Category Archives: Yaradan

Egoizmi Kullanmanın Sırrı

Soru: Bir yandan, egoyu indirgemeli ve iptal etmeliyiz. Öte yandan, egonun yok olmadığı ve hatta büyüdüğü söylenmekte. Bunun anlamı nedir?

Cevap: Gerçek şu ki, onun kendi iyiliğimiz/faydamız için kullanımını haricinde, egoyu yok etmiyoruz.

Kendi uğrumuz için olan arzulara bencil arzular denir. Yaradan uğruna olan arzular özgecil arzulardır. Niyetlerimizi, kendi uğrumuzdan Yaradan uğruna doğru değiştirmeliyiz.

Bu yüzden endişelenmeyin, hiçbir şey yok olmaz veya yok edilmez. Egonun, artıya karşı bir eksi olması için özel olarak yukarıdan yaratıldığını anlayın. Bu nedenle, eksi ve artı birlikte çalıştığında, onların aralarındaki enerjiyi, bir çeşit üretken çabayı alabiliriz.

Kalpteki Nokta ve Ruhun Döngüleri

Soru: Bir kişinin bu enkarnasyonda, kalpteki noktayı ifşa ettiğini ve ruhun gelişiminin başladığını varsayalım. Daha sonra beden ölür. Bir sonraki enkarnasyonda, bu kişi bir şey hatırlamaz. Kişinin tekrar kalpteki noktayı ifşa etmesi ve gelişim sürecinden geçmesi gerekiyor mu?

Cevap: Hayır. Böyle bir şey yok. Hayvan bedenimiz, bize sadece manevi dünyaya girebilmemiz için eşlik eder, onun ediniminde bağımsız olabiliriz. Yani prensip olarak o bize hiçbir şey vermez.

Sağlıklı, yakışıklı, sporcu veya çökmüş yaşlı bir adam olabilirsiniz, erkek veya kadın olabilirsiniz, bu önemli değildir. Kalpteki noktaya sahip olmanız önemlidir. Noktanızı yabancılarla bağlayarak, ortak bir Kli, bir kap meydana getirebilirsiniz.

Twitter’da Düşüncelerim / 20 Mayıs 2020

Onluyla, orada olan Yaradan’ı hayal ederek ne kadar bağlanırsam, ruhumu o kadar çok akort ederim, diğer yaylarla karşısında bir müzik yayı gibi. Grup kendini bir keman gibi akort etmeli ki böylece herkes tek kalpli tek bir adam olacak. Sonra Yaradan ifşa olacaktır.

İşsizlik dünyada yeni bir gerçeklik haline geliyor. Hükümetlerin en büyük kaygısı, dünya çapında kabul görmüş uluslar arası bir eğitim programına katılma karşılığında, evrensel olarak kabul edilmiş, garanti gelirli bir biçiminde nüfus için sosyal destek oluşturmak olacaktır.

Kalpteki Nokta İçin Besin

Soru: Kalpteki noktayı, gübre içindeki tohuma benzetmiştiniz. Tohum kalpteki nokta, gübre de kalp midir?

Cevap: Evet. Kalp egoizmdir yani gübredir, bunun sayesinde büyürüz.

Ve kalpteki nokta, yukarıdan gelen ilahi kısımdır. O, bu dünyadan, bu gübreden – egoizmden büyümelidir. Bu anlamsız bir ifade değildir.

Yaradan kasıtlı olarak zıt sistemler (egoistik ve özgecil sistemler) yaratmıştır, böylece özgecil gelişimimizin önemini hissettiğimiz ölçüde egodan her şeyi alabilir ve yapabiliriz. Bu demek oluyor ki bu gelişmeyi istediğimiz ve güçlerimizi egomuzdan bu sisteme aktardığımız ölçüde büyüyeceğiz. Uzun ve ciddi bir iştir ama gerçekten bu şekilde büyüyebiliriz.

Yani, çalışmamız çelişkiler üzerine kuruludur: egoizm ve özgecilik, sağ, sol ve orta çizgi. Her şey, kalpteki noktayı yükseltmek ve geliştirmek için gübreden, egodan besleyici maddeleri ne kadar emebildiğimize bağlıdır.

Birliğin Özü Ve Kökü, Bölüm 2

Kabala Sayılarla Çalışmaz

Yorum: Kabala, kural olarak, bir tür nitel durumdan bahseder. Örneğin tarihçiler, 600.000’i erkek olmak üzere üç milyon insanın Mısır’dan ayrıldığını, geri kalanın ise kadınlar ve çocuklar olduğunu yazar. Fakat Kabala hiç sayılarla çalışmaz. Gematria niteliksel bir sayıdır.

Bu rakam belirli bir niteliksel sayı anlamına geldiği için, Mısır’ı terk eden üç milyon insan olmaması mümkündür.

Benim Cevabım: Birincil kaynaklarda tanımlanan, manevi güçlerin potansiyel durumlarının en az bir kez gerçekleşmesi gereken, belirli bir model vardır. Tarihçiler ve arkeologlar bunu kendi kaynaklarıyla ararlar, standartlarına göre ölçer, gram ve kilogram olarak tartarlar, kilometreye çevirirler ve bu nedenle bunu biraz farklı yaparlar.

Soru: Bu gibi bilgileri nasıl kullanmalıyız? Birkaç bin yıl önce Mısır’dan bir göç olduğunu okuduğumu farz edelim. Ama ben bir tarihçi değilim ve bununla ilgilenmiyorum. Bunu kendi iyiliğim için nasıl kullanabilirim?

Cevap: Bizler, egoizmimizin üzerine yükselişten bahsediyoruz ki bu,   bunun için çabalayan bir grup insan tarafından gerçekleştirilir. Bizim zamanımızda, o günlerde olduğu gibi, bu, karşılıklı garanti adı verilen insanlar arasında aynı eylemler, çabalar ve birleşme yoluyla gerçekleştirilir.

3.000 yıl önce var olmanız ve böylelikle “Mısır’dan çıkmak” anlamına gelen egoizmden çıkmış olup olmamanız ya da bugün bunu bir grup insan içinde, onluda yapıp yapmadığınız, ister burada ister dünyanın diğer ucunda olsun, hiç fark etmez. Sonuçta, farklı ülkelerde çalışan ve farklı diller konuşan birçok grubumuz var.

Kişiyi Kabalist Yapan Nedir?

Soru: Çalışmak ve bilgi edinmek yeterli değilse bir kişiyi Kabalist yapan nedir? Başka ne gerekiyor?

Cevap: Bilgi edinme, kişiyi Kabalist yapmaz. Bir Kabalist, manevi dünyayı, yani içinde, biz ve Yaradan arasındaki bağı hissetmeye başlayan kişidir.

Başka bir deyişle, ben kendim hissettiğim seviyeye yükselmeliyim, diyelim ki, onlu ve onlu içinde, onun kaynağını-Yaradan’ı hissetmeye başladığım seviyeye yükselmeliyim.

Soru: Örneğin, onlu içindeki çalıştaylarda kısa pasajlar okuyor ve Kabalistik kavramları ya da göstermemiz gereken içsel çabayı açıklığa kavuşturuyoruz.

Burada ilerlemenin unsuru nerede? Metnin bir bölümünü okuduktan sonra üst ışığın kendimiz üzerindeki maksimum etkisini hissetmek için her birimizin yapacağı çalışma nedir?

Cevap: O’nu arzuladığım ölçüde, üst dünyanın kendim üzerindeki etkisini hissedebilirim yani tek bir bütün olarak ortak bağın niteliğini.

Dostlarım ve ben bir iletişim ağı oluştururuz ve bu ağda, bizi birbirine bağlayan ihsan etme ve sevgi niteliğini bulmaya çalışırız. Böylece, bu ağı yavaş yavaş, bu bağlantının kaynağı olan Yaradan’ı algılayabileceği koşula hazırlarız. Çalışma şekli budur.

Ben Doğa, Size Söylediklerimi Dinleyin!

Doğanın tek bir küresel gücü vardır ve bize Koronavirüsü gönderir böylece ona, doğru bir şekilde cevap verebilir ve gerçekliği düzeltebiliriz.

Her şeyden önce, virüsün, insanların doğayla dengesizlik içinde olduğu gerçeğinden dolayı, bize bu şekilde tepki veren doğanın genel integral sisteminden geldiğini anlamalıyız. Dolayısıyla doğa bizi zorla dengelemeye çalışmaktadır.

Doğa bizlere bu bela aracılığıyla, bu virüs aracılığıyla şunu söylüyor: “Bütünsel bir forma ulaştınız. Egoizminiz içinde tüm dünyayla birleşin. Zaten tek bir insanlık oldunuz – harika! Şimdi sizlere, tek bir beden olarak, bozuk olduğunuzu bu virüs aracılığıyla açıklamaya başlayacağım. Yavaş yavaş iyileşmeye başlayın!”

“Ama tüm insanlığı ve tüm gezegeni etkileyen bu virüse nasıl tepki vereceğinizi düşünmeniz gerekiyor; birlikte hareket etmelisiniz. Birleşin, birlikte hareket edin, her ülkedeki hükümet sistemlerini, ülkeler arasındaki ilişkiyi ve toplum içindeki ilişkileri değiştirmeye başlayın. Kendinizi tek bir beden yapın ve o zaman bu virüs iz bırakmadan kaybolacaktır.”

“Aksi halde gitmeyecektir. Ben, doğa, hepinizi herkesin birbirini tamamladığı, desteklediği ve birbirlerine dost olduğu tek bir toplum haline getirene kadar, o, çeşitli başka yapılarda, her tür değişikliklerle gelecektir. Size her türlü virüsle o kadar fazla baskı yapacağım ki, birbirinizle ve benimle, doğayla bağ kurmak zorunda kalacaksınız. ”

Bu, doğal gelişim sürecinde “Beito ” (“zamanında”) olarak adlandırılan, acının yoludur. Ama yine de zamanı hızlandırmanın (Achishena)  bir yolu vardır, kendimiz, Kabala ilmini çalışarak, ne yapılması gerektiğini anlarız ve birbirimizle iyi ilişkiler kurmaya ve kendimizi nasıl tek bir insanlık olunacağı konusunda eğitmeye başlarız.

Manevi Yükseliş Sırasında Ne Yapmalı?

Soru: Chaim Vital, Yaradan’ın etkisini ve gerçekliğini hissedeceğiniz manevi dünyalara yükselmek için, hayvansal doğamızdan aldığımız tüm düşünce ve hayalleri tamamen ortadan kaldırmamız gerektiğini yazmış. Manevi bir yükseliş sırasında çalıştayları nasıl düzgün bir şekilde yürütebiliriz?

Cevap: Manevi bir yükseliş sırasında veya bir manevi düşüş sırasında çalıştay yapmanıza gerek yoktur. Her iki koşulda da onlunuza mümkün olduğunca bağlı olmalısınız. Ve yapacak başka bir şey yoktur. Maksimum düzeyde onlunuzun içinde olun ve doğru bir şekilde başaracaksınız.

Metodolojimiz çok basittir: onlunun geri kalanıyla bağınızda kendinizi özdeşleştirmeniz gerekir. Orada sizinle dostlarınız arasında bir alan bulacaksınız. Bu, Üst dünyanın bir anlayışına dönüşecek ve Yaradan’ın hissiyatı onun içinde ortaya çıkacaktır. Ve böylece sonuca ulaşılacaktır: sen, grup (alan) ve Yaradan.

Twitter’da Düşüncelerim / 15 Mayıs 2020

Yaradan’a memnuniyet getirmek için birleşmeye başlarsak, onun desteğini alır, onun niteliklerini kazanırız, zamanın, hareketin, mekanın, kısıtlamaların üzerindeki tüm evreni görürüz ve mantık ötesi inanç yoluyla manevi boyutları ve fenomenleri ediniriz.

Yaratan’ı daima daha açık bir şekilde hissetmeye çalışın!

Maneviyatta ilerleme ancak kişinin Yaradan’ın dünyadaki otoritesini hissetmesi koşuluyla mümkündür. Onun dışında başka bir güç yoktur. Bu, her zaman Yaradan’ın içinde olduğunuz anlamına gelir. Ve sadece egoizminiz bunu hissetmenizi engelliyor. Bu yüzden onu kaldırın!

Hepimiz Veren İnsanlar Olacağız

Facebook Sayfamdan, Michael Laitman, 4/18/20

Realiteye bakmanın iki seviyesi vardır: kendi gözlerimden ya da genel halkın gözünden. Dünyaya kendi gözlerimle baktığımda, tek gördüğüm kendi ihtiyaçlarımdır ve tatmin etmek istediğim şey budur. Dünyaya halkın gözünden baktığımda, neye ihtiyaçları olduğunu görürüm ve onlara ulaşmalarına yardımcı olmak için çabalarım.

Doğamız gereği, dünyayı kendi gözlerimizle görerek, yalnızca kişisel bakış açısıyla doğarız. Yine de, eğitim ve sebatla, kendimizin üzerinde yükselme ve dünyayı genel halkın gözünden görme gücüne sahip olabiliriz. Bunu yapma gücüne “ihsan etme gücü” denir ve bize getirdiği kolektif algıya “mantık ötesi inanç” denir. Yavaş yavaş bunu hepimiz başaracağız.