6.000 Yıl Beklemek Zorunda Mıyız?

Soru: Eğer hepimiz birleşik bir sistemin parçalarıysak ve ancak birlikte 6.000 yıl sonra üst Işığa ulaşabilirsek, bireysel ruhların üst dünyaya ulaşma noktası nedir? Kişi hala geri kalanı beklemek zorunda mıdır?

Cevap: Beklemeye gerek yok. Kabalistler hiçbir şey beklemezlerdi. Her zaman, hem geçmiş yüzyıllarda hem de günümüzde üst dünyayı edinirler ve son ıslaha ulaşırlar. Bu yüce, mükemmel ve uyumlu ıslah hepimizi bekliyor!

Şimdi kendimizi ıslah edersek ve bununla beraber dünyayı düzeltirsek 6.000. yıla kadar beklememiz gerekeceğini düşünmeyin. Hayır! Zaman yoktur. Islah olur olmaz onu ediniriz. Mükemmel koşul hazır, o var ve her şey sadece onu ifşa ettiğimiz zamana bağlıdır!

Do We Have To Wait 6,000 Years?

Dostları Nasıl Eşit Olarak Görebiliriz?

Soru: Gruptaki dostları çabalarında eşit olarak nasıl görebiliriz? Sonuçta, gördüğüm çabaların %50’si benim çabalarım. Dostların çabalarının %50’sini görmüyorum.

Cevap: Başkalarının çabaları şöyle dursun, kendi çabalarımızı bile ölçemeyiz. Böyle yeteneklere sahip değiliz. Bu nedenle, sadece bağımız üzerinde çalışmalıyız ve bu her şeyi yerli yerine koyacaktır.

Soru: Manevi yolu izleyen bir dost olarak, benim, gruptaki birisinin tüm çabasını göstermediğini görme fırsatım var mıdır?

Cevap: Buna hiç dikkat etmem. Eğer tüm bunlar Yaradan tarafından sunulmuşsa, o zaman ruhumun bu parçalarıyla çalışmalı ve onları Yaradan’ın yarattığı gibi kabul etmeliyim. Mantık ötesi inançla gitmek zorundayım.

How Can We See The Friends As Equal?

Bir Ailedeki Baba Gibi

Soru: Beni rahatsız eden bir dosta karşı nasıl davranmalıyım, çünkü derse sürekli geç kalıyor ve ders esnasında uyuyor? Onu nasıl haklı çıkarabilirim? Herhangi bir tavsiyede bulunabilir misiniz?

Cevap: Rabaş böyle bir duruma karşı hoşgörülü bir tutum sergilerdi. Ben kendim derslerde birçok kez uyuyakaldım, çünkü bizim koşullarımız aslında ne kadar yorgun olduğumuza bağlı değildir. Bu nedenle, dostumuzu haklı çıkarmaya çalışmalıyız.

Soru: Bir kişinin, kendisini dostların üzerinde görmesi gereken bir koşul vardır. Fakat herkes bunu yapamaz. Kişinin bu konuda çaba göstermesi gerektiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Elbette. Onlardan daha aşağıdaysam, dostlarıma nasıl yardımcı olabilirim? Onlara iyi bakmak, onlar için her şeyi organize etmek, elimden gelen her şeyi yapmak zorundayım. Bunun için ailedeki bir baba gibi hissetmeliyim.

Soru: Her zaman bir baba gibi hissetmem gerektiğini, bunların çocuklarım olduğunu, öte yandan annemin rahmindeymiş gibi hissetmem gerektiğini, grubun annem gibi olduğunu söylüyorsunuz. Bu iki koşul aynı anda, aynı kişide nasıl var olabilir?

Cevap: Aynı anda birlikte olamazlar; çünkü tamamen farklı içsel koşullardan kaynaklanırlar. Ancak, elbette yakın olabilirler. Bir koşulun anında diğerinin yerini alması hiç sorun değildir. Bizler titreşimli bir modda çalışırız.

Like A Father In A Family

Hatalar Üzerine Çalışmak

Soru: Ne sıklıkta bir konuda yanıldığınızı fark ediyorsunuz/ anlıyorsunuz?

Cevap: Çok sık. Ancak bundan bazı sonuçlar çıkarmaya çalışıyorum, düzeltiyorum ve devam ediyorum.

Prensip olarak, sonraki her adım bir öncekinin düzeltilmesine dayanmalıdır. Düzeltme, hatalarınızı takdir ederseniz/anlarsanız mümkündür.

Bu yüzden şöyle denir: “Yeryüzünde iyi ve günah işlememiş Hak’tan yana bir insan yoktur.” Yani, her adımımız şunlardan oluşmalıdır: hata- düzeltme, hata- düzeltme. Bu şekilde ilerleriz.

Bu nedenle, öğrencilerime sık sık şunu söylerim: “Böyle yapmaya değip değmeyeceğini kontrol ederim. Hadi birlikte düşünelim, belki bu sizin için çok zor. Belki bir adım geriye gideceğiz.”

Bunu saklamıyorum; çünkü insanlara doğru ilerlemenin nasıl doğru bir şekilde yapıldığını öğretmek için gereklidir. Dahası, bu sadece hatalar yoluyla olabilir. Hatalar üzerine çalışmak, en önemli şeydir.

Work On The Mistakes

Nihai Amaç Evrensel Islahtır

Soru: Dünya nereye gidiyor?

Cevap: Nihai amaca bakarsanız, o zaman dünya iyi bir duruma doğru gidiyor – evrensel ıslaha. Bu, ulaşmamız gereken hedeftir.

Prensipte bu, başlangıçta manevi dünyada zaten vardır. İlk olarak, amaç her zaman belirlenir ve sonrasında yalnızca davranışımıza bağlı olan olaylar, buna göre yaşanır/gelişir. Bunu nasıl başaracağımızı belirleriz.

Manevi dünya, bizim dünyamızdan farklı bir şekilde inşa edilmiştir. Sondan başa doğru ilerler. Yani, neye ulaşmak istediğinizi ve sonra ona nasıl ulaşacağınızı yavaş yavaş belirlersiniz.

Örneğin, bir mimar bir bina tasarlarsa, en son amacını yaklaşık olarak hayal eder, ancak bina henüz mevcut değildir. Ve burada hedef mevcuttur. Her şey bizim katılımımızla belirlenir.

Hedefin tam olarak ne olduğunu belirlememiz gerekir ki böylece o her zaman önümüzde olur ve her an ona doğru ilerleriz.

Kabala’da almanın üzerinde ihsan ettiğimizde, manevi dünyanın niteliklerini tamamen açıkça hayal etmek ve onları zaten varmışız gibi gerçekleştirmeye çalışmak, mantık ötesi inançla gitmek olarak kabul edilir.

The Final Goal Is Universal Correction

Her Bir Kişi Herkesten Ve Herkes Tek Bir Kişiden Sorumludur

Yaratılışın amacı, aramızda meydana gelen kırılmayı, aramızda duran, bizi öldüren egoistik kökeni ıslah etmek, geçici ve bozuk bir varoluştan “tek kalp tek adam gibi” birleşme arzusu içinde bir hissiyat yaratmaktır. Herkes diğerlerini kendisi gibi algılayacak, dostu ve kendisi arasında hiçbir fark hissetmeyecektir.

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin, amaç budur ve tüm insanlık ona doğru ilerliyor. Ama elbette bu yol boyunca daha gelişmiş ve daha az gelişmiş parçalar olacaktır. Bu, bize bağlı değildir: Bu, her bireyin bu süreçteki yerini belirleyen, her birimize yerleştirilen bilgi genlerine ve arzulara bağlıdır: ön planda mı, yaklaşmakta mı, hatta ıslaha mı giriyor, yoksa bu sürecin ve yaratılış amacının bile hissedilmediği arkadan mı sürükleniyor?

Dünya çapındaki grubumuz Bney Baruh, bizim neslimizde yaratılışın ıslahını uygulayanların ön saflarında yer almakla onur duymaktadır. Öncelikle birbirimizle bağ kurmalıyız ve sonra insanlığın geri kalanı “Tek Kalp, Tek Adam” olmak için bizlere katılacaktır.

“Karşılıklı garanti’ olarak adlandırılan böyle bir bağ, herkesin birbirine bağlı olduğu ve her bireyin diğerlerinden sorumlu olduğu özel bir bağdır. Bizler öncüleriz ve dünyanın geri kalanı takip edecek. Birleşmeyi başarabildiğimiz ölçüde, Yaradan, Üst Işık olarak adlandırılan birliğin gücünü ortak kabımızın içinde hissedebileceğiz.

Birliğimizin gücüne göre Yaradan, Nefeş, Ruah, Neşama, Haya ve Yehida Işığı olarak daha ve daha fazla ifşa olur. Yehida, ulaşabileceğimiz en yüksek bağın formudur. Bu güç sadece çabalarımız ve başarımız nedeniyle ifşa olur ve bu yüzden bize, amacı, bir insanı dostunu kendisi gibi sevmeye yönlendiren, iyi ve doğru bağın formülü olan, bağın bilimi, Kabala bilimi verilmiştir.

Bu kongrenin amacı, yaratılış ilkelerini, onun programını ve amacını gerçekleştirmek için gereken koşulları dikkatle incelemektir. Bu nedenle amacımız, uygulamada, aramızda kurduğumuz bağın içinde Yaradan’ı ifşa etmektir.

Başarımızın ölçüsüne göre, tüm diğerlerini etkileyeceğiz, çünkü bizler, en güçlü ve en ileri insanların ıslahın uygulanması açısından yoğunlaştığı, bu neslin merkezindeyiz. Bu güçler, bizden, bize katılmak isteyen herkese, daha yüksek bir gücün olduğunu ve tüm yaşamın onları birlik olmaya zorladığını hisseden herkese yayılacak.

Bu günlerde, böyle bir bağlantının gerekliliği tüm dünyada görünür hale gelmektedir, çünkü insanlar sadece ıstıraplarını değil, aynı zamanda nedenini de hissediyorlar ve bu zaten, bizleri yavaş yavaş ıslaha yönlendiren/götüren kötülüğün ifşasıdır.

Önümüzde büyük bir görevimiz var ve her birimiz, geriye kalanlar için, tek bir sistemin önemli bir parçası olduklarından, sorumluluk hissetmek zorundayız. Eğer kişi görevini en üst düzeyde gerçekleştirmekte başarısız olursa, bu kusur/noksanlık tüm sistemde, onun tüm seviyelerinde ve tüm bağlantılarda hissedilecektir.

Bu bağa ulaşmada ilk adımı, kişinin kendi için yarar sağlamaktan kendisini ayırması, kendi “ben” inin üzerine yükselmesi ve tamamen bebeğine bağlı bir anne gibi kendini gruba adamasıdır. O zaman benim için önemli olan tek şey, bağ için yararlı veya engelleyici şeylerin neler olacağıdır ve her an kendimi, Yaradan’ın ortak bir ruha yönlendirmek için bize getirdiği içsel veya dışsal koşullara göre kontrol edeceğim.

Bu ortak manevi kapta, tek üst güç bize ifşa olacak ve üst manevi güç olan o, karşılıklı garantiye, birlik hissiyatına girmemize izin verecektir. İşte bu yüzden “Ben”imizin üzerine çıkmalı ve “Biz”e girmeliyiz.

Each One Is Responsible For All, And All For One

Grup, Hedefe Doğru Yönlendirmedir

Soru: Bir kişinin kendisini dostlarından daha düşük görmeye çalıştığını ve bu hedefi önünde tuttuğunu varsayalım. Aynı zamanda içsel bir çaba göstermelidir. Eğer onları henüz kendisinin üzerinde göremediği bir noktada ise gücü nereden alır?

Cevap: Arzu ve hedefin başarılmasının bana bağlı olmadığını kendime açıklamalıyım. Benim görevim grubun arzularını almak ve onları yerine getirmektir.

Kişiye bir hedefi, bir yönü varmış, her şeyi biliyormuş, her şeyi yapabilecekmiş ve her şeyin kendisine veya en fazla Yaradan’a bağlıymış gibi gelir. Yine de gerçekte, hedefe doğru yönlendirme, grup tarafından sağlanır ve hedefin kendisi grubun merkezinde, herkes arasındaki doğru bağlantıdadır.

Bu nedenle, ben tamamen gruba bağlıyımdır. Amacı ilk seçtiğimde, çabalarıma göre, bütün grubu ona yönlendireceğimi ve başarabilmek için ihtiyaç duydukları her şeyi kendimden ekleyeceğimi belirlerim.

Hedefe yönelik arzu ve heyecanlarını özümsemek için çaba sarf ederim. Yukarıda, aşağıda ve eşit olarak, onlara yakın olmaya çalışırım, çünkü onların içinde Yaradan’la yapışmaya ulaşacağım. Bütün çalışmam grubun içerisinde yoğunlaşmaktır.

The Group Is The Orientation Toward The Goal

Tek Yönlü İletişim

Açıklama: Rabaş’ın zamanında internet yoktu. Bugün sosyal ağlar oldukça gelişti. Sosyal ağlarda dağıtım yaparken, bedensel/maddi hazlara karşı koyamama riski vardır. Kelimenin tam anlamıyla insanları içlerine çekerler.

Benim Yorumum: Dağıtım sadece kendi görüşümü, Kabala’nın görüşünü veya öğretmenlerimin görüşlerini ifade ettiğimde olabilir.

Sadece tek yönlü iletişimimiz var! Kim isterse, sitemize gelir ve çalışır. İstemeyen ayrılmakta özgürdür. Herhangi bir diyalog veya tartışmaya girmeyiz.

Soru: Son nesil grubundaki insanlar, çevrelerindeki diğer insanlardan bir şeyler alacaklar mı?

Cevap: Onlardan alacak hiçbir şeyimiz yok. Sadece zamanlarını ve enerjilerini boşuna harcadıkları için üzüntü duyabiliriz.

Diğer insanlardan, yalnızca akılcı, iyi ve ebedi bir anlayışa yaklaşma arzularını fark edebiliriz, başka hiçbir şeyi değil.

One-Way Communication

İllüzyon İle Savaşta

Şu an Hanuka Bayramının özel bir zaman dönemidir. Fakat özünde Hanuka, ıslahın sonuna kadar var olan ve her yeni derecenin başlangıcında yaşanan bir süreçtir.

Her seferinde, kırılmadan dolayı yeni bilgi kayıtları (Reşimot) içimizde ifşa olur, her birini Hanuka ıslahının esası olan kısıtlama, perde ve yansıyan ışık yapmalıyız.

Her zaman mantık içinde kalmaya, dünyevi akıl ve tecrübemize, bu dünya tarafından kabul edilen alışılmış egoizmimize göre yaşamaya çalışıyoruz. Fakat aksine, farklı bir form oluşturmamız gerekiyor. Kalplerimiz ve akıllarımızla gördüğümüz, yaşadığımız ve anladığımız her şey, sadece bizim egoist algı organlarımızda ifşa olur, yazıldığı gibi: “Gözleri var görmezler; kulakları var ama duymazlar.”

Bizler ‘mantık ötesi inanç’ olarak adlandırılan ihsan etme arzusunda neler olduğunu deneyimlemek isteriz, her şeyin bir üst güçten geldiğine ve iyi ve iyilik yapan olduğuna karar vermek isteriz. Ve bunu her an isteriz.

Bunu yapabileceğimiz anlar vardır ve diğer zamanlarda başarılı olamayız, fakat bu savaş sürekli devam eder. Esasen, bu Makabiler’in Yunanlılar’a karşı savaşıdır. Bu savaş mantığımızda, bu dünyadaki deneyimlerimizde, akılcı zihinlerimizde ve felsefelerimizde, aramızda çok sayıda bağlantı sistemi kurduğumuz egoist zihnimizin içinde sürmektedir.

Tüm duyusal deneyimlerimizin ve algılarımızın yanlış olduğunu kabul ederek, farklı bir varoluş biçimi oluşturmak için savaşıyoruz. Bu sahte bir resimdir, gerçekliğin yanlış bir algısıdır; çünkü egoist akıl içinde ortaya çıkmaktadır.

Akılcı zihinlerimizdeki gerçeklik algısı vasıtasıyla, her şeyin sadece tek, tamamen iyiliksever üst güçten geldiğini hissetmeye çalışmamız gerekir. Ve akılda algılanan her form bize, yalnızca bizi farklı algıya, mantık ötesi inanca yükseltmek için verilir.

Başka bir deyişle, her şeyin Yaradan’dan geldiği ve bunun, Yaradan’ın bizi realitenin gerçek algısına, hakikatin dünyasına getirebileceği belirli bir form olduğu konusunda hemfikir oluruz. Şüpheye yer bırakmadan, yani mantık dahilinde, kişinin dünyevi hisleri ve akılcı zihnindeki tüm izlenimlere rağmen, her gün 24 saat gerçeği tesis etmeye çalışmalıyız.

Ayrıca, bu mantıksal algıdan da kaçmayız çünkü ‘‘…O, birini diğerine karşı yarattı.” Biz hiçbir şeyi iptal etmiyoruz, sadece doğru bir şekilde yönlendirmeye çalışıyoruz: Biri diğerine karşıdır; ta ki bizler mantık içindeki her bir anlayış için mantık ötesi bir anlayış geliştirebilene kadar.

Manevi gerçeklik algısını bu şekilde kazanır ve iki seviyede çalışmaya başlarız: bu dünyadaki insanlar arasında kabul edilen, onun tüm yasa ve kurallarını gözeterek materyal seviyede ve ayrıca gerçek manevi realitede.

Daha sonra üst Işık ifşa olur, çünkü artık tüm koşullara göre yağ kabını yakabiliriz ve bu şekilde Yaradan’ın ve üst dünyanın ifşasına ulaşırız.

Gün boyunca, bir günden ertesi güne ve her an, mantık içerisindeki resmi ve ona karşı olan mantık ötesindeki resmi yan yana koyup hayal ederek, bu savaşta kendimizi görmeye çalışmalıyız. Bu, Makabiler’in Yunanlılar’a karşı savaşıdır: Yunanlılar mantık içinde ve Makabiler onun üzerindedirler.

At War With Illusion

Hedefin Tutulması

Soru: Dostlarımı kendimden daha aşağıda gördüğüm zaman, bu benim normal egoistik durumumdur. Bütün çalışmam dostlarımdan daha küçük hissettiğim zaman mı gerçekleşir?

Cevap: Hayır, çünkü bu içsel çabalardan geçmemizin gerekli olduğu bir çalışma meselesidir. Sürekli diğerlerinden aşağıda hisseden insanlar vardır. Her zaman üstün hisseden insanlar vardır. Başkalarına hiç dikkat etmeyenler, onları fark bile etmeyenler vardır.

Tüm çalışma ilk önce hedefe, Yaradan’a tutunmaktır ve bundan şimdiki koşulumuzu belirlemektir. Hedefe birlikte tutunmaya çalıştığımız gerçeği, bizi eşit yapar.

Grab Hold Of The Goal