İçinizdeki “Hayvanı” Sevindirmeyin

The Torah, Deuteronomy, 27:21: Herhangi bir hayvana yalan söyleyen kimseler lanetli olsun. Ve bütün insanlar “Amin!” diyecek.

Hayvanlarla yatmak tamamen yasaktır, çünkü böyle bir hareket sırasında kişi kendi içindeki insani yönü ile değil, kendi içindeki hayvanı birleştirir. Burada değinilen içsel koşuldur.

Bu hareketle birey, kendisini bir hayvana dönüştürecek derecede aşağı indiriyor ve bundan daha da düşük bir seviyeye iniyor, çünkü hayvani seviyesinden haz sağlayarak, kendi içindeki hayvana hizmet ediyor. Yani hayvan olmayı arzuluyor. Bir başka deyişle, bu dünyadaki davranışı, Yaradan’a doğru yükselme uğruna değil, kendi içindeki hayvanı hoşnut etmek içindir.

Hayvansal koşulunu memnun etmekle meşgul olan bir kişi kendini lanetler. Bu sadece cinsel değil, herhangi bir hayvansal arzuyu yerine getirme anlamına gelir. Örneğin, “sığırlarını” sadece bedensel haz için beslediğinde, o zaman ona hizmet ettiği için sığırdan daha aşağıya düşer. Hayvanını yalnızca insan seviyesine çıkabilmesi için beslemesi gerekir, yani sürekli kendisi üzerinde çalışmayla meşgul olmalıdır.

Soru: Bu, bir erkeğin, bir sonraki seviyeyi doğurmak için yalnızca bir kadınla, bir arzuyla yatması gerektiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Tora’ya göre, bu böyle. Tora’da, ilişki, her seferinde kişi bir sonraki manevî dereceyi almaya niyetli olduğunda, manevi ilerleme için bir araç olarak görülür. Dünyamızda yeni bebeğin doğuşu ile karakterize edilir.

Soru: Ve bu yüzden bunun “temiz” günlerde mi yapılması gerekiyor?

Cevap: Evet, dünyamızda, bu kurallara uymak, kök ve dallara göre manevi güçlerin doğrudan bir yansımasıdır.

Soru: Bu hareketin sadece bir sonraki derecenin doğumu için olması, sorumluluk kimin üzerinde daha büyüktür, erkek (hatta benim içimde diyelim) üzerinde mi yoksa kadın üzerinde mi? Kadın temiz mi olmalı?

Cevap: Her ikisinin üzerinde. Yalnızca kadının bildiği ve yapabileceği şeyler var, erkek olmadığı sürece. Bu durumda adam kadına tamamen güvenir. Onu doğrulayabilmenin hiçbir yolu yoktur. Her şey kadının dürüstlüğüne ve sorumluluk duygusuna dayanır.

Do Not Gratify The “Animal” In You

Çeviride Kayıp

Soru: Zohar Kitabı, düzenlendiğinde veya çevrildiğinde etkisini kaybeder mi?

Cevap: Zohar Kitabı’nın çevirisinde hiçbir şey kaybolmaz. Her şey okuyan kişiye bağlıdır.

Endişelenmeye gerek yok. Kaynaklar üzerine çeviriler üretmek ve çeşitli düzenlemeler yapmaya çalışmak, kitapla olan bağlantıyı etkilemez. Sonra hepsi sizin arzunuza bağlı ki o sizi ıslah edecek ve sizi Yaradan’ın seviyesine kadar yükseltecektir.

Yaradan’ın seviyesi, kişinin egosunun üstünde yükseldiğinde ve kişinin kendisi hakkında bir düşüncesi olmadığında, mutlak sevgi, mutlak ihsan etmedir.

Lost In Translation?

“Başınızın Üstündeki Cennet Bronz Olacak.”

Torah, Deuteronomy, 28:23: Başınızın üstündeki cennet bronz ve altındaki yeryüzü de demir olacak.

Cennet ve yeryüzü, insanın içindeki arzuları sembolize eder. Bu arzularla hiçbir şey yapamayacağınız zaman bu tip kısıtlamalardan bahsederiz: ne bronzla ne de demirle.

Cennet, Bina’nın özelliği olmalıdır, ancak ihsan etme ve sevmenin özelliği değildir. Doğru etkileşimde, sizin gibi, başkalarıyla iletişim kurmazsanız hayatın tümü çok zor olur.

Yaradan’a ya da egoist arzuya sahip değilsiniz. Onların arasında, havanın içinde olduğunuz gibi varsınız.

“The Heaven Which Is Over Your Head Shall Be Bronze”

Avrupa Birleşmiş Halkları

Facebook’tan Soru: Siz sıklıkla Avrupa Birliği’nde tek bir Avrupa ulusunun oluşumu çağrısında bulundunuz. Bu, her ulusun geleneklerini bırakması gerektiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Gelenekler birbirine karışabilir. Bugün herhangi bir gelenek bilen var mı? Bütün bunlar yavaş yavaş değişir, dönüşür ve uçup gider.

Gelenekler ancak onları birbirlerine karşı doğru ve iyi tutumlarla kıyafetlendirirsek kalabilirler ve sonra müdahale etmezler. Mutlulukla birbirimizin geleneklerini kabul edeceğiz, çünkü onlar birbirimizle karşılıklı işbirliği yapmamıza ve birbirimize daha yakın olmamıza yardım edecekler.

Bunun aksine, bugün gelenekler bizi ayırıyor. Dolayısıyla, sözde birleşmiş olan Avrupa, aslında bölünmüş ve parçalara ayrılmıştır ve her geçen gün durum gitgide kötüleşiyor.

En yararlı şey “ve dostunu kendin gibi seveceksin” (Levililer 19:18) genel kuralına yönelik ortak bir hareket olacaktır; diğer her şey bu genel kural içinde birleştirilir ve onun altına düşer. “Ve dostunu seveceksin” ilkesi tüm diğer prensipleri kapsıyorsa, gelenekler aslında insanların daha fazla birleşmelerine yardımcı olacaktır.

Bütün gelenekler ve kültürler kaybolmayacaklar. Birbirimizin alışkanlıklarını kabul edeceğiz ve bu şekilde hayatlarımızı daha da zenginleştireceğiz. Kendimizi daha yakın ve daha iyi hissedeceğiz. Ancak bu, sadece amaç doğruysa gerçekleşir: “başkalarını sevmek” ilkesi altında tek bir ulus haline gelmek.

Soru: Bu bile mümkün mü?

Cevap: Bunu yapmak zorundayız! Doğanın yüksek güçleri, buna yöneltiyorlar, bizi bu koşula ulaşmaya zorluyorlar.

The Unified People Of Europe

“1000 Beğeni, Yoksa Onu Bırakacağım”

Haberde (The Grio): “Cezayirli baba, küçük oğlunu pencereden sarkıtarak, Facebook’ta ‘beğeni’ talep ettikten sonra, Pazartesi günü iki yıla kadar hapis cezasına çarptırıldı.

BBC’ye göre Facebook kullanıcıları haklı bir şekilde panikledi ve tanımlanamayan baba, oğlunu Cezayir’de pencereden dışarı sarkıttığında kızdılar. Tehlikeli bir biçimde oturmuş olan küçük çocuğun resmini, 1000 beğeni gelmezse “onu bırakma” sözü ile yayınladı.

Soru: Nereye gidiyoruz?

Cevap: Artık gözümüzün korkmadığı bir koşula geldik, çünkü binlerce beğeni toplamanın cezaevinde oturmaktan daha önemli olduğu anlaşılıyor. Burada zaten dizginlenemeyen egoizm ile uğraşıyoruz.

Anlamalıyız ki, yalnızca üst güç, egoizm ile bir başka zıt içgüdünün, ihsan etme ve sevme içgüdüsünün yerini değiştirebilir. Ancak bu şekilde hayatta kalabiliriz.

Soru: Eğer kişiye, sevginin ne olduğunu, ihsan etmenin ne olduğunu göstermek için 1000 ya da 100 000 Beğeni ödense, bu dünya değişebilir mi?

Cevap: Evet. Fakat ona egoist olarak bakarsan, hiçbir şey yapamazsın. Birlikte bağlanmalıyız, yavaş yavaş üst Işık’ı, daha yüksek gücü çekmeliyiz. O gerçekten bunu yapabilir, insanların onun etkisi altında nasıl değişmeye başlayacağı budur ve sonra “beğeni” göndermeyi bırakacaklar.

Soru: Yani, bir insanda, ihsan etme ve sevme arzusu ortaya çıkacak mı?

Cevap: Kaçınılmaz olarak, üst Işık’ın etkisi altında. Aksi halde nasıl mümkün olabilir? Sonuçta, bugün bile, her şeyi isteksizce yapıyoruz. Bu güce köle olmanın ya da o güce köle olmanın bir önemi yoktur. Tek seçimimiz hangi gücün altında köle olacağımızdır.

“1,000 Likes Or I Will Drop Him”

Yaradan Kişiyi Nasıl Yönetir?

Soru: Yaradan kişiyi nasıl yönetir?

Cevap: Yaradan, kişiyi sürekli olarak ona Işık’ın, hazzın küçük parçalarını göndererek yönetir. Ve kişi buna göre, bir köpek gibi koklar: “O nerede?” ve oraya koşar.

O Işık’ı durdurmak ve kovalamamak için, kişi önceden doğru bir niyet edinmelidir. Bu kişinin görevidir.

How Does The Creator Manage A Person?

Sorularınıza Cevaplar, Bölüm 176

Soru: Adam Kadmon dünyasındaki Işık, Atzilut dünyasındaki ışıktan ne ölçüde daha güçlüdür? Ve dünyamızda Işık’ın gücü, Asiya dünyasıyla kıyaslandığında ne gibi bir ilişki vardır?

Cevap: Onları bir insanın ve hayvanın gelişimiyle ilgili olarak hayal etmek dışında, Işık yoğunluğunu karşılaştırma olanağı yoktur.

Soru: “İnsanların Korkularının Gerçek Nedenleri” videosunda Malhut’un aydınlatmasından bahsediyorsunuz ve bu, korkunç bir şey gibi hissediliyor. Malhut’un aşağıdan yukarıya aydınlattığını söylemek mümkün müdür, yani Keter’in katılımı olmaksızın aydınlattığını mı gösterir?

Cevap: Çok daha korkunç!

Answers To Your Questions, Part 176

Sorularınıza Cevaplar, Bölüm 175

Soru: Yaşam yolunuz oldukça ilginç: bir Sovyet vatandaşlığından, Kabalistik hareketin liderliğine. Kabala bilgeliğine olan uzun yolculuğunuz hakkında konuştuğunuz birkaç röportaj okudum ve birkaç sorum var.

Neden İsrail’e göç ettiniz?

Cevap: Nefret edildiğiniz yeri terk etme arzusundan, yani tarihi anavatana dönmek.

Soru: İsrail’de Yahudilik ve Kabala’ya neden ilgi duydunuz ve diyelim ki Hıristiyanlık, Budizm ya da Yoga değil?

Cevap: İnanç değil, hayatın anlamı hakkında bilgi arıyordum.

Answers To Your Questions, Part 175

Sorularınıza Cevaplar, Bölüm 174

Soru: Neden Keduşa, kutsallık (Kabala kitaplarının kutsallığı da dahil), ihsan etmeyle bağlantılıdır?

Cevap: Çünkü Keduşa, ihsan etme ve sevmedir.

Soru: “Geçim kaynağı için tılsımlar” nedir? Psikolojik düzeyde, onlar kişiye yardım edebilir, onu manevi gelişimine hiçbir şekilde müdahale etmeden zengin, sağlıklı ve başarılı yapabilirler. Yoksa maneviyattan çaldığınız ve onunla ilgili olmamanın daha iyi olacağı mı düşünülür?

Cevap: Kişi, Yaradan’a ulaşmak için nasıl yaşanacağı hakkında endişelenmelidir.

Answers To Your Questions, Part 174

Sorularınıza Cevaplar, Bölüm 173

Soru: Aşağıdaki açıklamalardan hangisi gerçeğe daha yakındır?

1) Ein Sof’dan başlayarak harikulade Işık dünyaları vardır, fakat fiziksel dünyamız (Malhut’un altı) onlardan o kadar uzaktır ki, onun içinde Hesed üzerinde hâkim olan Gevura’dır (şiddet). Bu nedenle, kişinin Yaradan’ın Hesed’ini (merhametini) görmesi zordur ve acı çekmektedir.

2) Materyal dünyada bile bizler, Yaradan’ın “evinin misafirleri” gibiyiz. Bize acı çektiren olaylar da dahil olmak üzere tüm olaylar, bizimle ilişkili olarak Yaradan’dan Hesed’in eylemleridir.

Cevap: Her iki açıklama da doğrudur.

Soru: Başlangıç öğrencisi olarak, göründüğü kadarıyla, sonunda Partzuf’un ne olduğunu anladım ve aynı şekilde Sefirot’un anlamını en azından bir ölçüde anlamış olduğumu düşündüm. Bazen Partzufim’i, sonuçta beni şaşırtacak olan Sefirot isimleri ile söylüyorsunuz. Sorum şu ki; Partzufim neden Sefirot isimleriyle adlandırılıyor ve Sefira nedir?

Cevap: Her Sefira büyüdüğünde, Partzuf olarak ifşa olur.

Soru: Kişi Yaradan’a bir şeyler için dua ederse ve Yaradan’ın bu arzuyu yerine getirmesini beklerse, dua içinde, Yaradan’dan istediğini alırsa, Yaradan’a bu şekilde haz vereceğini söyleyebilir mi, yoksa bu tamamen egoist bir yaklaşım mı?

Cevap: Egoizmdir!

Answers To Your Questions, Part 173