Yaradan Neden Kişiyi Cezbeder, Fakat Haz Almasına İzin Vermez?

Soru: Yaradan bir arzu veriyor ve bir doyum veriyorsa, neden kişiyi sadece cezp eder fakat haz almasına izin vermez?

Cevap: Sadece tatlılarla kaplı bir masaya bağlandığınızı ve hayatınızın geri kalanında bu şekilde bırakıldığınızı düşünün. Peki, sonrası nedir? Kişinin zıtlığa ihtiyacı vardır. Şekerleme endüstrisinde çalışan insanların ringaya ve tersine çok düşkün oldukları bilinmektedir.

Zıtlık yoksa ne tatlı ne acı ne tuzlu ne de ekşiyi hissederiz. Bu nedenle, sadece iyi ve kötü vasıtasıyla, onların arasındaki doğru dengeyle, bizler geliştirmeye ve Yaradan’ı edinmeye başlarız.

İyilik, Yaradan’ın mutlak niteliğidir ve kötülük, O’nun tam karşıtıdır. Yaradan’ı hissettirecek, bu niteliklerin doğru birleşimlerini kendi içimizde yaratmalıyız.

Prensip olarak, önce Yaratan’ın dış tarafına ve sonra O’nun Kendisine ulaşmak için iyi ve kötü bize verilir: O’nun bizimle ilgili niyetleri, O’nun asıl düşüncesi, yaratılışın amacı ve hatta sonra sırların zaten ifşa olmaya başladığı daha da derinleşir.

Why Does The Creator Lure But Does Not Allow To Enjoy?

İlerlemenin Yoğunluğunu Arttırma

Soru: Diğerlerinin önünde kendimi iptal etmenin kalitesini nasıl artırabilirim? Dikkat edilmesi gereken şey nedir? Her şey bu noktadan başlıyor gibi geliyor.

Cevap: Özellikle Twitter’da insanları bir şekilde uyandırmak için, en uygun materyali vermeye çalışıyorum. Her derste en azından görevimizin teorik anlayışında ilerleriz. Ne kadar istesem de daha açık bir şekilde, daha gelişmiş bir şekilde konuşamam. Bu, öğrencilerimin konuşmalarımın sınırlarını belirlediği kapalı bir sistemdir.

Bayramlar ve kongreler esnasındaki etkinlikler, bana daha fazla ifade etme fırsatı veren tek şeydir, çünkü bir şekilde birbirine bağlanan çok geniş bir kitle bize katılmaktadır. O zaman bir dereceye kadar başarılı oluruz.

Bizler, bir yerden diğerine sıçrayan bir çekirge gibi, sıçramalarla ilerliyoruz, kongreden kongreye, bayramdan bayrama atlıyoruz. Bu iyidir, bununla beraber daha yoğun, istikrarlı, değişmeyen ve sürekli bir ilerleme istiyorum.

Increase The Intensity Of Advancement

Manevi Deneyimin Başlangıcında

Soru: Kabala bir bilimdir. Belli bir kesim insanı alabilir miyiz ve bu metot ile ıslah olabileceklerini gösterebilir miyiz?

Cevap: Bilim, varsayımda bulunup ve daha sonra uygulamada doğruladığınız şeydir. Bir kere net sonuçlara sahip olduğunuzda varsayım, bilim haline gelir.

Şu anda bu verilere sahip değiliz. Sadece deneyin başlangıcındayız. Eğer bu deney başarılı bir şekilde çalışırsa, o zaman Kabala biliminin bizim zamanımızda kanıtlandığını söyleyebileceğiz.

Kabala pratik bir deneysel bilimdir ve bu bizim çalışma biçimimizdir.

Soru: Yani Kabala’nın bir ıslah metodu olduğunu söylemiyorsunuz değil mi? Onunla sadece denemeler mi yapıyoruz?

Cevap: Bunu söyleseydim bile dalga geçerdim: “Kabala’nın bir ıslah metodu olduğunu nereden anladınız?”

Yani, kendi üzerimde nasıl çalıştığını ve diğer bazı şeyleri görebiliyorum. Ama dünya ölçeğinde bu nasıl çalışır?

Onun uygulamasına yeni başlamış olduğumuz bir koşuldayız. Dünyanın düşüşte olduğu gerçeği bizim için nettir. Dünyanın hiçbir ıslah metodu olmadığı açıktır. Dünya kendini düzeltmek için bir güce sahip değildir, onun nasıl çalıştığı anlayışına sahip değildir – bu da açıktır.

Gerçekten işe yarayan yönteme sahip olduğumu deneysel olarak kanıtlayabilmemin tek yolu bunu kendim ve başkaları üzerinde göstermektir.

Kabala metodunun bilimsel doğasından eminim, çünkü bunu ilk elden deneyimledim ve öğretmenlerimde gerçekleştiğini gördüm. Onlarca yıl içinde yavaş yavaş nasıl tanıtıldığını/öğretildiğini görüyorum. Kırk yıldır bunun içindeyim; ama bu yöntemi başka birine kanıtlayamıyorum.

Mantıken, tüm bunlar doğrudur, ancak uygulamada kanıtlanıncaya kadar kimse bizi dinlemeyecektir. Eğer belli bir toplumu alıp bu metodu onlara öğretirseniz, kendi başına ustalaşırsa ve bunu dünyanın geri kalanına gösterebilirse, o zaman her şey işe yarayacaktır.

At The Beginning Of The Spiritual Experiment

Kibirlinin Koltuğunda Oturmayın

Ayet der ki: (Psalms/ Mezmurlar 1), “ne de kibirlinin koltuğuna otur”. “Kibirlinin koltuğu”na ilişkin yasağı anlamalıyız. Eğer kişi iftira ederse veya boş sözler söylerse, o zaman yasak “kibirlinin koltuğu” yüzünden değildir. O halde “kibirlinin koltuğu” bize ne verir? (Rabaş, “Dostunu Kendin Gibi Sev ile İlgili Olarak” makalesine göre)

Görünüşe göre, bu yasak, ilk ikisinden bir şekilde farklıdır.

Kibirlinin koltuğunda olma yasağı, bir insanın, tüm toplumun, tüm dünyanın ve tüm evrenin gelişiminin tamamen farklı bir yönüdür. Her şey, araştırmanın altında yatan küçük bir niyetle başlar: Neden ve ne amaçla bu topluluk ortaya çıkar. Bu niyet, diğerlerine radikal bir şekilde karşı/zıt olmalıdır.

Bu nedenle, ilk ve son gelişim noktasını bulmak, onları açığa vurmak ve bu temelde ilkten sonuncusuna nasıl ulaşılabileceğini anlamak gerekir. Bu bir problemdir.

Manevi olarak ilerlemek için, nelerden uzaklaştığımızı bilmek gerekir.

Kibirli ve düşmanlar, bizim içsel niteliklerimizdir. Bu nedenle, bastırmamız gereken, uzaklaşmamız ve bir şekilde kendimizi korumamız gereken bu niteliklerin tanımlanması gereklidir.

Ya da bazen, anlayabilmek amacıyla onları uyandırmak, bu niteliklerin tersi olanları tanımlayabilmek için çalışırız: hedeflerimizin artıları ve eksileri. Böylece ilerleriz.

Soru: Kibirlinin koltuğunda oturmamak, her zaman Yaradan’ı düşünmek anlamına mı geliyor?

Cevap: Sadece düşünmek değil, tüm eylemlerinizi, düşüncelerinizi ve duygularınızı Yaradan olarak adlandırılan konseptle birleştirmektir.

Don’t Sit In The Seat Of The Scornful

Hanuka Mucizesi

Soru: Hanuka’da, sadece bir gün yanabilecek bir mum sekiz gün boyunca yanmaya devam edince bir mucize gerçekleşti. Kabalistik perspektiften mum, fitil ve yağ nedir?

Cevap: Mum, yağ ile dolu ve içinde yüzen bir fitil olan silindirdir. Fitil sayesinde, fitilde yükselen yağı ateşleyebiliriz ve yakabiliriz. Yağ ve fitil ayrı ayrı yanmayacaktır, fakat yağ fitile girdiğinde mum yanar.

Fitil, ışığın reddini temsil eder. Yağ, yakıtı temsil eder, ancak kendi başına yanamaz. Bu nedenle, büyüyen egoizmimizin, çalışmalarımız aracılığıyla kendi karşıtına dönüştüğünü anlamalıyız, yazıldığı gibi “Kötü melek iyi olana dönüşür” veya “Ölüm meleği hayat meleği olur”.

Makabiler yağ silindirini buldular, çünkü sevgi ve ihsan etme niteliğine ve aralarında bağa ulaşmaya çalıştılar ve onu ateşlemeyi başardılar, çünkü Yunan putlara boyun eğen ve Kudüs’te Yunan tapınakları inşa eden nüfusun bu kesimlerine karşı büyük bir direnç gösterdiler.

Makabiler’in savaşı içseldi, kendi içlerindeydi, İsrail’in içindeki Yunanlılar veya Helenistler ile dışsal bir savaş değildi. Onlar egoist dirençlerinin üstesinden geldiklerinde, aralarındaki kini, yağın içindeki fitile dönüştürdüler ve onu yakmayı başardılar.

Bu nedenle, fitil ile yağ silindiri, özellikle kişinin manevi çalışmasını temsil eder. Sadece küçük bir yağ silindiri/fıçısı bulmak bir şey ifade etmez – asıl önemli şey, onu yakabilmektir. Makabiler, egolarının direncini aşarak, birlik olduklarında, fitili yağın içine koyabildiklerini ve onu aydınlatabildiklerini gördüler. Başka bir deyişle, egoizmlerini dönüştürdüler ve üst Işık tarafından aydınlatılmaya başladılar ve ruhları aydınlandı, Işık tarafından aydınlatıldı. Bu Hanuka’nın mucizesidir.

Soru: Mum neden bir gün yerine sekiz gün boyunca yandı?

Cevap: Çünkü eğer sevgi ve ihsan etme amacıyla çalışırsanız, daha yükseğe çıkarsınız. Malhut’tan Bina’ya kadar sekiz tane Sefirot vardır, arzuların sekiz parçası. Sadece tek bir Malhut olsa da direnç yoluyla, yani mantık ötesi inançla, tüm Sefirot’u en yüksek olan Bina’ya kadar aydınlatır.

Makabiler, mantık ötesi inanç denilen gerçek ihsan etme niteliğine yükselebildiler. İnanç Bina’da iken mantık Malhut’tadır. Malhut’tan Bina’ya yükseliş, Hanuka’nın mucizesini içermektedir.

The Miracle Of Hanukkah

İlerlemenin Hızını Belirleyen Nedir?

Soru: Uzun yıllar boyunca çalışan bir kişi, bu süre zarfında hep aynı soruyu sormaya devam ederse: Bağ nedir? İptal etmek nedir? Bir kişi kendini nasıl iptal edebilir? Bu doğal mıdır?

Cevap: Evet. Bizim zamanımızda, bunun tam olarak nasıl olması gerektiğini bilmiyoruz, çünkü bizim zamanımız özeldir. Yine de bize katılan kişilerin sayısı ve niteliğiyle ilgili olarak, sürecin daha hızlı olamayacağını düşünüyorum.

Ne yazık ki, uygun çabaları sarf etmeden zamanı hızlandırmak istiyoruz. Herkesin girişimi ve ön ayak olması gerekir. Bu henüz yeterli değildir.

What Determines The Speed Of Advancement

Bütün İnsanlar, Ne Zaman Manevi Bir Uyanış Hissedecekler?

Soru: Manevi çalışmalarla ilgilenen bir kişinin “komşunu kendin gibi sev” kuralına içsel bir tepki hissetmeye başlamasından önce uzun yıllar geçeceğini biliyoruz. Grubun dışındaki insanlar da bu duyguya ulaşmak için aynı zamana ihtiyaç duyacaklar mı?

Cevap: Eğer bu insanlar içsel bir dürtüye sahip değillerse ve üst takdir-i ilahi bunu gerçekleştirmek için onları gruba getirmezse, hiçbir şey yapamazlar.

Gerekli iki koşul vardır: Kalpteki nokta ve Yaradan’ın bir kişinin elini iyi bir kısmetin üzerine koyması ve bunda ona yardım etmeye başlaması koşulu. Aksi takdirde hiçbir şey işe yaramaz.

Dünyadaki pek çok insanın kalpteki noktası vardır, ama bazı sebeplerden ötürü aramıza getirilmezler. Belki hala erkendir ya da bilmediğimiz başka bazı durumlar vardır.

When Will All People Feel A Spiritual Awakening?

Kendinizi Yaradan’dan Ayırmayın

Soru: Bir düşünceyi veya durumu Yaradan’a bağlamak ne anlama geliyor? Bu içsel eylemin nasıl yapılacağına dair bir örnek vermek mümkün müdür?

Cevap: Başlamak için, en azından, her an kafanızda ve kalbinizde, akılda ve arzuda olan her şeyin Yaradan’dan geldiğini düşünün. Sadece O’nun düşüncelerini, O’nun arzularını hissedersiniz.

Tüm düşüncelerinizi ve arzularınızı, ne olursa olsun, kendinize değil, yalnızca O’na bağlayın. Ardından, bu arzu ve düşüncelere tutumunuzun nasıl değiştiğini, onların kendi kendilerine nasıl değiştiklerini ve onların vasıtasıyla dünyanın nasıl değiştiğini göreceksiniz. Bu çok ilginçtir.

Doğal olarak, O’nu sürekli olarak unutacaksınız, kendinizi Yaradan’dan ayıracaksınız. Tamamen O’nun tarafından kontrol edildiğinizi hissedemezsiniz. Sadece her şeyi Yaradan’a bağladığınızda ve tüm düşüncelerinizin ve arzularınızın O’ndan geldiğini kabul ettiğinizde, yaratılmış bir varlık olarak kabul edilirsiniz. Aksi halde yoksunuz!

Soru: Bu, tamamen özgür olmadığım koşula ulaştığımda, yaratılmış bir varlık olarak kabul edildiğim anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet. Başka bir koşul söz konusu değil. Yaradan’dan gelen düşünce ve arzulardaki bu tam akış, bir kişiyi sistemden siler.

Don’t Cut Yourself Off From The Creator

Kabala İpuçları – 5/13/18, Bölüm 2

Soru: Üst Işığın olumlu ihsan edişini kendi üzerimde ortaya çıkarmak için gerçekleştirmem gereken eylemlerin sırası nedir? Bu, örneğin, bir rüyada ya da çalışırken ya da sadece çalışma sırasında yapılabilir mi?

Cevap: Çalışma sırasında en iyisidir, ancak diğer aktiviteleri gerçekleştirirken de mümkündür. Bu öğrenilmelidir. En kesin ıslah, bir grup içerisinde çalışma sırasında gerçekleştirilir.

Soru: Eğer Kabala Bilgeliğini çalışmaya başlarsam, içimde ortaya çıkacak ve durdurulacak olan arzuları yönetip belirleyebilecek miyim?

Cevap: Hayır. Bu ruhunuzun köküne bağlıdır ve bu yüzden onu yönetemezsiniz. Ve neden yapasınız ki? Bilakis, ışığın yukarıdan, ruhunuzda, arzularınızın toplamında ortaya çıkmasına göre gelişeceksiniz.

Soru: Bir Kabalist olarak kendinizi yönetir ve Or Makif’i (Saran Işık) çağırır mısınız? Düşünceler, arzular veya insanlar size nasıl gelir?

Cevap: Ben sadece ilerlemeye hazır olduğumu ifade ederim ve Işık her şeyi yapar.

Soru: Eğer bütün dünya benim içimde ise, ben kimim?</p

Cevap: Hayal ettiğiniz gibi sizler tüm dünyanın kaynağısınız. Sonuçta, yaratılan varlık tüm dünyadır.

Soru: Eğer kişi ıslaha yaklaşırsa, genel durumu olumlu, hoşnut, huzurlu hatta coşkulu/mutlu mudur?

Cevap: Ya da tersi. Bizler baştan sona hareket halinde, çok ciddi uçlarda sürekli hareket ediyoruz: yukarı ve aşağı, yukarı ve aşağı. Ama genel olarak, hepimizin doğru yolda olduğumuzdan eminim. Yakında bunu uygulamada/çalışmada keşfedeceksiniz. Her şey güzel olacak.

Blitz Of Kabbalah Tips – 5/13/18, Part 2

Kabala İpuçları 5/13/18, Bölüm 1

Soru: Bir kişide maneviyat arzusunun ortaya çıkması, bir şans meselesi midir? Kişinin ne zaman uyanacağına Yaradan mı karar verir?

Cevap: Evet, bu Yaradan’a bağlıdır. Kesinlikle bu bir kişi için bir şans meselesidir, bir piyangodur. Bir insanı etkileyen Üst Işık, onun içinde bu arzunun ortaya çıkmasını belirleyen şeydir.

Soru: Eğer arzularım daha yüksek seviyede ise, konuşan seviyesinde, dünyada manevi fenomenleri görmeye mi başlayacağım?

Cevap: Sadece manevi fenomenleri görmeyeceksiniz, aynı zamanda sistemi, sizi ve dünyamızı etkileyen kuvvetler ağını da hissedeceksiniz. Ağın etkisinin sonuçlarını görmeye başlayacaksınız ve bu kuvvetler ağı ile karşılıklı bağ halinde olduğunuzda, geleceği belirleyebileceksiniz.

Soru: Kabala bilgeliğini öğrenmeye başlayan herkesin kendini bir öğretmen olmaya hazırlaması gerektiğini düşünüyor musunuz?

Cevap: Eğer Yaradan, kişiyi geliştirmeye başlarsa, bu kaçınılmazdır. “On Sefirot’un Çalışılmasına Giriş” başlıklı makalede de belirtildiği gibi: “Yaradan, kişinin elini iyi bir kısmetin üzerine koyar,” yani onu, kişinin gelişebileceği bir topluma getirdiği anlamına gelir ve ona şöyle der: ‘‘Bu kısmet senin için.”

Soru: Yaradan’a yaklaşmak hoş mu, tehlikeli mi, yoksa her ikisi de mi?

Cevap: Yaradan’a yaklaşmak tehlikeli olamaz, çünkü çok kesin yasalar vardır. Yaradan’a yalnızca ıslahınızın derecesine göre yaklaşırsınız. Kişisel ıslahınız, O’na yaklaşmayı belirler.

Soru: Kabala bilgeliğinde realite nasıl adlandırılır?

Cevap: Kabala bilgeliğinde, realite, içimde çalışmakta olan arzu ve onu belirleyen Işık olarak adlandırılır. Yaratılan varlıkta sadece bu iki element vardır ve biz onların arasındaki bağlantının kalitesini ve yoğunluğunu ayarlayabiliriz.

Soru: İhsan etme arzusu, alma arzusu içinde nasıl var olabilir?

Cevap: Öyle bir şey yoktur. Alma arzusu yoktan var olan bir şey gibi ortaya çıkar. Bu yaratılan tek şeydir. Diğer her şey bundan türetilmiştir.

Blitz Of Kabbalah Tips – 5/13/18, Part 1