamankinden daha fazla inanç elde etmektir. Toplamda, yükselmemiz gereken 125 derece vardır, böylece her seferinde, inanç olarak adlandırılan ihsan etme gücümüz, akıl denilen, alım gücünden daha büyük olacaktır.

Twitter’da Düşüncelerim / 21 Mayıs 2020

Koronavirüs, egoizmimizin bizi birbirimizden nasıl ayırdığını göstererek fiziksel olarak birbirimize yakın olmamızı yasaklar. Görünüşe göre virüs, ilişkilerimizi egoist olandan altruistik olana kadar bizi terk etmeyecek. Zaman gösterecek.

Sürekli başarısızlık hissi, kişiyi kendi için düşünmeyi ve kendi için istemeyi kesmeye yönlendirir ve Yaradan’dan, kendisi ve başarısızlıklarını unutmayı dileyerek kendisi için değil, başkaları için istemeye başlar. Kişi böyle aşamalı olarak ihsan etme niteliğine ulaşır, deneyin!

Mantık üstü inanç, “mantık” derecemizin üzerine inşa etmemiz gereken manevi bir derecedir. Mantık, rasyonel mantık, egoist arzu, “bir yargıç sadece gözlerinin gördüğüyle yargılar” prensibiyle çalışan insan aklıdır, yani 5 duyunun hissettiği şeydir.

“İnanıyorum” – İhsan etme, Bina niteliğini ediniyorum ve Yaradan’ın otoritesini kabul ediyorum.

Mantık ötesi inanç derecesinde, hükümdar benim arzularım, hislerim ve aklım değil, sadece Yaradan. Bu, benim üstümde, “İyi ve İyilik Yapan Yaradan’ın dışında başka hiçbir şey yoktur”un olduğu inanç derecesidir.

Egoizmi Kullanmanın Sırrı

Soru: Bir yandan, egoyu indirgemeli ve iptal etmeliyiz. Öte yandan, egonun yok olmadığı ve hatta büyüdüğü söylenmekte. Bunun anlamı nedir?

Cevap: Gerçek şu ki, onun kendi iyiliğimiz/faydamız için kullanımını haricinde, egoyu yok etmiyoruz.

Kendi uğrumuz için olan arzulara bencil arzular denir. Yaradan uğruna olan arzular özgecil arzulardır. Niyetlerimizi, kendi uğrumuzdan Yaradan uğruna doğru değiştirmeliyiz.

Bu yüzden endişelenmeyin, hiçbir şey yok olmaz veya yok edilmez. Egonun, artıya karşı bir eksi olması için özel olarak yukarıdan yaratıldığını anlayın. Bu nedenle, eksi ve artı birlikte çalıştığında, onların aralarındaki enerjiyi, bir çeşit üretken çabayı alabiliriz.

Kalpteki Nokta ve Ruhun Döngüleri

Soru: Bir kişinin bu enkarnasyonda, kalpteki noktayı ifşa ettiğini ve ruhun gelişiminin başladığını varsayalım. Daha sonra beden ölür. Bir sonraki enkarnasyonda, bu kişi bir şey hatırlamaz. Kişinin tekrar kalpteki noktayı ifşa etmesi ve gelişim sürecinden geçmesi gerekiyor mu?

Cevap: Hayır. Böyle bir şey yok. Hayvan bedenimiz, bize sadece manevi dünyaya girebilmemiz için eşlik eder, onun ediniminde bağımsız olabiliriz. Yani prensip olarak o bize hiçbir şey vermez.

Sağlıklı, yakışıklı, sporcu veya çökmüş yaşlı bir adam olabilirsiniz, erkek veya kadın olabilirsiniz, bu önemli değildir. Kalpteki noktaya sahip olmanız önemlidir. Noktanızı yabancılarla bağlayarak, ortak bir Kli, bir kap meydana getirebilirsiniz.

Twitter’da Düşüncelerim / 20 Mayıs 2020

Onluyla, orada olan Yaradan’ı hayal ederek ne kadar bağlanırsam, ruhumu o kadar çok akort ederim, diğer yaylarla karşısında bir müzik yayı gibi. Grup kendini bir keman gibi akort etmeli ki böylece herkes tek kalpli tek bir adam olacak. Sonra Yaradan ifşa olacaktır.

İşsizlik dünyada yeni bir gerçeklik haline geliyor. Hükümetlerin en büyük kaygısı, dünya çapında kabul görmüş uluslar arası bir eğitim programına katılma karşılığında, evrensel olarak kabul edilmiş, garanti gelirli bir biçiminde nüfus için sosyal destek oluşturmak olacaktır.

Kabalistik Meditasyon

Soru: Kabala’da meditasyon var mı? Bazen içsel bir arzuya, bazen de dışsal bir nesneye odaklanmaya dayalı bir dizi uygulama olduğunu söylüyorlar.

Cevap: Meditasyon, duadır.

Soru: Kabala’da meditasyon ve dua aynı mıdır?

Cevap: Elbette. Meditasyon nedir? Dikkatin, derinlemesine odaklanmasıdır, kendinizi kontrol etmektir, belli bir nitelikle ilgili nerede olduğunuzu belirlemek vb.dir. Bu dua ile aynıdır.

Uygulamada duadan başka bir şey yoktur. Dua için doğru hazırlık,koşulunuzu kesinlikle hissettiğinizde, daha yüksek gücü hissettiğinizde, aranızdaki ilişkinin ne olduğunu ve ona yakınlaşmak için ne yapmanız gerektiğini anlamanızdır.

Çocuklara Kabala Öğretilmeli Mi?

Soru: Kalpteki nokta, biri vefat ettiğinde, çocukluk döneminde uyanabilir mi?

Cevap: Evet, bu tür sorular genellikle genç yaşta ortaya çıkar. Sonra, genellikle onları unuturuz ve kalpteki nokta daha olgun bir yaşta uyanabilir. Bu nedenle, çocuklara Kabala bilgeliğini öğretmemize gerek yoktur. Büyümelerini beklemek ve en azından genç olduklarında başlamak daha iyidir.

Soru: Genellikle çocuklar sık sık: “İnsanlar neden ölüyor?” diye sorarlar.

Cevap: Herkesin böyle soruları vardır. Ancak bu, yaşamın anlamı hakkında bir soru olduğu anlamına gelmez. Bunlar sıradan çocuksu sorulardır. Onlara bir şekilde cevap vermeliyiz, çocukları rahatlatmalıyız, ama bundan fazlası değil.

 

Egoizmle Lekelenmiş Eller

Soru: Manevi köklerin, maddi dallarla bağlantısı açısından, neden Koronavirüse karşı başlıca çare el yıkamaktır?

Cevap: Virüs, kendini en zayıf noktamızda gösterir. Bununla birlikte, bu, maddesel kirle kaplı kirli ellerle değil, ellerin simgelediği alma kapları ile ilgilidir.

Kendimiz için daha çok almak istediğimiz gerçeğiyle, ellerimizi her zaman kirletiyoruz. Çünkü Koronavirüs, esas olarak kirli eller, tükürük ve hava yoluyla bulaşır, doğrudan alma organlarımızı etkiler.