Category Archives: Yaradan

Doğanın Her Seviyesinde Oynamak

Soru: Bu oyun hem dünyamızda hem de kişinin manevi çalışmasında toplumsal temelli bir prensip mi? Hangi hedefe doğru gittiğimi anlamalı mıyım, belirli prensipler almalı ve bu oyunda kullanmalıyım?

Cevap: Evet, aksi takdirde oyun oynamak mümkün değildir.

Bitkiler bile oyun prensibine sahiptir, sadece bizler bunu fark etmiyoruz. Hayvan dünyasında, küçük hayvanların birbirleriyle nasıl oynadıklarını açıkça görüyoruz, aksi takdirde gelişmezler. Ebeveynleri bunu anlar, onlara oynama fırsatı verir ve bu oyunu büyük bir sabırla ele alırlar.

Bize gelince, doğal olarak bir insanın oyun yoluyla geliştirilebileceğini biliyoruz. Başka yolu yoktur! Bu nedenle oyunun tüm unsurlarını kullanırız. Çocuklarımızın gelişebilmesi için kaç tane farklı oyuncak icat ettiğimize bir bakın.

Aynı şey Kabala için de geçerlidir. Kabala bizim için yepyeni bir dünya açar, bu dünyada kim olursa olsun,  insanın manevi olarak sıfırdan gelişmesi gerekir. Bu otuz ya da kırk yaşında, bilge ama kesinlikle maneviyatta gelişmemiş, hayatının en parlak evresinde bir bilim adamı da olabilir. Bu nedenle, bu kişiyi geliştirebilecek her türlü eylemi icat ediyoruz. Her şeyden önce, bunlar bir grup içinde gerçekleşen eylemlerdir.

Büyük Değişim Zamanı

Karantinaya alınan işletmelerin yarısı artık toparlanamayacak. Eğer iş kolu; insanların alışkın olduğu basit, geleneksel yiyeceklerle ilgiliyse, kesinlikle kalacaktır. Fakat fazla ve gereksiz olanların hepsi yok olacaktır.

Bütün bunlar uygulamada çok yakında belli olacak. İş sahipleri, işyerlerini açmak için geri döndüklerinde, toplumun şu anda neye ihtiyacı olduğu ve neye artık ihtiyaç duyulmadığı belli olacaktır.

Ve yarın daha azına, yarından sonraki gün daha da azına ihtiyacımız olacak çünkü virüs yok olmayacak ve kısıtlamalar sürecektir. Virüs mutasyona uğrayacak ve farklı şekillerde geri dönecek ve böylece bir çare olarak görünen bu virüs, bizi ıslah edecek ve doğru yönde yönlendirecektir. Yaradan’ın darbesinin iyileştirdiği söylenir.

Harika bir zamanda yaşıyoruz. Şimdi insanlığa, yeni bir form alması için yardımcı olacak kimse, böylece ruhunu inşa edecek, Yaradan’ın yardımcısı olacaktır.

Dünyayı değiştirmek, Yaradan için hiç sorun değildir. O, anında kapatabilir: şalter kapanacak ve bizler yok olacağız. Ölmeyeceğiz ama ortadan kaybolacağız – bir yaratılış vardı ve şimdi yok.  Sonuçta, yaratılışın tamamı üst ışığın bir sonucudur. Ancak yaratılış programı, rızamız ve arzumuzla ve kendi isteğimizle, Yaradan’ın amaçladığı, yaratılanların O’na benzer olmasını sağlamaktır. Üst ışık sadece bu yönde çalışır.

Değişim ihtiyacı, aşağıdan, insan aklından ve duygularından gelmelidir, böylece insan değişmeye ve tüm yaratılış üzerinde çalışmaya başlar. İnsan, egoizmini indirgemeyi ve başkaları uğruna ve yaratılışın genel gücü için harekete etmeyi istemelidir. İnsan buna gelmek zorundadır; bu, gelişme olarak adlandırılır. Yaradan bizi sınırlamak istemez. O bize öğretir, O bizi iyileştirir.

Islahın Metodu, Bölüm 7

Islah Neyi Gerektirir?

Soru: İhsan etme niteliğinde benzersiz olan nedir?

Cevap: Bizim dışımızda olan ihsan etme niteliğini, var olduğu anlamda anlayamayız. İçimizde, onu sadece alma niteliğinin üzerinde anlayabiliriz. Sadece bu şekilde birinin diğeriyle karşılaştırmasına dayanarak her şeye ulaşabiliriz. Nitekim, Yaradan içimizde tamamen negatif nitelikler yaratarak, bize negatif olanların üzerine çıkarak tamamen zıt, pozitif nitelikler kazanma fırsatı verir.

Soru: Eğer kişi, dostun ihtiyaçlarını karşılamayı, kendi ihtiyaçlarının üzerinde tutarsa, bu bir ihsan etme derecesi midir?

Cevap: Elbette! DOstların ihtiyaçlarını ne kadar çok karşılarsa, kişinin ihsan etme derecesi de o kadar büyük olur.

Soru: Neyle dostlarımızı tamamlayabiliriz?

Cevap: Bu önemli değildir. En önemlisi, düşüncelerinizin neyi amaçladığıdır, niyetinizdir: diğerlerini tamamlamak mı yoksa kendinizi tamamlamak mı? Ne düşünüyorsunuz, kalbiniz nerede? Bir dostunuzu memnun ederek Yaradan’a memnuniyet getirmek mi istiyorsunuz yoksa Yaradan ya da bir dostunuz radarınızda değilken kendinizi memnun etmek mi istiyorsunuz?

Soru: Islahın; bilinçli ya da bilinçsiz olarak sürekli hesaplamalar yapan normal bir kişi gibi, her andan haz almak yerine, kişinin, başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının üzerine koyarak hesaplamalar yapması gerçeğinden oluştuğunu mu söylemeye çalışıyorsunuz?

Cevap: Evet

Yorum: Bu ütopiktir! Buna nasıl ulaşılacağı bile belirsizdir

Benim Yorumum: Grubumuz ve metodolojimiz bunun için var, bu konu üzerinde çalışmaya başlamak için.

Soru: Grup bir araçtır. Ya hedef? Yaradan’ın benden istediğinin bu mu olduğunu nasıl bilebilirim?

Cevap: Birincisi, Yaradan bizden sadece tek bir şey ister, O’nun gibi olmamızı. İkincisi, O’nun gibi olabilmemiz için, Yaradan bizi bu dünyaya koydu ve bizi gruba getirip şöyle dedi:  “Bunu alın. Metoda göre çalışmaya başlayın: dost sevgisinden Yaradan sevgisine. Sadece bu şekilde Benim gibi olabilirsiniz. ” Dost sevgisinin daha büyük olması ve Yaradan sevgisinden önce gelmesi gerektiğini unutmayın. Tüm kaynaklarda bununla ilgili yazar. Yaradan’a ulaşmak istiyorsak tam olarak böyle davranmalıyız.

Yeni İlişkilere Doğru

Baal HaSulam, “Zohar’ın Tamamlanması İçin Bir Konuşma”: Bilgelerimizin söylediği şey budur, “Tüm eylemleriniz Yaradan için olsun”, yani Yaradan ile birleşme için. Birleşmenin amacını yüceltmeyen hiçbir şey yapmayın. Bunun anlamı, tüm hareketlerinizin ihsan etmek ve dostunuza faydalı olması demektir. O zaman, Yaradan’la form eşitliğini gerçekleştirirsiniz; zira O’nun tüm aksiyonları ihsan etmek ve başkalarına fayda sağlamak içindir, öyleyse sizin, tüm hareketleriniz sadece ihsan etmek ve başkalarına yarar sağlamak için olacaktır. Bu, tam bir bütünleşmedir.

Ve bununla ilgili olarak şöyle sorabiliriz, “Kişinin tüm hareketleri nasıl başkalarına fayda sağlamak için olabilir? Sonuçta, kişi kendisi ve ailesini ayakta tutmak için çalışmalıdır.”

Soru: Gereksiz ekonomik sektörlerin, gereksiz mesleklerin ve ürettiğimiz fazlalığın yakında ortadan kalkacağını söylüyoruz. Kişi bu durumu nasıl kavrayabilir? Mesleği gereksiz hale gelirse kendini nereye koyabilir?

Cevap: Doğa dört seviyeden oluşur: cansız, bitkisel, hayvansal ve insan. İnsan ve hayvan doğası arasındaki fark nedir? Sonuçta,  vücudumuzun yapısına göre, kendimiz için belirli bir toplum ve koşullar yaratmamız gerektiğine dair ufak bir ilaveyle, kesinlikle hayvanız.

Sadece “derimiz” içinde yaşayamayız; giyinmek zorundayız. Hazır doğa ürünlerini yiyemeyiz, onları bir şekilde işlemeliyiz, pişirmeliyiz. Hastalanırız ve her türlü ilaçla tedavi edilmeliyiz. Başka bir deyişle, insan kendisine en yakın hayvan türlerinden daha gelişmiş olmasına rağmen, aynı zamanda, bu ölçüde ve hatta daha fazla kusurludur.

Hayvanların nasıl davrandıklarına bakarsak, çok geniş bir sosyal çevreleri vardır. Bizler sadece onların çevrelerini tam olarak anlamıyoruz.

Bir kişi kendi türüyle iletişim kurmaz. Sadece kendi ilgi alanları ile ilgilenir, örneğin, futbol ve benzeri şeyler, genel olarak ilişkilerini geliştirmek dışında başka her şey.

Hem genç hem de yetişkin hayvanlar, zamanlarının çoğunu ilişkilerinin, oyunlarının vb.nin gelişimine adamaktadır. Ve bu insanlar tarafından çok fazla gözden kaçırılır çünkü birbirleriyle karşılaşmamak için herhangi bir yere kaçarlar.

Kötü ilişkilerimizi irdelemediğimiz ve birbirimize yakınlaşmadığımız için acı çekiyoruz. Sonuçta, prensip olarak, doğanın gerekli gördüğü şeyi yapmıyoruz.

Hayatta bize verilen zamanın yüzde yüzünden fazlasını, tamamen gereksiz şeylere harcıyoruz. Örneğin, her gün işte 10 saat harcıyoruz ve doğada, düzenli iki ila üç saat.

Ama sonra geri kalan zamanda ne yapacağım? Hayvanlar bu zamanı ilişkilerine ayırırlar. Birlikte dinlenirler, güneşte uzanırlar, yol boyunca dolaşırlar, ağaçlarda otururlar. Biz ne yapıyoruz? Bizler sözde boş zaman olarak adlandırılan zamana vakit ayırmıyoruz, doğa ve birbirimizle olan ilişkilerin açıklığa kavuşturulmasına da zaman ayırmıyoruz ve bu nedenle durumumuz içler acısıdır.

Bu karmaşık, küresel ve integral virüs ortadan kalktığında ve bizlere, birbirimize yeni bir davranış tarzıyla yaklaşma fırsatı verdiğinde, dikkatlice düşünmemiz ve nasıl yaşayacağımıza karar vermemiz gerekiyor.

Doğa bütünseldir, boşuna hiçbir şey yapmaz, onun içindeki her şey hesaba katılır. Bu nedenle, şu anda gerçekleşen her şey, onun tüm parçalarının daha fazla etkileşimini netleştirmeyi amaçlamaktadır.

O, yalnızca daha mükemmel etkileşime doğru ilerliyor. Görünüşe göre uyumsuzluklarımıza ve nasıl daha doğru, daha iyi ilişkilere yol açabileceğimize dikkat etmeliyiz.

Umarım insanlık bunun için hazır olacaktır.

Seçme Özgürlüğü, Bölüm 6

Kabala’nın bakış açısından “Kader”

Soru: Kabala’nın bakış açısından kader diye bir şey vardır. Ben onu değiştirebilir miyim?

Cevap: Kader aslında her birimizin doğasında vardır, yani hangi koşula ulaşmamız gerektiği.  Sadece bu hedefe doğru, nihai koşulumuza doğru hareket tarzımız bize bağlıdır, bundan başka bir şey değil.

Yine de, benim için taslağı çizilmiş olan koşula kesinlikle geleceğim ve şuan bile onu yaşamaktayım.  Aslında oradayım, ama özgür irademin gerçekleşmesi için buradayım.

Soru: Genellikle kaderin değiştirilemeyeceğini söyleriz. Yaradan gibi olmak, tam ıslaha ulaşmak, nihai hedef anlamına mı geliyor: Bu herkesin kaderi mi?

Cevap: Bu, Yaradan’ın programının anlayışının, onunla hemfikir olmanın, bağlılığın ve çabanın ifadesi olan, özgür iradedir. Bu programı haklı çıkarmak istediğinizde, onunla hemfikir olduğunuzda ise, bu hedefe doğru gitmek genellikle egoizme aykırıdır.

Arzuların Gelişimi, Bölüm 11

Birliğe Engel

Baal HaSulam, “Matan Tora” (Tora’nın Verilmesi) Madde 12: “ ‘Hoyrat bir eşek insana dönecektir’ diye yazar, çünkü kişi yaratılışın rahminden çıktığında son derece kirli ve aşağılık bir durumdadır, yani her hareketi başkalarına küçücük bir iyilik içermeden kendi etrafında dönüp duran ona monte edilmiş kişisel-sevgi bolluğunun içindedir.”

Soru: Kişi esasen bir egoist olarak doğar. Anladığım kadarıyla Kabala’da ıslah edilmesi gereken benmerkezci algıdır değil mi?

Cevap: Bu belirli bir egoizmdir. Islah gerektirir.

Bu, herkesin içgüdüsel olarak belli bir tavır almak istediğinde, adamın iyi olmak için bir tür hesaplama yaptığı zamanki hayvansal egoizmle ilgili değildir. Bu, doğal bir egoizmdir, onunla savaşmaya gerek yoktur.

Doğal arzularımız (yemek, cinsellik, aile vb.) hiç egoist sayılmazlar. İnsanlar bunun egoizm olduğunu ve onunla savaşılması gerektiğini düşünüyorlar. Hayır, bu yanlıştır. Sadece birliğimize izin vermeyen egoizmle savaşmalıyız, dostluk, bağ ve sevgi koşulu içinde diğerleriyle birlikte olmalıyız.

Bu nedenle, kişi bir şekilde diğer insanlarla etkileşime girmeye çalıştığında ortaya çıkan muhalefet güçleri,  gerçek egoizmdir.

Soru: Bir başkasını incitme pahasına haz almak, birini kullanmak – bu da aynı zamanda egoizm midir?

Cevap: Elbette çünkü bunlar, aynı zamanda diğerleri ile birleşmemizi engelleyen güçlerdir.

Özgecil Bir Bağa Doğru

Soru: MAK Online’da (Bney Baruh’un Rusya Eğitim Merkezi) okuduğum zaman, dostumun maddi problemlerinden uzak durmam gerektiğine karar verdim, çünkü bu benim manevi yolda ilerleyişime zarar verebilirdi.

Ama kongre’de aramızda bir tür bağ uyandı, birbirimize daha büyük bir dahiliyet- bağlılık. Örneğin; başım ağrıyordu ve bir dost cebini kurcalayıp, bana bir hap verdi. Ama bir sonraki toplantıda, onun olduğu tarafa bakmaya utandım, garip, ona karşı minnettar hissettim.

Manevi ilerlemede dostlar arasındaki bu tür önemseme ve endişe ifadelerinin rolü nedir?

Cevap: Birbirinizden rahatsız olmayacağınız bir koşula ulaşmalısınız.  Aksine, bu sizleri herhangi bir hesaplama yapmadan, tamamen özverili bir şekilde bir araya getirecektir. Bir dostuma bana yardım etme fırsatı verdim ve bu konuda çok mutluyum.  Yardımlarına ihtiyacım olduğunu hemen hisseden dostlarımın olmasından memnunum.

Burada sadece veren veya alan yoktur.  Herkes verir ve herkes alır.  Kişi böyle durumları düşünmeye gayret etmelidir

Aramızdaki genel ilişkiler ağı içinde artık, benim size verdiğim ama sizin bana vermediğiniz ya da benim aldığım ama sizin almadığınız bir koşul yoktur çünkü hem ihsan etme hem de alma tamamen eşdeğerdir, tek ve aynıdır. Verdiğim zaman, bununla almış oluyorum.  Bir dostum, bana, ona verme fırsatı verir.  Belki ona bir ilaç ya da başka bir şey verirsin ama aslında ondan alırsın. Kongrede,  ilişkiniz içinde kısmen hissettiğiniz şey budur.

Ben alırım ya da ben veririm gibi bir şey yoktur.  Bunların hepsi aramızdaki karşılıklı bağ için yapılan eylemlerdir. Bütünsel bir bağda, eylemlerin kendilerinin bir anlamı yoktur. Önemli olan sadece bu mutlak ağın inşasıdır, bu, tüm iletişim ağlarının, onlardan sonsuz sayıda vardır, hizalandığı ve dönüştürüldüğündeki koşuldur.  Ve bu seviyede Yaradan’ın niteliği hüküm sürmektedir.

Olaylar Neden Tekrar Ediyor?

Soru: Hayatımızda neden aynı şeyler oluyor? Neden bir yineleme, olayların tekrarı var?

Cevap: Böylece kendimizi yavaş yavaş ıslah edebiliriz. Hepsini bir kerede yapamazsınız. Bu nedenle, birçok yaşam döngüsünden geçiyoruz.

Dahası, ruh, her zaman doğuş veya reenkarnasyon denilen şeyden geçtiğinde, ruhların kısmi bir birleşimi, ardından başka bir ayrılma ve yine bir sonraki kombinasyon vardır. Sonuç olarak, tüm ruhlar tamamen ıslah olur.

Ruhların döngüsü hakkındaki materyalleri okumanızı tavsiye ederim. Ruhlar, yavaş yavaş kendin için olan arzudan,  Yaradan uğruna olan arzuya dönüştürülen arzular anlamına gelir.

Kabalistik Bir Grubun Amacı, Bölüm 12

Çeşitli Yöntemlerden Birini Seçin

Soru: Kabalistik ilkeye göre, bir grupta birincil kaynaklardan manevi terimler hakkında konuşmanız önerilir. Örneğin, Talmud Eser Sefirot veya Zohar Kitabı’nı okursak, birbirimizle iletişim kurmak için bu metinlerdeki terimleri kullanabilir miyiz?

Cevap: Evet, bu yasak değildir.

Yorum: Başka bir ilke daha var. Kabala’yı incelerken diğer manevi uygulamaları ve teknikleri göz ardı etmek önemlidir.

Benim Yorumum:  Elbette. Belli bir yöntemi edinmek için, onu derinlemesine araştırmalısınız.  Her türlü yöntem ve yaklaşımdan bir salata yapmamalısınız. Ve onlardan bir sürü var.

Doğu ve batı öğretileri, bilimsel ve ruhsal öğretiler, Baal HaSulam ve Rav Kook’un öğretileri vardır. Vilna Gaon ve Baal Shem Tov’un yöntemleri uzun zamandır bilinmektedir. Yani, Yaradan’a çok çeşitli yollar vardır. Bu nedenle, başarılı olmak için sadece bir dalla uğraşmanız gerekir.

Zira ben öğretmenimi buldum ve yaşamının son 12 yılında Rabash’ın öğrencisi ve asistanıydım, ben bu prensibi izlemekte ve ona bağlı kalmaya çalışmaktayım.

Rabash, Baal HaSulam’ın en büyük oğluydu, bu yüzden Baal HaSulam’ın materyallerini öğreniyoruz ve mümkün olduğunca uygulamaya çalışıyoruz. Baal HaSulam, bizlerin, Kabala’nın dünyaya açılması ve sadece İsrail halkına değil, aynı zamanda dünya uluslarına da seslenmesi gerektiği zamanın nesline ait olduğumuzu yazdı. Bizler de bu yönde hareket ediyoruz.

Soru: Öğretmeniniz, grup içinde çalışma prensipleri ile ilgili olarak,  kimler için makaleler yazdı?

Cevap: Onları öğrencileri için ve onlardan sonra gelecek olan, gelecek nesil için yazdı.

Baal HaSulam ve Rabash, Ari ve Baal Shem Tov’un zamanında yaptıklarını yaptılar. Ari, Kabala bilgeliğini geliştirdi, Baal Shem Tov da pratik Kabala’yı geliştirdi.

Baal HaSulam da aynısını yaptı, esas olarak Kabala ilmine dikkat ederek ve onu Ari’ye göre tanımladı. Rabash, pratik Kabala’yı geliştirmeye devam etti. Onlardan sonra başka neler yapılabileceğini hayal edemiyorum yani Kabala’da bir şeyler girmek ve eklemek için yer vardır.

Ancak çok sayıda yazılı kitap sadece Kabala bilgeliğini sulandırır. Bunun gerekli olduğunu düşünmüyorum. Bizim için geriye kalan, belki de onların çalışmalarını yeni başlayanlar için uyarlamak, diğer dillere çevirmek ve dünya uluslarına ıslahın metodunu getirmektir.

Kabalistik Terimler: “MAN”, “Mahsom”

MAN, Mei Nukvin’in (dişi sular) kısaltmasıdır. Kabala’da her zaman kadın arzu ile, erkek ihsan etmeyle ilişkilidir. Kadın alma arzusudur, erkek verme arzusudur. Bu nedenle dişi sular, aşağıdan Yaradan’a doğru arzunun yükselmesi anlamına gelir. Dahası, onlar Yaradan’ı bu arzuların yaratılmasına, ıslah edilmesine ve yerine getirilmesine başlamaya teşvik ederler. Bu durumda, aşağıdan yukarıya doğru olan talepler, dua veya MAN olarak adlandırılır.

Soru: Bu çölde bahsedilen MAN (manna) mı?

Cevap: Bu, Tora’nın,  her sabah insanların onu alıp, ondan beslediğini söylediği MAN (Manna)’dır.

Soru: Kabala’da çok sık Mahsom [bariyer] terimi kullanılmakta. Bunun anlamı nedir?

Cevap: Mahsom, bir insanın sadece bizim dünyamızın hissiyatından, üst dünyanın hissiyatına giden yol boyunca geçmesi gereken bir koşuldur. Başka bir deyişle bu, bizim ve manevi dünya arasındaki sınır çizgisidir, bir tür psikolojik/ruhsal engeldir.