Avrupa Yol Ayrımında, Bölüm 3

Soru: Avrupa idealleri eşitlik ve kardeşlik sadece şık bir paket, fakat kişi içindeki barbar olduğu gibi duruyor, Hitler’in Almanya’sı da bunun bir örneğidir. Kabala’nın Bilgeliği bizi çağırdığı içsel insanı değişiklik nedir?

Cevap: İnsan doğası mümkün olan her şeyden zevk alma arzusudur. Bedenimiz bu şekilde organize edilmiştir. Her hücre, sinir sistemi, düşünceler, arzular, akıl ve kalp, her şey yemek, cinsellik, aile, para, onur ve bilgi alınan tatmin bizim kendi memnuniyetimiz için; biz bu şekilde yaratıldık

Bu dünyada yaratılmış her şey bu prensipte düzenlendi; taşlar, bitkiler, hayvanlar ve insanlar. Bunlardan sadece insanda egoizm çok daha fazla ifade edildi. Diğer bütün varlıkların tersine, yalnızca varlığını sürdürmek için etrafındakileri tüketmekle kalmaz dünyanın tamamını yutmak ister.

Kendi ihtiyacım olmasa da almalıyım ki başkası almasın. Milyonerlerin hayatlarının sonuna kadar daha fazla para kazanmaktan başka bir şeyle nasıl olup da ilgilenmediklerini görebiliriz. Ne için? Başkalarına bırakmama arzusudur onları bilinçsizce motive eden. İşte doğamız bu.

Eğer doğamız bu denli egoist ise hiçbir akıl, ahlak, bilim, psikoloji, felsefe, kültür veya eğitim bize yardım edemez. Yüzlerce yıldır dünyanın farklı yerlerinde ve kısmen Avrupa’da insanlar insanı düzeltmek için çaba sarf etti ama görüyoruz ki aynı egoistlikte hiç kimseyi düşünmeden sadece kendisi için almak istiyor.

Avrupalılar o hepimizi birleştirecek yeni dünyayı inşa etme ihtiyacını hissediyorlar. Birleşmeyi denediler çünkü bu aşama çok güzel ve iyi gözüküyordu. Avrupa’yı birleşmiş bir yuva haline getirmek istediler.

Fakat bunun yerine ne yaptılar? İnsanları birleştireceklerine egoizmlerine öncekinden bile daha fazla güç kazandırmak için bankaları, fabrikaları, yönetim organizasyonlarını birleştirdiler. Yanı sıra bu hiçbir şeyi değiştirmedi. Fransızlar Almanlardan öncesine göre daha az nefret etmiyor. Hiçbir Avrupa ulusu komşularından hoşlanmıyor ve onlardan korkmakta.

Avrupa Birliği Fransız Devrimi’ne ve genel olarak bütün devrimlere benziyor, insan doğasını hiç değiştirmeden yalnız dış görüntüyü etkileyen bazı kozmetik değişikliklere sebep oluyor. Gerçek bir devrim yapmak insanı değiştirerek mümkün. Günümüzde yavaş yavaş anlamaya başladık ki; insanı değiştirmeden başarılı olma şansımız yok.

Soru: Siz ne kültür ne eğitim ne bilim insanı değiştirme gücüne sahiptir Avrupa bunun ispatıdır dediniz. Öyleyse insan nasıl değişebilir hangi yolla?

Cevap: Her şeyden önce insan doğasını değiştirmek için bir farkındalık gerekir. Bu değişiklik olmadan bulunduğumuz durum basitçe tehditkar. Aksi halde Avrupa’yı birleştirmeye değmezdi çünkü daha kötüsüne dönüşmüş olurdu. Yüksek değerleri sadece dışsal olarak uygulamaya kalktığımızda sadece zarar veririz. Bir birinden nefret eden insanları aynı apartmana koyarak iyi ne elde edebilirsin, iyi bir şey çıkmayacak kavgaya başlayacaklar.

Bugün Avrupa’da ne olduğuna bir bakın nefret büyüdükçe büyüyor. Şans bu ki onları bir arada tutan Müslüman mültecilerle ilgili ortak bir problemleri var. Olmasa şimdiye kadar birbirlerini öldürmüşlerdi bile.

Kabala Bilgeliği der ki, bizi kurtaracak tek şey hakiki birliktir ki buna tarihin bu aşamasında ulaşmak zorundayız. Bu sayede tüm insanlıkta arzu edilen düzeltme gerçekleşebilecektir. Buna en hazırlıklı ve dünyanın en gelişmiş bölümü olarak Avrupa herkese örnek olmalıdır.

Europe At A Crossroads, Part 3

Avrupa Yol Ayrımında, Bölüm 2

Soru: Neden Avrupa’nın bunca yıllık çabaya karşın birleşmesi mümkün olmamıştır?

Cevap: Avrupa bunu nasıl yapacağını bilmiyor. Özgürlük, eşitlik, kardeşlik Fransız Devrimi’nin güzel sloganlarından kalan kelimeler. Fakat anlamadılar hala anlamıyorlar ki bu sözcüklerin hayata geçebilmesi için bireyin kendisinin değişmesi zorunludur.

İnsan kendi kendini değiştiremez veya kendi egosunu yenemez. Egoist doğasının üzerine çıkmak için onun dışarıdan bir güce ihtiyacı varır ki bu güç düzeltip değiştirebilsin.

Fransız bunu bilmiyordu ve başaramadı. Bu sebeple Büyük Fransız Devrim’in yerini Nazizm ve radikal İslam’ı da içeren başka bayraklar altında yapılan farklı devrimlerle yer değiştirdi. Bütün bunlar insanların gerçek bağlantıya ulaşmanın tek yolunun insanın doğasını değiştirmesiyle mümkün olabileceğini anlayamamasından kaynaklanıyor.

Kabala metodu farklı çünkü tarihte ilk defa dışımızdaki sistemi değiştirmeye uğraşmıyoruz, değiştirdiğimiz din, bilim, kültür, eğitim ve yönetim değil ama kişinin kendisi. Kabalistler dışında kimse bunun ne manaya geldiğini dahi bilmiyor. Bu kişinin biraz daha fazla bilgi, eğitim veya kişinin diğerlerine daha etik ve medeni bir şekilde davranması anlamına gelmiyor.

Kişi kendi egoist doğasının üzerine çıkmalı ve bir diğerini edinmelidir, kimsenin bugün hakkında bilgisi olmayan özgecil (bencillikten arınmış) olanı. Kabala bize bütün bunarı uygulama fırsatı veren gerecekten bugün ortaya çıkarılan gizli bilgeliktir. Ancak bunu yapmazsak tarih boyunca insanlığın deneyimlediği tüm acılardan daha korkunç felaketleri biz göreceğiz.

Kişi ihsan etme doğasına yükselmeli ve yalnız sözde değil gerçekten komsusunu sevmelidir. Aynen bugün otomatik olarak kendini düşündüğü gibi basitçe doğası bunu gerektirdiği için diğerlerinin refahını düşünecektir. Bugün sadece kendini ve ailesini yani kendine ait olan her şeyi umursuyor yarın aniden farklı düşünmeye başlayacak toplumu umursayacak.

Avrupalı yaklaşım insanlık tarafından insan hakları ve özgecilik konularında model olarak kabul görmüş olsa dahi görünüşte eşitlik ve kardeşlik çağırısı yapan bilinen bütün Avrupa idealleri ve ahlaki değerleri tamamen egoist idi. Tüm bunlardan sonra böyle olmasının sebebi karşılaştırmanın barbarlıkla yapılıyor olmasıydı. Ama henüz kimse bu yaklaşımı bencillikten arınmış yeni insanı yaratan ve geliştiren bu metot ile kıyaslamadı.

Europe At A Crossroads, Part 2

Avrupa Yol Ayrımında, Bölüm 1

Soru: Büyük Avrupa medeniyeti çağının bittiği ve yeni bir zaman başladığı Avrupa krizinden anlaşılmakta. Gelecekte Avrupa’nın dünyadaki konumunu siz nasıl görüyorsunuz?

Cevap: Özgürlük, eşitlik ve Fransız Devrimi’nin bütün şu güzel sloganları karşın hiçbir hakiki gelişme göremiyorum. Tabiî ki, Avrupa medeniyetinin dünya medeniyetinin gelişimine katkısını inkâr edemeyiz. Ancak, tüm bu başarılarının sadece maddi bu dünyanın işleri çerçevesi içinde ve insan egoizmine dayalı olduğunu anlamak gerek.

Bu nedenle egoizmin güzel yaldızı, demokrasi ve özgürlük modası aslında insanda hiçbir şey değiştirmedi. Uygar Avrupalıları Hitler’in nasıl da vahşilere çevirebildiği bunun ispatıdır.

Eğer daha zekice davranarak ülkeleri fethetmek yerine onları fikirleri etrafında birleştirseydi bütün Avrupa’yı kendi müttefikine dönüştürebilirdi. Onun için neredeyse hiç direnç görmeden Avrupa’yı fethetmek çok kolay olurdu. Bu özel yüksek kültürü ile meşhur ‘aydınlanmış Avrupa’ imajının dünyanın geri kalanı ile kıyaslandığında, içselleşmiş içerikten yoksun sadece dışsal olduğunun göstergesidir.

Kültürel imaj ve iyi terbiye Almanları insanları hayvan seviyesine indirgeyerek öldürmekten alıkoyamadı. Buna göre insanların kendi egoizmleri içinde sonsuza kadar barbarlar olarak kalacakları açıktır. Onun içinde geliştikçe daha kötüleşecek fakat egoist niyetlerini gizlemeyi öğrenecek, iyi politikacıların yaptığı gibi ikiyüzlüleşeceklerdir.

İnsanlık, egoizmin üzerinde bağlantı ve birlik kurma konusunda İsrail halkının Kabala bilgeliğindeki enternasyonal fikrini benimsemedikçe bir geleceği olmayacak. Şimdiye kadar insanlık kendini bu düşüncenin dışında sınırlayarak bozuk olarak algılanacak şekilde gelişti.

Avrupa’da egoizm diğer ülkeler ve kıtalarda olduğundan çok daha büyük ve gelişmiş olduğundan bu metodu ilk Avrupa uygulamalı. Ve eğer Avrupa bu metodu uygulamazsa dünyanın diğer taraflarından daha fazla acı çekecek. Avrupa’nın geleceği hakkında pek iyimser değilim.

Kabala, Avrupa’ya insanın özünü etkilemez halede slogan olarak kalmış Fransız Devriminin güzel fikirlerini pratiğe geçirmeyi öneriyor. Herkes birlik eşitlik ve kardeşliği hayal eder, Rusya ve Avrupa’da haklarında konuşulurdu fakat uygulanamazdı. Bu fırsatı sadece Kabala bilgeliği sunabilir.

Bu sebeple şimdi ortaya çıkarılıyor tam Avrupa ideallerini fark etme konusunda güçsüzlük ve kabiliyetsizlik içinde olduğunu benimsemişken. Ve tam da bu zaman Avrupa ideallerine tamamen yabancı, karanlık orta vahşeti düşünceleri ortaya çıkmakta.

Kabala Bilgeliği Avrupalıların çok gurur duyduğu eşitlik ve özgürlük kavramlarını patikte uygulama gücüne sahiptir. Her şeyden evvel, doğanın üst gücünü nasıl çekeceğini bilir.

Soru: Dini inanca geri mi çekiliyoruz?.

Cevap: Bu metodun dinle hiçbir ilgisi yok. Doğada gizli olarak bulunan birliğin gücünü kullanma becerisi ile ilgili. Kabala bu kuvveti ortaya çıkarmayı ve birleştirmek amacıyla kullanmayı mümkün kılar.

Europe At A Crossroads, Part 1

Sorularınıza Cevaplar, Bölüm 140

Soru: Dünya çok karmaşık, onu anlamaya daha çok çabaladıkça, cevapları bulmak daha da zor oluyor ve bazen insan aklının kavrayabileceği hiçbir şey bulunmamakta. Her şeyin böylesi çelişkili bir şekilde oluşturulması ve hiçbir şeyin zıttı olmadan var olmaması şaşılacak bir şey. Neden dünyamızda tüm çalışma alanları ve büyük bilgelerin ilmi öğretileri ve ayrıca sonsuz savaşlar, hastalıklar ve doğal afetler insanlığa iyi olmayı öğretemedi? Ama tam tersine, kişi maneviyattan düşüyor. Maddesellik dünyamıza ne gibi bir doyum getirecek? Üst güçler bizden ne istiyorlar? Eski akıllı uygarlıklar yok oldu. Plan nedir? Her şey mükemmel bir şekilde kaynaklarda açıklanmış ama pratikte hepsi çok kötü bir şekilde gerçekleşmektedir. Dünyamızda adalet var mı yoksa o tamamen aşırı gelişmiş bir hayal gücünün ürünü mü? Kimsenin bize ihtiyacı var mı? Bu bir derin düşünceler labirenti – ne ağır bir yük.

Cevap: Her şey çok basittir. Yaradan her şeyi doğru bir tutumla yarattı, ama biz çarpık bir şekilde ilerledik. Şimdi de basitçe birleşmek ve böylece üzerimize ıslahın Işığını çağırmak zorundayız, ama biz bunun dışında her şeyi yapıyoruz.

Soru: Her insanoğlu bireysel bir manevi gene sahip mi?

Cevap: Kesinlikle!

Soru: Eğer hayatımda ıstırap varsa, bu durumu (en iyisi) Yaradan’la mı ilişkilendirmek zorundayım ve o zaman bu durumu kötü olarak hissetmeyecek miyim? Soruna bu şekilde yaklaştığımızda, sorun kayboluyor, fakat ıstırap içinde olunduğunda, ıstırapların Yaradan’dan geldiğini hatırlamak çok zor. Sıkıntılı günlerde bu çabucak kayıp gittiğinde ve bunun yerine kayıtsızlık, öfke, hırs vb. hissettiğimde, nasıl bu “O’ndan başkası yok” niyetini sürekli tutabilirim?

Cevap: Her şeyin O’ndan geldiği düşüncesini bırakmayın ve her zaman onu tutunun. Eğer yapamıyorsanız, size yardım etmesini O’ndan isteyin.

Soru: O’nunla bağ kurduğumuz zaman, Yaradan’a memnuniyet getiriyor muyuz?

Cevap: Kuşkusuz ve bu tek yoldur.

http://laitman.com/2016/09/answers-to-your-questions-part-140/

Kalpten Sözler

Soru: Kalbimden konuşmayı nasıl öğrenebilirim?

Cevap: Kişi her zaman kalbinden konuşmamalı. Ancak manevi yolda dostlarına yardımcı olacak şeyler söylemeli.

Hayatımızda ne hakikat ne de yalanlar vardır. Her şey sadece iki kısma bölünmüştür; bazı şeyler manevi amaca götürür, bazıları götürmez. Bu nedenle ise bugünün gerçeği yarın yalan olacaktır ve tam tersine de.

Varlığımızın amacı bağ kurmak ve tüm yaratılışın parçalarını birleştirmektir. Eğer bir şey bu amaca yönelikse o doğrudur, değilse yalandır.

http://laitman.com/2016/09/words-from-the-heart/

Işık Her Şeyi Islah Edecek

Soru: İçimdeki egoizmi nasıl kapatabilirim?

Cevap: Bir şeyler engellemeye hiç gerek yok. Aksine, egoya hiç dokunmayın bile. Üst Işığı çektiğimiz derecede, ıslah olacaktır, iyi ışığı çekmek egoizmi dengeleyecek böylece kendimizi ıslah edeceğiz.

Egoizmle hiçbir ilişkimiz olmayacak. O içimizde yaşar ve Mısır’da Firavun’la olduğu gibi biz onun köleleriyiz. Ancak bizler çalışıyoruz ve böylece Üst Işığı yavaş yavaş üzerimize çekeceğiz, nitelikte ve kalitede yeterli derecede güç toplayana kadar çekeriz ve bu bizi egonun kontrolünden, Mısır’ımızdan çıkarır ve onu aşmaya başlayabiliriz.

Sadece iyi olan ve aramızdaki bağ hakkında düşünmemiz gerekir, kötü özelliklerimiz hakkında değil. Onlar baştan beri içimizde vardı ve orada tutulmalılar. Işık onları yukarı çekecek ve ıslah edecektir.

http://laitman.com/2016/10/the-light-will-correct-everything/

İbrani Harfleri Teselli İlaçları (Plesabo) Değildir

Soru: İbrani alfabesindeki hangi harfler plesabo gibi etki eder ve psikolojik olarak kişiye yardım eder?

Cevap: Bize yardım edebilecek tek şey eğer arzumuz üzerine etki kurarak; arzumuzu tek ruhu yeniden inşa etmek amacıyla başkalarıyla bağ kurmaya, Adem’in sistemine ayarlamaktır.

http://laitman.com/2016/09/the-hebrew-letters-are-not-placebos/

Başka Bir Kişiyi Nasıl Hissedebilirim?

Soru: Başka bir kişiyi hissetmeyi nasıl isteyebilirim? Kişinin içi acıyla, aşağılanmayla ve korkularla dolu; birinin beni hissedeceği düşüncesi beni dehşete düşürüyor.

Cevap: Diğer insanların acı, aşağılanma ya da korkularını hissetmekten bahsetmeyin! Aksine kişinin kalpteki noktasını, Yaradan’a özlemini hissetmelisiniz. Yalnız bu bakımdan o sizin dostunuzdur. Başka hiçbir şey, bedeni ya da egosu artık sizi etkilemez. Kendinizden utanmamalı ve kendinizi kırbaçlamakla meşgul olmamalısınız. Siz bu dünyadaki herkes gibi kusurlarla dolusunuz.

Yani biz kalpteki noktalarımızla, Yaradan’a olan özlemimizle birbirimize bağlıyız. Diğer her şey görünüşte aşağıda kalır. Biz sadece bu noktaları yükseltiriz ve birbirimizle bağ kurarız.

Geri kalan her şeyde bizler egoistleriz, yeryüzünde geri kalan tüm insanlar gibi, çünkü Yaradan bizi egoist bir arzuyla yarattı ve iyi olamayız. Ve hatta “Kötü eğilimi Ben yarattım, şifa olarak da Tora’yı yarattım, içindeki Işık onu iyiye çevirecektir” (bkz.Kidduşin 30b) diye yazılmıştır.

Her birimiz, tamamen kötüyüz, tamamen olumsuzuz öyle ki kendimizi ıslah etmeye başlamadan önce bunu hayal bile edemeyiz. Yani, gerçekten tamamen kötü olduğunuz için rahat olabilirsiniz. Ama şimdi üst Işığı çekerek ıslah olmamız gerekli. Kendi içimizdeki kötülüğü ıslah etmemiz gerektiğinden bahsetmiyoruz; aksine Üst Işık yavaş yavaş gelir ve onun iyiliği sayesinde kötülük dengelenir.

http://laitman.com/2016/10/how-can-we-feel-another-person/

Sorularınıza Cevaplar, Bölüm 142

Soru: Kabala bilgeliğine göre gözyaşlarının anlamı nedir?

Cevap: Çaresizlik ya da şefkatin bir işaretidir.

Soru: Birlik ve kendinden çıkmak aynı şey midir?

Cevap: Evet, kendinden çıkmak eylemdir ve birlik o eylemin sonucudur.

http://laitman.com/2016/09/answers-to-your-questions-part-142/

Topluluk İçin Dua

Tek doğru dua, onlu için anlamında, topluluk için olan duadır, kendim için olan dua koşulundayken “ben”in üzerine çarpı atılması gerekir.

Onlusu için bir dua yükselten kişi, onun temsilcisi olur ve Yaradan ile birleşmede lider olmayla ödüllendirilen ilk kişidir.

Tam olarak onlusu aracılığıyla Yaradan’a yalvarabilir ve buna yaratılış, birey, insan denir. Geri kalan dokuz kişi, onun Yaradan’a yalvardığı matrisi temsil ederler.

Manevi ilerlemenin ivmesi, duaya yakın olsunlar diye, toplumu genişletmek için indirgenir. Bunun anlamı şudur; bir dua yükselttiğiniz zaman, topluluktan en büyük arzuları alabilir ve onları yerine getirmeye, ortak bütünlüğe doğru yönlendirebilirsiniz. Bu, dağıtım ve eğitim yoluyla yapılabilir.

http://laitman.com/2016/09/a-prayer-for-the-society/