Category Archives: Yaradan

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 172

Soru: Diğer gruplardan dostlarımızla birleştiğimizde, yeni bağların ortaya çıktığını hissederiz ve egoizmin büyümesi nedeniyle bazı dirençler ortaya çıkar. Yaradan’ın bize şimdi neyi işaret ettiğini nasıl anlayabiliriz?

Cevap: Bu sadece çalışma sürecimiz aracılığıyla anlaşılabilir. Bunu sözel olarak açıklamak mümkün değildir. Bu duygular içimizde gelişmeli ve onları fark etmeliyiz.

Soru: Bizi saran ve yükselten içsel ağ nedir?

Cevap: Birbirimizle olan bağımızdır.

Soru: Çaba gösterdiğimizde, talep ettiğimizde ve dua ettiğimizde, hiçbir şey yolunda gitmediği için acı hissetmeli miyiz?

Cevap: Hayır, ıslah olmaya doğru ilerlerken sevinç duymalıyız.

Soru: Eğer kongreden önce Yaradan’ın bağa engeller eklediğine dair bir izlenim varsa, Yaradan’ın bu baskısına doğru bir şekilde nasıl karşılık vermeliyiz?

Cevap: Minnettarlıkla kabul edin.

Soru: Aramızdaki bağı hissedebilmek için onlunun içsel koşuluna nasıl girmeliyiz?

Cevap: Yaradan’dan bunu isteyin. Sürekli talep edin.

İsteme Ve Islah

Soru: Yaradan’dan Kendisini nazik ve iyilik yapan olarak göstermesini istemeniz gerektiğini söylediniz.

Ama burada mantık üzerinde bir inançla çalışmaktan bahsediyoruz, yani kendimize karşı iyi bir tutum sergilemeyi istemekten değil. Yoksa istemek hala mümkün mü?

Cevap: İsteyebilirsiniz, ama Yaradan’ı biraz hissettiğiniz anda, bundan sonra O’nu ifşa etmek için başka hangi ıslahları yapmanız gerektiğine bakmalısınız.

Bir Gruba Duyulan İhtiyaç

Soru: Genellikle kişi, Kabala çalışmaya umutsuzluktan gelir ve hayatın anlamını arıyordur. Kişi ne zaman bir gruba ihtiyaç duyar?

Cevap: İnsan, ruhunun seviyesine göre, bu yaşamdaki veya önceki yaşamlardaki içsel hazırlığına göre ve maneviyata doğru ilerlemeye başlamaya hazır olduğu zaman gruba alınır.

Ama bu hiçbir şey ifade etmez. Bazı insanlar gruba gelir ve çok çabuk alışmaya başlar. Bunun böyle yapılması gerektiğini anlarlar: Ben bir grubun içindeyim ve kendimi tamamen gruba bağlamalıyım ve sonra birlikte, ordudaki bir takım olarak, üst dünyaya, Yaradan’a ulaşacağız.

Bazı insanlar gruba gelir ama içten içe diğerlerine bağlanmaları gerektiğini kabul etmezler. Ne için?! Nasıl? Bağın bununla ne ilgisi var?! Yaradan onları önceden kibir, gurur, vs. içinde geliştirir. Genel olarak, bu onlar için zordur.

Başkalarıyla yakınlaşmanın, bağ kurmanın ne demek olduğunu hiç anlamazlar, yani tamamen farklı bir gelişim sisteminden geçerler, takla atarlar ve seğirtirler. Bununla birlikte, bu yolda kalırlarsa, sonunda büyük zirvelere ulaşacaklardır, ancak diğerlerinden daha uzun bir süre sonra.

Bir Çocuk Gibi Israrcı Olun

Soru: Yaradan’ın tezahür edeceği arzular nasıl ateşlenebilir? Bazen geçmişi hatırlıyor ve o zamanki gibi yatırım yapmadığınızı hissediyorsunuz.

Cevap: Bu iyi bir şey çünkü bunu sormanız gerekiyordu. Tüm arzularımız, özellikle de gerçekçi olmayan arzular ve hayaller, Yaradan’dan istememiz için gereklidir. Sadece bunun için.

Hepsini toplayın ve her zaman O’na ısrarcı olun, istemeye devam edin. Bunun yardımcı olan tek şey olduğunu göreceksiniz – ne beyniniz, ne hafızanız, hiçbir şey. Sadece bir yetişkine sürekli talep eden ve ondan bir şeyler isteyen bir çocuk gibi ısrar edin. Bu şekilde başarılı olabilirsiniz; başka bir yolu yok.

Minnettarlık Kli’yi Genişletir

Soru: Yaradan’ın mükemmelliğinin ifşasını aldığımda, niyetimde nereye doğru ilerlemeliyim?
Cevap: Eğer her şeyi O’ndan aldığınızı hissediyorsanız ve bu şekilde kendinizi iyi hissediyorsanız, bunun için O’na şükredin.
Şükretmeye başladığınız anda, bu hazla dolu olan Kli’niz (kabınız) boşalacaktır.
Minnettarlık ve dua, minnettarlık ve talep, Kli’yi başka hiçbir şeyin genişletemeyeceği kadar genişletir.

Yaradan’ın Karşılıklı Garantide Olmasına İzin Verin

Soru: Yaradan’ı karşılıklı garantiye dahil etmek ne anlama geliyor?

Cevap: Karşılıklı garanti hakkında konuştuğumuzda, insanlar arasındaki doğru bağı kastediyoruz. Yani, birbiriyle bağ kuran insanlardan oluşan güvenilir bir dünyevi sistemi hazırlamak için nasıl birleşmemiz gerektiğini kendimize soruyoruz.

Egoist arzularının kendileriyle fazlaca oynadığını anlayan insanlar vardır ki, kendilerini kontrol edemezler. İnsanlığa dışarıdan bakacak olursak, başımıza gelenler her türlü gerekçeye meydan okuyor çünkü birbirimizi yok etmeye, aşağılamaya, öldürmeye ve bastırmaya çalışıyoruz. Bunu yapmaya, barış içinde var olmamıza izin vermeyen içsel arzularımız tarafından motive ediliyoruz.

Bir insanın içindeki kötü eğilimi bir şekilde etkisiz hale getirmemiz gerekir. Bunun için tek bir kurtuluş vardır: doğada var olan ve egoizmimizi dengeleyebilecek olan güç. Ancak onu kendimize çekmemiz gerekir. Bu olumlu güce Yaradan denir.

Mantık Ötesi İnanca Geçiş

Soru: Eğer kendi mantığımdan, mantık ötesi inanca geçersem, bu Yaradan’dan saklandığım anlamına mı gelir?

Cevap: Hayır, Yaradan’dan saklanmak mümkün değildir. O’ndan Kendisini bize ifşa etmesini ve bizi O’na yaklaştırmasını dileyelim – bunu yapmalıyız. Öyleyse bunu talep edelim.

Mantık ötesi inanca geçiş bize Yaradan’ı hissetme yeteneği verir. Bu, daha yüksek bir edinimin başlangıcını işaret eder.

“Tanrı’dan Düşmanımı Cezalandırmasını İstedim”

Tanrı’dan düşmanımı cezalandırmasını istedim. Ve Tanrı bana dedi ki, “Hayır, o senin en iyi dostun olacak” (Yazarı Bilinmiyor).

Soru: Bir insan karşısında bir düşman varsa ne istemelidir? Onu yok etmek için nasıl yardım istemez? Lütfen açıklayınız.

Cevap: Tabii ki bunu istemenin gerekli olduğunu düşünmüyorum.

Yorum: Ama bu bir düşman.

Yanıtım: Bu sadece küresel bir düşman ise geçerlidir.

Soru: Beni kim yok etmek istiyor?

Cevap: Sadece beni değil, genel olarak etrafımdaki her şeyi yok etmek istiyor.

Soru: Yaradan burada yanıtlıyor: “O senin en iyi dostun olmaya yazgılıdır.” Karşımda bir düşman olmasına rağmen bunu aklımda tutarsam, o zaman neler oluyor, söyleyebilir misiniz?

Cevap: Ona daha yakın olabileceğiniz gerçeğine yavaş yavaş alışıyorsunuz.

Soru: Bu doğru yol mu?

Cevap: Evet.

Soru: Yani, bu nefretin üzerine, tüm bu koşulun üzerine, bana yaptıklarının üzerine, her şeyi unutuyorum ve şöyle diyorum: “Sen benim dostum olacaksın” mı?

Cevap: Evet.

Soru: Bu bir dua olarak adlandırılabilir mi?

Cevap: Evet, bu bir duadır ve gerçekleşecektir.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 139

Soru: Yaradan insana kalbinde inanç için bir yer ve çalışma için bir yer verir. Bu alanı nasıl tutabilir ve genişletebiliriz? Bizim önceliğimiz bu mudur?

Cevap: Evet, bu Yaradan’ın üzerimizde çalıştığı gerçeğinin önemini artırarak başarılır.

Soru: Bizi manevi olarak daha hızlı ilerleten nedir: kendimizi alçalttığımızda mı yoksa başkaları bizi aşağıladığında mı?

Cevap: Kendimizi alçalttığımızda ama bunun doğru yapıldığına ve yapay olmadığına dikkat etmeliyiz.

Soru: Zihin ve kalp ile çalışırken her zaman bir niyet oluşturmalı mıyım?

Cevap: Her zaman söylediklerinizde ve düşündüklerinizde kendinizi bulmaya çalışmalısınız.

Soru: Dostlarımın her şeyi doğru yaptığına dair birçok mantıksal kanıtım varsa, ancak kalbimde onlara karşı temelsiz bir nefret hissediyorsam, zihnim bu duyguyu değiştirmeme yardımcı olabilir mi?

Cevap: Bu çok zordur. Bu konuda dua etmelisiniz. Zihnin yardımcı olabileceğine inanmıyorum. Sadece dua size yardımcı olabilir.

Soru: Aklımla Yaradan’ın bizi yaklaştırdıkça O’ndan uzaklaştığımı anladığımda nasıl neşeli olabilirim?

Cevap: Hayır, Yaradan bizi sürekli olarak yaklaştırır ve bu sayede neler yaşadığımızı daha eleştirel ve ölçülü bir şekilde anlama fırsatına sahip oluruz.

Yaradan’ın Ateşli Arzusu

Soru: Rabaş ile çalışırken ve ona karşı bazı şikâyetleriniz olduğunda, Rabaş size şöyle derdi: “Neden talep etmedin?” Bu her seferinde aynı talep mi? Yoksa değişiyor mu? Size bunu sorarken ne demek istedi?

Cevap: Kişinin her zaman Yaradan’a yönelmesi gerektiğini ama bunu sadece konuyu doğru bir şekilde açıklığa kavuşturduktan sonra yapması gerektiğini kastetti. Yani, dostlarımla öyle bir bağ kurmak istiyorum ki Yaradan onun içinde ifşa olsun ve bunu yaparak O’na memnuniyet vereceğim çünkü O, içinde yaşamayı ve yaratılışı sahip olduğu her şeyle doldurmayı arzuluyor.

Bu koşul ya aşırı sütten patlayan, herkese vermek için can atan ama kimsenin almadığı bir ineğin çektiği acıya ya da doğum yapmak isteyen ama doğum anı henüz gelmemiş olan doğum sancısı çeken bir kadının ıstırabına benzetilir.

Böyle bir koşul çok yoğundur. Bu, Yaradan’ın deneyimlediği içsel bir koşuldur çünkü ihsan etme arzusu alma arzusundan çok daha güçlüdür.

O’nun bu halini hayal etmeli ve kendimizi talep etmeye hazırlamalıyız, bunu istediğimiz için değil, O’nun buna ihtiyacı olduğu için yapmalıyız.