Category Archives: Yaradan

Kabala Neden Beyin Fonksiyonlarını İncelememektedir?

Soru: Düşünme şeklimizi inceleyen nörolojik bilimler vardır. Kişinin belirli bir gerçeklik modeli inşa ettiğini, yani onun için aşikâr olduğunu söylüyorlar. Örneğin süt alması gerekiyorsa, hangi dükkana gideceğini bilir ve oraya otomatik olarak gider.

Bu düşünme seviyesi yani beyinde ne olduğu, neden Kabala’da açıklanmıyor? Baal HaSulam, beş duyu olduğunu, bir şekilde işlenen ve içsel perspektifimizi yaratan veri girişi olduğunu söylüyor. Bu yapı arzunun ötesinde var olmaktadır. Bu, neden açıklanmadı?

Cevap: Bu yapı arzunun altında bulunur ve bilinçaltına aittir.

Kabala beynin bir hesap makinesi olarak işlev görmesiyle, kas hafızasıyla veya herhangi bir hafıza mekanizmasıyla ilgilenmez. Sadece ruhla ilgilenir.

Bizim arzumuz, ruh olarak adlandırılır. O fiziksel bedenimizin ve kafamızın içinde değildir.

Yaradan arzuyu yarattı. Bu, egoist olabilir yani sadece kişinin kendini sevmesine yönelik olabilir ya da içimizde, Yaradan’ın yardımıyla, özgecil bir arzuya yani başkalarına ihsan etmeye ve sevgiye dönüşebilir. Başka yolu yoktur.

Arzunun vektörünü : “kendi yararım için” den “başkalarının yararına” değiştirmeye paralel olarak, üst dünyayı hissetmeye başlarız ve ancak o zaman her şeyin nasıl çalıştığını, çalışma sinyallerinin nereden geldiğini vb. anlarız.

Madde, beyin vb. ile ilgili diğer şeyler Kabala’da çalışılmaz çünkü bizi ilgilendirmez. Bizler herhangi bir madde formunun bir parçası olmayan,  sadece saf arzuyla ilgileniyoruz. Bu şekilde bunu araştırıyor ve öğreniyoruz.

Bedensel Bir Grup Maneviyatı Nasıl Etkileyebilir?

Soru: Tamamıyla fiziksel, bedensel bir grup maneviyatı, niyetimi ve ışığı nasıl etkileyebilir?

Cevap: Grup,  fiziksel veya bedensel bir madde değildir. Grup, ihsan etme niyeti üzerine inşa edilmişse, kendi içinde zaten manevi olan insanlar arasındaki bağdır.

Yaradan’a benzerlik içinde, ihsan etme niyeti içinde olmak için, manevi eylemleri birlikte tamamlayacağız ve sonra Yaradan’ın niteliğini aramızda hissedeceğiz, O’nu ifşa edeceğiz. Bu nedenle, arzularımız ve bağımız bedensel değildir.

Prensip olarak, fikir çok basittir. Dahası, nasıl olması gerektiğini ve nasıl uygulanacağını zaten biliyoruz. Umarım bunu başaracağız.

Arzuların Gelişimi, Bölüm 10

Niyetleri Belirleyen Nedir?

Soru: Toplum arzularımızı kontrol eder. O, insanların ne ile doldurulacaklarını belirler. Niyetleri, sadece üst güç mü değiştirebilir?

Cevap: Niyetler de toplum tarafından belirlenir. Fakat eğer bir kişi niyetini, içinde bulunduğu toplumun tersi olarak değiştirmek istiyorsa yani kişi onun içinde kalmak istemiyor, onun üzerinde yükselmek istiyorsa, o zaman kişinin neredeyse hiç şansı yoktur.

Bu nedenle, ya bu toplumun sınırlarının ötesine geçmeli, kendini fiziksel olarak onun etkisinden uzaklaştırmalı ya da başka bir üst gücün etkisini kendi üzerine çekmelidir. O zaman kişi kendini değiştirebilir. Aksi takdirde kişi başarısız olacaktır.

Nefretin Üstünde, Sevgiyle

Soru: Kabala’daki ilerlememizin hızını ne belirler? Hızın ne olduğunu bilmeli ve nasıl ilerlediğimizi hissetmeli miyiz?

Cevap: Birbirimize ne kadar yakınlaşırsak ve aramızdaki bağı, bizi ayıran egoist güçlerin üzerine kurarsak o kadar hızlı ilerleriz. İçimizdeki egoizm, büyümeye, bölmeye ve birbirimizden uzaklaştırmaya devam edecektir, bizler de üst ışığı çekmeli ve bu ışıkta, egoizmin üstünde, ihsan etme niteliği ile aramızda bağ kurmalıyız.

Görünüşe göre aşağıda, nefret dolu bir alanda ve yukarıda, bağ ve sevginin alanında olacağız. Bu iki zıt alan, Yaradan’ın içimizdeki ifşasının yoğunluğunu yaratacaktır.

Bu iki sistemi, iki alanı, iki seviyeyi inşa ettiğimiz koşula yakınlaşmalıyız.

Alt seviye,  egoist ilişkilerimiz ve arzularımız ve birbirimize duyduğumuz nefrete ait her şeyken, üst seviyede ilişkilerimizi farklı şekilde geliştiririz: birbirimize karşı sevgi ve özlem şeklinde.

Bu iki seviye arasında, onları birbiri üzerine doğru bir şekilde yerleştirerek, aralarındaki ortak kaynağı, Yaradan’ı ifşa etmeye başlarız.

Yapmamız gereken şey budur. Bizler şimdi buna yaklaşıyoruz.

Yaradan Tüm Duaları Duyar

Soru: Yaradan’ın tüm duaları duyduğu söylenir. Bunun anlamı nedir?

Cevap: Yaradan, bir kişinin hangi seviyede olduğuna veya kendini nasıl değerlendirdiğine bakmaksızın tüm duaları duyar: daha yüksek, daha düşük, ortada olması önemli değildir. Talebi Yaradan’ın niteliğine yaklaşmaksa, o zaman onu ıslah eden üst ışığı çağırır ve kişi yükselir.

Not: Bazı mutlak daha yüksek bir gücün, birincil bir kaynağın, enerjinin olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu enerjiyi, ona benzer olmayı arzularken uyandırabilirim. Ancak, bu gücün ne olduğunu bilmiyorum.

Benim Yorumum: Bunun için dua etmelisin; yani kim olduğunuzu ve onun ne tür bir enerji olduğunu, ne kadar farklı olduğunuzu ve ona nasıl dönüşeceğinizi, sizi etkilesin ve sizi ıslah etsin diye ona benzer olma arzunuzu nasıl artırabileceğinizi bulmanız gerekir.

Yaradan’ın Adamla Oyunu

Soru: Yaradan’ın Leviathan (balina) ile oynadığından bahsediliyor mu? Bunun anlamı nedir?

Cevap: Leviathan, tüm yaratılışı, milyarlarca insanı simgelemektedir.

Soru: Yani, tüm olaylar, içimden geçen her şey, hissettiğim her şey, Yaradan’ın benimle olan oyunu gibi mi?

Cevap: Elbette. Dünyayı, sizi Yaradan’a bağlayan bir şey olarak görmeye başlayabilmeniz için.

Soru: Ama neden insan, onunla oynayanın bu güç olduğunu, Yaradan olduğunu hissetmiyor?

Cevap: İnsan henüz bu seviyeye ulaşmadı. Bu koşula ulaşması gerekir. Bu arada dünyadan kendisine gelen her şeyden, var olmak için sadece en gerekli şeyleri kabul eder yani o, dünyamızdaki sıradan insanlar gibi normal bir şekilde yaşar.

Peki “normal” ne anlama gelmektedir? Eğer tüm istekleri üst dünyayı ve Yaradan’ı ifşa etmeyi amaçlıyorsa, o zaman farkında olmadan her şeyi doğal bir şekilde alır. Kendini sınırlamaz ancak sadece daha fazlasını istemez çünkü tüm düşünceleri fiziksel bedeninden daha yüksektir. Ve sonra Yaradan’a koşar ve O’nu hisseder

Yaradan’ın Önüne Nasıl Geçilir?

Soru: Her gün yeni bir hissiyat içindeyiz ve dünün edinimi, bugünün bilgisi haline geliyor. Bir sonraki koşula,  Yaradan beni zorlamaya başlamadan önce, birlikte çalışabileceğim yeni bir şeye nasıl ulaşabilirim?

Cevap: Sadece dostlarla bağ kurarak. O zaman yeni bir Kli, ortak arzularınızı birleştirmek ve böylece ilerlemek için yeni bir arzu geliştirirsiniz. Sadece bilgi ile ilerleyemezsiniz çünkü materyalin basmakalıp çalışılması, uygulamada hiçbir şey vermez.

Aranızdaki bağın yararı için hareket etmeniz gerekiyor ve o zaman Yaradan sizi, sizin karşılıklı bağınızı etkileyecektir. Böylece, dostlarla bağdan, Yaradan ile bağa geleceksiniz ve O’nu ifşa etmeye başlayacaksınız. Ve eğer bunu yalnız yaparsanız, o zaman hiçbir şey elde edemezsiniz.

Bu binlerce Kabalistik kaynakta yazılmıştır.

Önümüzdeki 200 Yıllık Görev

Soru: Yaradan, neden O’nu edinmemize ihtiyaç duyar?

Cevap: Kişiyi,  O’nun formuna eşdeğer kılmak için,  kişiyi ve diğer herkesi, aynı anda değil ancak kademeli olarak O’nun seviyesine yükseltmek için.  Bu hedefe önümüzdeki 200 yıl içinde ulaşmalıyız.

Soru: Bu, Yaradan’a,  “O’nun sureti ve O’nun benzerliği” nde,  benzerlik göstermek zorunda olduğumuz anlamına mı geliyor?

Cevap: O’nun sureti ve O’nun benzerliğinde demek,  Yaradan olarak adlandırılan, doğanın en üst niteliği gibi, aynı ihsan etme ve sevgi formunu, başkalarıyla bağlantıyı ifade eder.

Soru: Fiziksel bedenlerimizin içindeyken,  bu gelişim seviyesine ulaşmak zorunda mıyız?

Cevap: Evet. Elbette bu kolay değildir, bu karmaşık ve yüce bir görevdir ancak bunun için çabalamalıyız.

Twitter’da Düşüncelerim / 23 Nisan 2020

Yaratan, fiziksel bir görüntü değil, ihsan etme ve sevgi gücüdür. Aramızda yaşamalı. Buna kurtuluş (egodan), Mısır’dan çıkış denir. Birliğin gücü tüm sınırların üzerinde çalışır.. Dünyayı şeffaf, tek bir bütün olarak hissedeceğiz herkesin birbiriyle birleştiği ve Yaradan’ın içinde olduğu yerde.

Mısır’dan çıkış, egodan aramızdaki sevgiye çıkıştır. Asılsız nefretten çıkmak ve açık bir kalple birbirimize yüzümüzü dönmek istiyoruz. Bu genel sevgi olarak ifşa olur, Mısır’dan İsrail topraklarına çıkış – “Yaratan’a doğru” hedeflenen bir arzuya

Virüs ne kadar tutsak olduğumuzu, egoya batmış olduğumuzu, haz alma isteğinde köle benzeri bağımlılığımızı gösteriyor. Egomuzun tüm taleplerini yerine getirmeyi kabullendik ve bunun farkında değiliz. Egoizm arzularımız ve düşüncelerimize hükmeder, kölelik tam da bunu ifade eder.

Tüm gerçekliği ve içindeki Yaratan’ı hissedeceğiz.

Birlik gücü tüm ülkelerin ve sınırların üzerinde çalışır. Evler ve evrenin bölümleri arasında sınırsız, dünyayı saydam olarak hissedeceğiz. Her şey bir bütün olarak hissedilecek, her biri birbirine bağlı ve herkes onun içinde.

Eğer şimdi biz dünyayı değiştirmezsek, virüs bizi tekrar ziyaret eder mi? … Neyi değiştiriyoruz?

Karantinadan ayrılırken düşünün: sizinle birlikte apaçık dünyaya ne götürmek istersiniz? Karantinadan ayrıldığınızda girdiğiniz dünyayı nasıl hissetmek istersiniz? Belki başkaları da aynı şekilde hissediyordur ve siz dış dünyayı değiştirebiliyorsunuzdur?

Manevi Enerji İle Beslenmek

Soru: Birkaç yıl Kabala bilgeliğini çalıştıktan sonra, daha mutlu olanlar ve çalışmada daha iyisini yapanlar var ama öte yandan, daha mutsuz hale gelenler var ve fizikselliklerinde hiçbir şey onları mutlu etmiyor. Bu, kişinin karakterine mi bağlı yoksa kişinin gelişim düzeyiyle mi ilgilidir ve kişi aşama aşama mı değişir?

Cevap: Kişi birçok farklı koşullardan geçer, bu yüzden bu soruya tek kesin bir cevap veremem. Hepimiz sürekli değişiyoruz. Her şey içinde yaşadığımız topluma bağlıdır. Sürekli yükseliş ve düşüşler geçiriyoruz.  Dahası, kendimizi dikkatli bir şekilde korursak ve yükseliş ve düşüş durumlarına girmemiz gerektiğini bilirsek, bir düşüş durumundayken bize yardım edecek ve bizi ciddi bir şekilde destekleyecek ve herhangi bir düşüş durumundan bizi bir yükseliş durumuna çekecek doğru toplumu kurmalıyız. Bu, her şeyin topluma bağlı olduğu anlamına gelir.

Soru: Durum buysa, kişi gelecekte ne bekleyeceğini bildiği için, düşüş durumunda bile mutlu olabilir mi?

Cevap: Tabii ki. Gelecekte yükselmek için düşüşün size verildiğini anlarsanız, iniş sırasında mutlulukta hiçbir sorun yoktur. Sistem bir kondansatör veya diğer her hangi toplama cihazı gibi çalışır. Belli bir manevi düzende faaliyet gösteriyorsunuz, bir şeyler biriktiriyorsunuz ve sonra her şey yok oluyor ve bu yüzden onun tarafından beslenebilmek için topluma bağlanmalısınız.

Bu dönem bittiğinde tekrar yükselmeye, tekrar edinmeye ve toplamaya vb. başlayacaksınız.

Bu, farklı dönemlere göre çevreye manevi enerji vermeniz ya da çevrenin bunu size vermesi gerektiği anlamına gelir. Ve böylece, bu art arda gelen dönemlerde, bu sinüs eğrisinde ilerleyeceksiniz.